AİHM Büyük Daire Yasak v. Türkiye Kararı


AİHM Büyük Daire Yasak/Türkiye Kararı 2026: Kanunilik İlkesi İhlali ve Binlerce Dosyaya Etkisi

AİHM Büyük Daire — 5 Mayıs 2026 — Son Dakika

AİHM Büyük Daire Yasak/Türkiye Kararı: Kanunilik İlkesi İhlali ve 150.000 Dosyaya Olası Etkisi

Başvuru No. 17389/20 — AİHS Madde 7 + Madde 3 — 5.05.2026

sanalhukuk.org editörü tarafından

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi, 5 Mayıs 2026 tarihinde Şaban Yasak / Türkiye davasında tarihi bir karar açıkladı. 17 hakimli Büyük Daire, Türkiye aleyhine iki ayrı ihlal tespit etti: 11’e karşı 6 oyla AİHS Madde 7 (kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi) ve 9’a karşı 8 oyla AİHS Madde 3 (işkence ve kötü muamele yasağı).

Karar, Türkiye’deki FETÖ/PDY davaları içtihadı açısından bir dönüm noktası niteliğindedir. Büyük Daire, daha önce aynı dosyada “ihlal yoktur” diyen 2. Daire kararını bozarak Yüksel Yalçınkaya / Türkiye (GK, 26.09.2023) içtihadını genişletti ve derinleştirdi. Hukukçular, kararın yalnızca ByLock ile sınırlı kalmaksızın benzer nitelikteki tüm mahkûmiyetler için geçerli olduğunu ve 150.000’i aşkın kişiyi doğrudan etkileyebileceğini vurguluyor.

Karar Kimlik Bilgileri

Mahkeme

AİHM Büyük Daire (17 Hakim)

Karar Tarihi

5 Mayıs 2026

Başvuru No

17389/20

Başvurucu

Şaban Yasak

İhlal Kararı — Madde 7

Kanunsuz suç ve ceza olmaz — 11’e karşı 6

İhlal Kararı — Madde 3

Kötü muamele yasağı — 9’a karşı 8

Hükmedilen Tazminat

2.800 Euro manevi + 9.050 Euro yargılama giderleri

Bozulan Karar

2. Daire, 27.08.2024 — “ihlal yoktur” kararı

İçindekiler

1. Dava Arka Planı: Şaban Yasak Kimdir ve Ne İle Suçlandı?

2. Yargısal Süreç: 2. Daire’den Büyük Daire’ye Uzanan Yol

3. AİHS Madde 7 İhlali: Kanunilik İlkesi ve Bireysel Cezai Sorumluluk

4. AİHS Madde 3 İhlali: Çorum Cezaevi Koşulları

5. Yasak Kararının Yalçınkaya İçtihadıyla Bağlantısı

6. “Yeterli Sayılmayan” Deliller: Bank Asya, HTS, Tanık Beyanı

7. Türkiye’deki Yargılamalara Pratik Etkiler

8. Yeniden Yargılamada Yurt Dışı Çıkış Yasağı Sorunu

9. AYM’nin 7 Yıllık Azami Süre Kararı (Nisan 2026)

10. Sık Sorulan Sorular (SSS)

11. Sonuç

1. Dava Arka Planı: Şaban Yasak Kimdir ve Ne İle Suçlandı?

Doğrudan yanıt: Şaban Yasak, 15 Temmuz 2016 sonrasındaki süreçte FETÖ/PDY kapsamında TCK 314/2 uyarınca “silahlı terör örgütü üyeliği” suçundan mahkûm edilen ve cezasını Çorum Cezaevi’nde çeken bir kişidir; Büyük Daire, bu mahkûmiyetin kanunilik ilkesini ihlal ettiğine hükmetmiştir.

