ÖZET :

  • Davacının sağlık sebepleriyle yaptığı feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı noktasında mahkemece hükme esas alınan sağlık raporları, davacının çalışma alanı ve işin niteliği göz önüne alınarak hazırlanmadığı gibi rahatsızlığın işin devamı halinde sağlık ve yaşayış için tehlikeli arz edip etmeyeceği hususlarını da kapsamamaktadır. Bunun yanı sıra dosya kapsamından davacının dolum işçisi olarak çalıştığı anlaşılmakta ise de yaptığı işin nitelik ve sınırları net olarak tespit edilememektedir.
  • Öyle ise, mahkemece bozma kararında belirtildiği gibi sadece sağlık kurulu raporu alınması yeterli olmayıp, iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarıyla konusunda uzman doktordan oluşan üç kişilik bilirkişi heyetiyle iş yerinde keşif yapılarak öncelikle davacının yaptığı işin tespiti ile iş sözleşmesinin konusu olan işin yapılmasının davacının sağlığı ve yaşayışı için tehlike oluşturup oluşturmadığı hususunda rapor alınmalı ve sonucuna göre feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığının değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.


Karar İçeriği

Hukuk Genel Kurulu

2016/2702 E. , 2020/1018 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

  1. Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Diyarbakır 1. İş Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
  2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
  3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:

