Avukatın Vekalet Ücreti Alacağı Tüketici Hakem Heyetinin Görev Alanına Girer mi? Güncel Yargıtay Kararı?

Avukatın Vekalet Ücreti Alacağı Tüketici Hakem Heyetinin Görev Alanına Girer mi? Güncel Yargıtay Kararı?

Avukatın haksız azli nedeniyle talep ettiği vekâlet ücreti alacağı bakımından, dava dilekçesinde gösterdiği dava değeri tüketici hakem heyeti sınırının altında olsa dahi, uyuşmazlığın mahkemede çözüme kavuşturulması gerekir.

Avukatın Vekalet Ücreti Alacağı Hakem Heyetinin Görev Alanına Girer mi?

Vekalet Ücreti Davasında Tüketici Hakem Heyeti Yetkili mi? Yargıtay Ne Diyor?


Avukatın Vekalet Ücreti Alacağı ve Tüketici Hakem Heyeti Görevi – Yargıtay Kararı Işığında Değerlendirme

Avukat ile müvekkil arasındaki ücret alacakları ve bu alacakların tahsili, Türk hukukunda sık karşılaşılan uyuşmazlık türlerindendir. Özellikle azil sonrası yaşanan ihtilaflarda, avukatın vekalet ücreti talebinin nereye yönlendirileceği, hangi merciin görevli olduğu büyük önem taşımaktadır.

2025 tarihli Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararı (E. 2024/2482, K. 2025/1292), bu konuda emsal nitelikte önemli değerlendirmeler içermektedir.


Olayın Özeti

  • Avukat, trafik kazasına ilişkin müvekkili adına maddi ve manevi tazminat davası açtı.
  • Dava sonucunda 77.331,00 TL manevi tazminat kazanıldı, vekalet ücreti olarak ise 7.000,00 TL talep edildi.
  • Avukat, sigorta şirketinden alınan paranın bir kısmını tahsil etti; müvekkil ise eksik ödeme yapıldığını ve avukatın hesap vermediğini öne sürdü.
  • Müvekkil, avukatı azletti. Avukat da haksız azil nedeniyle vekalet ücreti alacağı için dava açtı.

Dava Süreci

1. İlk Derece Mahkemesi:

Avukatın eksik ödeme yaptığı, davalının kendini savunmak zorunda kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verdi.

2. İstinaf Mahkemesi:

Talep edilen miktarın tüketici hakem heyeti görev sınırları içinde kaldığını belirterek başvuru şartı yerine getirilmediğinden usulden reddine karar verdi.

3. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi:

İstinaf kararını bozarak önemli bir noktaya dikkat çekti:

“Azlin haksız olup olmadığının tespiti, hakem heyetinin görev alanına girmez. Bu tür uyuşmazlıklar mahkemeler tarafından çözümlenmelidir.”


Yargıtay’ın Gerekçesi

Yargıtay kararında şu değerlendirmeler yapılmıştır:

Tüketici hakem heyetleri yalnızca belirli parasal sınırların altındaki tüketici işlemleri için yetkilidir.

Bu dosyada azlin haksız olup olmadığının hukuki tespiti istenmiş ve bu tür tespitler hakem heyetinin değil, mahkemelerin yetkisindedir.

Kısmi dava niteliği taşıyan bu tür talepler doğrudan mahkemelerde görülebilir.


Tüketici Hakem Heyeti Ne Zaman Görevlidir?


Sonuç

Bu karar, avukatların vekalet ücretine ilişkin alacaklarını tahsil ederken doğru yargı yoluna başvurmaları açısından önemli bir emsal teşkil etmektedir.

Yargıtay’a göre:

  • Haksız azil sonrası vekalet ücreti talepleri tüketici hakem heyeti değil, mahkemeler tarafından değerlendirilmelidir.
  • Hakem heyetinin görev sınırı, uyuşmazlığın parasal değerinden çok hukuki niteliğine göre belirlenmelidir.

💬 Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Avukat azledildikten sonra ücret talep edebilir mi?

Evet, eğer azil haksız ise ve avukat hizmet vermişse ücret talep hakkı doğar.

Tüketici hakem heyetine başvurmadan dava açabilir miyim?

Uyuşmazlık, hakem heyetinin görev alanı dışında ise (örneğin vekalet ilişkisi gibi) doğrudan mahkemeye başvuru yapılabilir.

Vekalet ücretinin tahsili için icra takibi yapılabilir mi?

Evet. Ancak azil durumu varsa, önce azlin haklı olup olmadığının yargı yoluyla tespiti gerekir.


İlgili Mevzuat ve Kararlar

  • Avukatlık Kanunu
  • 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararı – E. 2024/2482, K. 2025/1292

📢 Sonuç Olarak

Avukat ve müvekkil arasındaki alacak uyuşmazlıklarında, tarafların haklarını koruyabilmeleri için yetkili merciin doğru tespiti büyük önem taşır. Bu bağlamda Yargıtay’ın kararı, yanlış yargı yollarına başvurarak zaman ve hak kaybı yaşanmasının önüne geçmektedir.


Daha fazla bilgi için sanalhukuk.org adresinden güncel yargı kararlarına ve uzman yorumlara ulaşabilirsiniz.



