
Yargıtay Kararı Analizi — Ticaret Hukuku / İcra Hukuku
Açığa İmzalı Boş Senedin Anlaşmaya Aykırı Doldurulması ve Menfi Tespit Davası
Boş imzalı senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden borçlu, bu iddiasını yazılı delille ispat etmek zorundadır. Ceza mahkemesinin beraat kararı bu ispat yükünü ortadan kaldırmaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 05.03.2025 tarihli bozma kararının tam analizi.
Yargıtay 11. HD — 05.03.2025
2024/6473 E. — 2025/1529 K.
YİBK 1989/2 K. — Yazılı Delil Zorunluluğu
HMK m.200 — İspat Yükü
Karar Kimlik Kartı
Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas / Karar
2024/6473 E. — 2025/1529 K.
Tarih
05.03.2025
İlk Derece Mahkemesi
Asliye Hukuk Mah. (Ticaret Mah. Sıfatıyla) — 2017/265 E., 2024/202 K.
Sonuç
BOZMA — Oy birliği
Dava Türü
Bonoya dayalı icra takibi — Menfi tespit
Bu Analizde
1. Davanın Özeti ve Yargılama Geçmişi
2. Kilit Hukuki Sorun: Boş Senedin Anlaşmaya Aykırı Doldurulduğunun İspatı
3. YİBK 24.03.1989 / 1989-2 Sayılı Karar — Yazılı Delil Zorunluluğunun Kaynağı
4. Ceza Mahkemesi Beraat Kararının Hukuk Davasına Etkisi
5. Temlik Zinciri ve İyi Niyet Değerlendirmesi
6. Yargıtay’ın Bozma Gerekçesi — Kritik Tespitler
7. Uygulamaya Yansıması — Boş Senet Savunması Nasıl Kurulmalı?
8. Sık Sorulan Sorular
2. Kilit Hukuki Sorun: Boş Senedin Anlaşmaya Aykırı Doldurulduğunun İspatı
3. YİBK 24.03.1989 / 1989-2 Sayılı Karar — Yazılı Delil Zorunluluğunun Kaynağı
4. Ceza Mahkemesi Beraat Kararının Hukuk Davasına Etkisi
5. Temlik Zinciri ve İyi Niyet Değerlendirmesi
6. Yargıtay’ın Bozma Gerekçesi — Kritik Tespitler
7. Uygulamaya Yansıması — Boş Senet Savunması Nasıl Kurulmalı?
8. Sık Sorulan Sorular
1. Davanın Özeti ve Yargılama Geçmişi
Tek Cümle Özeti
Davacı, mobilya borcu karşılığı imzaladığı boş senedin anlaşmaya aykırı biçimde 35.000 TL olarak doldurulduğunu ve akrabalar arasında temlik edildiğini ileri sürmüş; mahkeme bu gerekçeyle menfi tespit davasını kabul etmiş, Yargıtay ise ispat yükümlülüğünü yerine getiremeyen davacı aleyhine kararı bozmuştur.
Dava konusu olayda davacı, dava dışı bir kişiden 4.000 TL değerinde mobilya satın almış ve borcuna karşılık satıcıya boş senet imzalamıştır. Satıcı bu boş senedi 35.000 TL olarak doldurarak icra takibine koymuş; ardından senedin 27.000 TL’lik kısmını satıcının amcası oğluna, o da davalı amcasına temlik etmiştir. Davacı, hem sahtecilik iddiasıyla ceza davası açmış hem de hukuk mahkemesinde menfi tespit davası yoluna gitmiştir.
Yargılama süreci birden fazla bozma-yeniden yargılama döngüsü geçirmiştir. İlk kabulden sonra Yargıtay 19. Hukuk Dairesi; ceza davasının henüz kesinleşmediğini, bu sonucun beklenmesi gerektiğini belirterek bozmuştur. Bozmaya uyan mahkeme, ceza davası sonucunu (beraat) beklemiş ve diğer menfi tespit kararlarını da göz önünde tutarak davayı yeniden kabul etmiştir. İşte bu ikinci kabul kararı, 11. Hukuk Dairesi’nin 05.03.2025 tarihli kararıyla yeniden bozulmuştur.
