Dilekçe Örnekleri Kira Artışı 2026 Kıdem Tazminatı Ceza Davaları Boşanma İcra Takibi Tüketici Hakları Yargıtay Kararları
POPÜLER

İDDİANAMENİN İADESİNİ GEREKTİRMEYEN HUSUSLAR:

İDDİANAMENİN İADESİNİ GEREKTİRMEYEN HUSUSLAR:

10- Maktulün cesedinin bulunamamış olması

– Şüphelinin beyanında diğer şüphelinin
maktulü öldürdüğü ve kendisinin de dolaylı yardım ettiği şeklindeki ikrarı karşısında,
şüphelilerin üzerlerine atıli suçları gerçekleştirdikleri yönünde kamu davası açılması için
yeterli şüphenin oluştuğu, maktulün cesedinin bulunamamış olmasının suçun
oluşumunu etkilemeyecektir. (Yargitay 1. Ceza Dairesi, 2017/2343 E., 2018/2365 K.)

11- Suçun hukuki nitelendirmesi sebebiyle

– Mahkemeler iddianamede gösterilen
eylem/eylemler ile şüpheli/şüpheliler hakkında karar verir, daha doğrusu mahkemeler iddianamede gösterilen eylem ile şüpheli dışında karar veremez bu konuda bağılık söz konusudur. Ancak, mahkemeler, eylemi hukuken nitelendirmekte ise serbesttirler.
Bundan dolayı yasada da açıkça belirtildiği gibi, suçun hukuki nitelendirilmesi nedeniyle iddianame iade edilemez. (Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2006/4907 E., 2006/12064 K.)
(Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2015/12630 E., 2015/17523 K.)

12- Nüfus ya da sabıka kaydının eklenmemiş olması

– Kural olarak mahkeme iddianamede
gösterilen eylemi hukuki açıdan nitelendirirken iddia ve savunmayla bağlı değildir (m. 225/2). Mahkeme, “maddi gerçeği araştırma ilkesi” gereği, suçun öğelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğini de araştıirmaktadır. Bu nedenle iddianamenin iadesi; suçun hukuki
nitelendirmesinin yanlış yapıldığı, suçun öğelerinin tek tek irdelenerek oluşup
oluşmadığinın tartışılıp değerlendirilmediği gerekçesine dayandırılamaz. İddianamede, 5271 Sayılı Ceza Yargılaması Yasasının 170. maddesi uyarınca yer alması zorunlu olan
durumlarda, eksiksiz gösterilmiştir. Şüphelinin kimliği iddianamede açıkça yer almaktadır.
Ceza Yargılaması Yasasının 170 ve 174. maddelerinde de şüphelinin nüfus kaydı ya da sabıka kaydına ilişkin bir belgenin soruşturma evrakına eklenmemesi, iddianamenin iadesi nedeni olarak öngörülmemiştir. (Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2006/4907 E., 2006/4907 K.)

13- Hükmün sevk maddesinin yanlış yazılmış olması

– Hükmün sevk maddelerinin yanlıŞ
yazılmış olması ve suça ilişkin kişilerin sıfatlarıyla ilgili belgelerin dosya içinde
konulmaması iddianamenin iade nedenleri arasında değildir. (Yargıtay 4.. Ceza Dairesi, 2008/11258 E., 2008/18473 K.)

14- Görevsizlikle dosya kendisine gelen mahkeme iddianameyi iade edemez

İddianamenin kabulünden sonra, işin mahkemenin görevini aştığı veya dişında kaldığı anlaşılırsa görevsizlik kararı verilmesi gerekmektedir. Diğer yandan, iddianamenin değerlendirilmesi ve kabulü veya iadesine ilişkin karar verilmesi yetkisi, iddianamenin doğrudan kendisine karşı düzenlendiği mahkemeye ait bulunduğundan, görevsizlikle dosya kendisine gönderilen mahkemenin yeniden iddianameye değerlendirmeye alması yasaya aykırıdır. Açıklanan yasal gerekler karşısıinda, Düzce Ağır ceza Mahkemesinin görevsizlik kararı ile kendisine gönderilen dava dosyası hakkında inceleme yaptıktan sonra
görev konusunda bir karar vermesi ve anılan hükümler doğrultusunda hareket etmesi gerekir. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2008/7404 E., 2008/16991 K.)

