Arama işleminin arama emrinde belirtilen saatlerden önce başlaması nedeniyle elde edilen delil Hukuka Aykırı Delildir.
Arama işleminin arama emrinde belirtilen saatlerden önce başlaması nedeniyle elde edilen delil “Hukuka Aykırı Delil”dir.
Arama işleminin arama emrinde belirtilen saatlerden önce başlaması nedeniyle elde edilen delil “Hukuka Aykırı Delil”dir.
Önleme Arama Kararı ile İlgili Önemli Yargıtay İçtihatları
Önleme Arama Kararı ile İlgili Önemli Yargıtay İçtihatları Devamını Oku »
Adli arama kararı gereken yerde kaba üst aramasını aşacak şekilde arama yapılması ve delil elde edilmesini hukuka aykırıdır.
Kaba üst araması – İç çamaşırı arama sureti ile delil elde etme – Hukuka aykırı delil Sanığın iç çamaşırı (külotu)
Kaba üst araması – İç çamaşırı arama sureti ile delil elde etme – Hukuka aykırı delil Devamını Oku »
Hafta içi mesai saatleri içerisinde yapılan aramada; yazılı arama kararı savcılık tarafından verilemeyeceğinden, usulsüz arama sonucu elde edilen delil hukuka aykırıdır.
Arama Koruma Tedbiri – Yargıtay Kararları
Arama Koruma Tedbiri – Yargıtay Kararları Devamını Oku »
Kolluk tarafından “savcı görüşme tutanağı” düzenlenmesi yeterli olmayıp, adli arama yapılabilmesi için mutlaka yazılı bir arama kararı gerekmektedir.
CD, flash bellek, telefon vb mobil cihazların da CMK md. 134 kapsamında “bilgisayar kütükleri” kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
İşlevi itibarıyla bilgisayar niteliğinde olan cep telefonu üzerinde inceleme yapılabilmesi için CMK’nın 134. maddesi uyarınca hakim kararı alınması gerekir, hakim kararı alınmadan yapılan arama ve inceleme yasaya aykırıdır.
Arama tedbirine başvurulabilmesi için şu üç ön şartın birlikte bulunması gerekmektedir:
1- Gecikmede sakınca ya da tehlike bulunması,
2- Görünüşte haklılık,
3- Ölçülülük.
✏️ Arama tedbirinin ilk ön şartı gecikmede sakınca ya da tehlike bulunmasıdır. Bu şart hem arama tedbirine başvurulması hem de kim tarafından karar verilebileceğinin belirlenmesi bakımından önem arz etmektedir. Gecikmede sakınca ya da tehlike bulunması derhâl işlem yapılmadığı takdirde tedbirden beklenen faydanın elde edilemeyecek, ceza muhakemesinin gereği gibi ve amacına uygun biçimde yapılamayacak olmasıdır. Gecikmede sakınca bulunup bulunmadığını olayın özelliklerine göre tedbire karar vermeye yetkili mercii takdir edecektir.
✏️ Arama tedbirinin ikinci ön şartı ise görünüşte haklılıktır.
Danışta’ın /06/2005 tarih ve 25832 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin, 29/04/2016 tarih ve 29698 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesiyle değiştirilen 27. maddesinin 7. fıkrasında yer alan “kişinin üstü ve eşyası ile aracının dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin aranması; İçişleri Bakanlığı tarafından belirlenecek esaslar dâhilinde mülki amirin görevlendireceği kolluk amirinin yazılı, acele hâllerde sonradan yazıyla teyit edilmek üzere sözlü emriyle yapılabilir” kısmının İPTALİ kararı.
Polis yada jandarma hakim kararı olmadan üzerinizi ya da aracacınızı arayabilir mi? Devamını Oku »
Arama ve elkoyma işlemi Anayasa’nın 20. maddesi ve CMK’nın 116 ve devamı maddeleri uyarınca istisnasız hâkim kararı, gecikmesinde sakınca bululanan hâllerde Cumhuriyet savcısı ve Cumhuriyet savcısına ulaşılmaması durumunda ise kolluk amirinin yazılı emri ile yapılabileceği kuşkusuzdur.
Ancak çok istisnai ve acele hallerde kolluk amirinin yazılı emrinin dahi alınamayacağı bir durum söz konusu olursa kolluk görevlisinin doğrudan arama ve elkoyma işlemi yapması sonucu elde edilen delillerin hukuka uygun sayılıp sayılmayacağı konusu tartışılmalıdır.
Anayasamızın 38. maddesinin 6. fıkrası da “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez.” hükmü ve yine 5271 sayılı CMK’nın 206/2-a, 217/2, 230/1. madde ve fıkraları da hukuka uygun surette elde edilen delillerin kullanılabileceğini, kanuna aykırı elde edilenlerin ise hükme esas alınamayacağı…
Mahkemenin, davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında “ilgili ve yeterli bir yanıt” vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir