İfade Alma ve Sorguda Yasak Usullere İlişkin Özet Yargıtay Kararları
İFADE ALMA VE SORGUDA YASAK USULLER -Av. Murat Yılmaz
1-) …kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçirilmeyen, olayı müteakip kamu davası açılmadan önce uyuşturucu madde kullandığı teknik yöntemlerle saptanmayan, 5271 sayılı
Kanun’un 148/4 mad. “Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafindan doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.” hükmü gereği Mahkeme huzurunda alınan savunmasında suçlamayı kabul etmemesi nedeniyle kolluk ifadesi hükmne esas alınamayan sanığn, ele geçen uyuşturucu
maddelerle ilgisi bulunduğuna dair her türlü şüpheden uzak, yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı görülmüştür. (Yargıtay 10. Ceza
Dairesi 2023/22512 E., 2024/17328 K.)
2-) Sanığın, açıklanan eylem nedeniyle fuhuş suçundan cezalandırılması
istemiyle kamu davası açılıp bu eylem nedeniyle cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, belirtilen ilkelere uygun bir gizli soruşturmacı görevlendirilmediği, C. savcısının bilgisi olmaksızın polis memurunun suça konu yere gizli olarak girdiği, kendisini müşteri olarak
tanıttığından bu şekilde elde edilen deliller hukuka aykırı olduğundan hükme esas alınamayacağı, ayrıca 5271 sayılı Kanun’un 148. maddesinin 4. fikrasında yer alan Müdafi hazır bulunmaksızın
kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya
sanık tarafindan doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.” amir hükmü karşısında sanık tarafından doğrulanmayan kolluk ifadesinin de hükme esas alınmayacağının gözetilmemesi hukuka aykırıdır. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2023/15878 E., 2024/892 K.)
3-) Hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen tanığın üzerinden sentetik kannabinoid ele geçirildiği olayda 5271 sayilı Kanun’un 148 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanik tarafindan doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz düzenlemesinin sadece ifade sırasında zorunlu müdafi bulunması gereken suçlar bakımından değil şüpheli sıfatıyla kollukta alınan ve hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmayan tüm beyanlara ilişkindir. (Yargıtay 10. Ceza Dairesi,
2023/6153 E., 2024/704 K.)
4-) 5271 sayılı Kanun’un 148 inci maddesinin beşinci fikrasında “Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından
yapılabilir.” hükmü bulunmaktadır.
Yargılamada, sanığın kollukça şüpheli sıfatıyla 17.08.2019, 19.08.2019 ve 23.08.2019 tarihlerinde ifadeleri alınmıştır. Yine 23.08.2019 tarihinde Cumhuriyet
Başsavcılığınca beyanları alınmış, aynı gün kollukça alınan beyanlarındaki gibi olay anlatımında bulunmuş, önceki beyanlarını tekrar ettiği görülmüştür. Bu nedenle somut olayın sübutuna ilişkin
kollukça alınan beyanları değil Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan
beyanı esas alınmış, diğer delillerle de bu beyanı desteklendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. (Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2022/828 E., 2023/823 K.)
5-) Uyuşmazlık; sanığa yüklenen suçun, nitelikli kasten öldürme suçunu mu yoksa olası kasıtla işlenen nitelikli kasten öldürme suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay iç Yönetmeliği’nin maddesi uyarınca öncelikle sanığın olayın hemen ardından jandarma görevlilerine verdiği 22.11.2009 tarihli tutanağa konu beyanların CMK’nın 148. maddesinin dördüncủ fikrası gereğince hükme esas alınıp alınamayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Olayda; sevk ve idaresindeki aracın kontrolden çıkıp uçuruma
yuvarlanması sonucu sanığın yaralanması ve eşinin ölümüyle sonuçlanan olaydan hemen sonra olay yerine gelen Jandarma
görevlilerine, hakları hatırlatılmadan ve kendisine soru yöneltilmeksizin
kazanın oluşuyla ilgili bulunduğu beyanı “ikrar” olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmamakla birlikte, kendiliğinden verilen ifade olarak değerlendirilip maddi olayın oluşuna ilişkin “emare” niteliğinde değerlendirilmesi amacıyla, beyanların adli kolluk görevlileri tarafindan tutanağa bağlanmasının hukuka aykırı olmadığı, ancak emare olarak kabul edilebilecek bu beyanın; savcılık aşamasında geri
alınmış olması nedeniyle sanığın çok kısa süre önce gerçekleşen kazanın şoku içinde suçluluk psikolojisiyle beyanda bulunup
bulunmadığı, bir başka deyimle sonuçlarının algılanması neticesinde
özgür iradeye dayalı olup olmadığı değerlendirilerek, elde edilen diğer
delillerle birlikte maddi vakıanın mahkemece belirlenmesi gerekmektedir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2022/388 E.,
2022/824 K.)
6-) Uyuşmazlıkta müdafisi bulunmaksızin beyanları alınan tanıklar … ve ..’n yargılama aşamasında döndükleri anlaşılan ifadelerinin CMK’nın 148/4. maddesinde yer alan “Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz” düzenlemesi de
dikkate alındığında hükme esas alınamayacakları, ayrıca tanıklar … ve
…n sanıklardan satın aldıklarını söyledikleri maddelerin ele geçirilememeleri nedeniyle uyuşturucu madde olarak kabul edilemeyecekleri, Yerel Mahkemecede bu hususa işaret edilerek tanıklar Ve ..’da ele geçirilemeyen maddelerin nitelikleri tespit edilemediğinden sanıklar hakkında TCK’nın 43. maddesinin uygulama
koşullarının bulunmadığı kabul edilmesine karşın bu tanıkların ele geçirilemeyen ve niteliği tespit edilemeyen maddelere ilişkin beyanların suçun sübutu bakımından değerlendirmneye alınmalarının çelişki oluşturması hususları birlikte değerlendirilmelidir. (Yargıtay Ceza
Genel Kurulu, 2021/5 E., 2022/702 K.)
7) 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescilli höyükte izinsiz kazı yaptıkları iddiasıyla açılan kamu davasında; olay yeri görgü tespit tutanağına göre, sanıkların olay yerinde yakalanmadıkları, olay yerinden kaçan şahısların sanıklar olduğuna dair sanık …n sonradan
değişiklik gösteren beyan dışında delil elde edilemediği, kazı aletleri üzerinde parmak izi incelemesi yapılmadığı, her ne kadar sanıklar kollukta müdafisiz alınan beyanlarında kazı yaptıklarını kabul etmiş
iseler de mahkemedeki savunmalarında izinsiz kazı yapmadıklarını belirterek atıli suçlamayı kabul etmedikleri, CMK’nn 148/4. maddesindeki müdafii hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifadenin
hakim veya mahkeme huzurunda şüpheli ve ya sanık tarafindan doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz hükmü gözetildiğinde sanıkların müdafisiz alınan kolluk beyanlarının hükme esas alınamaz.
(Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2022/5641 E., 2022/6294 K.)
😎 CMK’nın 148/4. mad. uyarınca müdafi hazır bulunmaksızın kollukça.alınan ifade sanık tarafindan doğrulanmadıkça hükme
esas.alınamayacağı, sanik her ne kadar kolluk ifadesinde suça konu silahın
kendisine ait olduğunu ifade etmiş ise de kovuşturma aşamasında,.arama yapılan eve uyuşturucu satın almak için gittiğini ve silahın ev.sahibine ait olduğunu savunması karşısında; sair deliller dikkate
alınarak sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken doğrulanmayan kolluk ifadesi hükme esas alınarak CMK’nın 148/4. maddesine aykırı davranılması yasaya aykırıdır. (Yargıtay 8. CezaDairesi, 2021/17002 E., 2022/9259 K.)
9-) CMK’nın 148/4 mad. “müdafii bulunmaksızın kollukça alınan ifadenin,
hakim veya mahkeme önünde doğrulanmadıkça hükme esas
alınmayacağına” ilişkin emredici hükmů gözetildiğinde; mağdura yönelik yapılan el bombalı saldırıya nöbetçi olarak iştirak ettiğine yönelik müdafisiz alınan kolluk beyanını daha sonradan hakim ve.mahkeme önünde doğrulanmayan sanık hakkında bu eyleme ilişkin
devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan dolayı cezalandırılmaması isabetle ise de, tanığın, “sanığın 2015 yaz mevsiminde, Şehit mahallesindeki tugay ve tümen lojmanlarına.molotof ve ses bombası ile saldırdığını bildiği” yönündeki beyanı
karşısında, öncelikle ilgili makamlara yazı yazılarak, Şehit mahallesindeki tugay ve tümen lojmanlarına yönelik tanığın beyanında geçtiği şekilde bir eylemin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin
sorulması, gerçekleştiğinin tespiti durumunda buna ilişkin olay
tutanakları ve belgelerin onaylı bir örneğinin dosyaya getirtilmesinin sağlanması, tugay ve tümün lojmanlarına molotof ve ses bombası ile saldırılması eyleminin, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yönelen vahamet arz eder nitelikte olduğu gözetilerek, mağdur sayısının belirlenememesi halinde asgari seviyede bir kez olmak suretiyle
gerçekleşen vahim nitelikteki öldürmeye teşebbüs, mağdur sayısı belirli ise mağdur sayısinca nitelikli öldürmeye teşebbüs ve devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçlarından dava açılması sağlanarak her iki dosya birleştirilerek tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken
eksik araştırma ve suç vasfında düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırıdır. (Yargıtay 3. Ceza Dairesi,2021/3710 E., 2022/3461 K.)
10-) AİHM Türkiye kararında “adil yargılanma hakkı kapsamındaki
avukata erişim hakkının ihlal edildiğinin” tespit edilmesi ve sanığın
kollukta müdafi olmaksızın etkin pişmanlık kapsamında vermiş olduğu
ifadesini, aynı gün nöbetçi C. savcısı ve nöbetçi hakime verdiği
ifadelerini reddettiği nazara alındığında; CMK’nın 148/4 maddesi
uyarınca kollukta müdafii bulunmaksızın alınan ifadenin, duruşmada
kabul edilmedikçe sanık aleyhine hükme esas alınamayacağı hususu
da gözetilerek, sanığın inkara dayalı kolluk savunması dışında PKK
silahlı terör örgütünün üyesi olduğunu gösterir dosya kapsamına
yansıyan süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve
faaliyetlerine rastlanılamadığ, bu nedenlerle atilı suçtan beraati yerine
yazılı şekilde karar verilmesi yasaya aykırndr. (Yargitay 3. Ceza
Dairesi, 2021/2872 E., 2021/94244 K.)
11-) Sanığın hazırlık aşamasında müdafi hazır olmaksızın alınan savunmasının kovuşturma aşamasında doğrulanmaması nedeni ile CMK’nun 148/4. maddesi uyarınca yüklenen suçun işlendiğine ilişkin mahkeme huzurunda sanık ikrarının varlığından söz edilemeyeceğinin de anlaşılması karşısında; yapılan arama hukuka aykırı olup, ele geçen delillerin yasak delil niteliğinde olduğu, Anayasa’nın 38/2, 5271 sayılı CMK’nun 206/2-a, 217/2, 230/1 maddelerine göre hukuka aykırı surette elde edilen deliller ile müdafi hazır bulunmadan kollukça alınan sanık beyanına dayanılarak sanığın mahkumiyetine karar verilemeyeceği sabit ise de; soruşturma aşamasında beyanı tespit edilen ..’ un 19.04.2014 tarihli beyanında, sanik tarafından kullanılan yeri sanığa kiraladıklarını, komşusu almış olduğu interneti kullanması.için sanığa verdiğini, yasa dışı iddia oyunu oynattığını öğrenince itiraz.ettiğini ve interneti iptal ettiğini beyan ettiğinin anlaşılması karşısında, .. ve .. tanık sifatı ile beyanları tespit edildikten sonra sanığın hukuki
durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekir. (Yargıtay 7. Ceza Dairesi,
2021/13261 E., 2021/9190 K.)
