
- İşe İade Kararı Sonrası Başvuru Yükümlülüğü: İş K. m.21
- Başvuruda Şekil Serbestisi: Kanunda Ne Yazıyor?
- Uygulamada Tercih Edilen Başvuru Yöntemleri
- Yargıtay 9. HD 2025/10010 E. Kararının Analizi
- Noter Masrafı Yargılama Gideri Midir?
- Kararın Pratik Etkileri ve Uygulama Önerileri
- Sık Sorulan Sorular (SSS)
İşe iade davalarını kazanan işçiler açısından en kritik adım, kesinleşen mahkeme kararının tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde işverene başvurmaktır. Bu sürenin hak düşürücü niteliği nedeniyle pek çok işçi ve avukat, hem güvenli bir ispat aracı sağlamak hem de riski sıfırlamak amacıyla noter aracılığıyla ihtarname çektirme yolunu tercih etmektedir. Pratikte bu yaklaşım yerleşik bir uygulama hâline gelmiş; hatta bazı mahkemeler de başvurunun noter ihtarnamesiyle yapılmasını doğal saymıştır.
Oysa Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 10.02.2026 tarihli ve 2025/10010 E., 2026/1058 K. sayılı kararı bu meseleyi iki ayrı başlıkta kesin olarak yanıtlamaktadır: Birincisi, işe iade başvurusu hiçbir şekil şartına tabi değildir; noter ihtarı zorunlu değildir. İkincisi, işçinin kendi tercihiyle seçtiği noter ihtarına ait masraf, ne bir yargılama gideri sayılır ne de işverenden tahsil edilebilir.
Bu makale, söz konusu kararın hukuki gerekçelerini ve işe iade sürecindeki pratik yansımalarını adım adım ele almaktadır.
1. İşe İade Kararı Sonrası Başvuru Yükümlülüğü: İş K. m.21
Doğrudan yanıt: İşçi, kesinleşen mahkeme kararının tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde işe başlamak üzere işverene başvurmak zorundadır; aksi hâlde fesih geçerli hâle gelir ve işe iade haklarının tamamı düşer.
Yasal dayanak: 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları” başlıklı 21. maddesi, feshin mahkemece geçersiz sayılması durumunda işçiye açık bir görev yüklemektedir. Madde hükmüne göre işçi, kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvurmak zorundadır. İşçi bu süreyi kaçırırsa, işverenin yaptığı fesih kanun gereği geçerli fesih sayılır. Bu durumda işçi yalnızca geçerli feshe bağlı yasal haklardan yararlanabilir; işe iade tazminatı ve boşta geçen süre ücreti gibi iş güvencesi yaptırımları ortadan kalkar.
10 iş günlük başvuru süresi hak düşürücü niteliktedir. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre bu süre, yalnızca mahkeme kararının kesinleşmesiyle değil; kesinleşen kararın işçiye tebliğiyle başlar. Süreyi kaçıran işçi, feshin başlangıçta geçersiz olduğunu dahi ispatlasa işe iade yaptırımlarından yararlanamaz.
Yargıtay uygulaması: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, on iş günlük sürenin kesinleşme şerhli kararın tebliğiyle başlaması gerektiği görüşündedir. Bu yaklaşım, yasa metnindeki “kesinleşen mahkeme kararının tebliğinden itibaren” ifadesiyle örtüşmektedir. Süre içinde başvuran işçi, işvereni bir ay içinde karar almakla yükümlü kılar: işçiyi işe başlatmak ya da işe başlatmama tazminatını ödemek.
2. Başvuruda Şekil Serbestisi: Kanunda Ne Yazıyor?
Doğrudan yanıt: 4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesi başvurunun biçimine ilişkin hiçbir şekil şartı öngörmemektedir. İşçi, işverene uygun gördüğü herhangi bir yolla ulaşarak iradesini açıklayabilir.
Yasal çerçeve: Pek çok iş hukuku normu yazılı bildirim ya da noter ihtarı zorunluluğu getirmektedir. Örneğin fesih bildiriminin yazılı yapılması ve fesih sebebinin açık ve kesin biçimde bildirilmesi zorunludur. Ancak kesinleşen işe iade kararı sonrasında işçinin işverene başvurusu için böyle bir kural getirilmemiştir. Kanun koyucu bu tercihi bilinçli yapmış; başvuruyu şekil şartına bağlamak yerine sonucu — yani süresinde başvuruyu — güvence altına almayı yeterli görmüştür.
İş Kanunu m.21: “İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır.”
Maddede yalnızca “başvuruda bulunmak” zorunluluğu yer almakta; başvurunun hangi biçimde yapılacağı hakkında herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu boşluğun şekil serbestisi anlamına geldiği Yargıtay tarafından da teyit edilmiştir.
İspat boyutu: Şekil serbestisi başvurunun herhangi bir biçimde yapılabileceğini ifade etmekle birlikte, ispat sorunu her zaman gündemdedir. Başvurunun gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği veya süresinde yapılıp yapılmadığı ilerleyen aşamalarda tartışma konusu hâline gelebilir. Bu nedenle sözlü başvuru teorik olarak geçerli olmakla birlikte, pratikte ispat güçlüğü yaratır. İşçinin başvuruyu kanıtlanabilir bir yöntemle yapması önerilen yaklaşımdır.