Başvurucu Şaban Yasak, 2013–2014 yıllarında yapının bünyesinde öğrenci faaliyetleri kapsamında gönüllü sorumluluk üstlenmiş; söz konusu dönemde il öğrenci koordinatörü konumuna gelmiş, iletişimde kod adı kullanmış ve Bank Asya’da hesabı bulunmuştur. Tüm bu faaliyetler, gerçekleştirildikleri tarihte tamamen yasal nitelikteydi.

Türk mahkemeleri, söz konusu faaliyetleri TCK 314/2 kapsamında silahlı terör örgütü üyeliğinin delili olarak değerlendirdi ve Yasak’ı mahkûm etti. Başvurucu, 6 Şubat 2017 tarihinden itibaren Çorum Cezaevi’nde tutuldu; ilk 13 ayını F-5 koğuşunda, ardından üç yılı aşkın bir süreyi ise F-10 koğuşunda geçirdi.

Başvuru, AİHM’e 17389/20 numarasıyla kayıt edildi. Dava, 2016 sonrasında Türkiye’de yürütülen terör yargılamalarının evrensel kanunilik standartlarını karşılayıp karşılamadığına ilişkin temel soruyu gündeme taşıyan emsal dosya konumuna geldi.

2. Yargısal Süreç: 2. Daire’den Büyük Daire’ye Uzanan Yol

Doğrudan yanıt: AİHM 2. Dairesi 27.08.2024’te “ihlal yoktur” dedi; ancak bu karar AİHM tarihinde ender görülen bir adımla Büyük Daire’ye taşındı ve 5.05.2026’da tam tersine çevrildi.

27.08.2024

AİHM 2. Dairesi: Oybirliğiyle “ihlal yoktur” kararı. Karar, insan hakları çevrelerinde sert eleştirilere yol açtı; Yalçınkaya içtihadıyla çeliştiği gerekçesiyle Strasbourg Observers tarafından “2024’ün en kötü kararı” seçildi.

16.12.2024

5 Hakimli Panel: Başvurucunun Büyük Daire talebi kabul edildi. Davanın taşıdığı hukuki önem ve 15 Temmuz sonrası yargılamalara ilişkin içtihatlar bakımından kritik niteliği gerekçe gösterildi.

07.05.2025

Büyük Daire Duruşması: Strazburg’da görüldü. Türk Hükümeti, 2. Daire kararının gerekçelerini tamamen benimsedi; sekiz farklı eylemin bütününe dayanarak örgüt üyeliğini savundu.

05.05.2026

Büyük Daire Kararı: 2. Daire kararı bozuldu. Madde 7 ihlali (11-6), Madde 3 ihlali (9-8). AİHM tarihinde daire kararının bu şekilde tersine çevrilmesi ender rastlanan bir gelişme.

AİHM Başkanı Mattias Guyomar, kararı Strazburg’daki duruşma salonunda açıkladı. Guyomar, Madde 7’nin “bireyin kişisel sorumluluğu usulüne uygun şekilde tespit edilmeden cezalandırılmama hakkını koruduğunu” belirterek toplu suçluluk veya yalnızca bir yapıyla ilişkilendirilme gerekçesiyle suçluluk kararı verilemeyeceğini vurguladı.

3. AİHS Madde 7 İhlali: Kanunilik İlkesi ve Bireysel Cezai Sorumluluk

Doğrudan yanıt: Büyük Daire, Türk mahkemelerinin başvurucunun suç kastını bireyselleştirilmiş biçimde ispatlayamadığını ve gerçekleştirildikleri dönemde yasal olan faaliyetler üzerinden ceza verilmesinin kanunilik ilkesini ihlal ettiğini tespit etti.

AİHS Madde 7, “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesini güvence altına alır. Büyük Daire, bu maddeden ihlal kararı verirken üç temel tespite dayandı.

