NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞI’NA
…………

Davacı :………… T.C.Kimlik No:…………
Adr: ……………

Vekilleri :Av…………………
(Adres antette)

Davalı : ……….Valiliği(İl …….. Disiplin Kurulu Başkanlığı)

İptali İstenilen
İdari İşlem : ……… Valiliği İl ……….Disiplin Kurulu Başkanlığı’ nın hukuka aykırı bir şekilde müvekkil aleyhine vermiş olduğu brüt aylığının ½ ’ sinin kesilmesi cezasının iptali talebinden ibarettir.

Tebliğ Tarihi : …………..

Açıklamalar :Müvekkil ……………., ……………….. …….. Müdürlüğü’ ne bağlı ………….Şube Müdürlüğü nezdinde çalışan meslek hayatı başarılarla dolu bir ………….. memurudur. Müvekkile ………….. tarihinde …………… Valiliği İl ……………… Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından tebliğ edilen yazı ile hizmet içinde resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak suçunu işlediğinden bahisle brüt aylığının ½ ’ sinin kesilmesi cezasının verildiği bildirilmiştir. (EK-1) Söz konusu idari işlem hukuka aykırıdır. Şöyle ki;

Disiplin cezasının sebebini oluşturan olayla ilgili ……………… Asliye Ceza Mahkemesi 2020/…………. Es. sayılı dava dosyası devam etmektedir. İdari işlemin amaç unsuru bakımından idarenin takdir yetkisi bulunmamaktadır. Çünkü, idari işlemin amacı mutlaka kamu yararıdır. İdare, bu konuda bağlıdır. Söz konusu idari işlemde amaç kamu yararı değildir, şahsi amaç güdülmüştür. İdari işlem, işlemi yapanın duygularından arınmış olmalıdır. Kişisel hırslar, menfaatler çekişmeler idari işlemde rol oynamamalıdır. Müvekkilin cezalandırılmak istenmesinin sebebi, müvekkilin sanık sıfatıyla yargılandığı ……….. Asliye Ceza Mahkemesi 2020/………. Es. sayılı dosyası kapsamındaki olaydır ve henüz hakkında mahkumiyet ve ya benzeri kesinleşmiş bir karar bulunmayan ve kovuşturma safhası devam eden bir ceza dosyasından dolayı müvekkil davalı idare tarafından peşinen cezalandırılmak istenmiştir. Söz konusu olayla ilgili idari işlemin temel amacı olması gereken kamu yararı ilkesinden sapılmış ve şahsi amaç güdülerek önce ……….. Valiliği İl ……….. Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından brüt aylığının ½’ si kesilmiş; daha sonra da ekte sunduğumuz …………. tarihinde …………….. Valiliği ….. Müdürlüğü tarafından tebliğ edilen ……………….. sayılı yazı ile görev yeri hukuka açıkça aykırı bir şekilde değiştirilmiştir.(EK-2) Tüm bu hususlar söz konusu idari işlemin zorunlu unsurlar olan sebep ve amaç unsurları bakımından açıkça hukuka aykırı olduğunu ortaya koymaktadır.

……………. Valiliği İl …………….Disiplin Kurulu Başkanlığı’ nın 2021/………..numaralı kararına gerekçe olarak müvekkilin para çekilen tarih olan …………… tarihinden şüpheli sıfatıyla ifadesinin alındığı tarihe kadar çekmiş olduğu para ile ilgili olarak kime ait olduğu konusunda herhangi bir araştırma yapmadığı ibareleri yer almaktadır. Bu husus gerçeği yansıtmamaktadır. ………. Kartı görevli memura teslim eden ve daha sonra üç gün boyunca resmi görevli olarak koruma görevini ifa eden müvekkilin herhangi bir araştırma yapmadığının belirtilmesi hakkaniyete aykırıdır. Dolayısıyla dava konusu idari işlemin gerekçesi gerçeğe aykırıdır.

İdari işlemin belli bir sebebe dayanması gerektiği açık bir kuraldır. Ayrıca bu sebep, bir hukuk kuralına dayanmalıdır.Dolayısıyla idari işlemin sebebinin olmaması ya da sebebinin hukuka aykırı olması halinde işlem, iptal edilir.
İdarenin dayandığı sebep hukuki olabilir ancak gerçeğe aykırı ise yine iptal edilmelidir. Örneğin; memurun talebi üzerine bir karar aldığını belirten idarenin kararı, memurun talebi olmadığının ortaya çıkması halinde sebep yönünden hukuka aykırı olacaktır. GÖZÜBÜYÜK Şeref,Yönetsel Yargı, sh.227

Dava konusu idari işlemin dayanağı olan …….. Disiplin Tüzüğünün hiçbir hukuki geçerliliği yoktur ve yok hükmündedir.

Dava konusu disiplin cezası; ……………….Resmi Gazetede yayımlanan ancak hukuki olarak yaşamayan (yok hükmünde olan) ………… Disiplin Tüzüğüne göre uygulanmıştır.
Şöyle ki; Aşağıda dava konusu hukuka aykırı işlemin iptali için gerekçeleri ile arz ettiğimiz konular; editörlerinin tamamının hukuk profesörlerinden oluştuğu İdare Hukuku ve İlimleri Dergisinin 2012 Cilt.15 Sayı.1 yayınında da yayınlanmıştır.

I.POZİTİF MEVZUAT VE KAZAİ İÇTİHATLAR
a) 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın;
38.maddesinin 1.fıkrası ‘’Kimse,işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz;kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez’’

91.maddesinin 1.fıkrası ‘‘Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir.Ancak sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere,Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan siyasi haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez’’.
123.maddesinin 1.fıkrası ‘’İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir.’’
126.maddesinin 2. ve 3.fıkraları ‘’İllerin idaresi yetki genişliği ve esasına dayanır’’.’’Kamu hizmetlerinin görülmesinde verim ve uyum sağlamak amacıyla,birden çok ili içine alan merkezi idare teşkilatı kurulabilir.Bu teşkilatın görev yetkileri kanunla düzenlenir.’’
128.maddesinin 2.fıkrası ‘’Memurların ve diğer kamu görevlilerinin niteliklerini, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.’’
129.maddesinin 2. fıkrası ‘’Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez.’’,3.fıkrası, ‘’ disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz’’;son fıkrası ‘’Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, kanunla belirlenen istisnalar dışında kanunun gösterdiği idari merciin iznine bağlıdır’’ hükümlerini içermektedir.
b) 5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu’nun;
13.maddesinin (C) fıkrası ‘’Vali … Memurun Kanunundaki usulüne göre savunmasını aldıktan sonra uyarma,kınama ve beş günlüğüne kadar aylıktan kesme cezaları vererek uygular.Daha ağır disiplin cezaları verilmesi için özel kanunu hükümlerine göre teklif ve taleplerde bulunabilir. / Yetkili disiplin mercileri valinin teklif ve talebini inceleyerek bir karara bağlamaya mecburdur. / Valilerce re’sen verilen cezalar, kesindir. Bu cezalar tebliğ tarihinden itibaren sicile geçer.’’
19.maddesi ‘’Valiler, genel ve özel kolluk mensuplarının mülki ödevlerine dokunan ve disiplin cezası uygulamasını gerektiren hallerini görür ve öğrenirlerse 13.maddenin (c) fıkrasındaki cezaları re’sen uygulayacakları gibi gerekirse özel kanunlarında yazılı diğer disiplin cezalarının uygulanmasını da illerindeki genel ve özel kolluk kuvvetleri amirlerine emrederler. Kolluk amirleri özel kanun ve tüzüklerine göre gerekli disiplin cezasını uygulayarak Valiye bilgi verirler.’’
31.maddesi (ı) bendi ‘’Kaymakam ,ilçenin idare şube başkanlarıyla ikinci derecedeki memurlarına,genel ve özel kolluk amir ve memurlarına Memurin Kanundaki usulüne göre savunmasını aldıktan sonra uyarma,kınama cezaları verir ve uygular.Daha ağır disiplin cezaları verilmesi için özel kanunu hükümlerine göre teklif ve talepte bulunabilir.’’
68.maddesi ‘’1426 sayılı Vilayet İdaresi Kanunu ile Ek ve Tadilleri ve bu kanuna aykırı bütün kanunlar ve tüzükler hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır’’ hükümlerini içermektedir.
c) 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun
237.maddesinin (b) bendi ‘’20/06/1927 tarih ve 1108 sayılı,30/06/1939 tarih ve 3656 sayılı,28/02/1959 tarih ve 7244 sayılı kanunlarla bu kanunların ek ve tadilleri, 23 TEMMUZ 1965 TARİHİNDEN EVVEL VE SONRA YÜRÜRLÜĞE GİREN TEŞKİLAT KANUNLARI ile diğer kanunların bu kanuna aykırı hükümleri ve Devlet Memurlarının hizmet şartlarını, niteliklerini, atanma ve yetiştirilmelerini, ilerleme ve yükselmelerini,ödev ,hak,yüküm ve sorumluluklarını,aylıklarını,ödeneklerini ve diğer özlük işlerini düzenleyen hükümler Genel Kadro Kanununun yürürlüğe girdiği ayın son gününden itibaren yürürlükten kalkar’’ hükümlerini haizdir.
d) 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun
2.maddesi ‘’KANUNUN AÇIKÇA SUÇ SAYMADIĞI BİR FİİL İÇİN KİMSEYE CEZA VERİLEMEZ VE GÜVENLİK TEDBİRİ UYGULANAMAZ. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz. İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz.Suç ve ceza içeren hükümler,kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.’’ Hükmünü haizdir.
e) 3201 Sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun
83.maddesi ‘’Gerek inzibat komisyonları tarafından ve gerek salahiyet dairesinde re’sen verilecek inzibat cezalarını icap ettiren fiil ve hareketlerin ne olduğunu ve cezaların derece ve miktarı,polis mesleğinin haiz olduğu hususiyet ve ehemmiyet gözetilerek tanzim edilecek nizamnamede tayin olunur.Memuriyette ihraç cezası müstesnadır.’’
84.maddesinin 2.fıkrası ‘’Vilayetler İdaresi Kanununda valilere verilen salahiyet baki kalmak şartı ile valiler ve Emniyet Umum Müdürü: Başkomiser, muadili ve daha aşağı derecede olan emniyet teşkilatı mensuplarına ihtar,tevbih,10 günlüğüne kadar maaş kat’ı cezası’’
84.maddenin 3.fıkrası: ‘’Kaymakamlar ve Emniyet Müdürleri ve polis mektep ve Enstitüsü müdürleri:Başkomiser,muadili ve daha aşağı derecede olan emniyet teşkilatı mensuplarına ihtar,tevbih,üç günlüğüne kadar maaş kat’ı cezası.’’
Ek-9 maddesinin (b) fıkrası ‘’Emniyet Genel Müdürü ve İl İdaresi Kanununda verilen yetkiler saklı kalmak şartı ile Valiler; Başkomiserler ve aynı meslek derecesinde ve daha aşağı meslek derecelerinde bulunan emniyet teşkilatı personeline uyarma,kınama,10 günlüğüne kadar aylık kesme cezası.’’
f) 23/03/1979 tarihli Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü
g) Anayasa Mahkemesinin 19/04/1988 gün ve E.1987/16,K:1988/8 sayılı kararı.
h) Danıştay 12.Dairesinin E:2000/958,K:2000/4088 sayılı kararı
Danıştay 10.Dairesinin 25/11/1987 tarih ve E:1985/2824,K:1987/1891 kararı
Danıştay Dergisi 70-71.sayısı sayfa 545
Danıştay 5.Dairesinin 30/06/1977 gün ve E:1974/5278,K:1977/3905 sayılı kararı.
Danıştay 11.Dairesinin 29/11/1979 gün ve K:1979/4279 sayılı kararı
II. AÇIKLAMALAR
A) Pozitif hukuk normlarının yürürlükte olup olmadığının belirlenmesi:
Bunlar;
1)İlgili mevzuatın tamamı veya bazı maddelerinin bir başka düzenleme ile açıkça yürürlükten kaldırılması,
2) İlgili mevzuatın tamamı veya bazı maddelerinin bir başka düzenleme ile zımmen kaldırılması;
B) Özel Düzenleme (kanun),genel düzenleme (kanun) uygulama önceliği;
Genel kural; Aynı konuda özel düzenleme varsa, aynı konuda genel düzenleme olsa dahi,özel düzenleme hükümlerinin uygulanması öncelik taşır. Yani böyle hallerde özel kanun hükümlerine göre idari işlem, eylem ve idari kararlarda bulunulur.
C) Düzenlemenin (kanunların) zaman açısından uygulama önceliği:
Aynı konuda yapılan düzenlemeler birden fazla ise; bu takdirde kural olarak en son,yani en yeni tarihli düzenlemeye göre idari karar,işlem ve eylemlerde bulunulur.
Yukarda belirttiğim evrensel temel hukuk kuralları karşısında;
3201 Sayılı kanunun yürürlük tarihi 1937’dir. İlgili kanunun 82,83,84 ve Ek-9.maddeleri; emniyet teşkilatında kamu görevi yapan teşkilat mensuplarına verilecek disiplin cezalarını ve disiplin cezası verecek yetkilileri belirlemektedir. İl İdaresi Kanununun yürürlük tarihi ise 1949’dur. İl İdaresi Kanunu’nun 13.maddesinin C bendi ‘’(Değişik bent:12/05/1964-469/1 md)Vali Memurun Kanunundaki usulüne göre savunmasını aldıktan sonra uyarma,kınama ve beş günlüğüne kadar aylıktan kesme cezaları vererek uygular.Daha ağır disiplin cezaları verilmesi için özel kanunu hükümlerine göre teklif ve taleplerde bulunabilir’’ hükmü ile İl Valisinin tüm kamu görevlilerine doğrudan disiplin cezası (uyarma,kınama,aylıktan kesme) verebileceğini iltibasa mahal bırakmayacak açıklıkta vurgulamıştır. Yine aynı kanunun 19.maddesi ‘’ Valiler,genel ve özel kolluk mensuplarının mülki ödevlerine dokunan ve disiplin cezası uygulamasını gerektiren hallerini görür ve öğrenirlerse 13 üncü maddenin (c) fıkrasındaki cezaları re’sen uygulayacakları gibi gerekirse özel kanunlarında yazılı diğer disiplin cezalarının uygulanmasını da illerindeki genel ve özel kolluk kuvvetleri amirlerine emrederler. Kolluk amirleri özel kanun ve tüzüklerine göre gerekli disiplin cezasını uygulayarak valiye bilgi verirler.’’ Hükmü de,13.madde hükmünde belirtilen durumu yenileyerek tereddüde mahal bırakmayacak bir açıklık getirmiştir. 5442 sayılı Kanunun 31.maddesinin (ı) bendi benzer hükümle aynı yetkiyi ilçede kaymakama da vermiştir.
5442 sayılı Kanunun 68.maddesi ‘’1426 sayılı Vilayet İdaresi Kanunu ile ek ve tadilleri ve BU KANUNA AYKIRI BÜTÜN KANUNLAR VE TÜZÜKLER hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır’’ hükmü ile 3201 sayılı Kanunun 82,83, ve 84,maddelerinin 5442 sayılı Kanuna aykırı hükümleri açıkça yürürlükten kaldırılmıştır. 3201 sayılı Kanun’un 84.maddesi,teşkilat mensuplarına re’sen disiplin cezası tayin etme yetkisi olan amirleri belirtmiş, 3201 sayılı Kanuna 19/02/1980 gün ve 2261/2 sayılı Kanunla eklenen EK 9.maddesi bir nevi 84.maddeyi tekrarlamış, (B) bendinde ‘’EMNİYET GENEL MÜDÜRÜ VE İL İDARESİ KANUNUNDA VERİLEN YETKİLER SAKLI KALMAK ŞARTI İLE VALİLER; başkomiserler ve aynı meslek derecesinde ve daha aşağı meslek derecelerinde bulunan emniyet teşkilatı personellerine,kınama,10 günlüğüne kadar aylık kesme cezası,vermeye yetkilidir.’’ Diyerek hüküm getirmiş ise de; 5442 sayılı Kanunun 13,19,31 ve 68.maddeleri karşısında; 3201 sayılı Kanunun EK-9.maddesinin (B) bendinde belirtilen hükmün,yine EK-9.maddenin (B) bendindeki ayrıksı hal ile beraber değerlendirildiğinde, Vali ve Kaymakamların,Emniyet teşkilatında kamu görevi ifa eden tüm personele (müdür,amir,başkomiser,polis memurları) uyarma,kınama ve maaş kesimi cezasını re’sen yetkisine haiz olduğu,pozitif normlar karşısında şüpheye mahal bırakmayacak derecede aleniyet kesbetmektedir.

Temel Hak ve Ödevler,Kişinin Hak ve Ödevleri,Siyası Haklar ve Ödevler konusunda düzenlemelerin münhasıran Kanunla olabileceğini,bu hak ve hürriyetlerin kanun hükmünde kararname ile dahi düzenlenemeyeceğini Anayasamız emretmiştir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 91.maddesi yukarda belirttiğim haklar konusunda kanun hükmünde kararname ile düzenleme yapılamayacağını hüküm altına almıştır. Yine Anayasanın 128.maddesinin 2.fıkrası, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri,atanmaları,görev ve yetkileri,hakları ve yükümlülükleri aylık ve ödenekleri ile diğer tüm özlük işleri Kanunla düzenlenir demektir.
Yine D.M.K.’nın 124 ve devamı maddeleri kamu görevlileri açısından disiplin ceza hükümlerini düzenlemektedir.D.M.K.’nın ilgili disiplin hükümlerinde de UYARMA,KINAMA,AYLIKTAN KESME disiplin cezalarının disiplin amirince re’sen verileceği hüküm altına alınmıştır. D.M.K.’nın 126.maddesi son fıkrasında ‘’özel kanunların disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurallarla ilgili hükümleri sakladır.’’ Hükmüne yer verilmiştir.
Ancak; D.M.K.’nın 237.maddesinin b bendi ‘’20/06/1927 tarih ve 1108 sayılı, 30/06/1939 tarih ve 3656 sayılı,28/02/1959 tarih ve 7244 sayılı kanunlarla bu kanunların ek ve tadilleri, 23 TEMMUZ 1965 tarihinden evvel ve SONRA YÜRÜRLÜĞE GİREN teşkilat kanunları ile diğer kanunların bu kanuna aykırı hükümleri ve Devlet Memurlarının hizmet şartlarını,niteliklerini,atanma ve yetiştirilmelerini,ilerleme ve yükselmelerini,ödev,hak,yüküm ve sorumluluklarını,aylıklarını,ödeneklerini ve diğer özlük işlerini düzenleyen hükümler Genel Kadro Kanununun yürürlüğe girdiği ayın son gününden itibaren yürürlükten kalkar’’ hükmünü vazetmiştir.
3201 Sayılı Kanun bir teşkilat yasasıdır. Dolayısı ile D.M.K. hükümlerine aykırı hükümleri D.M.K.’nın 237.maddesinin b bendi gereğince yürürlükten kalkmıştır. Danıştay 5.Dairesinin 30/06/1977 gün ve E:1974/5278,K:1977/3905 sayılı kararıyla da D.M.K.’nın yürürlük tarihinden önce çıkmış olan ve D.M.K. hükümlerine aykırı hükümlerin yürürlükten kalkmış olduğu perçinlenmiştir. Her ne kadar D.M.K.’nın 126.maddesinin son fıkrası ‘’özel kanunların disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullarla ilgili hükümler saklıdır.’’ Hükmünü getirmiş ise de; Özel Kanunlardaki disiplin hükümleri D.M.K.’daki disiplin hükümlerine aykırı olmamak şartıyla uygulanabilecektir.126.maddenin son fıkrası ile 237.maddenin (b) bendinin birlikte yorumlanması neticesinde bu sonuca ulaşmak zor olmasa gerekir. Zaten Danıştay’ın pek çok kararı da bu duruma dikkat çekmiştir.
Bilindiği üzere ‘’Suç ve Cezanın Kanuniliği’’ ilkesi evrensel bir hukuk kuralıdır. Disiplin cezası da kişi hak ve özgürlüklerini doğrudan etkilediğinden Genel Ceza Hukukunun ilkesi olan ‘’Suç ve Cezanın Kanuniliği’’ disiplin cezalarında da değerlendirilmektedir. Anayasa’nın 38.maddesinin 1.fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2.maddesi suç ve cezaların kanuniliği prensibini normlaştırmıştır. Kaldı ki Danıştay da öyle değerlendirmektedir. Danıştay 10.Dairesinin 25/11/1987 tarih ve E:1985/2824,K:1987/1891 sayılı kararında ‘’Disiplin cezası verilmesi gereken hallerde memurun işlediği fiilin karşılığı olarak tabi olduğu özel kanunda bir düzenleme bulunmadığı hallerde genel kanun niteliğinde olan 657 sayılı Yasa hükümlerine göre işlem yapılır’’ denmektedir. (Danıştay Dergisi sy.70-71 s.545)
Yine Danıştay 12.Dairesinin 21/11/2000 tarih ve E:2000/958,K:2000/4088 sayılı kararında ‘’Özel Kanunların disiplin suç ve cezalarına ilişkin hükümlerinin uygulanabilmesi için memurların eylemlerinin ve bu eylemlere verilecek disiplin cezalarının özel yasada tam ve açık olarak tanımlanması gerektiği aksi halde genel kanun olan 657 sayılı Yasa hükümlerine göre işlem yapılması gerektiği’’ içtihat altına alınmıştır.
Bu bakımdan idari nitelikteki düzenleyici metinlerle suç ihdasına olanak yoktur.(Danıştay 11.Dairesinin 29/11/1979 gün ve K:1979/4279 sayılı kararı) Hatta azlık oyunda, ‘’…Yasanın tekrarı niteliğinde de olsa yönetmelikle suç ve ceza hükmü getirilmesi kabul edilemez’’ şeklinde görüş belirtmiştir.
