Ayıplı malı kullanan kişi fatura kendi adına olmasa bile dava açabilir mi?

Ayıplı malı kullanan kişi fatura kendi adına olmasa bile dava açabilir mi? 2026 Güncel

Ayıplı malı kullanan kişi fatura kendi adına olmasa bile dava açabilir mi?
Ayıplı malı kullanan kişi fatura kendi adına olmasa bile dava açabilir mi?


Ayıplı malı kullanan kişi fatura kendi adına olmasa bile dava açabilir mi? 2025 tarihli emsal Yargıtay kararı ışığında tüketici sıfatı, aktif husumet ve hakem heyeti başvuruları hakkında kapsamlı rehber.


Makale İçeriği

  • Ayıplı Mal Nedir?
  • Fatura Başkasının Adına Olan Üründe Hak Aranabilir mi?
  • Somut Olayın Özeti
  • Yargıtay’ın Değerlendirmesi ve Getirdiği Yeni Yaklaşım
  • Kanun Yararına Bozma Kararı Ne Anlama Gelir?
  • Uygulamada Avukatlar ve Tüketiciler İçin Sonuçlar
  • Sık Sorulan Sorular

Ayıplı Mal Nedir?

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu’na göre ayıplı mal; taraflarca kararlaştırılan nitelikleri taşımayan, kullanım amacını karşılamayan veya tüketicinin makul beklentisini karşılamayan ürünlerdir. Elektronik cihazlar başta olmak üzere günlük hayatta sıkça karşılaşılan arızalar, çoğu zaman ayıplı mal kapsamında değerlendirilir.

Tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden kişidir. Bu nedenle bir ürünün fiilen kim tarafından kullanıldığı, tüketici sıfatının belirlenmesinde önemli bir kriterdir.


Fatura Başkasının Adına Olan Üründe Hak Aranabilir mi?

Uygulamada en çok tartışılan konulardan biri, faturanın kimin adına düzenlendiğidir. Özellikle hediye edilen veya aile bireyleri için satın alınan ürünlerde fiili kullanıcı hak aramak istediğinde, satıcılar çoğu zaman “fatura sahibi değilsin” savunmasına başvurmaktadır.

Ancak tüketici hukukunun temel amacı zayıf tarafı korumaktır. Bu nedenle yalnızca fatura bilgisine bakılarak tüketici sıfatının reddedilmesi, çoğu durumda hakkaniyetle bağdaşmamaktadır.


Somut Olayın Özeti

  • Bir cep telefonu baba tarafından satın alınmış ve fatura onun adına düzenlenmiştir.
  • Ürün hediye edilerek çocuk tarafından kullanılmaya başlanmıştır.
  • Kısa süre sonra arızalanan telefon için fiili kullanıcı Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurmuş ve ürünün ayıpsız misli ile değişimine karar verilmiştir.
  • Satıcı şirket karara itiraz etmiş; ilk derece mahkemesi, fiili kullanıcının aktif husumeti bulunmadığı gerekçesiyle hakem heyeti kararını iptal etmiştir.
  • Dosya kanun yararına temyiz incelemesine konu olmuştur.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi ve Getirdiği Yeni Yaklaşım

Uyuşmazlığı inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, tüketici sıfatının yalnızca fatura sahibine indirgenemeyeceğini açıkça vurgulamıştır. Kararda öne çıkan noktalar şunlardır:

  • Tüketici tanımında belirleyici olan unsur ticari veya mesleki amaç taşımamaktır.
  • Ürünü fiilen kullanan ve ayıptan doğrudan etkilenen kişi tüketici kabul edilebilir.
  • Hediye edilen ürünlerde fiili kullanıcı aktif husumet ehliyetine sahiptir.
  • Tüketici hukukunun koruyucu amacı gereği dar yorumdan kaçınılmalıdır.

Bu gerekçelerle ilk derece mahkemesinin kararı usul ve yasaya aykırı bulunmuş; karar kanun yararına bozulmuştur. Temyiz talebi ise Adalet Bakanlığı tarafından ileri sürülmüştür.


Kanun Yararına Bozma Kararı Ne Anlama Gelir?