T.C.
YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGITAY İLAMI
Esas No : 2024/2482
Karar No : 2025/1292
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
TARİHİ : *
SAYISI : E., K.
DAVACI : , Vekili Avukat **
DAVALI : ******, Vekili Avukat **
DAVA TARİHİ : **
İLK DERECE MAHKEMESİ : ** Tüketici Mahkemesi
TARİHİ :
SAYISI : E., K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildiğinden ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili davasında, müvekkili avukat vekil olarak aracılığım ve aralarında vekalet ücreti sözleşmesi imzalandığını, davacı avukat tarafından davalının azarlamış olduğu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle araç sürücüsü araç işleteni ve sigorta şirketleri karşı maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, yargılamanın henüz sonuçlanması neticesinde, davalının 2024/2482 numaralı dosya üzerinden 77.331,00 TL manevi tazminatın hüküm altına alındığını, hüküm altına alınan tazminatın tahsili için icra takibine geçildiğini, davalıyı borçlu sigorta şirketinden müvekkiline ödenmek üzere hesaplanan 7.000,00 TL’lik avukatlık ücretini banka kanalıyla ödeme yapmak üzere talepte bulunduğunu ancak davalının ödeme yapmadığını, 02.10.2020 tarihinde icra müdürlüğüyle yapılan görüşmeler sonucunda sigorta şirketi tarafından eksik ödeme yapılmasının öğrenildiğini, 82.725,00 TL’lik avukatlık ücretini müvekkilinin hak ettiğini, müvekkilinin davalının da aynı gün haberdar edildiğini, 06.10.2020 tarihinde dilekçeye istinaden sigorta şirketinden tahsilat yapıldığını, ancak davalının müvekkiline ödeme yapmaması üzerine müvekkilinin 10.10.2020 tarihinde davalının azilname gönderdiğini anlaşıldığını, azlin haksız olması nedeniyle hem dava dosyası hem de icra takip dosyasındaki akdi ve karşı yan vekalet ücretlerinden muaccel hale geldiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 2.000,00 TL vekalet ücreti alacağının faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davacı avukatın davalıya hesap vermediğini, ofisine çağırarak ibraname imzalattığını, ibrahaneyi imzalaması üzerine davalının herhangi bir açıklama yapmadığını, davacının azledilmeden önce davacı avukat azledildikten sonra davacı avukatın hesapta icra müdürlüğü tarafından 40.219,77 TL daha ödeme yapıldığını, ancak bu ödemenin icra müdürlüğüne iade edilmediği gibi davalıya da verilmediğini, icra takip dosyasını davalıya geri vermediğini, davacı avukatın hesap vekilini tahsilat yapamadığını, icra dosyasından tahsilat yaptığını iddia etmediğini, davalıya ödeme yapmadığını, davacının azledildiği tarihten itibaren davacının hak edeceği bir ücretinin kalmadığını, davacının ibranameyi ibraz etmediğini, dosyanın ibrahanenin geçerli olmadığını, davacının hak etmediği ücret talebinin kabul edilmemesi gerektiğini beyanla, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; avukatın alacağı olduğu tutarı 50.873,73 TL olmasına rağmen uhdesinde kalan tutarın 86.725,00 TL olduğu, avukatın müvekkiline eksik ödeme yapması nedeniyle icra dosyasının olduğu, avukatın müvekkili aleyhine dava açması nedeniyle davalının kendisini savunması gerektiğini, davanın reddine karar verilmiş, kararın karşı tarafça süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, dava değeri talep tarihi itibariyle tüketici hakem heyetlerinin zorunlu görev sınırı dahilinde kaldığından öncelikle tüketici hakem heyetine başvuru yapılması gerektiği, bu hususun davanın ön şartlarından olduğu, bu şartın ise dava dilekçesi ile birlikte sağlanması gerektiği, Mahkemece, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş; kararın kesinleşmesiyle davanın dava şartı yokluğundan HMK’nın 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmesi üzerine karşı tarafça davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf kararı hakkında usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin hukuk davası açtığını, davalının ibranamede bahsi geçen hukuki meselelerin mevcut olmadığını, müvekkilinin vekilinin yaptığı iş ve işlemlerden sorumlu olmadığını, davalının ibranamede yer alan hukuki meseleleri hukuka uygun ve eksik olduğunu, müvekkilinin alacaklı olduğunu, bu nedenle müvekkilinin alacaklı olduğunu, müvekkilinin avukatlık ücretinin de hesaplanması gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hakem heyeti kararına dayalı olarak vekalet ücreti alacağının tahsili talebine ilişkindir.

  • Tüketici hakem heyetlerinin hangi uyuşmazlıklarda görevli olduğu, 6502 sayılı Kanun’un 66 ve devamı maddeleri ile 2014 tarihli ve 29188 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği’nde düzenlenmiştir.
  • Somut olayda değerlendirme; davacı vekil azlin haksız olması nedeniyle hem dava dosyası hem de icra takip dosyasındaki akdi ve karşı yan vekalet ücretlerinin muaccel hale geldiğini beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 2.000,00 TL vekalet ücreti alacağının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacının azlin haksız olduğunun tespiti talebinin yargı organlarınca incelenerek ve sıfatlarına sahip olmayan tüketici hakem heyetince çözüme kavuşturulması mümkün değildir. Bu durumda, söz konusu talep tüketici hakem heyetinin görev alanı dışına kalmaktadır.
  • Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince, mevcut davanın kısmi dava niteliğinde olduğu ve tespiti ilişkin talebinin ise tüketici hakem heyetinin görev alanı dışında kaldığı değerlendirilerek, uyuşmazlık hakkında dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, yanlışlı değerlendirme ile dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
  • Bu karar üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yerinde hüküm kurması gerekmektedir.
    VI. SONUÇ
    Açıklanan sebeplerle;
  • Bölge Adliye Mahkemesinin kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
  • Temyiz edilen kararda hüküm verilmesi gereken haller olduğundan incelemenin duruşmalı yapılmasına, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    Duruşmanın 03.05.2025 tarihinde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılmasına,
    Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    03.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
    Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

https://x.com/Avakifilhan/status/1933273108548345886?t=3oPC4FBzvLzxqP7gQiumaQ&s=09


SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Scroll to Top