  1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirket bünyesindeki Doğu Anadolu Bölge Müdürlüğü Diyarbakır Dolum Tesisinde 2002 yılı Şubat ayından itibaren dolum işçisi olarak çalıştığını, işyerinde çalışan işçilerin büyük çoğunluğunun ağır olmakla birlikte bel ve boyun fıtığı hastalığına yakalandığını, müvekkilinin de son 4 yılda ağır çalışma koşullarına bağlı olarak önce boyun son bir yıl içinde de bel fıtığı teşhisiyle tedavi görmeye başladığını, 23.05.2012 tarihinde aldığı sağlık raporunun işveren tarafından kabul edilmemesi üzerine 24.05.2012 tarihinde iş sözleşmesini sağlık sebepleri ile feshettiğini feshin haklı nedene dayandığını belirterek kıdem tazminatının davalıdan tahsilini istemiştir.
    Davalı Cevabı:
  2. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının işten çıkmak amacıyla sağlık raporlarını bahane olarak kullandığını, diğer çalışanların da mevcut rahatsızlığa yakalandığı iddialarının hiçbir dayanağı bulunmadığını, işten ayrılmadan önce işyerinde mevcut başka bir işte çalışma talebi de bulunmadığını, işyerinde davacının yaptığı işten daha az bedeni çalışma gerektiren işlerin de mevcut olduğunu, fesihte haklı bir sebebin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemenin İlk Kararı:
  3. Diyarbakır 1. İş Mahkemesinin 27.03.2013 tarihli ve 2012/769 E., 2013/237 K. sayılı kararı ile; davacının iş sözleşmesini sağlık nedenleriyle feshettiği, davalı tarafından mevcut işyerinde bir başka işte çalışma talebinin bulunmadığı belirtilmiş ise de benzer bir teklifin davalı tarafından da yapılmadığı, Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesinden verilen 23.05.2012 tarihli raporda davacıya boyun ve bel fıtığı teşhisi konulduğu, bu hastalığın davacının işiyle bağdaşmadığı, bu nedenle feshin haklı nedene dayandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı:
  4. Diyarbakır 1. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
  5. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 08.05.2014 tarihli ve 2013/10008 E., 2014/12215 K. sayılı kararı ile; “…Dosyada bulunan sağlık raporunun davacının rahatsızlığının çalıştığı işin niteliği ile karşılaştırılarak hazırlanmadığı, çalışma alanının ve sınırının belirtilmediği görülmüştür. Buna göre İş Kanunu 24/1-a maddesi işçi açısından, iş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa işçiye haklı nedenle derhal fesih hakkı vermekte ise de; dava konusu olayda fesih hakkının doğup doğmadığı dosya kapsamından tespit edilememiştir. İş Kanunu 24/1-a maddesi kapsamında araştırılma yapılması, tam teşekküllü hastaneden davacının yapmış olduğu iş gözetilerek heyet raporu alınması ve bu rapora göre sonuca gidilmesi gerekmektedir.
    Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
    Mahkemenin İkinci Kararı:
  6. Diyarbakır 1. İş Mahkemesinin 24.06.2015 tarihli ve 2014/1341 E., 2015/1144 K. sayılı kararı ile; Yargıtay bozma kararına uyulup önceki raporlar dikkate alınmak suretiyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/1-a maddesi uyarınca dolum işçisi olarak çalışan davacının tespit edilecek hastalığının davacının işiyle bağdaşır nitelikte olup olmadığı hususunda rapor tanzimi istendikten sonra düzenlenen sağlık raporuna göre; bozma kararı doğrultusunda hastaneye sevk edilen davacı hakkında düzenlenen 21.05.2015 tarihli raporda davacının mevcut problemlerinin yaptığı iş ile ilişkili olabileceğinin belirtildiği, İş Kanunu’nun 24/1-a maddesine göre iş sözleşmesinin konusu olan işin yapılmasının, işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli hâle gelmesi durumunda işçi için haklı nedenle derhal fesih hakkının oluştuğu, bu nedenle kanuni tanımlama ile davacının hastalığının örtüştüğü, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı:
  7. Diyarbakır 1. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
  8. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 29.09.2015 tarihli ve 2015/22188 E., 2015/25795 K. sayılı kararı ile; “…Mahkemce bozmaya uyularak alınan rapora göre karar verilmiştir. Ancak alınan raporda sağlık sorunlarının daha önce yapılan iş ile ilişkili olma ihtimalinden bahsedildiği işin devamı halinde hastanın nelerle karşılacağı ile ilgili bilgi bulunmamaktadır. Yapılan işin davacının sağlığı bakımından nasıl bir risk oluşturduğu, hayati bir tehlike arz edip etmediği hususu değerlendirilmemişti. Bu doğrultuda alınacak bir rapor çerçevesinde hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
    Direnme Kararı:
  9. Diyarbakır 1. İş Mahkemesinin 01.02.2016 tarihli ve 2015/1807 E., 2016/110 K. sayılı kararı ile; 4857 sayılı kanunun 24/I-a maddesinde, sağlık sebebiyle yapılacak fesihlerde işin niteliğinden doğan bir sebebin işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olmasının yeterli görüldüğü, bu durumun sözleşme sırasında bilinmemesi koşulunun kaldırıldığı, sözleşme yapılırken bilinsin veya bilinmesin işçinin yaptığı iş, işçinin sağlığı ve yaşayışı için tehlikeli olursa işçi sözleşmesinin işçi tarafından haklı nedenle feshedilebileceği, işçinin sağlığı için büyük zarar ihtimali olan durumun işin mahiyetinden doğması gerektiği, bu durumun devamlı olmasının gerekmediği, işin tehlikeli olup olmadığının sadece objektif kriterlere göre değil, işçinin yaşı, beden ve ruh sağlığı gibi subjektif kriterlere göre de belirleneceği, sağlık kurulu raporunda davacıya fıtık teşhisi konulduğu, söz konusu raporda hastanın mevcut problemlerinin daha önce yaptığı iş ile ilgili olabileceğinin bildirildiği, işe girerken alınan 31.10.2008 tarihli sağlık raporunda davacının hiç bir sağlık probleminin bulunmadığının belirtildiği, dolayısıyla davacının dolum işçisi olarak çalıştığı dönemde fıtık olduğu, hastalığın nitelik ve özelliğinin herkesçe bilindiği, bu nedenle yaptığı iş dikkate alındığında söz konusu işte çalışmasının davacının sağlığı açısından büyük zarar doğurma ihtimalinin bulunduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
    Direnme Kararının Temyizi:
  10. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

  1. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacı işçinin sağlık nedenine dayalı olarak yaptığı feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığının tespiti yönünden bozma sonrasında alınan raporun yeterli olup olmadığı, hastalığının işine devamı hâlinde nasıl bir risk oluşturacağı yaşayışı için tehlike arz edip etmeyeceği hususlarında bir değerlendirmenin gerekip gerekmediği yönünde yeniden sağlık kurulu raporu aldırılmasının gerekli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE

  1. İş sözleşmesini sona erdiren en önemli sebeplerden biri fesihtir. Fesih, sürekli (belirli ya da belirsiz süreli) bir iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesi ile sona erdiren, tek taraflı ve karşı tarafa ulaşması gerekli bozucu yenilik doğuran bir haktır. Dolayısıyla fesih karşı tarafa ulaştığı andan itibaren hüküm ve sonuçlarını doğuran, karşı tarafın kabulünü gerektirmeyen bir irade açıklamasıdır (Senyen Kaplan, E. Tuncay: Belirli Süreli İş Sözleşmesinin Haksız Feshinin Hüküm ve Sonuçları, Sicil İş Hukuku Dergisi, 2016, Sayı: 36, s. 23).
  2. İş sözleşmesi işçi ile işveren arasında kurulan ve her iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olup, işçi ile işveren arasında karşılıklı güvene dayanan kişisel ve sürekli bir ilişki yaratır. Bu nedenle işçi veya işveren taraflarından birinin davranışı ile bu güveni sarsması hâlinde güveni sarsılan tarafın objektif iyi niyet kurallarına göre artık bu ilişkiyi sürdürmesinin kendisinden beklenemeyeceği durumlarda iş sözleşmesi ile bağlı kalamayacağı gerçeğinden hareket eden kanun koyucu, yaptığı düzenleme ile taraflara iş sözleşmesini haklı nedenle tazminatsız fesih hakkı tanımıştır.
  3. Hukukumuzda “olağanüstü fesih”, “bildirimsiz fesih”, “süresiz fesih”, “önelsiz fesih”, “derhal fesih”, “muhik sebeple fesih” gibi terimlerle ifade edilen haklı nedenle fesih Türk Borçlar K. md. 435, İş K. md. 24 ve 25; Deniz İş K. md. 14, 16; Basın İş K. md. 11’de düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu nedenle, haklı nedenle fesih kanunla tanınmış bir haktır. Bir tarafın işte bu haklı nedenle fesih hakkına dayanarak, karşı tarafa yöneltilmesi gereken irade beyanıyla iş sözleşmesine geçmişe etkili olmaksızın derhal son vermesi, haklı nedenle fesih olarak tanımlanmaktadır. Bu itibarla İş Kanunu, haklı nedenle fesih hakkını “Haklı nedenle derhal fesih” başlığı altında düzenlemektedir (Mollamahmutoğlu, H./ Astarlı, M. / Baysal, U.: İş Hukuku, 6. Bası, Ankara 2014, s. 794).
  4. 4857 sayılı İş Kanunu’nda haklı nedenle fesih tanımı yapılmamış, ancak işçi ve işveren açısından haklı nedenler ayrı ayrı sayılmıştır (m.24,25).
  5. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinin (1) numaralı bendinin (a) alt bendinde yer verilen “iş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa” düzenlemesi işçi yönünden haklı fesih nedeni olarak sayılmıştır.
  6. Somut olaya gelince, davacının sağlık sebepleriyle yaptığı feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı noktasında mahkemece hükme esas alınan sağlık raporları, davacının çalışma alanı ve işin niteliği göz önüne alınarak hazırlanmadığı gibi rahatsızlığın işin devamı halinde sağlık ve yaşayış için tehlikeli arz edip etmeyeceği hususlarını da kapsamamaktadır. Bunun yanı sıra dosya kapsamından davacının dolum işçisi olarak çalıştığı anlaşılmakta ise de yaptığı işin nitelik ve sınırları net olarak tespit edilememektedir.
  7. Öyle ise, mahkemece bozma kararında belirtildiği gibi sadece sağlık kurulu raporu alınması yeterli olmayıp, iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarıyla konusunda uzman doktordan oluşan üç kişilik bilirkişi heyetiyle iş yerinde keşif yapılarak öncelikle davacının yaptığı işin tespiti ile iş sözleşmesinin konusu olan işin yapılmasının davacının sağlığı ve yaşayışı için tehlike oluşturup oluşturmadığı hususunda rapor alınmalı ve sonucuna göre feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığının değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
  8. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, davacının işe başlamadan önce alınan sağlık raporuna göre hiçbir hastalığının bulunmadığı, dolum işçisi olarak çalıştığı dönemde fıtık olduğu, bozma sonrasında alınan sağlık kurulu raporunda da hastanın mevcut problemlerinin daha önce yaptığı iş ile ilişkili olabileceği tespit edildiğinden feshin haklı nedene dayandığı bu nedenle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş, kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
  9. O hâlde, direnme kararı yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerle bozulmalıdır.

IV. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 09.12.2020 tarihinde oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi.

KARŞI OY

  1. Özel Daire ile yerel mahkeme arasındaki temel uyuşmazlık; “ davalıya ait işyeri olan dolum tesisinde bedeni çalışma gerektiren dolum işçisi olarak çalışan davacı işçinin sağlık nedenine dayalı olarak yaptığı feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığının tespiti yönünden Özel Dairenin bozma sonrasında alınan raporun yeterli olup olmadığı, hastalığının işine devamı hâlinde nasıl bir risk oluşturacağı hayati tehlike arz edip etmeyeceği hususlarında bir değerlendirmenin gerekip gerekmediği yönünde yeniden sağlık kurulu raporu aldırılmasının gerekli olup olmadığı” noktasında toplanmaktadır.
  2. Özel Daire yerel mahkemenin ilk kararını “davacının rahatsızlığının çalıştığı işin niteliği ile karşılaştırılarak hazırlanmadığı, çalışma alanının ve sınırının belirtilmediği, İş Kanunu 24/1-a maddesi işçi açısından, iş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa işçiye haklı nedenle derhal fesih hakkı vermekte ise de; dava konusu olayda fesih hakkının doğup doğmadığı dosya kapsamından tespit edilemediği, Kanunun 24/1-a maddesi kapsamında araştırılma yapılması, tam teşekküllü hastaneden davacının yapmış olduğu iş gözetilerek heyet raporu alınması ve bu rapora göre sonuca gidilmesi gerektiği” gerekçesi ile bozmuştur.
  3. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra “davacının alınan raporunun mevcut boyun ve bel fıtığının yaptığı iş ile ilişkili olabileceğinin belirtildiği” gerekçesi ile davacı işçinin iş sözleşmesini feshetmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/I.a maddesi uyarınca haklı nedene dayandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
  4. Bozma sonrası verilen kararın davalı tarafından temyizi üzerine Özel Daire tarafından bu kez “alınan raporda sağlık sorunlarının daha önce yapılan iş ile ilişkili olma ihtimalinden bahsedildiği işin devamı hâlinde hastanın nelerle karşılaşacağı ile ilgili bilgi bulunmadığı, yapılan işin davacının sağlığı bakımından nasıl bir risk oluşturduğu, hayati bir tehlike arz edip etmediği hususu değerlendirilmediği, bu doğrultuda alınacak bir rapor çerçevesinde hüküm kurulması gerektiği” gerekçesi ile ikinci kez bozulmuştur.
  5. Mahkemece, “4857 sayılı Kanunun 24/I-a maddesinde; sağlık sebebiyle yapılacak fesihlerde işin niteliğinden doğan bir sebebin işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olmasının yeterli görüldüğü, bu durumun sözleşme sırasında bilinmemesi koşulunun kaldırıldığı, sözleşme yapılırken bilinsin veya bilinmesin işçinin yaptığı iş, işçinin sağlığı ve yaşayışı için tehlikeli olursa iş sözleşmesinin işçi tarafından haklı nedenle feshedilebileceği, işçinin sağlığı için büyük zarar ihtimali olan durumun işin mahiyetinden doğması gerektiği, bu durumun devamlı olmasının gerekmediği, işin tehlikeli olup olmadığının, sadece objektif kriterlere göre değil, işçinin yaşı, beden ve ruh sağlığı gibi sübjektif kriterlere göre de belirleneceği, sağlık kurulu raporuyla davacıya fıtık teşhisi konulduğu, söz konusu raporda hastanın mevcut problemlerinin daha önce yaptığı iş ile ilgili olabileceğinin bildirildiği, 31/10/2008 tarihli sağlık raporunda davacının hiç bir hastalık veya ruhsal bozukluğunun olmadığının gözlemlendiği, davacının dolum işçisi olarak çalıştığı dönemde fıtık olduğu, hastalığın nitelik ve özelliğinin herkesçe bilindiği, çalışmaya etkileri, davacının yaptığı iş dikkate alındığında söz konusu işte çalışmasının davacının sağlığı açısından büyük zarar doğurma ihtimalinin bulunduğunun anlaşıldığı” gerekçesiyle direnme karar verilmiştir.
  6. Verilen direnme kararının davalı vekili tarafından temyizi üzerine, çoğunluk görüşü ile Özel Dairenin bozmasında belirttiği “hayati tehlike arz edip etmediği” konusunda rapor alınması kısmına katılınmasa da, “davacının ileri sürdüğü rahatsızlığının iş sözleşmesinin konusu olan işi yapmasının sağlığı ve yaşayışı için tehlikeli olup olmadığı hususunda alınan raporun yeterli olmadığı, bu nedenle iş güvenliği uzmanı bilirkişi ile iş ve işçi sağlığı hususunda uzman doktordan oluşan bilirkişi heyetinden işyerinde keşif yapılarak davacının ileri sürdüğü rahatsızlığının, iş sözleşmesinin konusu olan işi yapmasının sağlığı ve yaşayışı için tehlikeli olup olmadığı hususunda rapor alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