Yargılama Kronolojisi
Başlangıç
Davacı, mobilya borcu karşılığı imzalanan boş senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ileri sürerek menfi tespit davası açar. Ceza mahkemesinde sahtecilik davası da başlatılır.
1. Karar
İlk derece mahkemesi ceza mahkemesi mahkumiyet kararına dayanarak menfi tespit davasını kabul eder.
1. Bozma
Yargıtay 19. HD (2016/6714 E., 2017/3617 K.): Ceza davası Yargıtay tarafından görev yönünden bozulmuş; kesinleşmiş mahkumiyet yoktur. Ceza davasının sonucu beklenmeli, diğer menfi tespit davalarının etkisi değerlendirilmelidir.
Ceza Sonucu
Zile Ağır Ceza Mahkemesi (2015/106 E., 2016/48 K.): Nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanıkların tamamı beraat eder. Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu yönünden de beraat — gerekçe: anlaşmaya aykırı doldurma iddiasının yazılı delille ispatı gerekir, tanıkla ispat mümkün değildir.
2. Karar
Bozma ilamına uyan mahkeme, ceza mahkemesi beraat kararını ve diğer menfi tespit kararlarını gerekçe göstererek davayı yeniden kabul eder.
2. Bozma
Yargıtay 11. HD (05.03.2025): Davacı, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu yazılı delille ispat edememiştir. Ceza mahkemesi beraat kararı ve diğer menfi tespit kararları bu sonucu değiştirmez. Karar bozulur.
2. Kilit Hukuki Sorun: Boş Senedin Anlaşmaya Aykırı Doldurulduğunun İspatı
Doğrudan Yanıt
İmzalı boş bir kağıdın anlaşmaya uygun biçimde doldurulduğu karine olarak kabul edilir. Aksini iddia eden taraf — yani “boş senet anlaşmaya aykırı dolduruldu” diyen borçlu — bu iddiasını HMK m.200 ve YİBK 1989/2 K. gereğince yazılı delille ispat etmek zorundadır. Tanık dinletilmesi tek başına yeterli değildir; bu kural ceza yargılaması açısından da geçerlidir.
Açığa imzalı senet uygulaması ticari hayatta sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Taraflar çeşitli nedenlerle (teminat, kredi güvencesi, sonradan doldurmak üzere) boş veya kısmen dolu, imzalı belgeler oluşturmaktadır. Bu durum hem kambiyo senedi (bono, poliçe, çek) hem de adi senet biçiminde karşımıza çıkabilir.
Hukuk düzenimizin bu konuda benimsediği temel karine şudur: imzalandıktan sonra doldurulan bir belgenin içeriğinin taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olduğu varsayılır. Bu karinenin aksini ileri süren taraf, iddiasını HMK m.200 kapsamında yazılı delille ortaya koymalıdır. Söz konusu yazılı delil; imzalı bir protokol, banka dekontları, noter tasdikli belgeler, iki tarafça imzalı mektuplar veya tescil edilmiş ticari kayıtlar gibi belgeler olabilir.
Somut davada davacı, 4.000 TL değerinde mobilya alımına karşılık imzaladığı boş senedin 35.000 TL olarak doldurulduğunu ileri sürmüştür. Ancak dava dosyası incelendiğinde, anlaşmaya aykırılığı destekler nitelikte herhangi bir yazılı delil bulunmadığı görülmektedir. Davacının tanık beyanlarına ve ceza mahkemesi kararına dayandığı, fakat yazılı delil sunamadığı anlaşılmaktadır.
3. YİBK 24.03.1989 / 1989-2 K. — Yazılı Delil Zorunluluğunun Kaynağı
Doğrudan Yanıt
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 24.03.1989 tarihli ve 1988/1 E., 1989/2 K. sayılı kararı; boş imzalı kağıdın anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının ceza yargılamasında dahi tanık beyanıyla ispat edilemeyeceğini karara bağlamıştır. Bu karar, günümüzde hukuk ve ceza mahkemelerinin her ikisini bağlayan temel içtihat niteliğini korumaktadır.
1989 tarihli İBK, hukuk ile ceza yargılaması arasında derin bir bağ kurmaktadır. Söz konusu kararın özü şudur: hukuki bir ilişkinin sonucu olan ve aynı zamanda cezai sorumluluk doğurabilecek işlemlerde, hukuk mahkemelerinde aranan ispat şekli ceza mahkemelerinde de aranmalıdır. Bu ilke, ceza yargılamasında delillerin serbestçe takdir edilmesi ilkesinin açığa imza davalarına uygulanmasını kısıtlamaktadır.
Sonraki dönemde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da 18.04.2018 tarihli ve 2017/13-619 E., 2018/919 K. sayılı kararında aynı ilkeleri teyit etmiştir. Somut davada da Zile Ağır Ceza Mahkemesi beraat gerekçesinde bu YİBK kararına açıkça atıf yapmıştır; dolayısıyla ceza mahkemesinin beraat kararı da yazılı delil yokluğu gerekçesiyle verilmiştir.
YİBK 1989/2 — Temel İlkeler
İmzalı boş belgenin taraflar arasındaki anlaşmaya uygun doldurulduğu karine olarak kabul edilir.
Karinenin aksini iddia eden borçlu, iddiasını yazılı delille ispat etmekle yükümlüdür.
Bu ispat zorunluluğu ceza yargılamasında da geçerlidir; açığa imza suçunun tanık beyanıyla ispatı hukuki ilişkinin gerçekliğini doğrulamaz.
Ceza mahkemesinin mahkumiyet kararı, hukuk mahkemesini bağlar (HMK m.303/4). Buna karşın beraat kararı, hukuk mahkemesini bağlamaz; hukuk mahkemesi yazılı delil koşulunu bağımsız olarak değerlendirmeye devam eder.
4. Ceza Mahkemesi Beraat Kararının Hukuk Davasına Etkisi
Doğrudan Yanıt
Ceza mahkemesinin mahkumiyet kararı hukuk mahkemesini bağlar; ancak beraat kararı hukuk mahkemesini bağlamaz (HMK m.303/4). Dolayısıyla ceza mahkemesinin delil yetersizliği ya da unsur eksikliği gerekçesiyle verdiği beraat, hukuk davasında borçlu olmama iddiasını ispat etmez. Hukuk mahkemesi, yazılı delil koşulunu kendi bağımsız değerlendirmesiyle sonuçlandırır.
Bu kural uygulamada sıkça karışıklığa yol açmaktadır. Ceza davasını kaybeden (beraat ettiren) taraf, hukuk mahkemesinde de kendi lehine sonuç çıkacağını sanmakta; oysa durum tam tersidir. Ceza mahkemesi yönünden beraat, hukuk yargılamasını etkilemez.
Somut davada bu asimetri son derece belirgin biçimde ortaya çıkmıştır. Zile Ağır Ceza Mahkemesi beraat kararını verirken açıkça şu gerekçeye dayanmıştır: “İmzalı boş senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunun yazılı delille ispatı gerekmekte olup tanıkla ispat mümkün değildir.” Yani ceza mahkemesi beraat kararını da yazılı delil eksikliği nedeniyle vermiştir. Bu durumda hukuk mahkemesinin beraat kararını “davacı haklı” olarak yorumlayıp menfi tespit davasını kabul etmesi, Yargıtay tarafından açıkça hatalı bulunmuştur.
