Yargıtay: Terekenin Tespitinde Eksik Araştırma Yapılamaz – Yurt Dışı Hesaplar ve Şirket Malları da İncelenmeli
📌 Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 2016/6394 E., 2019/5096 K.
Özet
Dava, terekenin tespiti, korunması ve defter tutulmasına ilişkindir.
- Mirasbırakanın ölümünden sonra terekenin tam olarak belirlenmesi için davacılar sulh hukuk mahkemesine başvurmuştur.
- Mahkeme, davayı kabul etmiş ve tereke temsilcisini görevden alarak yönetim memuru atamıştır.
- Karar mirasçılar tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
- Tereke tespiti Türk Medeni Kanunu’nun 589 ve devamı maddelerinde düzenlenen bir koruma önlemidir.
- Tereke tespiti, süreye tabi değildir; paylaşım yapılmadığı sürece istenebilir.
- Bu işlem, delil tespiti niteliğindedir, maddi hukuk bakımından doğrudan hak ve borç yaratmaz.
- Mahkeme, murisin tüm taşınır ve taşınmazlarını resmi kurumlara sorarak ve mirasçılardan bilgi alarak belirlemelidir.
- Yurt dışındaki banka hesapları ve şirket malvarlıkları araştırılmamış; ayrıca UYAP’tan çıkan bazı taşınmazlar da hükme yansıtılmamıştır.
Sonuç
- Yargıtay, eksik inceleme ve terekenin tam tespit edilmemesi nedeniyle kararı bozmuştur.
➡️ İlke: Tereke tespiti, miras paylaşılmadıkça her zaman istenebilir; mahkeme, Yurt dışındaki banka hesapları ve şirket malvarlıklarını araştırmalı, murisin tüm malvarlığı ve haklarını eksiksiz şekilde araştırıp tespit etmelidir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi
2016/6394 E. , 2019/5096 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından 18/01/2013 gününde verilen dilekçe ile terekenin tespiti, korunması ve defter tutulması istenmesi üzerine yapılan inceleme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11/09/2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi tüm mirasçılar vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, terekenin tespiti, korunması ve defter tutulmasına ilişkindir.
Davacılar vekili, 02.12.2012 tarihinde ölen mirasbırakan …’in terekesinin tespitini, korunmasını ve defter tutulmasını istemiştir.
Mahkeme, davanın kabulüne, tereke temsilcisinin görevden alınarak terekeye yönetim memuru atanmasına karar vermiştir.
Hükmü, mirasçılar vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 589. ve devamı maddelerinde yer olan “koruma önlemi” olarak ölüm tarihi itibariyle terekeyi oluşturan unsurları belirlemek, böylece olası ihtilaflarda başvuru kaynağı oluşturmak, bu sayede terekenin içeriği ile ilgili ölüm anındaki durumu öğrenme imkanını elde etmeye yönelik olarak terekede bulunan mal ve hakların tespitine ilişkindir. Koruma önlemi olarak terekenin tespiti işlemi, kural olarak bir süreye bağlı olmayıp, bu önlemin alınması olanaksız veya yararsız hale gelmedikçe tereke paylaşılmadığı sürece istenebilir. Çünkü, koruma önlemi olarak terekenin tespiti işleminin maddi hukuk bakımından haklara ve borçlara bir etkisi bulunmamaktadır.
Tereke tespiti davaları delil tespiti niteliğinde olup, istihkak davası niteliğinde değildir. Bu nedenle mahkemece yapılması gereken iş terekeye ait olduğu bildirilen mal varlığı unsurlarını tespit edip deftere geçirmek, bunlardan muhafazası mümkün olmayanlar varsa satıp paraya çevrilmesini sağlamak ve menkuller için de para, döviz vb. varsa bunları tereke malvarlığı olarak bankaya yatırmak; altın vb. ziynet eşyaları varsa bunları tereke mahkemesi kasasına alıp kaydetmek; diğer eşyaları ise ilgilisine veya üçüncü bir kişiye yediemin sıfatıyla teslim etmek ve böylece tespit edilen eşyaları kararda göstermekten ibarettir.
Bu itibarla mahkemece, resmi kurumlardan murisin taşınır ve taşınmaz tüm malvarlığına ilişkin bilgi istenmek, tereke mallarını zilyetliğinde bulunduran veya murise borcu olan mirasçıların murisin mali durumu ile ilgili bilgi vermekle yükümlü oldukları hatırlatılarak bu hususta mirasçılardan bilgi alınmak suretiyle “Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün” 33’üncü maddesi gereğince; ölüm anı itibarıyla terekedeki (taşınır veya taşınmaz) mal ve hakların tespit edilip hükümde gösterilmesi gerekir.
Somut olayda ise, mirasçılar tarafından mirasbırakanın yurtdışındaki bankalarda hesaplarının olduğunun bildirilmesine karşın bu husus hiç araştırılmamış, mirasbırakanın şirketlerinin malvarlıkları araştırılmamış, ayrıca mirasbırakanın UYAP’tan taşınmazlarının sorgulanmasında mahkemece tespit edilenler dışında Bodrum ili Yalıkavak ilçesi 1212 parsel, 702 ada 5 parsel, 583 ada 4 parsel ve İslamhaneleri ilçesi 116 ada 2 parsel sayılı taşınmazları bulunduğu, bunlardan 1212 parsel dışındakilerin 3402 sayılı Kanun gereği yenileme kadastrosu ile oluşturulduğu anlaşılmıştır. Bu durumda yenileme kadastrosu ile oluşan parsellerin mahkemece tespit edilen taşınmazlar ile ilgisinin tespiti ve 1212 parselin de tapu kayıtlarının getirtilmesi ile terekenin tam olarak belirlenmesi gerekmektedir.
Yazılı şekilde hükümde terekenin tespitine ilişkin bir hüküm kurulmamış olması ve terekenin tespitine ilişkin yetersiz araştırma ile yetinilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 11.06.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi
SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



