Dilekçe Örnekleri Kira Artışı 2026 Kıdem Tazminatı Ceza Davaları Boşanma İcra Takibi Tüketici Hakları Yargıtay Kararları
POPÜLER

“Aslı Gibidir” Onayında Cezai Sorumluluk: Avukatlık Kanunu m. 56/3 ve Yargıtay CGK 

Yargıtay Kararı
Ceza Genel Kurulu
Avukatlık Hukuku

“Aslı Gibidir” Onayında Cezai Sorumluluk: Avukatlık Kanunu m. 56/3 ve Yargıtay CGK 2016/1170 E., 2019/488 K. Kararının Kapsamlı Analizi

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, avukatın aslını bizzat görmediği bir belge üzerine “aslı gibidir” şerhi düşerek mahkemeye sunmasının TCK 257 değil Avukatlık Kanunu m. 56/3 kapsamında özel bir suç oluşturduğunu kesin biçimde karara bağlamıştır. Bu karar, dijital çağda fotokopi ve WhatsApp iletileriyle işlem yapan her avukatı doğrudan ilgilendirmektedir.

Karar: CGK 2016/1170 E. — 2019/488 K.

Yayın: sanalhukuk.org editörü

Kararın Kilit Noktaları

1. Belgenin aslı avukatta bulunmadan yapılan “aslı gibidir” onayı, Avukatlık Kanunu m. 56/3 kapsamında suç oluşturur.

2. Bu suç tipi TCK m. 257’ye (görevi kötüye kullanma) göre özel normdur; özel norm önce uygulanır.

3. Ceza: 3 yıldan 6 yıla kadar hapis.

4. “Müvekkil fotokopi getirdi, güvendim” savunması cezai sorumluluktan kurtarmaz.

5. Avukat, onayladığı her belgenin aslını dosyasında muhafaza etmek zorundadır.

İçindekiler

1. Kararın Arka Planı: Somut Olay Neydi?

2. Avukatlık Kanunu Madde 56: Belge Onaylama Yetkisinin Hukuki Çerçevesi

3. Suçun Unsurları: Av.K. m. 56/3’teki Suç Tipi

4. Temel Uyuşmazlık: TCK 257 mi, Av.K. 56/3 mü?

5. Özel Norm – Genel Norm İlişkisi ve Yargıtay’ın Çözümü

6. Kast Unsuru ve Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi

7. Belgenin Aslını Muhafaza Yükümlülüğü ve İstisnası

8. CMK m. 46–48: Avukatın Tanıklıktan Çekinme Hakkı Boyutu

9. Dijital Çağda Pratik Uyarılar

10. Sıkça Sorulan Sorular

11. Sonuç

1. Kararın Arka Planı: Somut Olay Neydi?

Doğrudan yanıt: Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2016/1170 E., 2019/488 K. sayılı kararına konu olayda bir avukat, müvekkilinin aile mahkemesine delil olarak sunduğu bir raporun fotokopisi üzerine “aslı gibidir” şerhi düşerek dosyaya ibraz etmiştir. Raporun aslı avukatta hiçbir zaman bulunmamış; avukat yalnızca fotokopi üzerinden işlem yapmıştır.

Söz konusu raporun sahte olduğunun anlaşılması üzerine avukat hakkında cezai soruşturma başlatılmıştır. Yerel mahkeme ve Özel Daire arasında eylemin hukuki nitelendirilmesi konusunda görüş ayrılığı doğmuş; mesele Ceza Genel Kurulu’na taşınmıştır. Temel soru şudur: Avukatın eylemi, TCK m. 257 kapsamında görevi kötüye kullanma mı oluşturur, yoksa Avukatlık Kanunu m. 56/3’teki özel suç tipini mi?

Ceza Genel Kurulu, ayrıca avukatın başka bir dosyada tanık sıfatıyla verdiği beyanların delil olarak kullanılıp kullanılamayacağını da değerlendirmiştir. Bu, karar metninin ikinci önemli boyutunu oluşturmaktadır.

2. Avukatlık Kanunu Madde 56: Belge Onaylama Yetkisinin Hukuki Çerçevesi

Doğrudan yanıt: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “örnek çıkarabilme ve tebligat yapabilme hakkı” başlıklı 56. maddesi avukatlara kısıtlı bir belge onaylama yetkisi tanımakta; bu yetkinin sınırlarını da aynı madde belirlemektedir.

