
YARGITAY ………HUKUK DAİRESİNE
Sunulmak Üzere
……. 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİNE
Yargıtay
Dosya No : 2021/…….Es. & 2022/……. K.
Dosya No : 2016/…….3 Es. & 2022/………. K.
Karar Düzeltme
Talep Eden Davalılar:1-) ……N – T.C. Kimlik No:…….
2-) ……N – T.C. Kimlik No:…………
.
Vekili : Av. ………….
(Adres antettedir.)
Davacılar : 1-)………………U
Vekilleri : Av. ………………………..
Konu : Yargıtay ………. Hukuk Dairesinin …………… Tarih ve 2022/………… Es. – 2022/……… K. Sayılı Onama Kararının Kaldırılarak Usul Ve Kanununa Aykırı Yerel Mahkeme Kararının Bozulmasına Karar Verilmesi Dileği ile Karar Düzeltme Sebeplerimizin Sunulmasından ibarettir.
AÇIKLAMALAR:
………….. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/1……….Es. & 2021/………….. K. Sayılı hukuka ve usule aykırı ilamına itirazlarımız ve bozma talebimiz hakkında herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan verilen Yargıtay………… Hukuk Dairesi’nin 2022/……….2 Es. – 2022/…
K.sayılı onama kararının kaldırılarak Yerel Mahkeme kararının belirtmiş olduğumuz hususlar açısından BOZULMASINA karar verilmesi gerekmektedir. Söz konusu onama kararı ve yerel mahkemenin kararı usul ve yasaya aykırıdır.
Sayın daire onama ilamında sadece “…dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle…” içeriğini gerekçe göstermiştir. Bu haliyle temyiz dilekçemizde ileri sürdüğümüz ve hükme etkisi olan itirazlarımızın tamamı cevapsız bırakılmıştır. Temyiz dilekçemizde de ileri sürdüğümüz aşağıdaki hususlar cevap beklemektedir. Şöyle ki;
1-) Yerel Mahkeme tarafından dosya kapsamında aldırılan…………. tarihli ve …….. tarihli iki ayrı aktüerya hesap raporu arasındaki açık çelişki giderilmemiştir. Dosya kapsamında davacıların talep edebilecekleri destekten yoksun kalma miktarlarının hesaplanması yönünden dosya önce hesap bilirkişi Av. ……………..Z’ a tevdi edilmiş, sunulan………..6 tarihli raporda PMF yaşam tablosu ve prograsif rant sistemi formülüne göre hesaplama yapılmıştır. Daha sonra davacıların talep edebilecekleri destekten yoksun kalma miktarlarının hesaplanması yönünden dosya bu sefer Ankara’ dan talimat yoluyla aktüer bilirkişi …………..’ e tevdi edilmiş, sunulan ………….. tarihli rapor ve ……. tarihli ek raporlarda TRH 2010 yaşam tablosu, 1,8 teknik faiz ve devre başı ödemeli belirli süreli rant formülüne göre hesaplama yapılmıştır. Yerel Mahkeme tarafından tamamen farklı hesaplama metodlarına göre hazırlanmış iki farklı rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla dosyanın denetime elverişli yeni bir bilirkişi raporu aldırılması gerekirken; dosyanın mevcut haliyle çelişki giderilmeden karara çıkarılması açıkça hukuka aykırıdır. Bu yönüyle kararın bozulması gerekmektedir.
