Anayasa Mahkemesi, Türk Medenî Kanununun 166/4 maddesini oy çokluğu ile iptal etti.

Türk Medenî Kanununun 166/4 maddesi AYM tarafından oy çokluğu ile iptal. İptal kararı 9 ay sonra yürürlüğe girecek.

AYM ‘Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.’ hükmünü iptal etti.

ANAYASA MAHKEMESỈ KARARI
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı :2023/116
Karar Sayısı : 2024/56
Karar Tarihi: 22/2/2024
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Ankara 18. Aile Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin dördüncdördüncü fikrasının Anayasa’nın 5., 12., 14., 17. ve 41. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Boşanma davasında itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına
varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.


İPTALİ iSTENEN KANUN HÜKMÜ


Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 166. maddesi şöyledir:
VI. Evlilik birliğinin sarsılması
Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsilmş olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Yukardaki fikrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir
yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.
Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eșin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hákimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek diüzenlemeyi uygun bulması şartur. Hakim, tarafların ve
çocuklarm menfaatlerini göz önünde tuarak bu aniaşmada gereki gördiğu değişiklikleri yapabilr. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulu hâlinde boşanmaya hiükmolmuw. Bu halde
tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.
Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar
verilmesi ve bu kararn kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamişsa evlilik birliği temelden sarslmış sayılır ve eșlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.”

Aile kurumumun anayasal önemini gözönünde bulundurmak suretiyie boşanmaya ilişkin usul ve esaslarn düzenleme konusunda kanun koyucunun takdir yetkisi bulunmaktadır.
Bu bağlamda ortak hayatın yeniden kurulmaması nedeniyle evilik birliğinin temelden sarsılmış sayılmasınn şartlarını belirlemek de kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında kalmaktadır. Dolayısıyla kuralla özel hayata ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme
hakkına yönehik öngörülen sinırlamanın anılan meşru amaca ulaşma bakımından gerekli olmadığı da söylenemez.

Ortak hayatın yeniden kurulamadığı hâllerde boşanma kararı verilmesine ilişkin
şartların belirlenmesi kanun koyucunun takdirinde ise de orantılılık alt ilkesi gereğince
kuralın boşanma kararı verilebilmesini önemli oranda güçleştirmemesi ve ortak hayata
yeniden dönmek istemeyen ilgilileri makul olmayan süreler boyunca evlilik birliğini devam
ettirmeye zorlamaması gerekir. Başka bir ifadeyie orantılılık alt ilkesi yönünden yapılacak
incelemede ortak hayatın yeniden kurulamaması nedeniyle boşanma kararı verilebilmesi için
kuralda öngörülen sürecin ilgililere katlanamayacakları bir külfet yükleyip yüklemediği ele
alınmalıdır.

Kural gereğince boşanma kararn verilebiimesi için öncelikle daha önce açılmış bir
boşanma davasının reddedilmiş olmasıI gerekmektedir. Boşanma davasında yazılı yargılama
usulünün uygulandığı da gözönünde bulundurulduğunda itke olarak anılan davanın
reddedilmesinin çok kısa sayılamayacak bir sürenin sonunda gerçekleşebilecegi kuşkusuzdur.

Yine kurala göre ortak hayatın yeniden kurulamarması nedeniyle evlilik birliğinin
temelinden sarsılmış sayılabilmesi için anılan ret kararnnın kesinleşmiş olması gerekmektedir.
Ret kararına karşı ilgililerin kanun yoluna başvurmalarının mümkün olduğu dikkate
alındığında kararın kesinleşmesinin de uzun bir süre alabileceği açıktır. Ayrica kuralda ortak
hayatın yeniden kurulamaması nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılmasına
ilişkin karinenin işlerlik kazanabilmesi için ret kararının kesinleşmesinden itibaren üç yil
geçmesi gerektiği öngörülmüştür.

Buna göre boşanma karar verilebilmesi için kuralda öngörülen süreç bir bütün
olarak değerlendirildiğinde ortak hayatın yeniden kurulamadığı hâllerde makul olmayan bir
süre boyunca ilgililerin boşanma kararı elde etmelerine imkân tanınmadığı anlaşılmaktadır.
Başka bir ifadeyle kural, ortak hayatın yeniden kurulamadığı hâilerde evłilik birliğini uzun bir
süre boyunca sona erdiremeyen ilgililere katlarnamayacakları bir külfet yüklemektedir.

Bu itibarla özel hayata ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkı ile aile
kurumunu koruma amacı arasında makul bir denge sağlamayan kuralin orantıllık alt ilkesi
yönünden ölçülälük ilkesini ihlal eiği sonucuna ulaşılmıştır.

Açıklanan nedenle kural, Anayasa’nın 13. ve 20. maddelerine aykırıdır. Iptali
gerekir.

Anayasa Mahkemesinin 22/2/2024 Tarihli ve E: 2023/116, K: 2024/56 Sayılı Kararı


SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top