HMK m.303/4 — Ceza Kararlarının Hukuk Davasına Etkisi
| Ceza Kararı Türü | Hukuk Mahkemesine Etkisi |
| Mahkumiyet (kesinleşmiş) | Hukuk mahkemesini bağlar — eylemin gerçekleştiği kabul edilir |
| Beraat — delil yetersizliği | Hukuk mahkemesini bağlamaz — hukuk mahkemesi bağımsız değerlendirir |
| Beraat — unsur eksikliği (suç oluşmadı) | Hukuk mahkemesini bağlamaz |
| Takipsizlik / Kovuşturmaya yer yok | Hukuk mahkemesini bağlamaz |
5. Temlik Zinciri ve İyi Niyet Değerlendirmesi
Doğrudan Yanıt
İlk derece mahkemesi; temlik verenler ve alanların tamamının yakın akraba olduğunu, borcun varlığından haberdar olmamalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve bu nedenle davalının iyi niyetli sayılamayacağını gerekçe göstermiştir. Yargıtay ise iyi niyet ve akrabalık ilişkisini değerlendirmeksizin yazılı delil eksikliğini tek başına bozma için yeterli bulmuştur; ispat yükü önce davacıda çözülmeden iyi niyet tartışmasına geçilemez.
Davadaki temlik zinciri dikkat çekici bir görünüm sergilemektedir: lehdar → amcasının oğlu → amca (davalı müteveffa). İlk derece mahkemesi bu zinciri, akraba olanların borcun gerçek boyutunu biliyor olması gerektiğinin kanıtı olarak yorumlamıştır. Kambiyo hukukunda ise temlik alanın iyi niyeti prensip olarak korunur; borcun gerçek olmadığını bilen temlik alanına karşı borçlu kişisel def’ileri ileri sürebilir (TTK m.687).
Yargıtay’ın yaklaşımı ise farklı bir mantıksal sıralamayla kurgulanmıştır: yazılı delil yokluğu, ispat yükümlülüğünü borçlunun aleyhine çözer; bu aşama aşılamadan temlik alanın iyi niyeti ya da akrabalık ilişkisi tartışmaya açılamaz. Başka bir deyişle ispat yükü sorununu aşamayan davacının diğer argümanları değerlendirme konusu olamaz.
Kambiyo Hukukunda Kişisel Def’iler ve Temlik Alan
TTK m.687 gereğince senet borçlusu, kendisiyle doğrudan ilişkide bulunmayan hamile karşı temel ilişkiden doğan def’ileri (senedin anlaşmaya aykırı doldurulması gibi) yalnızca hamilin bilinçli olarak borçlunun zararına hareket etmesi ya da alacağı elde ederken ağır kusurlu davranması halinde ileri sürebilir. Akrabalık ilişkisi tek başına bu bilinci ispat etmez; borç ilişkisini bilen birinden bilinçli edinim yapıldığının da yazılı ya da kesin delille ortaya konulması gerekir.
6. Yargıtay’ın Bozma Gerekçesi — Kritik Tespitler
Doğrudan Yanıt
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bozma kararında iki tespite yer vermiştir: (1) Davacı, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu usulüne uygun yazılı delillerle ispat edememiştir. (2) Ceza mahkemesinin beraat kararı ve diğer menfi tespit davaları bu sonucu değiştirmez. Bu iki gerekçe, alt derece mahkemenin yanıltıcı bulduğu her iki argümanı devre dışı bırakmaktadır.
Bozma kararının birinci tespit ayağı ispat yüküne ilişkindir. Yargıtay, Zile Ağır Ceza Mahkemesi kararında “açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun yazılı delille ispat edilmesi gerekirken tanıkla ispat mümkün değildir” gerekçesiyle beraat kararı verildiğini tespit etmiştir. Bu tespit kritiktir; zira ceza mahkemesinin beraat kararı davacı lehine değil, tam aksine ispat kuralının her iki yargılamada da ortak uygulandığının göstergesidir.
Bozma kararının ikinci tespit ayağı diğer menfi tespit davalarına ilişkindir. İlk derece mahkemesi aynı olayla bağlantılı başka menfi tespit davalarında verilen kararları gerekçe olarak göstermiştir; Yargıtay ise bu davaların da bu davanın esasını etkilemeyeceğini karara bağlamıştır. Her dava kendi delil durumuna göre değerlendirilmeli; başka dosyadaki sonuç yazılı delil eksikliğini kapayamaz.
Bozma Kararının Özü
Alt derece mahkemenin hatası: Beraat kararını ve diğer menfi tespit kararlarını davacı lehine delil olarak değerlendirmek.
Yargıtay’ın tespiti: Beraat kararında dahi yazılı delil yokluğu gerekçe gösterilmiştir. Diğer davaların bu davaya etkisi yoktur. Davacı, asli ispat yükünü yerine getirememişken davanın kabulü isabetsizdir.
Yeni yargılamada yapılması gereken: Davacıya yazılı delil bildirme imkanı tanınmalı; yazılı delil yoksa dava reddedilmelidir.
Yargıtay’ın tespiti: Beraat kararında dahi yazılı delil yokluğu gerekçe gösterilmiştir. Diğer davaların bu davaya etkisi yoktur. Davacı, asli ispat yükünü yerine getirememişken davanın kabulü isabetsizdir.
Yeni yargılamada yapılması gereken: Davacıya yazılı delil bildirme imkanı tanınmalı; yazılı delil yoksa dava reddedilmelidir.
7. Uygulamaya Yansıması — Boş Senet Savunması Nasıl Kurulmalı?
Doğrudan Yanıt
Bu karar, boş senet savunmasının yalnızca yazılı delil üzerine kurulması gerektiğini bir kez daha pekiştirmektedir. Tanık, iyi niyet iddiası ve ceza davası sonucu; tek başına yazılı delil eksikliğini kapatamaz. Dolayısıyla boş senet imzalanmadan önce veya imzalanır imzalanmaz alınacak tedbirler belirleyici önem taşımaktadır.
Borçlu Açısından — Alınması Gereken Önlemler
1
Boş senet imzalamaktan kaçının. Hiçbir nedenle tamamen boş senet imzalanmamalıdır. Zorunluysa senedin üst kısmına “teminat senedidir, vadesi dolmadan icraya konamaz” gibi kısıtlayıcı bir şerh düşülmeli ve bu şerh de imzalanmalıdır.
2
Senet düzenlendikten sonra hemen fotokopi alın. Senedin imzalandığı andaki halinin fotoğrafı veya fotokopisi, sonradan değiştirildiğinin tespitinde önemli delil işlevi görebilir.
3
Temel ilişkiyi belgeleyin. Senet hangi borç için verilmişse o borç ilişkisini (kira sözleşmesi, kredi sözleşmesi, sipariş faturası) yazılı hale getirin ve imzalayın. Bu belge, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğuna dair yazılı delil zincirinin ilk halkası olacaktır.
4
Ödemeleri banka kanalıyla yapın. Temel ilişkiden doğan ödemeleri banka havalesiyle gerçekleştirin; ödeme açıklamasını senetle ilişkilendirin. Bu yolla senetteki miktarla ödenen miktar arasındaki fark yazılı delile dönüşebilir.
5
İcra tebliğ edildiğinde derhal avukata başvurun. Menfi tespit davası icra takibinin kesinleşmesinden önce açılırsa teminat karşılığı takibin durdurulması talep edilebilir (İİK m.72/2). Süre kaçırılırsa istirdat davası yoluna gidilmek zorunda kalınır.
Alacaklı Açısından — Kararın Önemi
Bu karar, alacaklılar açısından da önemli güvenceler içermektedir. Bono veya açığa imzalı senet düzenletip teslim alan alacaklı ya da temlik alan, karşı tarafın yazılı delil sunamadığı sürece kambiyo senetlerinin sağladığı güvenceden faydalanmaya devam edecektir. Temlik zincirinde akrabalık ilişkisinin varlığı tek başına alacak hakkını düşürmez; kişisel def’ileri bilme kastının somut delille ortaya konulması gerekir.