3. Uygulamada Tercih Edilen Başvuru Yöntemleri
Doğrudan yanıt: Kanunun şekil şartı öngörmemesi, işçiye geniş bir tercih alanı tanımaktadır. Uygulamada en güvenli ve sık başvurulan yöntemler aşağıda sıralanmıştır.
Kesin ispat aracı sunar. Tebliğ tarihi belgelidir. Hukuki uyuşmazlıklarda en güçlü delil niteliğindedir. Ancak masrafa katlanmak gerekir ve bu masraf işverenden geri alınamaz. İşçinin tercihine bırakılmıştır; zorunlu değildir.
Posta yoluyla iadeli taahhütlü mektup ya da APS (Acele Posta Servisi) de başvuruyu kanıtlar niteliktedir. Tebliğ şerhli iade zarfı, gönderim ve alım tarihini belgeler. Noterden çok daha düşük maliyetle ispat imkânı sağlar.
İşçi ve işverenin KEP adresi bulunuyorsa, nitelikli elektronik imzayla gönderilen KEP yasal delil değerine sahiptir. Gönderim ve teslim zaman damgası otomatik olarak belgelenir.
İşverene veya yetkili temsilcisine elden teslim edilen, işverenin imzaladığı ya da alındı şerhi koyduğu yazılı başvuru da geçerlidir. Teslim anında tarih ve alındı şerhinin alınması ispat güvencesi oluşturur.
İşçi, noter ihtarnamesi gibi masraf gerektiren bir yöntemi tercih edebilir. Bu tamamen yasaldır ve başvuruyu daha güçlü kılar. Ancak Yargıtay’ın 2026 tarihli kararı, bu tercihin bir külfet olduğunu ve doğurduğu masrafın işverenden talep edilemeyeceğini açıkça belirtmiştir.
4. Yargıtay 9. HD 2025/10010 E., 2026/1058 K. Sayılı Kararın Analizi
Doğrudan yanıt: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işe iade başvurusunun noter aracılığıyla yapılmasının zorunlu olmadığını ve başvuru için ödenen noter masrafının yargılama gideri olarak kabul edilip işveren aleyhine hükmedilemeyeceğini 10.02.2026 tarihli kararla netleştirmiştir.
“Söz konusu hükme göre işe başlamak isteyen işçi, kanun gereği işverene başvuruda bulunmak zorundadır. Başvuru herhangi bir şekil koşuluna tabi değildir.”
“Bununla birlikte işçi masraf gerektiren bir başvuru yolunu tercih etmiş olabilir. Bu durumda işçi açısından bu başvuruya ait masraf, katlanılması gereken bir külfettir. Söz konusu masrafın işverenden tahsili mümkün değildir.”
“Somut uyuşmazlıkta dava öncesi davacı tarafından işe iade talebiyle davalı işverene başvuru için gönderilen ihtarnameye dayalı noter masrafı, yargılama gideri olmadığından Mahkemece yargılama giderlerine eklenmesi suretiyle davalı aleyhine fazla yargılama giderine hükmedilmesi isabetli olmamıştır.”
Kararın Hukuki Çerçevesi
Yargıtay’ın gerekçesi birbirini tamamlayan iki temel saptamadan oluşmaktadır.
Birinci saptama: İş Kanunu’nun 21. maddesi başvurunun şeklini belirlememektedir. “İşverene başvuruda bulunmak” ifadesi herhangi bir iletişim biçimini kapsamaktadır. Dolayısıyla noter, zorunlu değil; işçinin tercih edebileceği olası yöntemlerden biridir.
İkinci saptama: Yargılama giderleri, 6100 sayılı HMK çerçevesinde dava veya icra-iflas sürecine ait giderlerdir. Dava öncesinde ve tamamen işçinin kendi inisiyatifiyle yaptığı bir başvuruya ait noter ücreti bu kapsamın dışındadır. İşçinin iradesiyle seçtiği yöntemin masrafı işverene yükletilemez; bu, bir iç külfettir.
Alt Mahkemenin Hatası ve Bozma Nedeni
Somut davada yerel mahkeme, işçinin gönderdiği noter ihtarnamesine ilişkin masrafı yargılama gideri olarak kabul etmiş ve bu masrafı işveren aleyhine hükmettiği giderler arasına eklemiştir. Yargıtay bu uygulamayı isabetli bulmamış ve söz konusu noter masrafının yargılama gideri sayılmaması gerektiğini vurgulamıştır. Karar, alt mahkemenin bu konudaki fazlalığa yönelik hükmünü bozmuştur.
5. Noter Masrafı Yargılama Gideri Midir?
Doğrudan yanıt: Hayır. İşe iade başvurusu amacıyla çekilen noter ihtarnamesine ait masraf yargılama gideri değildir ve işverenden tahsil edilemez.
