Usulsüz Tebligat Yargıtay Kararları

- ÖZET;
- ➡️ Sanığın bildirdiği adreste geçici olarak bulunmaması nedeni ile muhtara tebliğ edilerek en yakın komşusuna haber verildiğinin belirtildiği ancak haber verilen komşunun dosyanın katılanı … olması nedeni ile yapılan tebligatın usulsüz olduğu…
Karar İçeriği
Yargıtay 4. Ceza Dairesi
2019/7405 E. , 2021/29733 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık … hakkında hakaret suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin reddine dair 06/07/2015 tarihli ek kararın tebliğinin; sanığın bildirdiği adreste geçici olarak bulunmaması nedeni ile muhtara tebliğ edilerek en yakın komşusuna haber verildiğinin belirtildiği ancak haber verilen komşunun dosyanın katılanı … olması nedeni ile yapılan tebligatın usulsüz olduğu,
Anlaşıldığından, sanık … ve katılan …’in temyiz davası istemleri hakkında KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA, sanığa 06/07/2015 tarihli ek karar yöntemince tebliğ edilerek, tebliğe ilişkin evrak ve verilmesi halinde temyiz dilekçesi de eklenip, ek tebliğname düzenlenerek Dairemize gönderilmek üzere, dosyanın incelenmeksizin karar mahkemesine GERİ GÖNDERİLMESİNE, 21/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
- ➡️ Gerekçeli kararın sanık …’ın doğrudan mernis adresine tebliğe çıkarılıp Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre muhtara tebliğ edilmesi nedeniyle usule uygun tebligat yapılmadığı…
- ÖZET;
- ➡️ “….katılan …’in en son bildirdiği adres ile MERNİS adresinin aynı olması nedeniyle, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt istemindeki adrese Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre katılanın yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğe çıkarılması gerekirken doğrudan MERNİS adresine Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre tebliğe çıkarıldığı, muhtarın imzasına tebliğ işleminin yapıldığı ve bu nedenle de tebligatın usulsüz olduğu…”
Karar İçeriği
Yargıtay 4. Ceza Dairesi
2021/5674 E. , 2021/29646 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
K A R A R
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
7201 sayılı Tebligat Kanununun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanununun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, katılan …’in en son bildirdiği adres ile MERNİS adresinin aynı olması nedeniyle, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt istemindeki adrese Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre katılanın yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğe çıkarılması gerekirken doğrudan MERNİS adresine Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre tebliğe çıkarıldığı, muhtarın imzasına tebliğ işleminin yapıldığı ve bu nedenle de tebligatın usulsüz olduğu,
Anlaşıldığından, mağdur çocuk … vekilinin temyiz davası isteği hakkında KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA ve dosyanın, katılan …’ya tebliğ işlemi gerçekleştirildikten sonra tebliğ edildiğine dair evrak, verilmesi halinde temyiz dilekçesi de eklenmek ve EK TEBLİĞNAME DÜZENLENDİKTEN sonra Dairemize yollanılmak üzere, incelenmeksizin karar mahkemesine GERİ GÖNDERİLMESİNE, 20/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
- ÖZET;
- ➡️ 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre yapılacak tebligatın geçerlilik koşulları Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinde gösterilmiş olup anılan maddeye göre “adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması” gerekmekte olup;
- ➡️ sanığın yokluğunda verilen hükme ilişkin gerekçeli kararın, 24/05/2014 tarihinde
- ➡️ Tebligat Kanununun 21. maddesine göre düzenlenen tebliğ mazbatasında, adreste bulunmama sebebine dair beyanda bulunan ve 2 nolu haber kağıdının kapıya yapıştırıldığına dair bilgi verilen komşu, yönetici veya kapıcının isminin belirtilmediği, imzasının alınmadığı, imzadan imtina var ise bu durumun da belirtilmediği,
- ➡️ aynı zamanda MERNİS adresi de olan, bilinen en son adresine, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21/1. maddesine uygun tebligat çıkartılmadan, doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre yapılan tebligatın bu nedenle usulüne uygun olmadığı…
Karar İçeriği
- Yargıtay 7. Ceza Dairesi
- 2021/6234 E. , 2021/17600 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere, tasfiye, nakil aracın müsaderesine yer olmadığına
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