12-) “müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hakim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz” düzenlemesine göre söz konusu tutanağın
mahkumiyet hükmüne esas alınamayacağı ve sanığın olay günü cinsel organını yeğeni olan sekiz yaşındaki mağdurenin dudağı ile makatına dokundurduğu hususunda her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandıricı delil bulunmayıp, mevcut haliyle mağdureye cinsel organını
göstererek yalamasını söyleme şeklinde sübuta eren eyleminin TCK’nın
105/1-c.2, 105/2-e. mad. cinsel taciz suçunu ouşturduğu gözetilerek hüküm krulması gerekirken suç vasfunın tayininde yanılgıya düşülerek çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyet kararı
verilmesi yasaya aykırndır. (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2020/4199 E.,
2021/4220 K.)
13-) Sanık ile buluşmasının ardından kendisinde 1 paket halinde
daralı 0,3 gram eroin ele geçirilen tanık.un kollukta müdafii
bulundurulmakSIZin alınan ifadesi ve yaptırılan teşhisinden
kovuşturma aşamasında döndüğü, bu haliyle söz konusu beyan ve
teşhisin CMK’nın 148/4. maddesi uyarnca hükme esas alınamayacağı
da dikkate alındığında; kendisinde uyuşturucu ve uyarıcı nadde ele
geçmeyen ve aşamalarda inkara yönelik savunmalarda bulunan
sanığın, savunmasının aksine, tanık Yaşar’da ele geçen uyuşturucu
madde ile ilgisi olduğuna, bu maddeyi adı geçen gahsa tenin ettiğine
ilişkin, kuşku snrlarını aşan kesin ve yeterli delil bulunmadığı
gözetilmeden, atılı suçtan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi
kanuna aykındır. (Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2020/20959 E.,
2021/7025 K.)
14-) CMK’nin 148. maddesine gõre müdafii huzurunda alınmayan ve
daha sonra doğru olduğu kabul edilmeyen emniyet ifadelerine itibar
edilemeyeceği, sanığın müdafii olmaksızın ifadesinin alındığı, sanığın
hazırlıktaki beyanına ilişkin 05/11/2017 tarihli tutanağın dahi avukat
olmadan tutulduğu, bu tutanağa göre dinlenen kolluk görevlilerinin
beyanlarinın da CMK 225/1. maddeleri nedeniyle delil olarak
kabulünün mümkün olmadığı, polis memuru tanıklar …., …ün
ifadelerine gõre de sanığa baskı yapildığı ve günlerce ifade alındığının
anlaşıldığ, oysa ki; CMK 148/5’e göre Emniyetçe sadece bir kez ifade
alnabileceği hususu nazara alınarak, sanığn kolluk tarafindan alnan
ve hūkme csas alınması mūmkün olmayan ifadelerine dayanılarak
eksik inceleme ile hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay Ceza Dairesi, 2020/2828 E., 2020/2952 K.)
15-) Sanığn, tanik sıfatı ile verdiği kolluk ifadesinde, ikametinde cam sildiği sırada duvarin üzerinde duran çocuğun elindeki okul çantasını oturduğu binaya ait bahçeye attığını, peşinden kendisinin de atladığını, atladığı yerde bulunan sarmaşığın sarılması için koyduğu inşaat demirinin üzerine düştüğünủ beyan etmiş ise de, daha sonra şüpheli sıfatı ile verdiği savcıhk ifadesi ve mahkemece alnan savunmalarında demiri kendisinin koymadığını ve kollukta verdiği ifadeyi kabul etmediği anlaşıldığından, CMK’nın 148/4. maddesi gereğince müdafii hazır
bulunmaksızın kolluk tarafndan alınan ifade hakim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamayacağı gözetildiğinde,
sanığın cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeksizin beraati yerine
yazılı gerekçeyle mahkumiyetine karar verilmesi yasaya aykırıdır.
(Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2020/10 E., 2020/2627 K.)
16-) İhbar üzerine suç şüphesi başlamiş ise de, arama ve yakalama
tutanağı içeriğinden anlaşıldığına göre, arama esnasında SCM nin
önleme aramasına ilişkin kararının bulunduğu ve bu kararın
kapsamının şehrin giriş ve çıkışlarındaki şüpheli araç ve kişiler ile sınırlı
olduğu, sanık tarafından işletilen işletmenin ise kapah bir alan
olduğundan bu hali ile usulüne uygun bir arama kararının buunmadığı
anlaşılmış, yine sank soruşturma aşamasında alınan beyanlarnnda atılı
suçu işlediğini kabul etmiş ise de, CMKnun 148/4. maddesinde;
“Müdafii hazır bulunmakSZn kollukça alınan ifade, häkim veya
mahkeme huzurunda şüpheli veya sanik tarafindan doğrulanmadıkça
hükme esas alınamaz.” şeklindeki düzenleme uyarnca müdafii hazır
bulunmadan kollukça alınan sanığn beyann dışında başkaca
mahkumiyetine yeterli delil bulunmayan sanik hakkında bahis
oynatmak cyleminin súbuta ermediği, ancak aşamnalarda istikrar
arzeden savunmalarında yasa dışı bahis oyunlarını kendisinin
oynadığını beyan ettiğinin anlaşılması karşısında sanığın değişen
vasfiyla sübut bulan “yasa dışı bahis oynamak” eyleminden 7258 sayılı
Kanun’un 5/1-d maddesi uyarınca idari para cezasına hükmedilmesi
gerekirken, yazıh sekilde hüküm kurulması yasaya aykırndır. (Yargıtay Ceza Dairesi, 2015/33634 E., 2018/13398 K.)
17-) Sanık, müdafi hazır olmaks1ZIn alnan kolluk ifadesinde yüklenen
suçu ikrar ettiği ancak duruşmada yüklenen suçu işlemediğini
savunması karşısinda, mahkemece olay gūnüne ilişkin tüm HTS
kayıtları ve diğer deliller toplanıp değerlendirilmeden, CMK’nin 148/4.
maddesindcki düzenleme de göz önüne alınmadan hüküm kurulması
isabetsizdir. (Yargtay 4. Ceza Dairesi, 2017/14725 E., 2018/14747 K.)
18-) Uyuşmazlık; sanığın eyleminin kasten nitelikli öldürme suçunu yoksa kasten yaralama suçunu Tnu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir. Şüpheli veya sanığın, müdafii olmadan alınan kolluk ifadesini Cumhuriyet savcalığında doğrulaması, hükme esas.alınması için yeterli olmamaktadır, hakim veya mahkeme huzurunda da doğrulaması gerekir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2017/ 1087 E., 2018/211 K.)
19-) CMK’nın 148/4. maddesindeki “müdafii hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hakim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.” şeklindeki
yasal düzenleme karşısında kollukta müdafii bulunmaksızn alınan
beyanını daha sonraki aşamalarda kabul etmeyen sanığın.mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 2.
Ceza Dairesi, 2014/32811 E., 2016/ 12011 K.)