8. Sık Sorulan Sorular
Boş senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu nasıl ispat edilir?
HMK m.200 ve YİBK 1989/2 K. gereğince bu iddia yalnızca yazılı delille ispat edilebilir. Yazılı delil olarak; temel ilişkiyi gösteren imzalı sözleşme veya sipariş belgesi, ödeme dekontları, noter tasdikli yazışmalar, iki tarafça imzalı protokol ya da senedin boş halini gösteren fotoğraf veya fotokopi kabul görebilir. Tanık beyanı tek başına yeterli değildir; yazılı delil başlangıcı varsa tanık tamamlayıcı işlev görebilir.
Ceza davasında beraat aldım, menfi tespit davası kazanır mıyım?
Hayır. Ceza mahkemesinin beraat kararı hukuk mahkemesini bağlamaz (HMK m.303/4). Beraat kararı, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu yazılı delille ispatlama yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Bu karar tam olarak bu noktayı vurgulamaktadır: beraat kararının yazılı delil eksikliğine dayandığı durumda, hukuk mahkemesinde de aynı eksiklik belirleyici olmaya devam eder.
Temlik alanın akraba olması senedin geçersizliğini sağlar mı?
Kural olarak hayır. Temlik zincirindeki akrabalık ilişkisi, TTK m.687 kapsamında hamilin borçlunun zararına bilinçli hareket ettiğini tek başına ispat etmez. Kişisel def’iler (senedin anlaşmaya aykırı doldurulması gibi) temlik alana karşı ancak hamilin bu durumu bilerek hareket ettiği kanıtlanırsa ileri sürülebilir. Akrabalık sadece bir emare olup ağır kusur ya da bilinçli zarar kastının somut delille desteklenmesi gerekir.
Menfi tespit davasında ispat yükü kimde?
Menfi tespit davası kural olarak borçlu tarafından açılır; ispat yükü de borçlu (davacı) üzerindedir. HMK m.190/1 gereğince ispat yükü, iddia edilen vakıadan kendi lehine hak çıkaran tarafa düşer. Borçlu olmadığını iddia eden davacı, bu iddiasını destekleyen yazılı delilleri mahkemeye sunmakla yükümlüdür.
Boş senedin anlaşmaya aykırı doldurulması ceza hukuku açısından hangi suçu oluşturur?
TCK m.209/1 kapsamında “açığa imzanın kötüye kullanılması” suçunu oluşturur. Bu suçun oluşumu için imzalı boş kağıdın rıza ile teslim edilmiş olması ve teslim amacına aykırı biçimde doldurularak hukuki sonuç doğuran bir belge haline getirilmesi gerekir. Ceza mahkemesi de bu suçun ispatı için yazılı delil aradığından, hukuk ve ceza yargılamaları arasında ispat standardı bakımından paralellik korunmuştur.
Kararın Özeti ve Pratik Sonucu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 05.03.2025 tarihli bu kararı; açığa imzalı senet savunmasında yazılı delil kuralının istisnasız uygulandığını, ceza mahkemesi beraat kararının hukuk davasını olumlu yönde etkilemediğini ve temlik zincirindeki akrabalık ilişkisinin kişisel def’ilerin hâmile karşı ileri sürülebilmesi için yeterli olmadığını net biçimde ortaya koymaktadır. Boş senet düzenleyen borçluların temel ilişkiyi belgelemeleri ve ödemeleri yazılı delile dönüşebilecek biçimde gerçekleştirmeleri hayati önem taşımaktadır.
Bu sayfa Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2024/6473 E., 2025/1529 K. sayılı kararının genel bilgilendirme amacıyla analizini içermekte olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Somut uyuşmazlıklarda bir avukattan yardım alınması tavsiye edilir. Sanalhukuk.org editörü — Mayıs 2026.
SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