2-) Yerel Mahkeme gerekçeli kararında “…Hakim destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında bilirkişiden rapor alınmasını isteyebilir. Destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmasında TRH-2010 VE PMF-1931 adlarında iki tür tablo kullanılmaktadır. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi, BNB Danışmanlık+Marmara Üniversitesi, Başkent Üniversitesinin çalışmalarıyla hazırlanan Ulusal Mantanlite Tablosu adı verilen TRH 2010 adı tablo hazırlanmıştır. SGK 2012/32 sayılı genelgesiyle tablonun uygulanmasını istenmiş, 14/05/2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Yeni Trafik Sigortası Genel Şartları, trafik kazalarında destekten yoksun kalma tazminat hesabının TRH-2010 yaşam tablosuna göre yapılacağı benimsenmiştir. Olayda bahsi geçen haksız fiil 22/07/2012 tarihinde gerçekleşmiştir. Olayın gerçekleşme tarihi açısından PMF-1931 yaşam tablosunun uygulanmasına hukuki bir engel bulunmamaktadır. Destekten yoksun kalma tazminatına hükmederken somut olayda bu gerekçelerle PMF-1931 yaşam tablosu esas alınmıştır…” ibareleriyle PMF yaşam tablosu ve prograsif rant sistemi formülüne göre hesaplama ilkelerini hükme esas aldığını ortaya koymaktadır. Ancak hangi hesap bilirkişi raporunu hükme esas alarak davayı kabul ettiği tamamen belirsizdir. Örneğin; maktülün eşi davacı ……………….U için hükmedilen …………………..3 TL, maktülün kızı davacı ………………….. için hükmedilen…………… TL, maktülün oğlu davacı Y……………………U için hükmedilen…………. TL’ lik tazminat tutarları; PMF yaşam tablosu ve prograsif rant sistemi formülüne göre hesaplama ilkelerini barındıran …….. tarihli hesap bilirkişi raporunun hükme esas aldığını ortaya koymaktadır. Ancak mahkemenin gerekçeli kararındaki maktülün oğlu davacı ……………..U için hükmedilen miktar ile ……….tarihli hesap bilirkişi raporundaki miktarlar birbirini tutmamaktadır. Şöyle ki;……………. tarihli hesap bilirkişi raporunda maktülün oğlu davacı Arda Berat …………….. için hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatı……………TL iken; Yerel Mahkemenin kararında maktülün oğlu davacı ……………..U için hükmedilen tazminat tutarı 3…………. TL’ dir. Diğer tüm davacıların destekten yoksun kalma maddi tazminat tutarlarına hükmederken PMF yaşam tablosu ve prograsif rant sistemi formülüne göre hesaplama ilkelerini barındıran………..6 tarihli hesap bilirkişi raporunun hükme esas alan Yerel Mahkeme, maktülün oğlu davacı …………………. için TRH 2010 yaşam tablosu, 1,8 teknik faiz ve devre başı ödemeli belirli süreli rant formülüne göre hesaplama ilkelerini barındıran …….. tarihli hesap raporunu hükme esas almıştır(……….. tarihli hesap raporunda davacı Arda Berat için hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatı ………..-TL’dir).
Dolayısıyla sadece her iki rapor arasında çelişki bulunmamaktadır, Yerel Mahkemenin gerekçeli kararı da kendisiyle çelişmektedir. Yerel Mahkeme her iki rapordan da bir kısım tazminat belirlemelerini alarak bu şekilde hukuka aykırı bir karar vermiştir. Bu yönüyle kararın bozulması gerekmektedir.
3-) İki numaralı paragrafta ayrıntılı olarak belirttiğimiz üzere Yerel Mahkeme, gerekçeli kararında kullandığı ibarelerle PMF yaşam tablosu ve prograsif rant sistemi formülüne göre hesaplama ilkelerini barındıran ………….. tarihli hesap bilirkişi raporunun hükme esas aldığını ortaya koymaktadır. Normalde, Yerel Mahkemenin PMF yaşam tablosunun hesaplamaya ve hükme esas alınması gerektiğine ilişkin gerekçesi yerindedir. Çünkü dava, trafik kazasından kaynaklı tazminat davası değil; salt haksız fiilden kaynaklı tazminat davasıdır. Ancak, Yerel Mahkemenin gerekçeli karara esas aldığı …………tarihli hesap raporundaki hesaplamaya esas alınan destek paylarının dağılımı yanlıştır. İlgili raporda destek payları dağıtılırken; davacı tarafça dava dilekçesiyle her iki davacıya yönelik maddi tazminat talebinde bulunulmayıp sadece manevi tazminat talebinde bulunulduğundan; anne ………………U ve ……………….’ nun payları saklı tutulmamış, sanki hiç destekten yoksun kalma payları yokmuşçasına payları diğer davacılara dağıtılmıştır. Ancak Yüksek Yargıtay kararları uyarınca anne……………….. ve ……………………’ nun payları saklı tutularak destek yoksun kalan diğerleri yönünden hesaplama yapılması gerekmektedir. Yetişkin çocukların, ölüm anına kadar anne ve babasının düzenli ve devamlı bakımını yüklenmiş ise, aralarında fiili bakım ilişkisi kurulduğundan, anne ve babasının gerçek desteği sayılmaktadırlar. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’ nin 07.04.1969, 870-3816 Sayılı kararında; “…Destekten yoksun kalma tazminatının belirlenmesi için desteğin geliri desteklenenler arasında bölüştürülürken, davacı olup olmadıkları, davacı olup da davalarını müracaata bırakmış bulunup bulunmadıkları gözetilmeksizin, her birinin payı ayrı ayrı saptanmalı; dava açmamış ya da davaları müracaata bırakılmış olanlara ayrılmış paylar hüküm dışı tutulmalı ve sadece desteklenenlerden davayı açmış olanların paylarına hükmedilmelidir…”şeklinde hükmedildiği görülmektedir. Bu kapsamda dava konusu olayda her ne kadar müteveffa…………………’ nun babası ……… ve annesi ……… yönünden davacılar vekili tarafından dava dilekçesinde sadece manevi tazminat tabinde bulunulduğu ve maddi tazminat talebinde bulunulmadığı görülmekle; anne ve babanın hayatta oldukları müddetçe her zaman kullanabilecekleri yasal destekten yoksun kalma paylarının saklı tutularak, diğerleri açısından hesaplama yapılmalı ve buna göre hüküm kurulmalıdır.
Yukarıda ayrıntılı olarak açıkladığımız üzere; Yerel Mahkemenin gerekçeli karara esas aldığı …………. tarihli hesap raporundaki hesaplamaya esas alınan destek paylarının dağılımı ve dolayısıyla hesaplama tutarlarının tümü yanlış olduğundan hükme esas alınamaz. Bu yönüyle kararın bozulması gerekmektedir.
4-) Davacıların ………… tarihli dava dilekçesi incelendiğinde teknik olarak; fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak HMK m. 109 uyarınca kısmi dava açtıkları ve her bir davacı için talep ettikleri maddi ve manevi tazminat taleplerini miktar olarak ayrı ayrı yazıp taleplerini somutlaştırdıkları görülmektedir. Ancak daha sonra davacılar vekilinin Yerel Mahkemeye sunmuş olduğu …………. tarihli dilekçe teknik olarak incelendiğinde kullanılan beyanlara göre değer arttırım dilekçesi vermiş oldukları görülmektedir.
Öncelikle; teknik olarak HMK m. 107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılmayıp; HMK m. 109 uyarınca kısmi dava şeklinde açılan bir davada HMK m. 107/2 uyarınca değer arttırım dilekçesiyle müddeabihin arttırılması mümkün değildir. Davacı fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak HMK m. 109 uyarınca kısmi dava olarak açtığı davayı ancak HMK m. 176 ve devamı maddelerine göre ıslah edebilir.
Davacılar vekilinin Yerel Mahkemeye sunmuş olduğu …….. tarihli dilekçe teknik olarak HMK m. 107/2 uyarınca değer arttırım dilekçesi olduğundan; fakat en başta fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak HMK m. 109 uyarınca kısmi dava açtıkları ve hukuka uygun bir ıslah dilekçesi de sunmadıkları için Yerel Mahkeme tarafından HMK m. 181 uyarınca ıslah hiç yapılmamış gibi karar verilmesi gerekirken; davacının talepleri gibi hüküm kurulması açıkça hukuka aykırıdır. Bu yönüyle kararın bozulması gerekmektedir.
5-) İlgili dilekçenin ıslah dilekçesi olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla; Sayın Dairenizin aksi kanaatte olması ve davacılar vekilinin Yerel Mahkemeye sunmuş olduğu ………. tarihli bedel arttırım dilekçesini, ıslah dilekçesi olarak kabul etmesi halinde dahi ilgili dilekçe hükme esas alınamaz. Çünkü;
Davacıların ……… tarihli dava dilekçesi incelendiğinde; her bir davacı için talep ettikleri maddi ve manevi tazminat taleplerini miktar olarak ayrı ayrı yazıp taleplerini somutlaştırdıkları görülmektedir. Ancak daha sonra davacılar vekilinin Yerel Mahkemeye sunmuş olduğu ……….. tarihli dilekçe incelendiğinde dava dilekçesinde tek tek ayırıp somutlaştırdıkları maddi tazminat taleplerini kısmen red kararı verilmesi halinde karşı avukatlık ücretine maruz kalmamak adına toplayarak 80.000-TL’ den………………3-TL’ ye toplu olarak arttırdıkları görülmektedir. Davacı tarafın dava dilekçeleriyle birden fazla davacı için maddi tazminat taleplerinde bulundukları ve miktarları ayırarak taleplerini somutlaştırdıkları tartışmasızdır. Ancak …….
tarihli dilekçede artırdıkları tutar kadar hangi davacı için hangi miktarda maddi tazminat talebinde bulundukları belli değildir. Yerel Mahkeme tarafındandilekçelerinde arttırdıkları toplu miktarı hangi davacı için ne tutarda istediklerini açıklamak ve taleplerini somutlaştırmak için davacı tarafa süre verilmesi gerekirken; Yerel Mahkemenin re’sen miktarları davacılara bölüştürerek bir karar oluşturması açıkça hukuka aykırıdır. Bu yönüyle kararın bozulması gerekmektedir.
6-) İlgili dilekçenin ıslah dilekçesi olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla; Sayın Dairenizin aksi kanaatte olması; 4 ve 5 numaralı paragraftaki temyiz sebeplerimizi kabul etmemesi halinde dahi Yerel Mahkemenin kararının kaldırılması gerekmektedir. Çünkü;
Yerel Mahkeme davacıların maddi tazminat taleplerinin tümüne olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar vermiştir. Ancak Yargıtay’ ın içtihatları doğrultusunda dava dilekçesinde belirtilen tutarlara olay tarihinden; ıslahla arttırılan kalan tutara ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerekmektedir. Bu yönüyle kararın bozulması gerekmektedir.
7-) Hükmedilen Manevi Tazminat Miktarına İlişkin Karar Düzeltme Sebeplerimiz:
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56.maddesinde manevi tazminat hususu düzenlenmiştir Buna göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene ve yakınlarına uygun bir miktar tazminat ödenmesine karar verebilir.
Bununla birlikte; Yerleşik Yargıtay İçtihatları ve doktrindeki hâkim görüş manevi tazminat miktarının belirlenmesinde “olayın oluş şekli, müterafik kusur oranları, davacıların duyduğu elem ve ızdırabın derecesi, tarafların sosyal ekonomik durumları ve hakkaniyet ilkesi gibi unsurların göz önünde bulundurulması gerektiğini benimsemektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2012/21-737 E. 2012/824 K. sayılı 21.11.2012 tarihli ilamında “Manevi tazminat, beden gücü kaybı nedeniyle bozulan ruh huzurunun, duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nisbetinde iadesini amaçladığından hâkim, Medeni Kanun’un 4.maddesi gereğince hak ve nefasete göre takdir hakkını kullanarak manevi tazminatın miktarını tespit etmelidir.” denmekle; manevi tazminatın belirlenmesinde mahkeme hakimine somut olayın şartlarına göre belirlenecek takdir yetkisi açıklanmıştır. Bu doğrultuda; manevi tazminatta takdir hakkı verilen Yerel Mahkemenin, hukuk kuralları ve ilkeleri ile birlikte somut vakıaları da değerlendirmesi gerekecektir. İş bu davada ise, davacılar tarafından somut olayın şartlarına uygun olmayan gerekçelere dayanılarak fahiş miktarda manevi tazminat ödenmesi talep edilmiştir. Davacıların manevi tazminat hakkının doğduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte; talep edilen manevi tazminat tutarı ve Yerel Mahkeme tarafından tamamının kabul edilmesine itiraz etmekteyiz. Müvekkiller aleyhine toplam 200.000-TL’ den fazla manevi tazminata hükmedilmiştir. DOLAYISIYLA DAVACILAR LEHİNE BU DENLİ FAHİŞ MİKTARDA MANEVİ TAZMİNATA HÜKMEDİLMESİ DAVACILARIN SEBEPSİZ ZENGİNLEŞMESİNE VE UĞRADIKLARI İDDİA EDİLEN ZARARDAN DA FAZLA KAZANIM ELDE ETMELERİNE NEDEN OLACAKTIR.
Yukarıda açıkladığımız nedenlerle temyiz dilekçemizde ileri sürdüğümüz ve hükme etkisi olan itirazlarımızın tamamı cevapsız bırakıldığından karar düzeltme isteminde bulunmak zorunlu hale gelmiştir.
Sonuç ve İstem : Yukarıda kısaca arz ve izah edilen nedenler ve dosya kapsamında yapılacak incelemede tespit edilecek diğer hususlar ve re’sen görülecek nedenlerle Dairenizin ………… Tarih ve 2019/…….. Es. – 2019/……… K. sayılı onama kararına ilişkin karar düzeltme istemimizin kabulü ile usul ve kanununa aykırı yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.23.07.2019
Karar Düzeltme Talep Eden
Davalılar Vekili
Av. ………………..
(Bu döküman e-imzalıdır)
SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.