20-) Silahla kasten yaralama suçundan yürütülen soruşturma
sirasında, jandarma görevlisi sanıkların ifade tutanaklarında, diğer
sanığın ise uzlaşma formunda sahtecilik yaptikları iddiasıyla açılan
kamu davalarında; 5237 sayılı TCK’nın 86/3-e mad. silahla kasten
yaralama suçunun uzlaşma hükümlerine tabi olmaması ve 5271 s. Ceza
Muhakemesi Kanunun 148/5. maddesi gereğince şüphelilerin aynı
olayla ilgili olarak 2. kez ifadelerinin ancak Cumhuriyet savcisınca
alınabileceğine ilişkin emredici hükmün bulunması karşısında, kolluk görevlilerince … ve …in aynı olayla ilgili 2. kez ifadelerinin alınmas1 ve.uzlaşma hükümlerine tabi olmayan suçtan dolayı uzlaşma formu.düzenlenmesi usulsüz olup, iddia olunan sahteciliğin hukuki sonuç.doğurucu nitelikte bulunmaması hususları bir arada değerlendirildiğinde sahteciliğin “faydasız sahtecilik” niteliğinde olduğu.ve resmi belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının gerçekleşmediği.cihetle, sanıkların yüklenen suçtan beraatleri yerine yazılı şekilde.mahkumiyetlerine hükmolunması yasaya aykırıdır. (Yargtay 21. Ceza
Dairesi, 2015/8131 E., 2016/5550 K.)
21-) CMK.148/4 madde uyarınca müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade sanik tarafından doğrulanmadıkça hükme esas
alınamayacağı, her ne kadar sanik kollukça bulunan suça konu silahın
kendisine ait olduğunu emniyette ifade etmişse de, Cumhuriyet
Savcılığnda müdafii huzurunda ve kovuşturma aşamasında silahın
temyize gelmeyen ve babası olan sanık Fevzi’ye ait olduğunu belirtmesi
ve bu savunmanın sanık baba tarafından Cumhuriyet Savcılığındaki
müdafi huzurunda verdiği ifade ve kovuşturma aşamasındaki beyanı ile
de doğrulanması karşısında, sanığın atılı suçu işlediği yönünde
mahkumiyete yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil
bulunmadığı gözetilmeksizin, beraati yerine mahkumiyetine karar
verilmesi yasaya aykırıdır. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2015/15212 E., 2016/7O62 K.)
22-) 5271 sayılı CMK’nın 148/4. maddesi uyarınca müdafii hazır
bulunmaksızın kolluk tarafından alınan ifade hakim veya mahkeme
huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alnmayacağı gözetildiğinde;
sanığn kollukta müdafii hazır olmadan verdiği ifadesini mahkeme
huzurunda doğrulamadığı, miktar itibariyle kişisel kullanım sınırları
içinde kaldığı anlaşılan dava konusu sigaralarin 6 karton olduğu, dosya
kapsamı ve sanığın kovuşturma aşamasındaki savunmalarında ele
geçen sigarayı içmek amacıyla satın aldığını beyan ettiğinin anlaşılması
karşısında, sanğın savunmasının aksine, ele geçen sigaraları ticari
amaçla bulundurduğuna ilişkin cezalandırılmasina yeterli delil
bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine
kararı verilmesi yasaya aykırıdır. (Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 2014/28977 E., 2016/7595 K.)
23-) CMK.nın 148/4. maddesi uyarınca müdafii hazır bulunmaksızın
kolluk tarafindan alınan ifade hakim veya mahkeme huzurundad oğrulanmadıkça hükme esas alınamayacağı gibi, kovuşturma aşamasında kaçak akaryakıt almadıklarını savunmaları ve alındığı iddia edilen akaryakıtın da ele geçmediği gözetilerek, sanıkların beraatlerine
karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi
yasaya aykırıdır. (Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 2014/19323 E., 2016/2511 K.)
24-) Sanık F.. A.. in 5271 sayılı CMK’nın 148/4. maddesi hükmüne göre müdafii hazır bulunmaksızın kollukça alınan ve sonradan sanık tarafından doğrulanmayan ifadesinin hükme esas alınamayacağı, sanığın üzerinde yapılan aramada ele geçirilen 22, 16 gram ağırlığındaki 4 paket esrarı, satma veya başkasına verme gibi kullanma dışında bir
amaç için bulundurduğuna ilişkin başkaca delil elde edilemediği anlaşılmakla, bu haliyle sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında
uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan hüküm kurulması kanuna
aykırıdr. (Yargıtay 20. Ceza Dairesi, 2015/1595 E., 2016/681 K.)
