Anayasa Mahkemesi’nden Tarihi Zamanaşımı Kararı: Bilirkişi Raporu Öğrenilmeden Süre Başlamaz (2021/52229)
Karar No: 2021/52229 | Tarih: 4 Kasım 2025 | Resmî Gazete: 2 Mart 2026
📄 Kararın tam metni için tıklayınız → Resmî Gazete 02.03.2026
Özet: Bu Karar Ne Anlama Geliyor?
Anayasa Mahkemesi (AYM), 4 Kasım 2025 tarihinde verdiği ve 2 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararıyla Türk hukuk uygulamasında zamanaşımının başlangıç anına ilişkin köklü bir ilke ortaya koydu:
“Tazminat yükümlüsünün veya kusurun ancak bilirkişi raporuyla belirlenebildiği hâllerde zamanaşımı, olay tarihinden değil bilirkişi raporunun öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır.”
Bu karar; trafik kazaları, iş kazaları, tıbbi hatalar ve teknik uzmanlık gerektiren her türlü tazminat davasında zamanaşımı hesabını doğrudan etkiler. Zira pek çok davada “kim sorumlu, kim kusurlu?” sorusunun cevabı, ancak yargılama sürecinde yapılan bilirkişi incelemesiyle netleşebilmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Bu karar hangi davaları etkiler?
AYM kararı; zarar verenin ya da kusurun olay anında tespit edilemediği tüm tazminat davalarını kapsar. Bunlar arasında şunlar sayılabilir:
- Trafik kazaları: Kusur oranları çoğunlukla kaza tespit tutanağından değil, sonradan yapılan bilirkişi incelemesinden anlaşılır.
- İş kazaları: İşverenin ihmalinin teknik bilirkişilikle saptandığı durumlar.
- Tıbbi hatalar (malpraktis): Hekimin ya da hastanenin sorumluluğunun adli tıp veya tıbbi bilirkişi raporu ile ortaya konulduğu davalar.
- Yapı hasarları / inşaat kusurları: Teknik bilirkişilik olmadan sorumlu belirlenemeyen haller.
- Çevre kirliliği zararları: Nedensellik bağının uzmanlık gerektirdiği davalar.
2. Türk hukukunda zamanaşımı süresi nasıl işler?
Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 72. maddesi haksız fiilden doğan taleplerde iki kademeli zamanaşımı öngörür:
- Kısa süre: Zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl.
- Uzun süre: Her hâlükârda haksız fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıl.
Ceza kanunlarında daha uzun zamanaşımı öngörülmüşse (örneğin suç teşkil eden fiillerde) o süre uygulanır.
3. Eski uygulamada ne yanlış gidiyordu?
Önceki yargısal uygulamada bazı mahkemeler, zarar görenin sorumluyu bilip bilmediğine bakılmaksızın zamanaşımını olay tarihinden başlatıyordu. Bu yaklaşım şu sorunu yaratıyordu:
Örneğin bir iş kazasında işçi, kazanın hemen ardından kimsenin kusurlu olduğunu anlayamıyordu. Yıllar sonra bilirkişi raporu hazırlandığında “sorumlunun kim olduğunu” öğrendi; ama mahkeme zamanaşımının çoktan dolduğuna hükmetti.
AYM, bu uygulamanın Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında mülkiyet hakkını (alacak hakkı da mülkiyet hakkı kapsamındadır) ve 36. maddesi kapsamında hak arama özgürlüğünü ihlal ettiğini saptadı.
4. AYM’nin temel hukuki gerekçesi nedir?
Mahkeme, şu ilkeleri benimsedi:
a) Öğrenme koşulu gerçek anlamda sağlanmalıdır.
TBK m. 72, zamanaşımının “zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenme” tarihinden başlayacağını söyler. Zarar görenin, teknik bir bilgi olmadan sorumluyu tespit etmesi mümkün değilse, öğrenme koşulu henüz gerçekleşmemiş demektir.
b) Orantılılık ilkesi.
Kişiden, uzmanlık bilgisi gerektiren bir durumu kendi başına anlamasını beklemek ve buna rağmen zamanaşımını başlatmak, hak sahibine aşırı ve orantısız bir külfet yükler.
c) Hakkın özüne dokunma yasağı.