Madde üç temel katmandan oluşmaktadır:

Madde 56 — Üç Fıkranın Özeti

1

Vekaletname onaylama (f.1): Usulüne uygun düzenlenip avukata verilmiş vekaletnamelerin örneği avukat tarafından onaylanabilir. Bu örnekler tüm yargı mercileri ve resmi kurumlar için resmi örnek hükmündedir.

2

Diğer belgeler (f.2): Asıllarının verilmesi kanunda açıkça gösterilmeyen hallerde, aslı avukatta bulunan her türlü kağıt ve belgenin örneğini avukat bizzat onaylayarak yargı mercilerine verebilir.

3

Suç tipi (f.3): Aslı olmayan vekaletname veya diğer kağıt ve belgelerin örneğini onaylayan ya da aslına aykırı örnek veren avukat, 3 yıldan 6 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

Yasal arka plan ve amaç: Kanun koyucu bu yetkiyi avukata tanımanın gerekçesini açıkça ortaya koymuştur: Avukatın her belge için ayrıca resmi kurumlara başvurarak örnek çıkartması zaman kaybına yol açacak, yargılama verimliliğini düşürecektir. Avukata “kamu itimat mühürü” niteliğinde bir onaylama yetkisi tanınmış; bu güvenin kötüye kullanılması da aynı mantığın zorunlu sonucu olarak ağır yaptırıma bağlanmıştır.

Yargıtay’ın tanımı: CGK kararında da vurgulandığı üzere, 56/3’teki “aslı olmayan” ibaresinin doğru yorumu şudur: Belgenin aslının fiziken mevcut olmadığı anlamında değil, belge aslının onay anında avukatın elinde bulunmaması anlamında kullanılmıştır. Dolayısıyla asıl var olsa bile avukatta bulunmuyorsa suç oluşabilir; asıl hiç yoksa zaten suç kesindir.

3. Suçun Unsurları: Av.K. m. 56/3’teki Suç Tipi

Doğrudan yanıt: CGK kararı, suçun oluşması için aşağıdaki koşulların birlikte bulunmasını aramaktadır.

Unsur 1 — Özgü Fail

Suçu yalnızca avukat işleyebilir. Stajyer avukat, baro levhasına kayıtlı olmayan kişi ya da avukatın sekreteri bu suçun faili olamaz.

Unsur 2 — Aslı Olmayan Belge

Onaylama anında belge aslının avukatta bulunmaması gerekir. Fotokopi, faks, tarama ya da WhatsApp görüntüsü asıl değildir.

Unsur 3 — Aldatma Kabiliyeti

Onaylanan belgenin, sahtecilik suçlarında aranan iğfal (aldatma) yeteneğine sahip olması gerekir. Açıkça sahte görünen belgeler bu kapsamın dışında kalabilir.

Unsur 4 — Seçimlik Hareket

İki seçimlik hareket: (a) aslı olmayan belgeyi onaylamak veya (b) aslına aykırı örnek vermek. Birinin gerçekleşmesi suçun oluşması için yeterlidir.

Unsur 5 — Zarar Şartı Aranmaz

Suçtan somut bir zarar doğması gerekmemektedir. Belgenin düzenlenmesi ve onaylanması yeterlidir; kullanılması zorunlu koşul değildir.

Unsur 6 — Bizzat Onay

Onaylama işlemini avukatın bizzat kendisi yapması gerekir. Stajyer ya da büro çalışanının imzaladığı onay belgeleri avukata isnat edilemez; ancak farklı bir hukuki sorumluluk doğurabilir.

Yargıtay perspektifi: Korunan hukuki değer, belgede sahtecilik suçlarında olduğu gibi “kamunun güveni”dir. Bununla birlikte m. 56/3’teki düzenleme, avukatlık mesleğine atfedilen kamu güveninin özellikle korunmasını hedeflemektedir. TCK m. 204/2 (kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği) zaten cezai yaptırım öngörürdü; ancak avukatlara özgü bu norm, sektör dinamiklerine uygun özel bir düzenleme niteliği taşımaktadır. Ayrıntılı inceleme için: Avukatın aslı olmayan belgeyi onaylaması ve aslına aykırı suret çıkarması.

4. Temel Uyuşmazlık: TCK 257 mi, Av.K. 56/3 mü?

Doğrudan yanıt: CGK kararındaki temel hukuki uyuşmazlık, avukatın “aslı gibidir” şerhi düşerek sunduğu sahte fotokopi eyleminin hangi suç tipine gireceğidir: genel norm olan TCK m. 257 (görevi kötüye kullanma) mı, yoksa özel norm olan Av.K. m. 56/3 mü?

TCK m. 257 — Görevi Kötüye Kullanma

Genel norm. Avukatın kamu görevlisi sayıldığı durumlarda uygulanır. Diğer suç tiplerince kapsanmayan hallerde devreye girer. Yaptırım: 1 yıldan 3 yıla kadar hapis.

Av.K. m. 56/3 — Özel Suç Tipi

Özel norm. Avukatlık mesleğine özgü belge onaylama yetkisinin kötüye kullanılması halini özel olarak düzenler. Yaptırım: 3 yıldan 6 yıla kadar hapis. CGK’nın uygulanmasını zorunlu gördüğü normdur.

Yargıtay uygulaması: Özel Daire çoğunluğu başlangıçta TCK m. 257’nin uygulanması gerektiği görüşündeydi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise Av.K. m. 56/3’ün devreye girmesi gerektiğini savunuyordu. Ceza Genel Kurulu, Başsavcılığın görüşüne katılmış ve özel normun önceliği ilkesi uyarınca Av.K. m. 56/3’ün uygulanacağını hükme bağlamıştır. Görevi kötüye kullanma ve diğer ilgili suç tiplerinin incelendiği içtihatlar için Ceza Hukuku bölümümüze bakınız.

5. Özel Norm – Genel Norm İlişkisi ve Yargıtay’ın Çözümü

Doğrudan yanıt: Hukuk sistemimizde “özel norm genel normdan önce gelir” (lex specialis derogat legi generali) ilkesi, çakışan iki norm arasındaki öncelik sorununu çözer. Av.K. m. 56/3, doğrudan ve yalnızca avukatların belge onaylama yetkisini düzenlemekte; TCK m. 257 ise kamu görevlilerinin genel ihlallerini kapsamaktadır.

Yargıtay CGK — Hukuki Gerekçe Özeti

Avukatlık Kanunu’nun 56/3. maddesi, avukata tanınan belge onaylama yetkisinin kötüye kullanılması halini müstakil bir suç olarak düzenlemiştir. Bu hüküm, TCK m. 257’ye nazaran hem özel bir fail grubunu (avukat) hem de özel bir eylemi (yetkisiz belge onaylama) kapsadığından özel norm niteliğindedir. Özel normun varlığı, genel normun uygulanma alanını ortadan kaldırır. Sonuç olarak avukatın bu eylemi, yalnızca Av.K. m. 56/3 çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Uygulama açısından önemi: Bu tercih, yaptırım düzeyi bakımından da belirleyicidir. TCK m. 257’nin öngördüğü 1–3 yıl hapis yerine Av.K. m. 56/3’ün öngördüğü 3–6 yıl hapis uygulanacaktır. Bu fark, olaydaki kastın derecesine ve TCK’daki indirim/artırım hükümlerine göre pratikte büyük anlam taşımaktadır.

Belge sahteciliği kastı bakımından Yargıtay’ın yerleşik içtihadı için ayrıca sahtecilik kastı ve rıza ilişkisine dair Yargıtay kararı incelenebilir.

6. Kast Unsuru ve Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi

Doğrudan yanıt: Av.K. m. 56/3 kastla işlenebilen bir suçtur. Ancak CGK kararında tartışılan kritik nokta, kastın kapsamıdır: Suçun oluşması için avukatın belgenin içeriğinin sahte olduğunu bilmesi şart değildir. Belgenin aslını görmeksizin onayladığını bilerek hareket etmesi yeterlidir.

Karşı oy yazılarında ve savunma argümanlarında vurgulanan husus şudur: Avukat, belgenin sahte olduğunu bilmiyordu ve fotokopiye iyi niyetle güvendi. Bu çerçevede şüpheden sanık yararlanır (in dubio pro reo) ilkesi devreye girmelidir.