Tespit 1 — Manevi Unsur Bireyselleştirilmedi

Türk mahkemeleri, Şaban Yasak’ın örgütün terör niteliğini bildiğini ve bu bilinçle hareket ettiğini somut şekilde ispatlayamadı. Büyük Daire, bir kişinin örgüt üyeliğinden cezalandırılabilmesi için suçun manevi unsurunun (kastın) o kişi açısından bireyselleştirilmiş ve somut biçimde ortaya konulması gerektiğini vurguladı. Varsayımlara ve olasılıklara dayalı kabuller bu standardı karşılamaz.

Tespit 2 — Yasal Faaliyetler Suç Delili Olamaz

Öğrenci koordinatörlüğü, kod adı kullanımı ve Bank Asya’da hesap açma gibi faaliyetler, gerçekleştirildikleri tarihte tamamen yasal nitelikteydi. Büyük Daire, bu nitelikteki yasal faaliyetlerin geriye dönük yorumla suç delili olarak değerlendirilemeyeceğini açıkça hükme bağladı. “Milat” kabul edilen tarihler tek başına suç unsuru oluşturmaz.

Tespit 3 — Toplu Suçluluk Kabul Edilemez

Büyük Daire, kararın en sert vurgularından birinde “toplu suçluluk veya salt bir yapıyla ilişkilendirilme nedeniyle suçluluk” kararı verilemeyeceğini ifade etti. Bir kişinin yalnızca belirli bir yapıyla bağlantılı olması, cezalandırmaya yetmez. Genel örgüt değerlendirmeleri bireysel kastın yerine geçemez.

AİHM Büyük Daire — Yasak / Türkiye — 5.05.2026 — Madde 7

“Madde 7, bireyin kişisel sorumluluğu usulüne uygun şekilde tespit edilmeden cezalandırılmama hakkını korur. Toplu suçluluk veya salt bir yapıyla ilişkilendirilme nedeniyle suçluluk kabul edilemez; suçun maddi ve manevi unsurları ispatlanmalı ve suçun öngörülebilirliği ile failin kişisel sorumluluğu arasında açık bir bağ kurulmalıdır.”

AİHM Başkanı Mattias Guyomar — Karar Açıklaması

4. AİHS Madde 3 İhlali: Çorum Cezaevi Koşulları

Doğrudan yanıt: Büyük Daire, başvurucunun Çorum Cezaevi’ndeki tutulma koşullarının —14 ay yerde yatma, aşırı kalabalık, yetersiz hijyen, sürekli yapay ışık— bütününün insanlık dışı muamele oluşturduğuna 9-8 oyla karar verdi.

15 Temmuz 2016 sonrasında Türkiye genelinde ceza infaz kurumlarında mahkum ve tutuklu sayısı ciddi biçimde arttı. Çorum Cezaevi bu süreçten ağır biçimde etkilendi: Azami kapasitesi ranza ilaveleriyle 1.592 kişiye çıkarılan cezaevinde fiili nüfus 1.950 ile 2.000 kişi arasında seyretti.

Tespit Edilen Sorun Büyük Daire Değerlendirmesi
14 ay boyunca yatak olmaksızın yerde yatma AİHM içtihadındaki “her mahkuma bir yatak” ilkesine aykırı
Kronik aşırı kalabalık Kapasite aşımı yapısal ve sürekli nitelikte
Sürekli yapay ışığa maruz kalma / uyku bozukluğu Fiziksel ve zihinsel yorgunluğa yol açan sistematik ihlal
Yetersiz hijyen tesisleri ve mahremiyet eksikliği İnsan onuruyla bağdaşmayan koşullar
64,36 m² avluda açık hava egzersizinin çok sınırlı kalması Aşırı kalabalığın zararlı etkilerini derinleştirdi

Büyük Daire, söz konusu olumsuzlukların tesadüfi veya istisnai olmadığını, yaklaşık dört yıl boyunca sistematik biçimde sürdüğünü tespit etti. Bu koşulların bütününün tutukluluğun kaçınılmaz sıkıntılarının ötesine geçtiği ve AİHS Madde 3’ün gerektirdiği asgari şiddet eşiğine ulaştığı saptandı. Tespit edilen Madde 3 ihlali, 15 Temmuz sonrasında “terör suçlaması” ile cezaevlerine giren on binlerce kişinin yaşadığı fiziksel koşulların uluslararası normlara aykırılığını Strazburg düzeyinde kayda geçirmesi bakımından ayrı bir tarihsel önem taşımaktadır.