15- İddianamenin yetkisiz mahkemeye hitaben tanzim edilmiş olması

– İddianamenin iadesi sebepleri arasında yetkisiz olan mahkemeye açılan davaların bu sebeple iadesi sayılmadığı gibi, kamu davası açıldıktan sonra ve sanığın sorgusundan önce mahkeme tarafından da yetkisizlik kararı verilebileceği gözetilmeksizin, itirazın bu yönde kabulü
yerine reddine karar verilmiş olmasında isabet görülmemiş ve anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden kararının bozulmasına karar verilmiştir. (Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 2007/4877 E., 2009/5223 K.)

16- Davanın mükerrer olması

– İddianamenin iadesi nedenleri arasında davanın mükerrer olması hususunun bulunmadığı, aksine aynı sanık hakkında aynı fiil nedeniyle önceden açılmış bulunan bir davanın varliğının davanın reddi sebebi olarak gösterildiği, hüküm
niteliğinde olan “ret, kararının verilebilmesi için öncelikle iddianamenin kabul edilmesinin gerektiği” gözetilerek kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran bu sebeplerle yerinde
görüldüğünden kararın bozulmasına karar verildi. (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2009/18959 E., 2009/12913 K.)

18- Şikayetin süresinde olmaması

– Şikayetin süresinde olmaması durumunda düzenlenen iddianamenin iadesine karar verilebileceği yönünde bir iddianamenin iadesi nedeni yasada öngörülmediği gibi; bu konuda Cumhuriyet savcılığı ile mahkeme arasında ortaya çıkan hukuki değerlendirme farklılığı nedeniyle iddianamenin iadesine karar verilmesinin de olanaklı olmaması, (Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2009/6171 E., 2009/16647 K.)

19- İddianamenin yeterli şüpheye dayanmadığından bahisle

– Dosya kapsamına göre, sanıkların şüphe üzerine yakalandıkları, sokak üzerinde bulunmak dışında uyuşturucu ile ilgileri olduğuna dair yeterli ve kuvvetli şüphe bulunmaması iddianamenin iadesi nedeni olarak gösterilmiş ise de, bunlar arasiında söz konusu iade sebebinin bulunmadığı, 5271 s. Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısi, bir iddianame düzenler:’ hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu, bu durumda, itirazın kabulü yerine yazılı biçimde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. (Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2008/12358 E., 2008/18729 K.)

20- İddianamenin kabulüne itiraz mümkün değildir

– 5271 sayılı Kanun’un “iddianamenin
iadesi” kenar başlıklı 174. maddesinin (1) numaralı fikrasında iddianamenin, iddianame ve soruşturma evrakinin Mahkemeye verildiği tarihten itibaren en geç on beş gün. içinde eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle Cumhuriyet Başsavcıliğına iadesine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anilan maddenin (3) numaralı fıkrasına göre de belirtilen süre sonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır. Öte yandan anılan Kanun’un maddesinin (1) numaralı fikrasında duruşmanın başladığının, iddianamenin kabulü kararı okunarak açıklanacağı belirtilmiştir. Bu itibarla 5271 sayılı Kanun’da, kabulü aşamasında “iddianamenin” veya kabul edildikten sonra “iddianamenin kabulü kararının” taraflara tebliği için bir usul belirlenmemiştir. Ayrıca iddianamenin kabulüne itiraz mümkün değildir. (Abdulvahap Aydemir ve Yusuf Candenmir, B. No: 2013/7349,
1/12/2015, S 77).

İddianamenin iadesini gerektiren ve gerektirmeyen hususlara dair Yargıtay Kararları özetleri

Av. Murat Yılmaz

https://www.linkedin.com/posts/murat


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Sanal Hukuk – Footer
Scroll to Top