Mirasbırakanın aktifinin fazla olması, mirasın alacaklılara zarar vermek kastıyla reddedildiğini gösterir.
Mirasbırakanın aktifinin fazla olması, mirasın alacaklılara zarar vermek kastıyla reddedildiğini gösterir.
Mirasbırakanın aktifinin fazla olması, mirasın alacaklılara zarar vermek kastıyla reddedildiğini gösterir.
Mirası reddeden vekilin vekaletnamesinde bu konuda özel yetki bulunması gerekir.
Mirası reddeden vekilin vekaletnamesinde bu konuda özel yetki bulunması gerekir. Devamını Oku »
Mirasın 1. derecedeki mirasçıların tamamı tarafından reddi halinde miras 2. derecedeki mirasçılara geçmez.Tereke tasfiye olunur borçları ödendikten sonra geriye kalan kısım, red vaki olmamış gibi birinci derece mirasçılara verilir.
Mirasın hükmen reddi istemine ilişkin olup, adli tatil içerisinde görülemeyecek işlerdendir. Adli tatilde bakılamayan davalarda 6100 sayılı HMK’nın 150/3. maddesindeki üç aylık sürenin son günü adli tatile denk gelirse bu süre adli tatilin bittiği günden itibaren (HMK’nın 104. maddesi gereği) 1 hafta uzatılmış sayılacaktır.
Mirasın kayıtsız ve şartsız reddine ilişkin beyan sulh hukuk mahkemesine ulaştıktan sonra bu beyandan tek taraflı olarak dönülemez. Mirasın gerçek reddi beyanı mahkemeye ulaştıktan sonra ret beyanından, ancak mirasçıların tamamının muvafakatiyle veya açılacak olan reddin iptali davasının kabulü halinde dönülebilir.
Mirasın gerçek reddi beyanı mahkemeye ulaştıktan sonra ret beyanından dönülebilir mi? Devamını Oku »
Türk Medeni Kanunu’nun 605/2 maddesinde yer alan “ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.” hükmü gereğince mirasın hükmen reddine (terekenin borca batık olduğunun tespitine) ilişkindir. Bu maddeye dayanan talepler süreye tabi olmayıp, mirasçıların iyi niyetli ya da kötü niyetli olmalarının bir önemi bulunmamaktadır.
Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanunu’nun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir.
Bilindiği üzere; TMK’ nın 610/2. maddesinde “…Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya miras bırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan, ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine mal eden mirasçı, mirası reddedemez…” hükmü yer almaktadır.
Davacı tarafından borçlu mirasçı hakkında “aciz vesikası” alınmamış olduğuna göre, mahkemece, davalının şahsi malvarlığının ret tarihindeki değeri tespit edilip, bu malvarlığının borcunu karşılamaya yeterli olup olmadığının usulünce araştırılıp saptanması; yeterli olması halinde veya yeterli olmamasına karşın davalının yeterli güvence göstermesi halinde talebin reddine karar verilmesi gerekir.
Görüldüğü üzere, takip konusu alacak murisin vefat tarihinden sonraki bir tarihe ilişkin olduğundan borçlu tereke borcu sebebiyle değil, şahsi borcu nedeniyle takip edilmektedir. Bu nedenle borçlunun mirasın reddine ilişkin mahkeme kararına dayanarak takibin iptalini istemesinin bir dayanağı yoktur.
Türk Kanuni Medenisi’nin 545. maddesi,
“Kanuni ve mansup mirasçılar, mirası reddedebilirler. Müteveffanın vefatı anında terekenin borca müstağrak olduğu şayi veya sabit olursa, miras reddedilmiş olur.” ve
TMK’nın 549/1. maddesi “Mirası reddeden mirasçının, keyfiyeti sulh mahkemesine tahriren veya şifahen beyan etmesi lazımdır. Bu ret, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.” şeklindedir.
Mirasın hükmen reddinde mirasçının red iradesini açıklama zorunluluğu yoktur. Mirasçı alacaklılara karşı bir süreye bağlı kalmaksızın terekenin borca batık oldu tesbitini açacağı bir dava ile isteyebilir.
Mirasın gerçek reddinde, mirasçıların, mirası kayıtsız şartsız reddettiğine ilişkin sözlü veya yazılı beyanı, bozucu yenilik doğurucu hak niteliğinde olup, sulh hakimi tarafından tutanakla tespit edilmekle hukuki sonuç doğurur.
Mirasçılık belgesi verilmesi hususu Türk Medeni Kanunu’nun 598. maddesinde düzenlenmiştir. Mirasçılık belgesi, aksi ispat edilinceye kadar adına düzenlenmiş bulunan kişi ve kişilerin mirasçılığı lehine bir karine oluşturur. Bu belge; muris mirasçıları arasındaki irs (soy) ilişkisini göstermesi yanında mirasın (terekenin) mirasçılara intikalini de sağlayıcı bir işleve sahiptir.
Bu nedenlerle; mirası reddeden (TMK’nın 605/1) mirasçı veya mirasçılar varsa düzenlenecek mirasçılık belgesinde, mirasçılık sıfatına sahip olan kişi veya kişiler ile miras paylarının gösterilmesi ve mirası ret durumuna işaret edilmekle yetinilmemesi; mirası ret nedeniyle, mirasçılık sıfatını kaybedenlerin ve bunların payının akıbetinin (kime kalacağının)’da gösterilmesi gerekir.