7201 sayılı Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre yapılacak tebligatın geçerlilik koşulları Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinde gösterilmiş olup anılan maddeye göre “adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması” gerekmekte olup; sanığın yokluğunda verilen hükme ilişkin gerekçeli kararın, 24/05/2014 tarihinde Tebligat Kanununun 21. maddesine göre düzenlenen tebliğ mazbatasında, adreste bulunmama sebebine dair beyanda bulunan ve 2 nolu haber kağıdının kapıya yapıştırıldığına dair bilgi verilen komşu, yönetici veya kapıcının isminin belirtilmediği, imzasının alınmadığı, imzadan imtina var ise bu durumun da belirtilmediği, aynı zamanda MERNİS adresi de olan, bilinen en son adresine, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21/1. maddesine uygun tebligat çıkartılmadan, doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre yapılan tebligatın bu nedenle usulüne uygun olmadığı cihetle gıyabi kararın usulüne uygun olarak tebliğinden sonra sanık tarafından temyiz dilekçesi verildiği takdirde bu temyize ilişkin ek tebliğname de düzenlenmek suretiyle iadesi için dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 20/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
- ÖZET:
- ➡️ 7201 sayılı Tebligat Kanununun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesinin 1. fıkrasında; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memuruna imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükmünün yer aldığı,
- Madde metninin, iki hâli birlikte düzenlediği, bunlardan ilkinin “adreste bulunmama”, diğerinin ise “tebellüğden imtina” olduğu, muhatabın, tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi hâlinde ancak, maddede sayılanlardan, örneğin muhtara imza karşılığı tebliğ edilip, 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebileceği,
Karar İçeriği
Yargıtay 10. Ceza Dairesi
2021/13917 E. , 2021/13704 K.
“İçtihat Metni”
Adalet Bakanlığı’nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/03/2020 tarihli ve 2020/146 esas, 2020/210 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 15/04/2021 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Şüpheli … hakkında 03/11/2009 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Fatih Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, 11/03/2010 tarihli, 2009/24724 soruşturma, 2010/2354 esas ve 2010/1373 sayılı iddianame ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Fatih 1. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
2- Fatih 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 26/04/2011 tarihli ve 2010/332 esas, 2011/898 sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1, 62, 50/1-a ve 52. maddeleri gereğince 6.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 27/05/2011 tarihinde temyiz edilmeden kesinleşmesinden sonra karara karşı kanun yararına bozma yoluna gidildiği, Dairemizin 20/02/2012 tarihli ve 2012/1811 esas,2012/1264 sayılı ilamı ile kararın kanun yararına bozulmasına karar verildiği,
3-Kararın kanun yararına bozulmasından sonra İstanbul 20.Sulh Ceza Mahkemesinin 21/06/2012 tarihli ve 2012/939 esas,2012/1335 sayılı kararı ile, 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2.maddesi gereğince denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına, karar verildiği, kararın 07/02/2013 tarihinde kesinleştirilerek infaza gönderildiği,
4- İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 17/09/2014 tarihli yazısı ile; sanığın yükümlülüklerini yerine getirdiği,tedbirin infaz edildiği, kaydın infazen kapatıldığının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına bildirildiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca denetim planını ihlal ettiği gerekçesiyle mahkemeye ihbarda bulunulduğu,
5- Dosyanın devredildiği İstanbul 74. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/02/2015 tarihli ve 2014/1547 esas, 2015/231 sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62.maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5.maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 12/03/2015 tarihinde kesinleştirildiği,
6- Sanığın denetim süresi içerisinde işlediği uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/05/2019 tarihli ve 2017/230 esas,2019/190 sayılı kararı ile cezalandırıldığının ihbar edilmesi üzerine, İstanbul 33.Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 19/03/2020 tarihli ve 2020/146 esas, 2020/210 sayılı kararı ile; hükmün açıklanmasına,sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 01/07/2020 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B-) Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçundan sanık …’nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İstanbul 74. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/02/2015 tarihli ve 2014/1547 esas, 2015/231 sayılı kararının 12/03/2015 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içinde 13/04/2017 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine, hakkındaki hükmün açıklanarak, 5237 sayılı Kanun’un 191/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/03/2020 tarihli ve 2020/146 esas, 2020/210 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İstanbul 74. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/02/2015 tarihli kararın tebliğinin, “adresinin kapalı olması” açıklamasıyla yetinilerek muhtarın imzasına 04/03/2015 tarihinde tebliğ edildiği ve 2 nolu haber kağıdının kapısına yapıştırıldığı,
7201 sayılı Tebligat Kanununun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesinin 1. fıkrasında; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memuruna imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükmünün yer aldığı,