5. Yasak Kararının Yalçınkaya İçtihadıyla Bağlantısı

Doğrudan yanıt: Yasak kararı, Yalçınkaya / Türkiye (GK, 26.09.2023) içtihadını genişleterek pekiştirmiştir; sorunun yalnızca ByLock deliliyle değil, Türk mahkemelerinin genel olarak suçun maddi ve manevi unsurlarını bireyselleştirme yükümlülüğünü yerine getirmemesiyle ilgili olduğunu teyit etmektedir.

Yalçınkaya / Türkiye — 26.09.2023

ByLock uygulamasının kullanımına dayanarak verilen mahkûmiyetin kanunilik ilkesini ihlal ettiğine hükmedildi.

Odak: ByLock delili

Yasak / Türkiye — 05.05.2026

Bank Asya, HTS, tanık beyanı ve hiyerarşik konum delillerine dayanan mahkûmiyetin de kanunilik ilkesini ihlal ettiğine hükmedildi.

Odak: ByLock dışı delil kategorileri

Büyük Daire, Yasak kararında özellikle şu ilkeyi vurguladı: Delil sayısının veya çeşitliliğinin fazla olması belirleyici değildir; esas mesele, suçun maddi ve manevi unsurlarının başvurucu bakımından bireyselleştirilmiş ve somut biçimde ortaya konulup konulmadığıdır. Bu vurgu, “çok sayıda delil” argümanıyla Yalçınkaya içtihadını by-pass etmeye çalışan yaklaşımları doğrudan reddeder.

Yalçınkaya kararının ardından Demirhan, Bozyokuş, Karslı ve Seyhan davalarında da benzer ihlal tespitleri yapılmıştı. Yasak kararıyla bu içtihat çizgisi hem genişledi hem de derinleşti; artık ByLock kullanıcısı olmayan, ancak benzer nitelikteki sözde delillerle mahkûm edilen on binlerce kişi için de somut bir hukuki dayanağa kavuşulmuş oldu.

6. “Yeterli Sayılmayan” Deliller: Bank Asya, HTS, Tanık Beyanı

Büyük Daire, Türkiye’deki yüz binlerce dosyada kullanılan belirli delil kategorilerinin örgüt üyeliği kastını ortaya koymak bakımından tek başına yeterli olmadığını açıkça ifade etti. Bu tespitler, Türk yargısının delil değerlendirme pratiği açısından kökten bir düzeltme çağrısı niteliğindedir.

Bank Asya Hesabı

Yasal bir bankada hesap açma, örgüt üyeliği kastını göstermez. Hesabın varlığı tek başına TCK 314/2 suçunun manevi unsurunu oluşturmaz.

HTS Kayıtları

Telefon görüşme kayıtları, iletişimin içeriği ve bağlamı bireyselleştirilmiş biçimde değerlendirilmeksizin kast unsurunun ispatı için yeterli değildir.

İtirafçı Tanık Beyanı

Hiyerarşik konum gerekçesiyle verilen ve sınanmamış itirafçı beyanları, bireysel kastı ispat etmek için yeterli delil standardını karşılamaz.

Büyük Daire’nin bu tespiti, Yalçınkaya kararının açtığı yolu yalnızca ByLock dışına genişletmekle kalmayıp, pratikte Türkiye’de en sık başvurulan delil kategorilerinin tamamını birer birer sorgulaması bakımından son derece kapsamlı bir içtihat kurmaktadır. Artık ceza mahkemelerinin, en azından örgüt suçlarında, manevi unsuru ortaya koyacak somut bir araştırma yapma yükümlülüğü bulunmaktadır.