Kanun yararına bozma; kesinleşmiş bir kararın hukuka uygunluğunu denetlemek amacıyla yapılan olağanüstü bir incelemedir. Bu yol, somut dosyanın sonucunu değiştirmese de uygulamada önemli bir içtihat oluşturur ve benzer davalar için yol gösterici olur.


Uygulamada Avukatlar ve Tüketiciler İçin Sonuçlar

  • Hediye edilen veya başkası adına alınan ürünlerde fiili kullanıcı hak arayabilir.
  • Hakem heyeti başvurularında aktif husumet daha geniş yorumlanacaktır.
  • Satıcıların yalnızca fatura gerekçesiyle sorumluluktan kaçınması zorlaşacaktır.
  • Elektronik ürünler ve aile içi alışverişlerde emsal niteliği taşıyan bir yaklaşım benimsenmiştir.

Sık Sorulan Sorular

Fatura başkasının adına ise tüketici sayılır mıyım?

Evet. Ürünü ticari olmayan amaçla kullanıyorsanız tüketici olarak kabul edilmeniz mümkündür.

Hediye gelen ürün için dava açabilir miyim?

Evet. Fiili kullanıcı olarak hakem heyetine başvurabilir ve dava açabilirsiniz.

Bu karar bağlayıcı mı?

Kanun yararına bozma kararları doğrudan sonucu değiştirmez; ancak uygulamada güçlü emsal etkisi yaratır.


Sonuç

Ayıplı mal uyuşmazlıklarında tüketici sıfatının yalnızca faturaya bağlanamayacağı artık daha açık bir şekilde ortaya konulmuştur. Fiili kullanım ve gerçek mağduriyet, değerlendirmede belirleyici unsurlar hâline gelmiştir. Bu yaklaşım, özellikle hediye edilen veya aile bireyleri adına alınan ürünlerde yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi bakımından önemli bir koruma sağlamaktadır.


Yargıtay 3. Hukuk Dairesi        

 2025/3127 E.  ,  2025/4982 K.


“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi
SAYISI : 2024/353 E., 2024/29 K.

İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalının 28.10.2023 tarihinde müvekkili şirket mağazasından satın alınan ürünün ayıplı olduğu iddiasıyla Hakem Heyetine müracaat ederek ürünün ayıpsız misli ile değişimi talebinde bulunduğunu, faturanın ..’a ait olduğunu, Tüketici Hakem Heyetine satış işlemi ile hiçbir ilgisi olmayan ..’ın başvurduğunun tespit edildiğini, buna rağmen satış işlemi ile hiçbir bağı olmayan ..lehine ürünün ayıpsız misliyle değişimine hükmedildiğini, davalının seçimlik haklarını kullanabilmesi için ürünün ayıplı olması gerektiğini, bu hususta teknik inceleme ve tespit yapabilecek mercinin yetkili servis olduğunu, ancak somut olayda yetkili servisin incelemesi sonucunda böyle bir hususun belirtilmediğini ileri sürerek, Tüketici Hakem Heyetinin 0…2 56 numaralı ve 15.03.2024 tarihli kararının iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı; telefonun babası tarafından kendisine hediye olarak alındığını, kendisinin kullandığını, babasının tır şoförü olup kendisinde vekaletinin de bulunduğunu, ürünün tesliminden 20 gün sonra arızalandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alacak borç ilişkisinin tarafları olarak alıcı ve satıcının düzenlendiği, 3. kişilerin borç ilişkisinin nispiliği gereğince alıcı ve satıcıya tanınan hakları kullanamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, .. İl Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığının 0…2 56 numaralı ve 15.03.2024 tarihli kararının başvuru sahibinin aktif husumeti yokluğu nedeniyle kaldırılmasına karar verilmiştir.
IV. KANUN YARARINA TEMYİZ
A. Kanun Yararına Temyiz Sebepleri
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik Adalet Bakanlığınca; Mahkemece, davalının Tüketici Hakem Heyetine başvurusu sırasında ve eldeki davaya süresinde sunduğu cevap dilekçesinde ayıplı olduğu iddia edilen cep telefonunun kullanıcısı olduğunu beyan ettiği ve yine davalının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket ettiği, bu anlamda tüketici olduğu ve uyuşmazlık açısından aktif husumet ehliyeti bulunduğu dikkate alınarak davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulü ile kararın iptaline karar verilmiş olmasının, kabule göre de tensiple birlikte davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılmasına karar verilmesine rağmen genel Mahkeme sıfatıyla karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek, kanun yararına temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davacı şirketten satın alınan telefonun arızalanmasından kaynaklı olarak misli ile değişime karar verilen Tüketici Hakem Heyeti kararının iptaline ilişkin olup, kanun yararına temyiz yolunda uyuşmazlık, fatura sahibi dışında telefonun fiili kullanıcısının aktif husumetinin olup olmadığı, kabule göre de tensiple birlikte davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılmasına karar verilmesine rağmen genel Mahkeme sıfatıyla karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
1. Fatura sahibi dışında telefonun fiili kullanıcısının aktif husumetinin olup olmadığı konusunda kanun yararına temyiz sebebinin incelenmesinde;
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsadığı düzenlenmiştir.
6502 sayılı Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde “tüketici” ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Ayrıca sosyal amaçlı olan, ticaretle iştigal etmeyen, kar amacı gütmeyen dernek, vakıf gibi tüzel kişiler ile apartman, site yöneticiliği yargı kararlarında tüketici olarak kabul edilmektedir. Ayrıca, 6502 sayılı Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde “tüketici işlemi” mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, “satıcı” kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Belirtmek gerekir ki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda alacaklı ve borçlu kural olarak “eşit taraf” olarak kabul edilmekte olup, taraflarından birinin tüketici diğerinin satıcı veya sağlayıcı olduğu uyuşmazlıkların çözümünde 6502 sayılı Kanunun uygulama alanı bulacağı açıktır. Bu bağlamda, bir uyuşmazlığın 6502 sayılı Kanunun kapsamına girip girmediği belirlenirken taraflardan birinin tüketici olması gerekli ve yeterlidir. Tüketici tanımı yapılırken belirleyici unsur ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmektir.
Bu açıklamalar ışığından somut olay değerlendirildiğinde fatura .. .. adına düzenlenmiş olmakla birlikte mesleki olmayan amaçlarla kullanan diğer bir ifadeyle malın tüketicisi olan ve mağduriyet yaşayan ..’ın, faturanın adına düzenlenmemiş olması gerekçesi ile uyuşmazlığın tarafı olarak kabul edilmemesi 6502 sayılı Kanunun amacına ve 6502 sayılı Kanunda yapılan tüketici tanımına uygun olmadığı anlaşılmakla Mahkemece, davalının Tüketici Hakem Heyetine başvurusu sırasında ve eldeki davaya süresinde sunduğu cevap dilekçesinde ayıplı olduğu iddia edilen cep telefonunun kullanıcısı olduğunu beyan ettiği ve yine davalının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket ettiği, uyuşmazlık açısından aktif husumet ehliyeti bulunduğu dikkate alınarak davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulü ile kararın iptaline karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı bulunduğundan Adalet Bakanlığının bu yöne ilişen kanun yararına temyiz isteminin kabul gerekmiştir.
2. Mahkemenin 02.05.2024 tarihli tensip zaptının 1 no.lu ara kararında “Davanın “Satıcının Hakem Kurulu Kararına İtirazı” isteğine ilişkin olduğunun tespitine, davaya Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla bakılmasına,” karar verildiği, karar başlığında Tüketici Mahkemesi Sıfatı ibaresinin yazılmamasının maddi hataya dayalı olduğu anlaşıldığından Adalet Bakanlığının bu yöne ilişen kanun yararına temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Adalet Bakanlığının HMK’nın 363/1 hükmüne dayalı kanun yararına temyiz isteminin (1) no.lu bentte açıklanan sebeplerle kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere HMK’nın 362/2 hükmü gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA,
2. Adalet Bakanlığının HMK’nın 363/1 hükmüne dayalı kanun yararına temyiz isteminin (2) no.lu bentte açıklanan sebeplerle REDDİNE,

Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine,
20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Scroll to Top