Hekim, disiplin amiri tarafından yazılı olarak ikaz edilebilir mi?

Hekim, disiplin amiri tarafından yazılı olarak ikaz edilebilir mi?

Hekim, disiplin amiri tarafından yazılı olarak ikaz edilemez. Yürürlükteki mevzuatta, disiplin amirinin yazılı ikazda bulunabileceğine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.


T.C.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
KAMU DENETÇİLIĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)


SAYI : 2024/1031 1-S.24.15842
BAŞVURU NO : 2024/5542
KARAR TARİHİ : 27/09/2024


TAVSİYE KARARI


BAŞVURUNUN KONUSU : İkaz yazısının iptali talebi hk.


BAŞVURU TARİHỈ : 29/04/2024

Hukuka, Hakkaniyete ve Insan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme


•• Başvuran, aldığı ikazın kaldırılmasını talep etmektedir.


İlgili idarenin ikaz yazısı ile ilgili açıklamalarında; yazının hasta mağduriyeti yaşanmaması konusunda
daha hassas ve özenli olunması hususunda yapılan hatırlatma olup hukuki bir sonuç doğurmadığı, Sağlık
Bakanlığı Entegre Kurumsal Işlem Platformuna (EKİP Portal) herhangi bir ceza işlenmediği, performans
değerlendirmesine etkide bulunmadığı belirtilnmektedir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125’nci maddesinde disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin düzenlendiği ve anılan maddenin (A) bendinde, “uyarma” cezasının, “memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesi şeklinde izah edildiği görülmektedir.

Kamu personeline ilişkin disiplin hukukunda en alt ceza olarak öngörülen uyarma”
cezasını uygulanamayacağı hallerde “cezai mahiyette olmamak üzere yazı ile ikaz edilmeye” dair bir
düzenlemeye yer verilmediği ve isnat edilen fiiller nedeniyle “yazı ile ikaz” şeklinde bir düzenlemenin
bulunmadığı anlaşılmakla birlikte, uyarma cezasinın ancak usulüne uygun yapılacak bir
soruşturma/inceleme sonucu yetkili disiplin amirince verilebileceği açıktır.
11) Danıştay 12. Dairesinin 2007/4720 E., 2010/1065 K. sayılı Kararında; “Davacının tutum ve
davranışlarında daha dikkatli ve tutarlı davranması hususunda ikaz edilmesine ilişkin işlem her ne kadar
disiplin cezası niteliği taşımasa da, davacınn özlük dosyasına konulmast karşısında davacı hakkında
davalı idarenin takdir yetkisini kullanacağı çeşitli işlemlerde dikkate alınması olasılığı karşısında;
davacının hukuki durumuna ciddi etkiler yapabileceği görülduğünden söz konusu işlemin idari davaya
konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olduğu açiktur:” ifade edilmiştir.
12) Nitekim Danıştay 12. Dairenin E:2020/5 194, K:2021/991 sayılı kararında; İdare Mahkemesince,
Danıştay Onikinci Dairesinin 23/06/2016 tarihli ve E:2013/194, K:2016/4153 sayılı bozma kararına
uyularak; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinde disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin düzenlendiği, anılan maddenin (A) bendinde, “uyarma” cezasınn, “memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir:” şeklinde tanımlanarak en alt ceza olarak öngörüldüğü, en alt cezanın uygulanamayacağı hallerde “cezai mahiyette olmamak üzere yazı ile ikaz edilmeye” dair bir düzenlemeye yer verilmediği görüldüğünden, davacı
hakkında isnat edilen fiiller nedeniyle “yazı ile ikaz” şeklinde işlem tesis edilmesine hukuken olanak
bulunmadığından, dava konusu işlenmde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmesini onadığı görülmektedir.
Anayasa Mahkemesi de şikâyet konusu ile benzer konuda bireysel başvuru yolu (2015/13108) ile
verdiği kararında; kamu görevlilerinin yazılı olarak ikaz edilmelerine imkân tanıyan bir düzenleme bulunmaması nedeniyle bu tip işlemlerin esasen bir disiplin cezası niteliği taşımamakla birlikte söz konusu işlemlerin idarenin kamu görevlisi hakkında takdir yetkisini kullanacağı çeșitli işlemlerde
(taltif/ceza/atama/görevlendirme/terfi gibi) dikkate alınabileceğinden hukuki durumunu etkileyebileceğinin
kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Ayrıca, Kurumumuza aynı konuda (başvurana yazılan ikaz yazılarının iptali talebi ile) yapılmış olan
2017/1645, 2021/13154, 2023/679, 2023/5641 ve 2023/5899 numaralı başvurular için Kurumumuzca
verilen Tavsiye Kararlarında yazılan ikaz yazılarının hukuka uygun olmadığı değerlendirilerek, geri
alınması hususunda ilgili idarelere tavsiyede bulunulduğu tespit edilmiştir.


İdare hukukunda idari işlemlerin geri alınması idare mahkemesi tarafindan verilen idari işlemin iptali
kararı ile aynı sonucu doğurmakta olup idari işlem hiç tesis edilmemiş gibi geçmişe dönük olarak bütün
hüküm ve sonuçları ortadan kaldırr. Hukuka aykırı olarak tesis edilen idari işlemler de geri alma
yaptirimina tabiidir.

Yukarıdan beri anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamalar, ilgili mevzuat, yargı kararları ve Kurumumuzun emsal tavsiye kararı birlikte değerlendirildiğinde;
her ne kadar ilgili idarece belirtilen uyarma yazısinın sözlü ikaz olduğu belirtilse de bu işlem yazı ile
yazılmış ve başvurana tebliğ edilerek hukuk âleminde sonuç doğuran yazılı bir işlemdir ve bu bir sözlü ikaz
değildir. Yukarıda da belirtildiği üzere yazılı ikaz kararları her ne kadar disiplin cezası gibi hüküm doğurmasa da ilgili mevzuat ile koruma altına alınan hukuki hakları zedeleyecek ayrıca yine disipline
ilişkin mevzuatta bir kademe alt ceza uygulanması hükmü ile hedeflenen amacın matuf olmamasına sebep
olacaktır. Belirtilen nedenlerle ikaz yazısı verilmesi işleminin kanuni dayanağı olmaması nedeni ile hukuka
aykırı olduğu anlaşılmış olup, idari işlemin geçmişe dönük olarak hüküm ve sonuçlarını kaldıracak şekilde
geri alınması gerektiği sonucuna varılmıştır.


İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme


İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “iyi
yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncI maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvurunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece
“kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; İdarenin, başvurucuya verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmıŞ olup; idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.


HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA


6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fikrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ
tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafindan herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Çanakkale ldare Mahkemesine yargı yolu
açıktır.
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE;
Başvurana yazılan ikaz yazısının geri alınması hususunda ÇANAKKALE VALİLİĞİ İL SAĞLIK
MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA;


SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top