Kira sözleşmelerinde,kefilin sorumluluğu kira süresi ile sınırlıdır. Kira süresinin uzadığı hallerde, kefilin sorumluluğunun devam edebilmesi için;kefilin sorumluluğunun uzayan dönem için de devam edeceği sözleşmede açıkça yazılı olması gerekir.

  • ÖZET;
  • Kira sözleşmelerinde, kefilin sorumluluğu kural olarak kira süresi ile sınırlıdır. Kira süresinin uzadığı hallerde, uzayan kira süresi bakımından kefilin sorumluluğunun devam edebilmesi için; öncelikle kefilin sorumluluğunun uzayan dönem için de devam edeceğinin sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olması gerekir. Bunun yanında, kefilin uzayan dönemdeki sorumluluğunun azami hangi süreyle ve hangi miktarla sınırlı olacağının açıkça gösterilmiş olması da şarttır. Başka bir ifade ile ne kadar uzayacağı belirsiz bir kira süresine ilişkin olan ve kefili sınırsız bir sorumluluk altına sokan sözleşme hükümleri geçerli değildir. Hakim, bu yönleri resen dikkate almakla yükümlüdür.Mahkemece kefilin sorumlu olduğu sürenin belirlenebilmesi için ise hükme esas alınan kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin tespit edilmesi gerekmektedir.Bu nedenle mahkemece kira sözleşmesi başlangıç tarihinin tespit edilerek talep konusu ayların kefilin sorumlu olduğu döneme ilişkin olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik ineleme ile karar verilmesi doğru değildir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi         

2014/10723 E.  ,  2015/8308 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/05/2014
NUMARASI : 2010/277-2014/231

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalıların kiracı olarak bulunduğu mecurun müvekkilinin 1/3 oranında maliki ve hissedarı olduğunu, tüm kira bedelerinin 1/3’ünün müvekkilinin banka hesabına yatırılması hususunda davalılara noter aracılığı ile ihtarname gönderildiğini,davalıların 04.06.2004 tarihinde kendisine geçmiş dönem birikmiş kira borçlarına karşılık 3.600,00 TL.lik bir çek verdiklerini ve bu çekin de müvekkili tarafından 04.06.2004 tarihinde bankadan tahsil edildiğini, davalıların, tüm bu ihtar ve uyarılara rağmen herhangi bir ödemede bulunmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin tüm hak ve talepleri saklı kalmak kaydı ile şimdilik, 2005 yılı Aralık ayından 2010 yılı Aralık ayına kadar toplam 31.680,00-TL.kira alacağının kira başlangıç tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, müvekkili E.. B..’ın kira sözleşmesinin tarafı olmadığını, kira sözleşmesinin M.. E.. ile P. L. ve Hırdavatçılık San.ve Tic.Ltd.Şti. arasında imzalanmış olup, diğer davalı Z.. S..’nın sözleşmeyi kefil sıfatı ile imzaladığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece,davalı E.. B.. yönünden davada pasif husumeti bulunmadığından, diğer davalı Z.. S.. yönünden davalı Z.. S..’nın kira sözleşmesindeki kefaletinin ve kira parasından sorumluluğunun Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca ilk yıl için geçerli olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin kefalete yönelik temyiz itirazlarına gelince; Hükme esas alınan kiraya veren sıfatı ile M.. E.. ,kiracı sıfatıyla P. L. ve H. San.ve Tic.Ltd.Şti. tarafından imzalanan beş yıl süreli kira sözleşmesinde davalı Z.. S..’nın müteselsil kefil olarak yer aldığı anlaşılmaktadır.Kira sözleşmelerinde, kefilin sorumluluğu kural olarak kira süresi ile sınırlıdır. Kira süresinin uzadığı hallerde, uzayan kira süresi bakımından kefilin sorumluluğunun devam edebilmesi için; öncelikle kefilin sorumluluğunun uzayan dönem için de devam edeceğinin sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olması gerekir. Bunun yanında, kefilin uzayan dönemdeki sorumluluğunun azami hangi süreyle ve hangi miktarla sınırlı olacağının açıkça gösterilmiş olması da şarttır. Başka bir ifade ile ne kadar uzayacağı belirsiz bir kira süresine ilişkin olan ve kefili sınırsız bir sorumluluk altına sokan sözleşme hükümleri geçerli değildir. Hakim, bu yönleri resen dikkate almakla yükümlüdür.Mahkemece kefilin sorumlu olduğu sürenin belirlenebilmesi için ise hükme esas alınan kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin tespit edilmesi gerekmektedir.Bu nedenle mahkemece kira sözleşmesi başlangıç tarihinin tespit edilerek talep konusu ayların kefilin sorumlu olduğu döneme ilişkin olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik ineleme ile karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine,12.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.