Madde metninin, iki hâli birlikte düzenlediği, bunlardan ilkinin “adreste bulunmama”, diğerinin ise “tebellüğden imtina” olduğu, muhatabın, tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi hâlinde ancak, maddede sayılanlardan, örneğin muhtara imza karşılığı tebliğ edilip, 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebileceği,
Bu itibarla; tebliğ tarihinde yürürlükte olan Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, imzadan çekinmeleri halinde, bu husus da belirtilerek, muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği “tevsik edilmeden”, Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre yapılan tebligat işleminin geçersiz olduğu,
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2019/486 esas, 2019/1821 karar sayılı ilâmında “…suça sürüklenen çocuk hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin ilk kararın usulüne uygun olarak kesinleşmediği ve denetim süresinin işlemeye başlamayacağı…” şeklinde belirtildiği,
Bu açıklamalar ışığında, somut olayda, sanığın yokluğunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İstanbul 74. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/02/2015 tarihli kararının 12/03/2015 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmakta ise de, anılan kararın tebliğ işleminin yukarıda açıklanan gerekçe dikkate alındığında geçersiz olması karşısında; esasen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/03/2020 tarihli ve 2020/146 esas, 2020/210 sayılı kararının 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması istenilmiştir.
C-) Konunun Değerlendirilmesi:
Sanık … hakkında 03/11/2009 tarihli kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçundan İstanbul 20.Sulh Ceza Mahkemesinin 21/06/2012 tarihli ve 2012/939 esas,2012/1335 sayılı kararı ile 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2.maddesi gereğince denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına, karar verildiği, kararın 07/02/2013 tarihinde kesinleştirilerek infaza gönderildiği,
İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 17/09/2014 tarihli yazısı ile; sanığın yükümlülüklerini yerine getirdiği,tedbirin infaz edildiği, kaydın infazen kapatıldığının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına bildirildiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca sehven, sanığın denetim planını ihlal ettiği gerekçesiyle mahkemeye ihbarda bulunulması üzerine İstanbul 74.Asliye Ceza Mahkemesinin 03/02/2015 tarihli ve 2014/1547 esas, 2015/231 sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62.maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 12/03/2015 tarihinde kesinleştirilmesinden sonra sanığın denetim süresi içerisinde işlediği uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan cezalandırıldığının ihbar edilmesi üzerine de, İstanbul 33.Asliye Ceza Mahkemesinin 19/03/2020 tarihli ve 2020/146 esas, 2020/210 sayılı kararı ile; hükmün açıklanmasına,sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anlaşılmıştır.
Sanık hakkında İstanbul 20.Sulh Ceza Mahkemesince verilen 21/06/2012 tarihli ve 2012/939 esas,2012/1335 karar sayılı denetimli serbestlik tedbirinin infaz edildiği, sanığın yükümlülüklerine uygun davrandığının İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 17/09/2014 tarihli yazısı ile bildirildiği anlaşıldığından , tedbire uyan sanık hakkında 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/5.maddesindeki “tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verilir” hükmü gereğince davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sehven tedbire uymadığı kabul edilerek cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi kanuna aykırı olup,
Sanığın yokluğunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İstanbul 74. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/02/2015 tarihli kararının 12/03/2015 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmakta ise de, kararın tebliğ işleminin 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesindeki düzenlemeye aykırı olduğu, tebliğ işleminin geçersiz olduğu,bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği de dikkate alınarak öncelikle İstanbul 74. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/02/2015 tarihli kararının usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek kesinleştirilmesinden sonra, İstanbul 74.Asliye Ceza Mahkemesinin 03/02/2015 tarihli ve 2014/1547 esas, 2015/231 sayılı, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5.maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararına karşı da kanun yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
D-) Karar:
Açıklanan nedenlerle;
İstanbul 74.Asliye Ceza Mahkemesinin 03/02/2015 tarihli ve 2014/1547 esas, 2015/231 sayılı kararına karşı da, yukarıda açıklanan gerekçelerle kanun yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na GÖNDERİLMESİNE,