  7. Bozma gerekçesine aşağıda açıklanan nedenlerle ve özellikle bozma sonrası alınan rapor, daha önce dosyaya sunulan raporların içeriği ve davalı savunması dikkate alınarak katılınmamıştır. Aynı zamanda bozma kararı iş yargılamasına özgü çabukluk, basitlik ilkesine, dolayısı ile usul ekonomisi ilkesine uygun düşmemektedir.
  8. İşçinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/I.a maddesi uyarınca haklı nedenle feshetmesi için “iş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olması” gerekir. Burada veya kullanıldığından, işin niteliğinden doğan sebebin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olması yeterlidir. Madde de hayati tehlikeden bahsetmemiştir. İşin niteliğinden doğan nedenin sağlık ve yaşayış için tehlikeli olması konusunda sağlık kurulu raporu bir delildir. Taraflar bu delile başvurabilir. Ancak yapılan işin niteliğinden, alınan raporlar tam olarak bu unsurları taşımamakla birlikte rapor içeriğinden ve taraf beyanlarından da bu anlaşılıyor ise tekrar rapor alınmasına gerek yoktur.
  9. Diğer taraftan yargılamanın makul emek harcanarak ve masraf yapılarak, makul sürede tamamlanması anlamına gelen usul ekonomisi ilkesi(HMK. Mad. 30) temelini Anayasası’nın 141. maddesinin 4. fıkrasında almakta olup, bütün yargılama kollarını bağlayıcı şekilde “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” şeklinde düzenlenmektedir Usul ekonomisi bakımından belirtilen ve iş yargılamasına özgü olan “çabukluk” unsurunun amacı adaletin, hakkın bir an önce yerinin bulunmasının sağlanmasıdır. Bir uyuşmazlık bir dava ile mahkeme önüne getirildikten sonra artık kamu yararı alanına girmiş sayılır. Davanın çabuk bir şekilde görülmesinde tarafların olduğu kadar toplumun da yararı vardır. Bu nedenle hakim, davayı mümkün olduğu kadar çabuk, düzenli ve ekonomik bir şekilde sonuçlandırmakla yükümlüdür.
  10. Davacının davalıya ait dolum tesisinde dolum işçisi olarak çalıştığı ve çalışmasının bedeni çalışmaya dayandığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacının şahsi sicil dosyasındaki raporuna göre 2004 yılında işe girdiğinde ve devamında 2008 yılında alınan raporlara göre herhangi bir sağlık sorunu bulunmamaktadır. Davacı iş sözleşmesini 24.05.2012 tarihinde feshetmiştir. İşten ayrılmadan bir gün önce alınan sağlık kurulu raporuna göre davacının sürekli hale gelen “servikaldiskopati ve Lomberdiskopatı” tıbbi kavramları ile bilinen bel ve boyun fıtığı rahatsızlığı bulunduğu saptanmıştır.
  11. Davacının işten ayrılma bildirgesinde istifa kodu ile işten ayrıldığını bildiren davalı işverenin vekili ise açıkça, “davacının sağlık nedenlerini göstererek iş sözleşmesini feshettiğini, sağlık raporlarını bahane ettiğini, davacının yapmış olduğu işten başka daha az bedeni çalışma gerektiren işler mevcut olduğunu, davacının bunu talep etmediğini” cevap dilekçesinde beyan etmiştir.
  12. Bozma sonrası mahkemece fesihten yaklaşık 3 yıl sonra alınan Üniversite Sağlık Kurulu raporunda ise açıkça, “servikal eklem ve lomber hareket açıklığı muayenesi ağrılı ve açık” olduğu belirlenmiş ve bunun daha önce yaptığı iş ile ilgili olabileceği tespit edilmiştir.
  13. İşyerinde dolum tesisinde bedeni çalışma gerektiren dolum işçisi olarak çalışan davacının, davalı tarafın savunması, alınan her iki sağlık kurulu rapor içeriğinden yaşadığı ve süreklilik arz eden bel ve boyun fıtığına dayalı sağlık nedeninin yaptığı işin niteliğinden kaynaklandığı açıktır. Sağlık nedeni sürekli olduğuna göre aynı yerde bedeni çalışma yapması sağlığı için tehlike yaratmaktadır. Belirtildiği gibi davacının sağlık nedeni ile iş sözleşmesini fesih nedeni, işin niteliğinden kaynaklandığı ve sağlığı için tehlikeli olduğu anlaşılmaktadır. Tekrar aynı konuda rapor alınması, sonuca etkili olmayacağı gibi yaklaşık 8 yıldır devam eden yargılamanın uzamasına ve bu nedenle usul ekonomisi ilkesine aykırı olacaktır. Yerel mahkemenin direnme kararını isabetli bulduğumuzdan, sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılınmamıştır.