Boşanma Davası Temyiz Dilekçesi Örneği-Maddi Manevi Tazminat ve Nafaka

YARGITAY ( ) İLGİLİ HUKUK DAİRESİNE

Gönderilmek Üzere

………. AİLE MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİNE

 

Dosya No            : 2021/………..Es. & 2022/1…………K.

Temyiz Eden

Davacı               : ……..

 

Vekilleri             : Av. ………

                            

 

Davalı                : ………….

 

Vekili                 : Av. …………

 

Konu                 : ………… Aile Mahkemesi tarafından verilen 2021/……… Es. & 2022/………. K. sayılı ………….. tarihli ilamın müvekkil aleyhine hükmedilen maddi/manevi tazminat ve yoksulluk nafakası kararları açısından BOZULMASI dileğiyle temyiz edilmesi istemimizdir.

 

 Açıklamalar       :

 

         ……… Aile Mahkemesi’nde görülmekte olan 2021/……… Es. & 2022/………. K. sayılı dava dosyamız, …………. tarihinde karara çıkmış olup; iş bu karar ile tarafların boşanmalarına ve müvekkil tarafından davalı/karşı davacı tarafa 7.500,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminat ve 7.500,00 TL yoksulluk nafakası olmak üzere fahiş miktarda ve somut olayın gereklerine uygun  olmayan şekilde tazminat ve nafaka ödenmesine karar verilmiştir. Bu nedenle ………… Aile Mahkemesi’nin bahse konu kararının davalı/karşı davacı lehine hükmedilen tazminat ve yoksulluk nafakası açısından, hukuka ve kanuna aykırılık nedeniyle bozulmasını talep etmek zorunluluğu doğmuştur. 

 

        Maddi tazminat kararı açısından itirazlarımız:

 

        1-) Davalı/karşı davacı lehine maddi tazminata hükmedilebilmesi için kusursuz olması; boşanmanın gerçekleşmesine sebep olmaması gerekmektedir. Ancak somut olayda boşanma durumu davalı/karşı davacının kusurlu hareketleri nedeniyle gerçekleşmiştir. Davalı-karşı davacı, evlilik birliğinin kendisine yüklediği sadakat yükümlülüğüne aykırı davranmış; tanık beyanları ve kendisinin çelişkili beyanları ile bu durumu inkâr etmeye çalışmıştır. Ancak davalı-karşı davacının sadakat yükümlülüğüne aykırı hareketleri, davalının görüştüğü üçüncü kişi olan ………… ifadeleri ile de sabittir.Davalı tarafın inkârlarının aksine, henüz tarafların evliliği devam etmekteyken davalı Facebook üzerinden ……………. ……… ile tanışmış ve tanık beyanlarında da ifade edildiği üzere bu konuşmalar esnasında kocasından ayrıldığını söyleyerek müvekkil için it, adi gibi hakaret içerikli sözler kullanmış, 6-7 ay gibi bir süre internet üzerinden görüştükten sonra yüz yüze görüşmeyi teklif etmiştir. Bahse konu olayın bizzat muhatabı olan ……………..ifadelerinde yer alan bu hususlar, davalının sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini; kusurlu şekilde evlilik birliğinin sona ermesine neden olduğunu açıkça göstermektedir. Her ne kadar davalı taraf, müvekkilin ……………..………. tanıdığı ve bu şekilde beyanda bulunması konusunda kendisini etkilediğini iddia etmiş olsa da; tanık beyanında da ifade edildiği üzere müvekkil, tanığın Facebook adresinden davalının fotoğrafının paylaşılması üzerine kendisini arayıp bulmuş, bu şekilde tanık ile iletişime geçmiştir. Müvekkil ile tanığın bu olaydan öncesine dayanan bir tanışıklığı olmadığı gibi tanışma sebepleri de yalnızca davalının tanık ile olan ilişkisidir.

         Kaldı ki davalının sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışları yalnızca tanık ile fiilen görüşmesinden ibaret değildir. Davalı evlilik süresince müvekkilin yüzüne karşı sık sık başka birini sevdiği şeklinde laflar söyleyerek de müvekkil ile arasındaki güven ilişkisinin bozulmasına neden olmuştur.

