Kusurlu davranışların ilkini hangi eşin gerçekleştirdiğinin, kusurların ağırlığının belirlenmesinde sonuca etkisi var mı?
Kusurlu davranışların ilkini hangi eşin gerçekleştirdiğinin, kusurların ağırlığının belirlenmesinde sonuca etkisi yoktur.
Kusurlu davranışların ilkini hangi eşin gerçekleştirdiğinin, kusurların ağırlığının belirlenmesinde sonuca etkisi yoktur.
Türk Medeni Kanunu’nun 166 ncı maddesinde “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerin her birinin boşanma davası açabileceği” hükme bağlanmıştır. Bu hükmü, tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamak ve değerlendirmek doğru değildir
Erkeğe kusur olarak yüklenen “Sadakatsizlik” vakıasının eski tarihlere dayandığı, sonrasında evlilik birliğinin uzun süre devam ettiği, kadın tarafından affedilen en azından hoşgörü ile karşılanan bu eylemin af kapsamında kaldığı bu itibarla erkeğe kusur olarak yüklenmeyeceği…
Sadakatsizlik ve Eşlerin Kusur Durumu- Emsal Yargıtay Kararları Devamını Oku »
Dedektif tarafından çekilen fotoğraflar hukuka aykırı delil niteliğindedir.
Tarafların dayanmadığı vakıaların hükme esas alınması mümkün değildir (HMK m.25/1). Bu durumda mahkemece, davacı tarafça usulüne uygun şekilde süresince ileri sürülmeyen ve dayanılmayan şiddet dışındaki vakıaların davalı kadına kusur olarak yüklenilmesi usul ve kanuna aykırıdır
Boşanma davasında aldatma şiddetten daha ağır kusur olarak değerlendirilebilir. Devamını Oku »