Eğer zamanaşımı, kişinin davayı fiilen açabilmesi mümkün olmadan dolup bitiyorsa, bu durum hakkın özünü zedeler.
5. Bilirkişi raporu ne zaman “öğrenilmiş” sayılır?
Karar çerçevesinde:
- Bilirkişi raporu yargılama sırasında hazırlanmışsa: Zarar gören raporu tebliğ aldığında ya da duruşmada açıklandığında öğrenmiş sayılır.
- Yargılama öncesinde (örneğin sigorta sürecinde ya da iş güvenliği soruşturmasında) bilirkişi raporu düzenlenmişse: Zarar görenin bu rapora fiilen eriştiği tarih esas alınır.
- Raporun birden fazla kez düzenlendiği durumlarda: Sorumluyu açıkça ortaya koyan ilk rapor esas alınmalıdır.
6. Bu karar kesinleşmiş davalara uygulanabilir mi?
Hayır. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kararları, yalnızca başvurucu açısından bağlayıcıdır ve kesinleşmiş davalarda yeniden yargılama için ilgili mahkemeye gönderilmesini gerektirir. Ancak:
- Hâlihazırda devam eden davalarda, yerel mahkemeler bu ilkeyi uygulamakla yükümlüdür.
- Yargıtay içtihadının da bu yönde şekillenmesi beklenir.
- Zamanaşımı itirazının henüz kesinleşmediği temyiz aşamasındaki dosyalar doğrudan bu karardan yararlanabilir.
7. Trafik kazalarında nasıl uygulanacak?
Trafik kazası örneği üzerinden somutlaştıralım:
Senaryo: 2020 yılında trafik kazası geçiren A, 2022 yılında açtığı davada karşı tarafın %80 kusurlu olduğunu bilirkişi raporu (2023) ile öğreniyor. Davalı taraf, “olay 2020’de oldu, 2 yıllık zamanaşımı 2022’de doldu” diye itiraz ediyor.
AYM kararı sonrasında: Zamanaşımı, kusur oranını belirleyen bilirkişi raporunun öğrenildiği 2023 yılından itibaren başlar. Zamanaşımı itirazı reddedilir.
8. Tıbbi hatalarda (malpraktis) durumu nedir?
Tıbbi hata davalarında sorumlunun ve kusurun tespiti neredeyse her zaman adli tıp veya uzmanlık bilirkişiliği gerektirir. Bu nedenle AYM kararı bu alanda en güçlü etkiyi gösterecektir:
- Hastanın ameliyattan zarar gördüğünü bilmesi yetmez; hangi hekimin, hangi müdahalesiyle, nasıl bir kusur işlediğinin bilinmesi gerekir.
- Bu bilgi ancak tıbbi bilirkişi raporu ile netleşiyorsa, zamanaşımı o tarihten başlar.
Tıbbi hatalar ve hasta hakları konusunda kapsamlı bilgiye sanalhukuk.org – Tıbbi Hata ve Malpraktis adresinden ulaşabilirsiniz.
9. İş kazalarında uygulama nasıl olacak?
İş kazalarında işverenin ihmali; iş güvenliği mevzuatına aykırılık, risk değerlendirmesi eksikliği ve teknik denetim açıklarıyla ilgilidir. Bunlar çoğu zaman iş güvenliği uzmanı veya makine mühendisi bilirkişisi tarafından saptanır.
- İşçi, kazanın hemen ardından “işverenimi dava edebilirim” diyemeyebilir.
- Sosyal Güvenlik Kurumu soruşturması ya da mahkeme bilirkişisi raporu çıkana kadar sorumluluk net değildir.
- AYM kararı uyarınca bu raporun tebliği veya öğrenilmesi, zamanaşımını başlatır.
İş kazası tazminat davaları hakkında detaylı bilgi için sanalhukuk.org – İş Kazası Tazminatı sayfasını inceleyebilirsiniz.
10. Sigortacılık uygulamalarını etkiler mi?
Evet. Trafik sigortası (ZMSS), kasko ve sorumluluk sigortası kapsamındaki uyuşmazlıklarda sigorta şirketleri sıklıkla zamanaşımı itirazı ileri sürer. AYM kararı sonrasında:
- Sigorta eksperi ya da bilirkişi raporu çıkmadan zamanaşımının başladığını öne sürmek savunulabilir olmaktan çıkacaktır.