7. Türkiye’deki Yargılamalara Pratik Etkiler

Doğrudan yanıt: Büyük Daire kararları kesin olup itiraz yolu bulunmaz; karar, TCK 314/2 uyarınca benzer delillerle mahkûm edilen kişiler için CMK m. 311/1-f kapsamında yargılamanın yenilenmesi başvurusu açısından doğrudan dayanak oluşturmaktadır.

Yasak kararının etki alanı şu kanallar üzerinden işleyecektir.

Yargılamanın Yenilenmesi (CMK m. 311/1-f)

AİHM’in kesinleşmiş ihlal kararı, CMK 311/1-f kapsamında yargılamanın yenilenmesi talebine dayanak oluşturur. Büyük Daire kararları kesin olduğundan Yasak / Türkiye kararı derhal bu başvurunun hukuki temeli olarak kullanılabilir. Hukukçular, kararın yalnızca ByLock dosyalarıyla sınırlı kalmaksızın Bank Asya, HTS ve tanık beyanına dayanan tüm benzer mahkûmiyetler için geçerli olduğunu ifade etmektedir.

Türkiye’nin önünde yaklaşık 8.000 derdest Yalçınkaya tipi dosya bulunduğu ve bu sayının potansiyel olarak yüz binlere ulaşabileceği belirtilmektedir. Yasak kararı, bu yükün üzerine yeni bir baskı katmanı eklemekte ve genel bir yasal düzenleme yapılması ihtiyacını daha güçlü biçimde gündeme taşımaktadır.

Devam Eden Davalarda Savunma Argümanı

Yasak kararından sonra, benzer delil setine dayanan açık davalarda sanığın avukatının bu kararı doğrudan mahkemeye sunabilmesi ve mens rea (manevi unsur) meselesini bireyselleştirilmiş sorgulamaya açması gerekmektedir. Anayasa m. 90/5 ve AİHS m. 46 uyarınca yerel mahkemeler Büyük Daire kararlarına uymak zorundadır.

AİHM’e Bireysel Başvuru

Benzer delillerle mahkûm edilip iç hukuk yollarını tüketen kişilerin AİHM’e başvurusu artık Yasak + Yalçınkaya içtihadına doğrudan atıf yapabilecektir. AİHM başvuru süreci hakkında bilgi için: AİHM’e Bireysel Başvuru Nasıl Yapılır? (sanalhukuk.org)

8. Yeniden Yargılamada Yurt Dışı Çıkış Yasağı Sorunu

Doğrudan yanıt: Bazı ağır ceza mahkemeleri, AİHM kararı üzerine açılan yeniden yargılamada tensip aşamasında otomatik yurt dışı çıkış yasağı koyarak yeni bir temel hak ihlali üretmektedir; bu uygulama hukuka aykırıdır.

Uygulamada ciddi bir sorun ortaya çıkmaktadır: AİHM ihlal kararına dayanılarak yargılamanın yenilenmesi talebini kabul eden bazı mahkemeler, tensip aşamasında derhal yurt dışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulamaktadır. Bu durum, ihlalin giderilmesi yerine sanığa yeni ve ağır bir temel hak kısıtlaması getirmektedir.

Hukuki Sorun — Yeniden Yargılamada Otomatik Yurt Dışı Yasağı

“AİHM ihlali neticesinde beraat etme ihtimali yüksek olan ve hapis cezasını yatmış bir kişinin seyahat özgürlüğünün keyfi olarak kısıtlanması, devletin ihlalin giderimi yükümlülüğünü yerine getirmesi yerine, yeni ve ağır bir temel hak sınırlaması getirmesi anlamına gelir.”

