Yurt Dışı Çıkış Yasağının Kaldırılmasına İlişkin Dilekçe Örneği
………..AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE
Esas No : 2021/………
Konu : Yurt Dışı Çıkış Yasağı Adli Kontrol Tedbirinin Kaldırılması Talebi
Mahkemenizin 2021/0000 Esas sayılı dosyasında sanık sıfatıyla yargılanmaktayım. Bahse konu dosyada hakkımda ……… tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK’nun 109/3-a maddesi uyarınca Yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol tedbirinin uygulanmasına devam edilmektedir. (Burada haklarında soruşturma aşamasında Sulh Ceza Hâkimliğince tedbir kararı verilip de bu tedbir kaldırılmadan yine Mahkemesince de tedbir uygulanması yönünde karar verilenler Sulh Ceza Hakimliği kararının tarihini, ilk defa Mahkeme tarafından tedbir uygulananlar da Mahkemenin karar tarihini yazsınlar.)
Bilindiği üzere 14.07.2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7331 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 16. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nun 110. maddesine “(4) Şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise resen mahkeme tarafından 109 uncu madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar verilir.” hükmü eklenmiştir. Yine 7331 sayılı Yasa’nın 17. maddesi ile de CMK’na 110/A maddesi eklenerek adli kontrolde geçirilebilecek sürelere ilişkin sınırlama getirilmiştir.
Ayrıntıları Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 20.02.2014 gün ve 2014/1494 Esas, 2014/2310 Karar sayılı kararında (Ek-1) açıklandığı üzere adli kontrol kararının kaldırılması veya değiştirilmesi talebinin kovuşturma evresinin her aşamasında ileri sürülebileceği ve Mahkemesince bu taleple ilgili olarak olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
CMK’nun 2/1-f maddesinde de kovuşturma evresi; iddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evre olarak tanımlanmıştır. Mahkemenizin 2021/……… Esas sayılı dosyasının henüz kesin hükümle sonuçlanmamış olması nedeniyle kovuşturma aşamasının halen devam ettiği ortadadır.
Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru yoluyla incelediği ve ihlal tespiti yaptığı birçok kararında yurt dışı çıkış yasağı adli kontrol koruma tedbirinde olduğu gibi tüm koruma tedbirlerinin geçici olduğunu, herhangi bir tedbirin ilânihaye veya herhangi bir kriterden bağımsız olarak süreklilik arz eder biçimde uygulanmasının mümkün olmadığını vurgulamaktadır. Mahkeme, süregelen bir koruma tedbirinin durumun gerektirdiğinden daha uzun sürdüğünün anlaşıldığı durumlarda tedbir nedeniyle müdahale edilen anayasal hakların ihlalinin söz konusu olabileceğini belirtmektedir. Ayrıca mahkemelerin koruma tedbiri kararlarında lehte ve aleyhte ileri sürülen bütün delilleri incelemek ve temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahaleye katlanmayı gerektirecek nitelikte kamu yararını haklı kılan gerçek bir ihtiyacın varlığını göstermek zorunda olduklarını, süregelen koruma tedbirlerinin devamına ilişkin olarak verilen kararlarda da tedbirin devamını haklı kılan gerekçelerin gösterilmesi ve çatışan menfaatler arasında adil dengenin korunması gerektiğini ifade etmektedir. (bkz. Latife Akyüz, B. No: 2016/50822, 07.09.2021; Hakkı Gök, B. No: 2017/33469, 03.11.2022; Yavuz İrişti, B.No: 2019/10850, 02.03.2023, Yağmur Erşan [GK], B. No: 2018/36451, 27.10.2021; Onur Can Taştan [GK], B. No: 2018/32475, 27.10.2021)
Anayasa Mahkemesi, yürütülen bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında alınan koruma tedbiri ile hedeflenen amaca ulaşmak için hakların daha az sınırlanmasını sağlayacak alternatif yolların bulunup bulunmadığının da dikkate alınması gerektiğini belirtmektedir (Latife Akyüz, § 58, Yavuz İrişti, § 14).
Yurt dışına çıkış yasağı öngören adli kontrol tedbirinin esas olarak Anayasanın 23. maddesiyle koruma altına alınan “yerleşme ve seyahat hürriyeti” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ortadadır. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve söz konusu müdahalenin gerek kapsamı gerek süresi itibarıyla orantılı olarak uygulanması gerekir. Buna göre yerleşme ve seyahat hürriyetine ve bu temel hakla bağlantılı olarak özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına yapılan bir müdahale, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez. Koruma tedbirinin süresinin uzamasının anayasal haklar üzerinde giderek ağırlaşan bir baskıya neden olacağı açıktır.
Yurt dışı çıkış yasağı adli kontrol koruma tedbiri nedeniyle açılan bir tazminat davasında Yargıtay 12. Ceza Dairesi 12.12.2022 gün ve 2021/4879 Esas, 2022/9807 Karar sayılı (Ek-2) kararında özetle; her ne kadar 5271 sayılı CMK’nun 141. maddesinde yurt dışı çıkış yasağı adli kontrol tedbiri nedeniyle tazminat ödeneceği öngörülmemiş ise de davacının uzun süre uygulanan adli kontrol tedbiri nedeniyle manevi olarak zarar gördüğünün hayatın olağan akışına göre aşikar olduğunu, adli kontrolün amacının tutuklama koruma tedbirinde de genel olarak öngörülen, şüpheli veya sanığın kaçmasını, saklanmasını veya delilleri karartmasını önlemek, tanık ve mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişimine engel olmak ve yargılamanın sağlıklı şekilde yapılmasını sağlamak olduğunu, bir koruma tedbiri olması nedeniyle, adli kontrol tedbirinin de geçici olup, bunu haklı kılan şartlar ortadan kalkınca bu tedbirin de kaldırılması gerektiğinin kuşkusuz olduğunu, tazminat talebine konu edilen dava konusu somut olayda, davacı hakkında uygulanan adli kontrolün Anayasanın 13. maddesinde öngörülen temel hakların sınırlandırılmasında geçerli olan ölçülülük ilkesini ihlal ettiğini, davacı hakkında uygulanan adli kontrol tedbiri nedeniyle oluştuğu anlaşılan zararın CMK’nın 141/1. maddesi kapsamında açıkça lafzi olarak belirtilmediğini, ancak 18.06.2014 tarih ve 6546 sayılı Kanunun 70. maddesiyle CMK’nun 141. maddesine eklenen 3. fıkradaki “Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, davacı (sanık) hakkında uzun süre uygulanan adli kontrol tedbirinin seyahat özgürlüğünü kısıtlama tedbirini aştığı ve davacıyı özgürlükten yoksun bıraktığı, oranlılık ilkesini ihlal ettiği, kanun ile belirlenen amacın dışına çıkıldığı ve uygulanan tedbirin ölçüsüz hale geldiği tespiti yapılarak davacı yararına makul oranda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesi ile Bozma kararı verilmiştir.
Yukarıda bahsedilen Anayasal ve yasal mevzuat hükümleri ve konuya ilişkin yargısal içtihatlar da dikkate alınarak; hakkımdaki adli kontrol tedbirinin …….. tarihinden beri uygulanıyor olması nedeniyle tedbirden beklenen fayda ile sınırlanan temel hak arasındaki dengenin temel hakkın ihlaline yol açacak şekilde aleyhe bozulması ve böylelikle orantılılık ilkesinin ihlal edilmesi, üzerime atılı suçlama ile ilgili savunmamın alınmış olması, bugüne kadar gerek yargılama aşamasında istenilen hususlar ile gerekse tedbir nedeniyle tarafımdan beklenen tüm sorumlulukları yerine getirmiş olmam, uygulanmakta olan tedbirin artık tedbirin amacını aşacak şekilde benim açımdan bir nevi cezaya dönüşmüş olması, uygulanmakta olan tedbir nedeniyle; yurt dışı ticari faaliyetlerimi gerçekleştiremediğim için ekonomik anlamda olumsuz etkilenmem, mesleğimle ilgili uluslararası kongrelere davet edilmem, yurt dışındaki mesleki faaliyetlerim ve yurt dışında bulunan üniversitelerdeki eğitim faaliyetlerimi yerine getiremiyor olmam, yurt dışında bulunan ailemle uzun süredir görüşemiyor olmam, sağlık sorunlarım nedeniyle yurt dışında tedavi olma zorunluluğumun bulunması(buraya herkes yurt dışına çıkması için özel sebepleri var ise onları ekleyip varsa buna ilişkin belgeyi eklerse daha etkili olur) da dikkate alındığında aradan geçen süreye rağmen halen hakkımda yurt dışı çıkış yasağı tedbirinin uygulanmaya devam edilmesinin Anyasanın 20. ve 23. maddeleri ile CMK’nun 109 ve 110/A maddelerine aykırı olduğu değerlendirilmekle;
TALEP : Yukarıda belirtilen sebeplerle;
Hakkımda uygulanan Yurt Dışı Çıkış Yasağı Adli Kontrol Tedbirinin KALDIRILMASINA ve verilecek kararın da tarafıma TEBLİĞİNE karar verilmesi hususunda,
Gereği arz ve talep olunur. 05.06.2023
Sanık ……Adı Soyadı
EKLER :
- Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 20.02.2014 gün ve 2014/1494 E. 2014/2310 K. sayılı kararı
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 12.12.2022 gün ve 2021/4879 E. 2022/9807 K. sayılı kararı
SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