- Sigorta tahkim süreçlerinde de bu ilkenin gözetilmesi gerekecektir.
11. Karar TBK m. 72’yi değiştirdi mi?
Hayır. AYM, kanun maddesini iptal etmedi. Maddenin Anayasa’ya uygun yorumunu belirledi. Buna göre TBK m. 72’deki “öğrenme” kavramı, gerçek ve fiilî bir öğrenmeyi ifade eder; hukukî veya teknik uzmanlık gerektiren durumlarda bu öğrenme ancak bilirkişi raporu ile gerçekleşebilir.
12. Davacı olarak ne yapmalıyım?
- Açılacak davalarda: Dava dilekçenizde bilirkişi raporunun hangi tarihte öğrenildiğini açıkça belirtin ve zamanaşımının bu tarihten başladığını hukuki gerekçesiyle ortaya koyun.
- Devam eden davalarda: Karşı tarafın zamanaşımı itirazına karşı AYM’nin 2021/52229 sayılı kararını dayanak olarak gösterin.
- Zamanaşımının yakın olduğu dosyalarda: İhtiyati tedbir veya dava açarak zamanaşımının kesilmesini sağlayın; ardından bilirkişi incelemesi talep edin.
13. Davalı olarak (örneğin sigorta şirketi veya işveren) ne yapmalıyım?
- Artık salt “olay tarihinden 2 yıl geçti” argümanı yetmeyecektir.
- Zarar görenin bilirkişi raporunu ne zaman öğrendiğini somut olarak ispat etmek gerekecektir.
- Bilirkişi sürecinin uzamasına sebebiyet verilmesi, zamanaşımı süresini de uzatacağından dürüstlük ilkesi çerçevesinde davranılmalıdır.
Kararın Hukuk Sistemine Genel Etkisi
Alan Önceki Uygulama AYM Sonrası Uygulama Zamanaşımı başlangıcı Olay tarihi Bilirkişi raporunun öğrenildiği tarih (bilirkişi gerekliyse) Trafik kazası kusur tespiti Kaza tutanağı yeterli sayılıyordu Bilirkişi gerekiyorsa rapor tarihi esas Tıbbi hata Müdahale tarihi Adli tıp raporu tarihi İş kazası Kaza tarihi İş güvenliği bilirkişi raporu tarihi Yapı hasarı Hasar tarihi Teknik bilirkişi raporu tarihi
İlgili Mevzuat
- Türk Borçlar Kanunu m. 72 – Haksız fiilde zamanaşımı
- Türk Borçlar Kanunu m. 154-158 – Zamanaşımının kesilmesi ve durması
- Anayasa m. 35 – Mülkiyet hakkı
- Anayasa m. 36 – Hak arama hürriyeti
- 6100 sayılı HMK m. 266 vd. – Bilirkişilik
Sonuç
AYM’nin 2021/52229 sayılı kararı, Türk tazminat hukukunda zarar görenin korunması adına atılmış önemli bir adımdır. “Öğrenme” kavramı artık soyut değil; somut, fiilî ve uzmanlık bilgisiyle desteklenmiş bir öğrenme olarak yorumlanacaktır.
Bu karar; hukuk uygulayıcılarının, sigorta şirketlerinin ve işverenlerin zamanaşımı hesabını yeniden gözden geçirmesini zorunlu kılmaktadır.
Kararın Tam Metni
📄 Anayasa Mahkemesi Kararı 2021/52229 – Resmî Gazete 02.03.2026 (PDF)
Zamanaşımı veya tazminat davalarınızla ilgili hukuki destek almak için sanalhukuk.org üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Bu makale bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut durumunuz için mutlaka bir avukattan destek almanızı öneririz.
Etiketler: anayasa mahkemesi zamanaşımı, bilirkişi raporu zamanaşımı, TBK 72, haksız fiil zamanaşımı, tazminat davası zamanaşımı başlangıcı, 2021/52229, malpraktis zamanaşımı, iş kazası zamanaşımı, trafik kazası zamanaşımı, AYM bireysel başvuru
SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.