 

         2-) Davacı/karşı davalı lehine maddi tazminata hükmedilmesinin bir diğer şartı, davalının boşanma nedeniyle mevcut veya beklenen bir menfaatinin zarara uğraması gerekliliğidir. Dosya kapsamında mevcut önceki beyanlarımızda da ifade edildiği üzere; evliliğin ilk yıllarında müvekkilin işleri iyi gitmekteyken daha sonra geçirdiği bir kaza nedeniyle müvekkilin işleri bozulmaya başlamıştır. Müvekkilin evlilik birliği içerisinde yaşadığı bu maddi sıkıntılar halen devam etmekte olup; davalı nezdinde müvekkil açısından kazanılmış yahut ileride kazanılması muhtemel hiçbir maddi menfaat bulunmamaktadır. Davalı/karşı davacının boşanma nedeniyle fakirliğe düşme gibi bir durumu da söz konusu olmadığından, somut olayda doğmuş ya da doğacak hiçbir maddi zararı bulunmayan davalı/karşı davacı lehine 7.500,00 TL gibi fahiş miktarda tazminata hükmedilmesi, hakkaniyete ve kanunun amacına aykırı düşmekte; davalı/karşı davacı  lehine haksız şekilde zenginleşmeye neden olmaktadır. Bu nedenle Konya 5. Aile Mahkemesi tarafından verilen ve hukuki şartları taşımayan maddi tazminat kararının yukarıda açıklanan hususlar nedeniyle BOZULMASI gerekmektedir.

 

Manevi tazminat kararı açısından itirazlarımız:

 

        1-) Yerel Mahkemede görülen boşanma davası, davalı/karşı davacının kusurlu hareketleri nedeniyle açılmıştır. Davalı/ karşı davacının müvekkile ve evlilik birliğine karşı sadakat yükümlülüğünü yerine getirmemesi dahi müvekkil açısından kişilik haklarının zedelenmesi için yeterli bir kusurdur. Somut şartlar altında mağdur durumda olan ve davalı/karşı davacının kusurlu hareketi nedeniyle kişilik hakları zarara uğrayan müvekkil lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken müvekkilin tazminat borçlusu haline gelmesi hukuka aykırı bir karar olup; bozulması gerekmektedir. Yerel Mahkeme gerekçeli kararında tarafların kusur durumlarına ilişkin kanaat açıklarken, davalı/karşı davacının tanık anlatımları ile de sabit olan sadakat yükümlülüğüne aykırı eylemlerini göz önünde bulundurmamıştır. Bu hususta herhangi bir değerlendirme dahi yapmamıştır. Hâlbuki müvekkil nezdinde evlilik birliğini katlanılmaz hale getiren ve manevi anlamda büyük bir çöküntü yaşamasına neden olan olay davalının bu kusurlu hareketleridir. Bu nedenle Yerel Mahkemenin davalı/karşı davacının bu eylemlerini değerlendirmesi, taraflar arasında maddi manevi tazminat hususlarında hüküm tesis ederken bu eylemleri baz alması gerekmektedir.

                             

         Bununla birlikte; Yerel Mahkeme, davalı/karşı davacının bir takım asılsız beyanlarına riayet ederek müvekkilin boşanmanın gerçekleşmesinde daha ziyade kusurlu olduğuna karar vermiştir. Davalının müvekkile atfettiği bu asılsız ithamların kabulü kesinlikle mümkün değildir. Kaldı ki davalı/karşı davacı da müvekkili suçlayan bu beyanlarını hiçbir şekilde ispatlayamamış; yalnızca gerçeğe aykırı tanıklık yapan tanık beyanlarına dayanmıştır. YEREL MAHKEME İSE YARGILAMA ESNASINDA İLERİ SÜRDÜĞÜMÜZ VE BİZZAT OLAYI YAŞAYAN TANIK TARAFINDAN DA DESTEKLENEN, DAVANIN ESASINA İLİŞKİN VE EVLİLİK BİRLİĞİNİ TEMELDEN ETKİLEYEN SADAKAT YÜKÜMLÜLÜĞÜNE AYKIRILIK İDDİALARIMIZI DEĞERLENDİRMEYE DAHİ ALMAZKEN; DAVALI/KARŞI DAVACININ MÜVEKKİLİN AİLESİ İLE AYNI EVDE YAŞADIĞI GİBİ GERÇEĞE AYKIRI İDDİALARINA RİAYET ETMİŞ; YALNIZCA DEĞERLENDİRMEYE ALMAKLA KALMAYIP MANEVİ ZARARI DOĞUMUNA SEBEP OLMAYACAK BU ASILSIZ İDDİALARA DAYANARAK MÜVEKKİL ALEYHİNE  OLACAK ŞEKİLDE MANEVİ TAZMİNATA HÜKMETMİŞTİR. Boşanma hususunda tarafların kusurlarına ilişkin tüm beyanlarımızın ötesinde müvekkilin uğradığı manevi zararı göz önüne çıkaran davalı eylemlerinin Yerel Mahkeme tarafından göz önünde bulundurulmaması, hükme esas alınmaması ve hatta hükme esas alınıp alınamayacağının dahi değerlendirilmemiş olması başlı başına usule aykırılık olup; açıkça Yerel Mahkeme kararının bozulmasını gerektirmektedir.