25-) Aynı yargı çevresindeki ceza infaz kurumunda başka suçtan hükümlü olarak bulunan ve duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutulmasına karar verilmemiş olan suça sürüklenen çocuğun hükmün açıklandığı son oturumda hazır bulundurulması gerekir. CMK’nın
148/4 ve 213. maddelerindeki düzenlemeler nazara alındığında, suça
sürüklenen çocuğun katıldığı yer gösterme işleminde birden fazla işyerine girerek hırsızhık yaptığını kabul etmesine rağmen bu işlemde müdafiinin hazır bulundurulmadığı, duruşmada bu ifadenin
doğrulanmadığı, bu nedenle suça sürüklenen çocuğun katıldığı yer
gösterme işlemine dair tutanağın duruşmada okunamayacağı ve hükme
esas alınamayacağ, sorgudaki ifadesinde de katilana ait işyerinden hırsızlık yapmadığna ilişkin savunması dikkate alındığında, hakkında aynı suçtan yaş büyüklüğủ nedeniyle ayrı açılan davada verilen mahkumiyet hükmü kesinleşen diğer sanğın ifadesi dışında, suça
sürüklenen çocuğun hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarını
işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delillerin nelerden ibaret olduğu gösterilmeden mahkumiyet hükmü kurulmasının yerinde olmadığı gözetilmelidir. (Yargıtay 22. Ceza
Dairesi, 2015/9230 E., 2016/1266 K.)
26-) Olay tutanağında, olay yerine intikal edildiğinde sanık ile yanındaki 2 adet siyah poşet içerisinde dava konusu sigaraların
olduğunun görüldüğů yönünde bilgilerin bulunduğu, sanığın yargılama aşamasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmeyerek, sigaraları inşaatta çalışan işçilere aldığını, onlara götürürken polislerin sigaralara el
koyduğunu, sigara ticareti yapmadığını savunduğu anlaşılmaktadır.
CMK’nun 116 vd. maddeleri uyarınca usulüne uygun olarak verilmiş bir
arama kararı olmaksızın yapılan arama işlemi sonucunda elde edilen delillerin hukuka uygun olarak elde edilmiş sayılamayacağı ve Anayasa’nın 38/6, CMK’nun 206/2-a, 217/2, 230/ 1. maddeleri
hükümleri dikkate alındığında bu tür delillerin hükme esas alınamayacağı; sanik soruşturmada sigara sattığını söylemiş ise de CMK’nun 148/4. maddesi uyarınca müdafi hazır bulunmaksızın kolluk
tarafından alınan ifade hakim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamayacağı gözetilerek, sanığın beraati yerine, delillerin takdirinde yanılgıya düşülmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırıdır. (Yargıtay 7. Ceza Dairesi,
2014/2463 E., 2015/19419 K.)
27-) CMK’nın 148/4 maddesinde yer alan “Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hakim veya mahkeme huzurunda Şüpheli veya sanik tarafından doğrulanmadikça hükme esas alınamaz”
ve aynı yasanın 213. maddesinde yer alan “Aralarında çelişki bulunması halinde; sanığın, hakim veya mahkeme huzurunda yaptığı açıklamalar ile Cumhuriyet savcısı tarafindan alınan veya müdafinin hazır
bulunduğu kolluk ifadesine ilişkin tutanaklar duruşmada okunabilir.”
şeklindeki yasal düzenlemelere göre; sanığın önceki ifadesinin duruşmada okunmasının ilk koşulunun iki ifade arasında çelişki bulunması, ikinci koşulun ise sanığın önceki ifadesinin; hakim,
mahkeme ya da Cumhuriyet Savcısı tarafindan alınması veya kollukta
alındığı taktirde ise ifadeye müdafiinin katılmış olmasıdır. (Yargıtay 18.
Ceza Dairesi, 2015/8648 E., 2015/5420 K.)
28-) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 38/6 maddesi uyarınca Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez hükmü ile 5271 sayılı CMK.nun 148/. ve 5. fikralarında yer alan Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme
huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme…
Av. Murat Yılmaz
https://www.linkedin.com/posts
SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.