Anayasa Mahkemesi bir çok kararında disiplin cezalarını Anayasanın 38.maddesinde yer alan ‘’suç cezalara ilişkin genel esaslar’’ kapsamında değerlendirmiştir. Anayasa Mahkemesi 19/04/1988 gün ve E.1987/16,K:1988/8 sayılı kararında; yönetsel yaptırımların yönetimin karar ve işlemlerinin denetiminin zorunlu olanlarından olduğunu,suç ve cezaların Anayasaya uygun olarak yasayla konulabileceği, ‘’Kanunsuz suç ve ceza olmaz’’ ilkesi uyarınca bir hukuk devletinde, ceza yaptırımına bağlanan her eylemin tanımının yapılması ve suçların kesin bir şekilde ortaya konulması gerektiği,anılan ilkenin özünün yasanın ne tür eylemleri yasakladığının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtmesi ve buna göre cezanın da yasayla saptanmasının zorunlu olduğunu vurgulamıştır.
3201 sayılı Kanunun 82,83,84 ve EK-9.maddesine istinaden çıkartılan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü;
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 38.maddesinin 1.fıkrası,91.maddesi, 128.maddesinin 2.fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2.maddesi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 126.maddesinin son fıkrası, 237.maddesinin b bendi, ‘’Suç ve Cezanın Kanuniliği’’ ilkesi ile Danıştay kararları birlikte değerlendirildiğinde; 3201 sayılı Kanunun 82,83,84, ve EK-9.maddelerinde hangi fiilin karşılığı olarak hangi disiplin cezasının verileceği belirtilmediğinden, ilde tüm amir ve memurların (Kaymakam ve Vali Yardımcıları dahil) disiplin amiri Vali iken, bu konuyu 5442 sayılı Kanun da açıkça belirtmiş olmasına rağmen; 1937 tarihli 3201 sayılı Kanunun 84.maddesi ‘’Vilayetler İdaresi Kanununda valilere verilen salahiyet baki kalmak şartı ile valiler ve Emniyet Umum Müdürü;Baş komiser,muadili ve daha aşağı derecede olan emniyet mensuplarına ihtar,tevbih,10 günlüğe kadar maaş kat’ı cezası.’’ Verir hükmünün pozitif hukukumuzda ve çağdaş hukuk içerisinde yeri olmayan, sonraki tarihlerde yürürlüğe giren 5442 sayılı Kanun ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile yürürlükten kaldırılmış hükümlere dayanılarak çıkartılan EMNİYET ÖRGÜTÜ DİSİPLİN TÜZÜĞÜ’NÜN de hiçbir hukuki geçerliliği yoktur. Çünkü söz konusu Tüzüğün dayanağı olan 3201 sayılı Kanunun 83.maddesi,5442 sayılı Kanun ve D.M.K. ile yürürlükten kaldırılmıştır. ‘’Suç ve Cezanın Kanuniliği’’ ilkesi gereği; DİSİPLİN CEZASI GEREKTİREN FİİLLERİN ANCAK KANUNLA AÇIKÇA BELİRTİLMESİ GEREKMEKTEDİR. Tüzük ile disiplin suçu oluşturacak fiillerin belirlenemeyeceği Anayasamızın açık hükümleri karşısında ve yargı kararlarıyla da içtihat haline gelmiştir.
Yukarda arz etmeye çalıştığım nedenler, mevzuat hükümleri, yargı kararları, hukukun üstünlüğü,’’Suç ve Cezada Kanunilik’’ ilkesi ve diğer temel hukuk kuralları karşısında; 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun özellikle 83,84 ve EK-9. maddelerinin Anayasa’yla,5442 ve 657 sayılı Kanunlarla (DMK 237.maddesinin b bendi,5442 sayılı Kanunun 13,19 ve 68.maddeleri ile) yürürlükten açıkça kalkmasına rağmen, hukuken yaşamayan (yok hükmünde) hükümlere dayanılarak ‘’Suç ve Cezaların Kanuniliği’’ ilkesine aykırı olarak çıkartılan ……………..Tüzüğü’nün de hukuken yaşamayan (yok hükmünde) hukuki netice doğurmayan düzenleme olduğu açık ve barizdir.
Hukuki Nedenler : İdari Yargılama Usulü Kanunu, 657 sayılı Kanun ve ilgili tüm mevzuat

Delilller :
1- …………..Valiliği İl ………… Disiplin Kurulu Başkanlığı başlıklı …………… Dosya No ve ………….. Karar sayılı belge …………….. Müdürlüğü’ nce ……………. tarihinde tebliğ edilen ……………… sayılı belge(EK-1)
2- …………….. Müdürlüğü’ nce ………………. tarihinde tebliğ edilen ………………. sayılı belge (EK-2)
3- ………….. Asliye Ceza Mahkemesi ………… Es. sayılı dava dosyası ve her türlü sair delil

Sonuç ve İstem : Yukarıda açıklanan nedenler ve re’sen mahkemece tespit edilecek sair iptal nedenleri ile dava konusu idari işlemin İPTALİNE, yargılamanın duruşmalı olarak yapılması, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davalı idareye yükletilmesine, karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.23.04.2021 Davacı

………………..
Vekilleri
Av. …………………….