 

         Bu hususta Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından verilen 2002/5169 Es. 2002/6179 K. sayılı 09.05.2002 tarihli ilamda da “… davada, davacı kocanın sadakatsiz olup, tam kusuru gerçekleşmiştir. Bu durum kadının şahsiyet haklarına ağır bir tecavüz teşkil eder. Şartları oluşan manevi tazminatın kabulü gerekirken, reddi doğru bulunmamıştır.” Denmekle, müvekkil lehine manevi tazminata hükmedilmesi şeklindeki beyanlarımız desteklenmiştir.

 

          2-) Yukarıda da ifade edildiği üzere; boşanma davası tamamen davalı/karşı davacının kusurlu eylemleri nedeniyle açılmış; davalının son olarak Facebook üzerinden başkaları ile görüşmesi neticesinde müvekkilin evlilik birliğinin devamlılığına dair inancı kalmamıştır. Davalının kusurlu hareketi nedeniyle açılan boşanma davasında yine davalı lehine 5.000,00 TL gibi fahiş miktarda manevi tazminat tutarına hükmedilmesi, başta hakkaniyet ilkesi olmak üzere hukukun genel ilkeleri ve kanunun amacına aykırıdır.

 

Bununla birlikte; davalı/karşı davacı lehine tazminata hükmedilirken müvekkilin maddi durumunun da göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Dosya kapsamında mevcut …………..tarihli sosyal ekonomik durum raporunda, müvekkilin “İstanbul’da anne ve babasıyla birlikte yaşadığı, 1.600 TL olan ev kirasının 800 TLsini kendisinin karşıladığı ve aylık ortalama 1.500 TL para kazandığı” hususları tespit edilmiştir. Dosyaya sunulu önceki beyanlarımızda da ifade edildiği üzere; müvekkil uzun zaman önce geçirdiği kaza nedeniyle düzenli bir işte çalışamamaktadır. Bu nedenle aylık 1.500 TL gelir elde etme gibi bir durumu söz konusu değildir. Kaldı ki, kabul anlamına gelmemekle birlikte; müvekkilin aylık 1.500 TL para kazandığı düşünülse dahi 800 TL kira parası ve diğer ev giderlerinin karşılamak durumunda olan müvekkilin maddi açıdan sıkıntı içinde olduğu açıkça görülmektedir.

 

Davalı/karşı davacı lehine hükmedilen fahiş miktardaki tedbir ve yoksulluk nafakasına ilişkin itirazlarımız:

 

         Yerel Mahkeme, davalı/karşı davacı lehine olmak üzere müvekkili dava tarihinden itibaren işletilecek tedbir nafakası ve tek seferde 7.500-TL yoksulluk nafakası ödemeye mahkum etmiştir. Ancak bu nafaka kararı, gerek somut şartlar altında davalının nafaka hakkı kazanmasını sağlayan somut şartların bulunmaması gerekse hükmedilen nafaka miktarı açısından yerinde bir karar değildir. Zira, davalı/ karşı davacının tedbir nafakası hükmedilmesi için aranan Medeni Kanun’un 169.maddesinde yer alan “…özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine… ilişkin geçici önlemleri alır.” Hükmünde yer alan asli unsurlar davada söz konusu değildir. Davalı/karşı davacının barınma yahut geçiminin sağlanması gibi hususlarda müvekkil tarafından kendisine nafaka ödenmesini gerektiren bir durumu bulunmamaktadır.

 

Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin tarafların maddi durumları, sosyal statüleri ve kusur oranları incelenmeden davalı/karşı davacı lehine maddi/manevi tazminat ödenmesine ilişkin kararının BOZULMASINI talep ediyoruz.

                                               

 

Sonuç ve İstem  : Yerel mahkemenin …………. tarihli kararının 1 numaralı bendinin tarafımızın; yani davacı-karşı davalının davasının kabulü kısmını temyiz etmiyoruz. DOLAYISIYLA BOŞANMAYI TEMYİZ ETMİYORUZ. Yukarıda açıkladığımız nedenler ve re’sen göz önüne alınacak tüm hususlar ışığında; 1 numaralı bendin karşı tarafın; yani davalı-karşı davacı tarafın davasının kabulü kısmını, 2 numaralı tedbir nafakası, 3 numaralı maddi/manevi tazminat, 4 numaralı yoksulluk nafakası,  6 numaralı karşı vekalet ücreti, 7 numaralı  maddi/manevi tazminat taleplerimizin reddi ve 9 numaralı davalı-karşı davacının yargılama giderleri ile ilgili bentleri temyiz ediyoruz.  Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, temyiz isteğimizin kabulüyle, usul ve yasaya aykırı olan ………. Aile Mahkemesi’nin 2021/……… Es. & 2022/………. K. sayılı ………… tarihli kararının belirttiğimiz yönler doğrultusunda BOZULMASINA karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz. 06.04.2022

  Davacı Vekilleri

Av. …………

 


SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top