Hukuki açıklama: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesi yargılama giderlerini sınırlı biçimde saymaktadır. Bu giderler başvurma harcı, peşin harç, delil ikamesi giderleri, tanık giderleri, bilirkişi ve keşif giderleri, vekâlet ücreti ile diğer yargılama giderlerinden ibarettir. İşçinin kendi tercihiyle başvurduğu noter işlemine ait ücret, bu kapsamda yer almamaktadır. Bunun temel nedeni, noter ihtarının kanunun öngördüğü bir zorunluluk değil, işçinin serbestçe seçtiği bir yöntem olmasıdır.
Dava öncesinde ve işçinin kendi iradesiyle çekilen noter ihtarnamesi masrafı, HMK kapsamında yargılama gideri değildir. İşverenden tahsili mümkün değildir.
Yargıtay’ın ifadesiyle; masraf gerektiren bir başvuru yolunu tercih eden işçi, bu masrafa katlanmayı baştan kabul etmiş sayılır. Masraf, işçinin kendi omuzladığı bir yük niteliğindedir.
Bu masrafın yargılama giderlerine eklenerek işveren aleyhine hükmedilmesi usule aykırıdır. Yargıtay, alt mahkemenin bu yöndeki hükmünü bozmuştur.
Yargıtay uygulaması: Yargıtay bu ilkeyi somut olay üzerinden uygulamıştır. Davacı işçi, işe iade başvurusunu noter ihtarnamesiyle yapmış ve dava aşamasında bu masrafın yargılama giderleri arasında sayılmasını talep etmiştir. Yerel mahkeme bu talebi kabul ederek masrafı işveren aleyhine hükmedilen giderlere eklemiştir. Yargıtay ise başvurunun noter aracılığıyla yapılmasının kanuni bir zorunluluk olmadığını, bu tercihin işçiye ait olduğunu ve masrafın da işçi tarafından karşılanması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur.
6. Kararın Pratik Etkileri ve Uygulama Önerileri
Doğrudan yanıt: Karar, hem işçiler hem de avukatlar açısından stratejik kararları doğrudan etkileyen iki somut sonuç doğurmaktadır: noter ihtarının opsiyonel kalması ve noter masrafının yargılama gideri hesabından dışlanması.
İşçi Açısından Ne Değişiyor?
İşçi, noter ihtarnamesi yerine PTT APS, iadeli taahhütlü mektup veya elden teslim gibi daha düşük maliyetli yöntemlerle başvurusunu yapabilir. Bu yöntemlerin hepsi hukuken geçerlidir ve başvuruyu ispata elverişli biçimde belgeler. Öte yandan kanıtlanabilirlik her zaman öncelikli kaygı olmalıdır: sözlü başvurunun güçlüğü göz önüne alındığında, yazılı ve teslim tarihi belirlenebilir her yöntem öncelikle tercih edilmelidir.
Maliyet-fayda dengesi kurulurken şu gerçek göz ardı edilmemelidir: İşe iade sürecinde değerleri milyonlarca liraya ulaşabilen işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti söz konusudur. Bu haklarının güvencesi açısından, sağladığı ispat kuvveti nedeniyle noter ihtarı hâlâ en güvenli yöntem olma özelliğini korumaktadır. Kararın öğrettisi şudur: noter seçimi yasaldır ve geçerlidir; ancak masrafı işverenin üstleneceği beklentisiyle yapılmamalıdır.
Avukat Açısından Ne Değişiyor?
Bu karardan önce bazı yerel mahkemelerin işe iade başvurusuna ait noter masrafını yargılama gideri olarak kabul ettiği görülmekteydi. Yargıtay’ın bu kararla çizdiği sınır, mahkeme hükmü aşamasında yargılama giderleri listesi hazırlanırken başvuru noterleri masrafının hesaba katılmaması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Davacı vekilleri, ilerideki davalarda bu kalemi yargılama giderlerine dahil etmemelidir; bu masraf talebi hükme yansımayacak, aleyhe hükmü bozma nedeni oluşturacaktır.
İşe iade başvurusu için noter ihtarname taslağına ulaşmak isteyenler için hazır örnek sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
Sonuç: İki Net Kural
İşe iade kararı sonrası işverene başvuru için kanunî bir şekil şartı yoktur. Noter ihtarı yasal açıdan zorunlu değildir; tercih meselesidir. Başvurunun ispata elverişli herhangi bir yöntemle yapılması yeterlidir.
İşçi kendi iradesiyle noter tercih ederse bu masrafa bizzat katlanır. Noter masrafı yargılama gideri değildir; işverene yükletilemez ve mahkeme hükmüne eklenemez.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 10.02.2026 tarihli kararı, uygulamada yerleşmiş ancak hukuken temelsiz olan bir anlayışa son vermektedir. İşçilerin ve avukatlarının bu içtihadı göz önünde bulundurarak stratejilerini şekillendirmeleri gerekmektedir.
Yasal Uyarı: Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Somut hukuki sorunlarınız için nitelikli bir avukattan destek almanız önerilmektedir. sanalhukuk.org editörü — Mayıs 2026.
SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