Hukuki değerlendirme — AYM Anayasa m. 23 — CMK m. 109

Yurt dışı çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin yeniden yargılamada hukuka aykırı olmasının koşulları şöyle sıralanabilir: Kuvvetli suç şüphesinin somut olgularla ortaya konulamamış olması, kaçma veya delil karartma riskini gösteren güncel ve bireyselleştirilmiş somut olguların bulunmaması, infazın tamamlanmış olması, mahkûmiyetin temelinin AİHM kararıyla zaten sarsılmış olması. Bu koşulların bir arada bulunduğu durumda, CMK 109 uyarınca kurulan tedbire 7 gün içinde itiraz edilmesi; itirazın reddedilmesi halinde ise AYM’ye bireysel başvuru yolunun işletilmesi gerekmektedir.

Ayrıca belirtelim ki Türkiye, AİHS’e Ek 4 No’lu Protokol’ü onay belgesi depo etmediğinden, yurt dışı çıkış yasağına karşı AİHM’e doğrudan seyahat özgürlüğü gerekçesiyle başvurulamaz. Ancak tedbirin somut etkilerine göre —özel ve aile hayatına saygı hakkı (AİHS m. 8), mülkiyet hakkı (Ek 1 No’lu Protokol m. 1)— şikâyet kurgulanabilir. Yurt dışı çıkış yasağı hakkında kapsamlı bilgi için: sanalhukuk.org adresindeki yurt dışı çıkış yasağı rehberimizi inceleyebilirsiniz.

9. AYM’nin 7 Yıllık Azami Süre Kararı (Nisan 2026)

Doğrudan yanıt: Anayasa Mahkemesi, 16 Nisan 2026 tarihli kararıyla yurt dışı çıkış yasağı tedbirinin azami 7 yıllık üst sınırına istinaf ve temyizde geçen sürelerin de dahil olduğuna hükmetti; bu karar, uzun süren yargılamalarda tedbirin otomatik olarak sona ermesi anlamına gelmektedir.

AYM’nin Nisan 2026 tarihli bu kararı, Yasak Büyük Daire kararıyla zamanlama açısından örtüşmekte ve birlikte değerlendirilmesi gereken önemli bir iç hukuk gelişmesi oluşturmaktadır. CMK m. 109 kapsamındaki yurt dışı çıkış yasağının 7 yıllık üst sınırı hesaplanırken istinaf ve temyizde geçen süreler de bu sınıra dahil edilecektir. Bu yoruma göre, uzun yıllara yayılan FETÖ/PDY yargılamalarında pek çok sanık açısından 7 yıllık azami sürenin dolmuş olup olmadığının yeniden hesaplanması zorunlu hale gelmektedir.

Sık Sorulan Sorular (SSS)

Yasak kararı yalnızca Şaban Yasak dosyasını mı etkiler?

Hayır. Büyük Daire kararları, benzer hukuki mantıkla mahkûm edilen tüm dosyalar üzerinde emsal etkisi doğurur. Hukukçular, Bank Asya, HTS kaydı ve tanık beyanına dayanan mahkûmiyetlerin bulunduğu on binlerce dosyanın bu karardan doğrudan etkileneceğini ifade etmektedir.

Yasak kararına dayanarak yargılamanın yenilenmesi talep edilebilir mi?

Evet. CMK m. 311/1-f uyarınca AİHM’in kesinleşmiş ihlal kararı yargılamanın yenilenmesi sebebidir. Büyük Daire kararları kesin olduğundan Yasak / Türkiye kararı bu başvuru için derhal dayanak oluşturmaktadır. Benzer delil profiliyle mahkûm edilenlerin bu yola başvurması değerlendirilebilir.

Yasak kararı ile Yalçınkaya kararı arasındaki temel fark nedir?

Yalçınkaya kararı ağırlıklı olarak ByLock delilinin kanunilik sorununu ele aldı. Yasak kararı ise ByLock dışında kalan delil kategorilerini —Bank Asya, HTS, tanık beyanı, hiyerarşik konum— de kapsayacak biçimde içtihadı genişletti ve temel ilkeyi pekiştirdi: Delil türünden bağımsız olarak, manevi unsurun bireyselleştirilmiş biçimde ispat edilmesi zorunludur.

Yeniden yargılamada mahkeme yurt dışı çıkış yasağı koyabilir mi?

Ancak kuvvetli suç şüphesinin ve kaçma/delil karartma riskinin somut olgularla —matbu gerekçeyle değil, bireyselleştirilmiş biçimde— ortaya konulması halinde koyabilir. Bu şartlar sağlanmadan, sırf “suçun vasfı” veya “katalog suç” gerekçesiyle konulan yurt dışı çıkış yasağı hukuka aykırıdır; kararı veren merciye 7 gün içinde itiraz edilmelidir.

Madde 3 ihlali tespitinin önemi nedir?

Madde 3 ihlali, 15 Temmuz sonrasında Türkiye’deki cezaevi koşullarının uluslararası düzeyde resmen ihlal olarak tescil edilmesi anlamına gelir. Bu tespit, benzer cezaevi koşullarına maruz kalan kişiler için AİHM’e başvuruda bağımsız bir şikâyet zemini oluşturabilir. Ayrıca Türk yargısına cezaevi standardı konusunda yapılmış açık ve bağlayıcı bir uyarı niteliği taşır.

Bu karar Türkiye’nin genel bir yasal düzenleme yapmasını zorunlu kılar mı?

Hukuki yükümlülük bakımından evet. AİHS m. 46 uyarınca Türkiye, Büyük Daire kararının gereklerini yerine getirmekle yükümlüdür. Binlerce benzer dosyanın varlığı göz önüne alındığında, bireysel çözümler yetersiz kalacak ve ihlalin giderilmesinin ancak yapısal bir yasal düzenlemeyle mümkün olabileceği hukukçular tarafından vurgulanmaktadır.

Sonuç

AİHM Büyük Dairesi’nin 5 Mayıs 2026 tarihli Yasak / Türkiye kararı, Türk ceza adaleti tarihinin en ağır uluslararası yargısal tespitlerinden birini kayda geçirdi. Madde 7 ve Madde 3 ihlalleri, 2016 sonrasındaki yargılama pratiğinin hem bireysel kast denetimi hem de cezaevi koşulları bakımından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin gerektirdiği standartları karşılamadığını Büyük Daire düzeyinde ve kesin biçimde ortaya koydu.

Kararın pratik mesajı açıktır: Delil çokluğu değil, kastın bireyselleştirilmiş ispatı belirleyicidir. Bank Asya hesabı, HTS kaydı, tanık beyanı veya hiyerarşik konum gerekçesiyle —manevi unsur somut olarak ortaya konulmaksızın— verilen mahkûmiyetler artık AİHM’in bu kararı kapsamında değerlendirilebilir.

Türkiye’nin önünde iki yol bulunmaktadır: Bireysel yeniden yargılama süreçlerini hızlandırmak ya da AİHS m. 46’dan doğan yükümlülüğünü kapsamlı bir yasal düzenlemeyle yerine getirmek. Her iki seçenek de ertelenebilir olmaktan çıkmıştır.

Bu makale sanalhukuk.org editörü tarafından bilgilendirme amaçlı kaleme alınmıştır. Hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Bireysel hukuki durumunuz için bir avukattan yardım almanızı tavsiye ederiz.

Kaynaklar: AİHM Büyük Daire, Şaban Yasak / Türkiye, Başvuru No. 17389/20, 5.05.2026; AİHM Büyük Daire, Yüksel Yalçınkaya / Türkiye, 26.09.2023; AYM kararı 16.04.2026 (yurt dışı çıkış yasağı azami 7 yıl); CMK m. 109, m. 311; AİHS m. 3, m. 7, m. 46.


SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Scroll to Top