15/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Karar İçeriği
- Ceza Dairesi 2021/8691 E. , 2021/17238 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere
Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanık …’ın savunmasında bildirdiği adrese çıkarılan tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre muhtara tebliğ edilip, 2 no’lu haber kağıdının kapıya yapıştırıldığı anlaşılmakta ise de; anılan Kanunun 21. maddesi ile Tebligat Tüzüğü’nün 28. maddesinde belirtilen esaslara uyulmadığı, tebligatta muhatabın adreste bulunmama sebebinin gösterilmemesi ve en yakın komşusuna haber verildiğine dair bilgiye yer verilmemesi nedeniyle Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu anlaşılmakla, gıyabi kararın sanığa 7201 sayılı Yasa hükümlerine göre usulüne uygun olarak tebliği ile temyiz edilmesi halinde temyiz dilekçesi eklendikten ve bu temyize ilişkin ek tebliğname de düzenlendikten sonra iadesi için dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 14/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
Karar İçeriği
- Hukuk Dairesi 2021/6044 E. , 2021/9404 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Nüfus Kaydındaki Anne-Baba Adının Düzeltilmesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Temyiz başvuru dilekçesinin, davacı …’ya tebliğine ilişkin mazbatada, tebligatın Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesi gereğince, mahalle muhtarına yapıldığı görülmektedir. Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesi uyarınca muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz iseler, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini, muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalanması gerekir. Gösterilen şekil geçerlilik koşuludur (Y.H.G.K’nun 29.12.1993 tarihli 1993/18-778-876 sayılı kararı). Dosyamızdaki mazbatada beyanına başvurulan kişinin sadece imzadan imtina etme hakkına sahip iken isim ve imza vermekten imtina ettiği anlaşılmıktadır. Bu haliyle davacı …’ya temyiz başvuru dilekçesinin tebliği geçersizdir. Davacı …’ya temyiz başvuru dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliği sağlanıp, yasal temyiz süresi de beklenildikten sonra gönderilmesi,
2-Davalı …’ne temyiz başvuru dilekçesinin tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Bir kısım davalılar tarafından sunulan temyiz başvuru dilekçesinin usulüne uygun olarak davalı …’ne tebliğ edilip, temyiz süresi beklenildikten sonra tebliğ belgesi de eklenerek birlikte gönderilmek üzere dosyanın mahalli mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda 1. ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle, eksikliklerin ikmali için dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE oy birliğiyle karar verildi.13.12.2021 (Pzt.)
Karar İçeriği
- Ceza Dairesi 2019/7647 E. , 2021/28992 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : 6136 sayılı Yasa’ya muhalefet, tehdit, yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü.
Sanığın en son bildirdiği adres ile MERNİS adresinin farklı olduğu, sanığın yokluğunda verilen gerekçeli kararın en son bildirilen adrese tebliğe çıkarılması gerekirken, doğrudan MERNİS adresine, MERNİS şerhli tebliğe çıkarılarak, Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre muhtara teslim edildiği, bu nedenle de tebligatın usulsüz olduğu,
Anlaşıldığından, katılan … vekilinin temyiz davası isteği hakkında KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA ve dosyanın sanık …’a yöntemince tebliğ işlemi gerçekleştirildikten sonra tebliğ edildiğine dair evrak, verilmesi halinde temyiz dilekçeleri de eklenmek ve EK TEBLİĞNAME DÜZENLENDİKTEN sonra Dairemize yollanılmak üzere, incelenmeksizin karar mahkemesine GERİ GÖNDERİLMESİNE, 09/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
Karar İçeriği
- Ceza Dairesi 2021/29185 E. , 2021/16893 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanığın bilinen son adresinin, UYAP sisteminden yapılan incelemeye göre aynı zamanda MERNİS adresi olduğunun anlaşılması karşısında, bu adrese çıkarılan tebligatın Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre muhtara tebliğ edilip, 2 no’lu haber kağıdının kapıya yapıştırılıp, en yakın komşusuna da haber verilerek 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesi gereğince tebliğ edildiği anlaşılmakta ise de, anılan Kanunun 21. maddesi ile Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinde belirtilen esaslara uyulmadığı, tebligatta “komşusuna görevliye haber verildi” denilerek kime hangi nolu daireye haber verildiğinin, komşunun imzadan imtina edip etmediğinin açıkça belirtilmemesi karşısında yapılan tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmakla, gıyabi kararın sanığa 7201 sayılı Yasa hükümlerine göre usulüne uygun olarak tebliği ile temyiz edilmesi halinde temyiz dilekçesi eklendikten ve bu temyize ilişkin ek tebliğname de düzenlendikten sonra iadesi için dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 08/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



