Eşten habersiz kredi çekmek boşanma sebebi midir?
Eşten habersiz kredi çekmek güven sarsıcı davranış
olup
boşanma sebebidir.
Eşten habersiz kredi çekmek boşanma sebebi midir? Devamını Oku »
Eşten habersiz kredi çekmek güven sarsıcı davranış
olup
boşanma sebebidir.
Eşten habersiz kredi çekmek boşanma sebebi midir? Devamını Oku »
Boşanma kararının kesinleşmesinden sonra varlığı anlaşılan vakıa nedeniyle açılan dava, TMK’nın 178 ve 174/2 maddeleri uyarınca boşanma davasının feri niteliğindeki manevi tazminat davası olarak kabul edilemeyeceğinden dava haksız eylemden kaynaklanan manevi tazminat olarak görülmelidir.
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; boşanmaya sebebiyet veren davacı erkeğin
fiili ayrılığa neden olma ve
bağımsız konut temin etmeme kusurları davalı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğini taşımamaktadır. Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi koşulları kadın yararına oluşmamıştır.
Erkeğin “Eşinin kız olmadığı yönünde söylenti çıkararak” eşini evden gönderdiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebep olan olaylarda; erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğunun kabulü gerekir.
Eşinin dedikosunu yapmak boşanma nedeni midir? Devamını Oku »
BK’nın “Ceza hukuku ile medeni hukuk arasında münasebet” başlıklı 53. maddesinde yer alan; “Hâkim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraet karariyle de mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hâkimini takyit etmez.” hükmünden de anlaşılacağı üzere ceza mahkemesi kararının maddi olgu yönüyle kesinleşmiş olması gerekir. Benzer hüküm 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 74. maddesinde de bulunmaktadır. Eğer bu yönden kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı bulunmuyorsa, hukuk hâkimini bağlayacak bir ceza mahkemesi kararından da söz etmek mümkün değildir. Nitekim bu husus Hukuk Genel Kurulunun 31.01.2019 tarihli ve 2017/13-681 E., 2019/46 K. sayılı kararında da ele alınmıştır.