Anayasa Mahkemesi; İdari yargıda temyiz için parasal sınırı düzenleyen İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin 1. fıkrasının 4. bendini iptal etti.

Anayasa Mahkemesi; idari yargıda temyiz için parasal sınırı düzenleyen   İdari Yargılama Usulü Kanununun 46. maddesinin 1. fıkrasının 4. bendi Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırıdır.

Anayasa Mahkemesi; İdari Yargılama Usulü Kanununun 46. maddesinin 1. fıkrasının 4. bendini iptal etti.

➡️AYM; ‘Danıştay’ın iş yükünün azaltılması adına parasal sınır konulmasını dava açanlar aleyhine aşırı külfet yükleyici ve denge bozucu olarak değerlendirdi.

➡️ Enflasyon sonrası sık sık tartışılan temyiz sınırı 2023 yılı için 581.000 TL olmuştu.

İptal hükümlerinin dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi.
AYM, E.2023/36, K.2023/142, 26/07/2023

İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ


Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 46. maddesinin ilgili kısmı şöyledi:
“Temyiz:
Madde 46- (Değişik: 18/6/2014-6545/20 md.)
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlar ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda
sayılan davalar hakkımda verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi
Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir:
a) Düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davalar.
b) Konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaların, tam yargı davaları ve idari
işlemler hakkında açılan davalar.

  • Temyize tabi kararların belirlenmesine ilişkin parasal sınırın her yıl
    güncellenmesi nedeniyle hangi tarihteki parasal sınıra göre temyiz kanun yoluna
    başvurulabileceğinin kanunda belirli bir açıklıkta ve öngörülebilir bir şekilde düzenlenmesi
    gerekir.
  • Bu itibarla kuralda temyiz kanun yoluna başvuru açısından hangi tarihteki parasal
    sınırın uygulanacağı hususunun açık, net ve tereddüde yer vermeyecek şekilde düzenlememiş
    olması nedeniyle kuralın kanunilik şartını taşımadığı sonucuna ulaşılmıştır.
  • Kaldi ki Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca kuralın öngördüğü sınırlamanın
    ölçülü de olması gerekir.
  • Anayasa’nın anılan maddesinde güvence altına alınan ölçülülük ilkesi
    elverişlilik, gerekilik ve orantılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik
    öngörülen sınırlananın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik
    ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, diğer bir ifadeyle aynı
    amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise hakka
    getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi
    gerekliliğini ifade etmektedir.
  • Kurala konu yüz bin TL’lik parasal sınırın her yıl yeniden değerleme oranına
    göre güncellenmesi nedeniyle 2023 yılı için beş yüz seksen bir bin TL’nin altındaki davalar
    istinafta kesinleşmektedir.
  • Belli bir tutarı aşmayan kararlara karşı temyiz yolunun kapatılmasının amacının
    Danıştayın iş yükünün azaltılması olduğu anlaşılmaktadır.
  • 2577 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) nurmaralı fikrasına göre konusu beş bin
    Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal
    davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup bunlara karşı
    istinaf yoluna başvurulamaz. Bu parasal tutar anılan Kanun’un ek I. maddesi uyarınca
    yeniden değerleme oranına göre güncellendiğinden 2023 yılı için yirmi bin Türk irası olarak
    uygulanmaktadır.
  • Usul ekonomisi ve makul sürede yargılama ilkeleri açısından önemsiz
    sayılabilecek bazı davalarda verilen kararların kesin olması hükmün denetlenmesini talep
    etme hakkına aykırılık teşkil etmez (AYM, E.2022/13$, K.2023/30, 16/2/2023, § 35). Ayrica
    ilk derece mahkemesi kararlarina karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararlar da
    hükmün denetlenmesi hakkına aykırılık teşkil etmez. Ancak bölge idare mahkemesince istinaf
    başvurusu kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldrılması ve işin esası hakkında
    karar verilmesi hâlinde bölge idare mahkemesinin ilk elden verdiği bu karara karșı temyiz
    kanun yoluna başvurulamaması hükmün denetlenmesi hakkına aykrılık teşkil edebilir. Zira
    konusu istinaf sınırının üzerinde olup beş yüz seksen bir bin Türk lirasınn altında kalan
    uyuşmazlıkların tamamının tutar açısından önemsiz olduğu söylenemez ve kural nedeniyle
    bölge idare mahkemesi kararlarına karşı temyiz kanun yoluna başvurulamamaktadır.
  • Bu kapsamda tutarı itibarıyla önemsiz olduğu kabul edilemeyecek vergi, tam
    yargı veya iptal davasında, ilk kez bölge idare mahkemesince davacı aleyhine bir hüküm
    kurulması durumunda, kural nedeniyle bu hükmün denetlenememesi kişilere aşırı külfet
    yüklemekte, Danıştayın iş yükünün azaltılması amacı ile davacıların hükmün denetlenmesini
    talep etme haklarını kullanmadaki menfaatleri arasındaki denge davacılar aleyhine
    bozulmaktadır. Bu nedenle konusu beş yüz seksen bir bin Türk lirasının altında kalan tüm
    vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlerden kaynaklanan davalarda ilk kez davacılar
    aleyhine hüküm kuran bölge idare mahkemesi kararına karşı temyiz kanun yoluna
    başvurulamaması hükmün denetlenmesini talep etme hakkına orantısız bir sinrlama
    getirmektedir.

(AYM, E.2023/36, K.2023/142, 26/07/2023, § …) 


SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top