CGK’nın İki Aşamalı Kast Analizi

Aşama 1 — Maddi olayın tespiti: Şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince, belge fotokopisinin avukata bir şekilde ulaştığı ve avukatın belgenin sahte olduğunu bilmeden hareket ettiği kabul edilir. Bu aşamada avukatın yararına yorum yapılmıştır.

Aşama 2 — Hukuki nitelendirme: Avukatın belgenin içeriğini bilip bilmediğinden bağımsız olarak, belge aslını görmeksizin “aslı gibidir” onayı yapması bilinçli bir eylemdir. Avukat, yetkisini aşarak hareket ettiğini bilmekteydi. Dolayısıyla Av.K. m. 56/3 bakımından kast unsuru gerçekleşmiştir.

Pratik çıkarım: Belgenin içeriğinin gerçek ya da sahte olması, bu suçun oluşması bakımından belirleyici değildir. Belirleyici olan, onaylama anında belge aslının avukatta bulunup bulunmadığıdır. Avukat gerçek bir belgenin fotokopisini de onaylasa, yetki sınırını aşmış olduğundan suç oluşabilir.

7. Belgenin Aslını Muhafaza Yükümlülüğü ve İstisnası

Doğrudan yanıt: CGK kararı, avukatın yalnızca onaylama anında değil, onaylama sonrasında da belge aslını dosyasında saklaması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Bu yükümlülük, hem m. 56/1’deki vekaletname saklamasından hem de m. 56/2’deki “aslı kendilerinde bulunan” ibaresinin mantıksal genişletmesinden kaynaklanmaktadır.

Yargıtay, avukatın belge aslını saklamasının pratik gerekçesini net biçimde ifade etmiştir: İleride sahtecilik iddiası gündeme geldiğinde, avukat dosyasındaki asıl belgeyi ibraz ederek olası cezai sorumluluktan kurtulabilecektir. Asıl yoksa, ispat yükü avukatın aleyhine döner.

Kural: Muhafaza Zorunluluğu

Avukat, örneğini çıkarıp onayladığı belgenin aslını iade etmez; sahtecilik iddiasına karşı koruma amacıyla dosyasında muhafaza eder. Bu, m. 56’nın yorum yoluyla ortaya çıkarılan zımni bir yükümlülüğüdür.

İstisna: Asıl Kuruma Teslim

Onaylama öncesinde belgenin aslı avukattayken, kuruma teslim zorunluluğu nedeniyle asıl kuruma verilmek durumunda kalınmışsa ve bu durum belgelerle ispat edilebiliyorsa, muhafaza yükümlülüğüne aykırılık suç oluşturmaz.

Pratik Kural: Üç Adım

Adım 1: Müvekkil belge getirirse — asıl fiziken elinizde mi? Yoksa fotokopi veya dijital görüntü mü?

Adım 2: Asıl elinizde ise — örneği çıkarın, onaylayın, asıl belgeyi dosyada saklayın.

Adım 3: Asıl elinizde değilse — “aslı gibidir” kesinlikle yazmayın; belge aslını temin edinceye dek bekleyin.

8. CMK m. 46–48: Avukatın Tanıklıktan Çekinme Hakkı Boyutu

Doğrudan yanıt: CGK kararında ele alınan ikinci önemli mesele, avukatın başka bir dosyada tanık sıfatıyla verdiği beyanların delil olarak kullanılabilirliğidir. Burada CMK m. 46 (tanıklıktan çekinme) ve m. 48’in (kendini suçlamama hakkı) birlikte işleyişi incelenmektedir.

CMK’daki İlgili Hükümler

CMK m. 46 — Tanıklıktan çekinme: Avukat, mesleği gereği öğrendiği sırlar kapsamındaki konularda tanıklıktan çekinebilir. Müvekkil aleyhine tanıklık bakımından bu çekinme hakkı hatırlatılmalıdır.

CMK m. 48 — Kendini suçlamama hakkı: Bir tanığa cevabı kendisini veya yakınlarını suç kovuşturmasına maruz bırakacak soruları yanıtlamama hakkı tanınmaktadır. Bu hak hatırlatıldıktan sonra verilen beyanlar delil olarak kullanılabilir.

