Tebligat

Tebligat bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Gerek tebliğ işlemi ve gerekse tebliğ tarihi ancak yasa ve yönetmelikte emredilen şekillerle tevsik ve dolayısıyla ispat olunabilir. Tebligat ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve buna bağlı olarak çıkarılan yönetmelik hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve yönetmeliğin amacı, tebligatın muhatabına en kısa zamanda ulaşması, konusu ile ilgili olan kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususların belgeye bağlanmasıdır. Hâl böyle olunca, yasa ve yönetmelik hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur.

Kanunun ve yönetmeliğin belirlediği şekilde yapılmamış ve belgelendirilmemiş olan tebligatların geçerli olmayacağı Yargıtay içtihatlarında açıkça vurgulanmıştır.

  1. İcra işlerinde tebligatın büyük önemi vardır. İcra takibinin kesinleşmesi, haciz yapılabilmesi, borçlunun itiraz haklarını kullanabilmesi için ödeme emrinin borçluya tebliği gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.12.2009 tarihli ve 2009/12-563 E., 2009/600 K. sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere; tıpkı yargılamada olduğu gibi, icra takibinin sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, itirazların yapılabilmesi ve takibi süratle sonuçlandırılabilmesi, ancak, tarafların icra takibinden usulünce haberdar edilmesi ile olanaklıdır. Zira, takip borçlusunun hangi icra dairesinde aleyhine takipte bulunduğunu, hakkındaki taleplerin nelerden ibaret olduğunu bilmesi ve varsa itirazlarını zamanında ve doğru merciiye yöneltebilmesi Tebligat Kanununda ve Tüzükte (Yönetmelik) açıklanan usule uygun tebligat yapılması ile sağlanabilir. Dolayısıyla, davetiyenin ve tebliğ bilgilerini içeren zarfın takipteki önemi büyüktür.
  2. Tebligat, savunma hakkı ile de sıkı sıkıya bağlıdır. Savunma hakkını güvence altına alan 6100 sayılı HMK’nın 27. maddesinde açıkça belirtildiği üzere davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesine göre teminat altına alınan iddia ve savunma hakkı ile adil yargılanma hakkı, hukuki dinlenilme hakkını da içermektedir. Yine İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nde de hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir.

USULSÜZ TEBLİGAT

  1. Usulsüz tebligat kavramı; Tebligatların, Tebligat Kanunu’na ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenip tebliğe çıkarılması gerektiğinden, Kanun veya yönetmeliğe uygun düzenlenmeyen veya tebliğ edilmeyen tebligat usulsüz tebligattır.
  2. Önemle belirtilmelidir ki tebligatın, 7201 sayılı Kanun ile Tebligat Tüzüğünde (Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte) emredildiği gibi yapılmasına yönelik şekli özelliği nedeniyle usulüne uygun yapılıp yapılmadığının resen dikkate alınması gerekmektedir.
  3. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.03.2019 tarihli ve 2015/21-781 E., 2019/338 K. ile 15.10.2019 tarihli ve 2017/21-243 E., 2019/1061 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.

İLGİLİ  YARGITAY KARARLARI İÇİN TIKLAYINIZ