CGK’nın tespiti: Avukata CMK m. 48 kapsamındaki hakları usulüne uygun biçimde hatırlatılmışsa ve avukat bu haklarından haberdar olarak beyanda bulunmuşsa, söz konusu beyanlar daha sonra yürütülen ceza kovuşturmasında avukat aleyhine delil olarak kullanılabilecektir. Usule aykırı alınan beyanlar ise delil yasağı kapsamında değerlendirilebilir.

9. Dijital Çağda Pratik Uyarılar

Doğrudan yanıt: CGK 2019/488 sayılı kararı, mevzuatın henüz bu kadar dijital olmadığı bir dönemde verilmiş olsa da, içtihadın bugünkü uygulamaya taşınması gereklidir. Avukatlık pratiğinin giderek dijitalleştiği bir ortamda bu karar, çok daha geniş bir risk alanını kapsamaktadır.

Risk Haritası: Asıl Sayılmayan Belgeler

Fotokopi / Tarama

En yaygın risk. Müvekkilin getirdiği fotokopi üzerine doğrudan “aslı gibidir” yazılması Av.K. 56/3 kapsamında suç oluşturur.

WhatsApp / Telegram

Mesajlaşma uygulamasından gelen belge görüntüsü asıl değildir. Ekran görüntüsü üzerinden yapılan onay yasal değildir.

E-posta Eki

E-postayla gelen PDF veya görsel, fiziki asıl olarak kabul edilmez. Belgenin e-imzalı elektronik orijinal olması ayrı bir değerlendirme gerektirir.

Faks Çıktısı

Yargıtay 11. CD 2013/4456 K. sayılı kararında faksla gelen belgenin asıl olmadığı ve aldatma kabiliyeti tartışılmıştır.

E-imzalı belgeler özel durum: Hukuki olarak e-imzalı elektronik belgeler, 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında güvenli elektronik imzayla onaylanmışlarsa asıl belge niteliği taşıyabilir. Ancak bu konudaki içtihat henüz yeterince gelişmemiştir ve ihtiyatlı yaklaşım gerektirir.

UYAP üzerinden alınan belgeler: UYAP sistemi üzerinden resmi olarak indirilen belgeler, sistemin güvenilirliği ve bütünlük doğrulaması nedeniyle farklı bir konumdadır. Bu belgeler için yapılan onaylamalar Av.K. m. 56/3 kapsamında değerlendirilmeyebilir; ancak bu konuda da kesin içtihat oluşmamıştır.

Yargıtay Kararları: Konuya İlişkin İçtihat Haritası

Karar Konu Sonuç
CGK 2016/1170 E.
2019/488 K.
Fotokopi belgeye “aslı gibidir” — TCK 257 mi, Av.K. 56/3 mü? Av.K. 56/3 özel normdur; uygulanır. CMK 48 bildirimi yapılmışsa tanık beyanı delil olabilir.
Yargıtay 11. CD
2011/4375 E. 2013/4456 K.
Sahte mahkeme kararının faksla bankaya iletilmesi — aldatma kabiliyeti var mı? Aldatma kabiliyeti yoksa suç oluşmayabilir; Av.K. 62 aracılığıyla TCK 257 uygulanması araştırılmalıdır.
CGK 30.03.1992
E:80, K:98
Belgede sahtecilik suçlarında kast — zarar verme bilinci gerekli mi? Kast, zarar verme bilinç ve iradesidir. Rızayla başkasının yerine imza atanda sahtecilik kastı kabul edilemez.

10. Sıkça Sorulan Sorular

Avukat fotokopi üzerine “aslı gibidir” yazabilir mi?

Hayır, yazamaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2019/488 K. sayılı kararına göre “aslı gibidir” onayı ancak ve ancak belgenin aslı avukatın elinde fiziken bulunduğunda yapılabilir. Fotokopi, tarama çıktısı ya da mesajlaşma uygulaması görüntüsü asıl belge niteliği taşımaz. Aksi davranış Avukatlık Kanunu m. 56/3 kapsamında 3–6 yıl hapis cezası gerektiren bir suç oluşturur.

“Müvekkil fotokopi getirdi, belgenin sahte olduğunu bilmiyordum” savunması geçerli midir?

Belgenin içeriğinin sahte olduğunu bilmemek kısmen koruyucu olsa da, belge aslını görmeksizin onay yapma eyleminin kendisi bilinçli bir hareket olduğundan kast unsuru gerçekleşmektedir. CGK, bu savunmanın avukatı Av.K. m. 56/3 kapsamındaki sorumluluktan kurtaramayacağını açıkça belirlemiştir. İçerik kastıyla şekil kastı birbirinden ayrılmıştır.

Avukat onayladığı belgenin aslını müvekkile iade edebilir mi?

Kural olarak hayır. CGK kararına göre avukat, onayladığı belgenin aslını sahtecilik iddiasına karşı dosyasında muhafaza etmelidir. Yalnızca belgenin aslını yetkili bir kuruma teslim etme zorunluluğu varsa ve bu durum belgelerle ispatlanabiliyorsa, muhafaza yükümlülüğüne aykırılık suç oluşturmaz.

Avukat bu suçu işlerse disiplin cezasının yanı sıra ceza kovuşturması da açılır mı?

Evet. Av.K. m. 56/3, müstakil bir ceza hukuku normu olup baro disiplin yaptırımlarından bağımsız olarak işler. Avukat hem baro disiplin soruşturmasıyla hem de Adalet Bakanlığı iznine tabi cezai kovuşturmayla karşı karşıya kalabilir. Her iki süreç paralel yürütülebilir.

Stajyer avukat ya da büro çalışanının yaptığı onay avukatı sorumlu kılar mı?

Onaylama yetkisi münhasıran avukata aittir. Stajyer ya da büro çalışanı kendi adına onaylama yapamazken, avukat imzasını taklit ederek ya da avukata atfedilerek yapılan onaylar farklı bir cezai sorumluluk boyutu doğurur. Avukat imzasını usulsüz kullandıran ya da buna göz yuman avukat de fiilen sorumlu tutulabilir.

E-imzalı elektronik belgeler için “aslı gibidir” yapılabilir mi?

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında güvenli elektronik imzayla oluşturulmuş belgeler hukuken asıl belge niteliği taşıyabilmektedir. Ancak bu konudaki Yargıtay içtihadı henüz yeterince gelişmemiştir. İhtiyatlı yaklaşım, elektronik belgelerle ilgili de olsa asıl niteliğinden emin olunmadan onaylama yapılmaması yönündedir.

11. Sonuç

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2016/1170 E., 2019/488 K. sayılı kararı, avukatlık pratiğindeki en kritik teknik sınırlardan birini kesin biçimde çizmiştir. Özetle ortaya konulan içtihat şudur: Avukatın belge onaylama yetkisi, belgenin aslı avukatta fiziken bulunmak koşuluyla geçerlidir. Bu koşul gerçekleşmeksizin düşürülen her “aslı gibidir” şerhi, Av.K. m. 56/3 kapsamında özgü bir suç oluşturmakta; TCK m. 257’nin genel normuna değil, özel normun ağır yaptırımına tabi kılınmaktadır.

Dijitalleşen hukuk pratiğinde bu karar daha da kritik hale gelmiştir. WhatsApp, e-posta ve tarama uygulamalarıyla işlem yapan meslektaşların, her onaylama eyleminde kendilerine şu soruyu sorması gerekmektedir: “Bu belgenin aslı şu an fiziken elimde mi?” Yanıt hayırsa, onaylama yapılmamalıdır.

Müvekkilin baskısı, zaman kısıtı ya da iyi niyetle hareket edilmesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmamaktadır. Kanun, avukata kamu güveni atfetmiş; bu güveni korumanın tek yolu olarak belge aslının bizzat görülmesini ve dosyada muhafaza edilmesini zorunlu kılmıştır.

Pratik Hatırlatıcı — Üç Altın Kural

Kural 1: Belge aslı elinizde olmadan “aslı gibidir” yazmayın. Fotokopi, faks, tarama veya dijital görüntü asıl değildir.

Kural 2: Onayladığınız her belgenin aslını dosyanızda muhafaza edin. Sahtecilik iddiasına karşı bu asıl, birincil savunma aracınızdır.

Kural 3: Şüphe halinde onaylama yapmayın. Onaylama yetkisi bir kolaylık olarak tanınmış; bu kolaylığın sınırı da 3–6 yıl hapis tehdidiyle çizilmiştir.

Yasal dayanak: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 56 — mevzuat.gov.tr

Yayın: sanalhukuk.org editörü | Kategori: Ceza Hukuku — Avukatlık Hukuku


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Sanal Hukuk – Footer
Scroll to Top