• ➡️ Temyiz incelemesinde Yargıtay, istinaf incelemesinin aksine tarafların ileri sürdükleri temyiz sebepleri ile bağlı olmayıp kanunun açık hükmüne aykırı gördüğü diğer hususları da inceleyebilir. Bu durumda yani temyiz sebepleri ve gerekçelerini gösterilmemesi halinde temyiz incelemesinde istinaf incelemesinden farklı olarak açık kanun hükmüne aykırılık bulunup bulunmadığı hususu da inceleneceğinden bu hususun ön inceleme ile incelenmesi mümkün olmayacağından esastan incelemeye alınması gerekmektedir.
  • ➡️ HMK’nın 371. maddesindeki;
  • (1) Yargıtay, aşağıda belirtilen sebeplerden dolayı gerekçe göstererek temyiz olunan kararı kısmen veya tamamen bozar:
  • a) Hukukun veya taraflar arasındaki sözleşmenin yanlış uygulanmış olması.
  • b) Dava şartlarına aykırılık bulunması.
  • c) Taraflardan birinin davasını ispat için dayandığı delillerin kanuni bir sebep olmaksızın kabul edilmemesi.
  • ç) Karara etki eden yargılama hatası veya eksiklikleri bulunması.” yönündeki hüküm ile istinaf incelemesinde kesinleşmeyip Yargıtay incelemesi yolu mümkün olan kararların bozma sebepleri düzenlenmiş olup bu durumlarda Yargıtay’ın gerekçe göstererek temyiz olunan kararı kısmen veya tamamen bozabileceği belirtilmiştir.
  • ➡️ Bu noktada istinaf kanun yolunun olağan kanun yollarından biri olan temyiz kanun yolu ile farklılıklarına değinmek faydalı olacaktır.
  • ➡️ Temyiz kanun yolunda hukuki denetim söz konusu iken, istinaf kanun yolunda kanunda öngörülen sınırlar ve kurallar çerçevesinde hem hukuki hem de maddi denetim yapılmaktadır. Yani istinaf kanun yolunda vakıa ve hukuk denetimi bir arada yapılırken, temyiz kanun yolunda sadece hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığı incelenmektedir. Bölge Adliye Mahkemeleri ile birlikte hukuk sistemimize giren istinaf yargılamasından önce Yargıtay temyiz incelemesi sırasında genellikle zorunluluktan maddi (vakıa) denetimi de yapmaktaydı. Ancak istinaf kanun yolunun hukuk sistemimize girmesi ile Yargıtay HMK’da belirtilen bozma sebepleri ile sınırlı olarak inceleme yapacak olması sebebiyle artık sadece hukuki denetim yapan bir içtihat mahkemesi hâline gelmiştir.
  • ➡️ Nitekim Yargıtay’ın hangi sebeplerden dolayı temyiz olunan kararı bozabileceği hususunda düzenleme içeren HMK’nın 371. maddesinin gerekçesinde de; istinaf kanun yolunun hukuk sistemimize girmesi ile zaman zaman maddi vakıa ve delil değerlendirmesi yapan Yargıtay’ın tamamen hukuki denetim ve içtihat mercii olduğu belirtilmiştir.
  • ➡️ İstinaf ve temyiz kanun yolunun bir diğer farklı yönleri ise, istinaf kanun yolunda yeniden yapılan inceleme sonucu kararın doğru olmadığı kanaati hâsıl olursa istinaf mahkemesince ilk derece mahkemesi yerine geçerek karar verilmesi mümkün iken, temyiz kanun yolunda düzeltilerek onama hâlleri dışında yeni bir karar verilmesi olanaklı olmayıp, sadece hukukilik denetimi sınırları içerisinde alt derece mahkemesi kararının bozulmasına veya onanmasına karar verebilecektir.
  • ➡️ İstinaf kanun yolunda, somut olay adaletinin öncelikli gerçekleştirilmesi amaçlandığından aleyhine karar verilen tarafın iddiaları incelenerek somut olayda ilk derece mahkemesi tarafından yapılan hataların düzeltilmesi, eksikliklerin tamamlanarak sübjektif hakların gerçekleştirilmesi amaçlanmakta olup, bu kapsamda bölge adliye mahkemesi öncelikle denetim ve gerektiğinde ilk derece mahkemesi yerine geçerek inceleme yapabilmektedir. Yani istinaf mahkemesi ilkesel nitelikte değil, tamamen o olaya özgü bir karar vermektedir.
  • ➡️ Temyiz kanun yolunda ise; üst mahkemelerce içtihat oluşturulması sağlanmaya çalışılarak hukukun yeknesak uygulanması amaçlanmaktadır. Yeknesak uygulanma ile de üst mahkeme kararlarının bağlayıcı olması değil, aksine yol gösterici olması kastedilmektedir. Yargıtay’ın ileri sürülen temyiz sebepleri ile bağlı olmaksızın hukuka aykırılık yönünden sadece inceleme yapması, temyiz sonunda uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmemesi, hükmün sadece bozulması veya onanması ile yetinilmesi, temyizin hukuk birliğini ve hukukun gelişmesini sağlamaya hizmet ettiğini göstermektedir. Temyiz kanun yolunda ayrıca somut olayda doğru karar verilmesi de hedeflenmektedir. Yani hukuk birliğinin sağlanması ve somut olay adaletinin gerçekleştirilmesi temyiz kanun yolunun amacıdır.
  • ➡️ İstinaf mahkemesi mahkemenin hükmünü etkileyen bir usul hatası olup olmadığını, maddi hukuk kurallarının doğru bir şekilde uygulanıp uygulanmadığını ve vakıa tespitlerinin doğru olup olmadığını denetler, bunlardan birinde eksiklik veya hata görürse düzeltilmesi için gerekli incelemeleri yapıp esas hakkında karar verir. Oysa temyiz kanun yolunda; ilk derece mahkemesinin hatalı veya yanlış karar vermesi durumunda Yargıtay tarafından karar bozularak dosya yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilir.
  • ➡️ Bu aşamada farklılıkları belirtilen bu iki kanun yolunun ilk derece mahkemesi kararını inceleme yönteminin sınırlarına değinmekte yarar vardır.
  • ➡️ İstinaf mahkemesi, ilk derece kararının denetimi ve düzeltilmesini yapmasına rağmen bunu ilk derece mahkemesi gibi geniş kapsamlı yapamaz. İnceleme ancak kanunun izin verdiği sınırlar içinde istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılabilir.
  • ➡️ İstinaf sebepleri usul kurallarına aykırılık, maddi hukuk kurallarına aykırılık ve vakıa tespitlerinin hatalı olması şeklinde karşımıza çıkmaktadır.
  • ➡️ Usul kurallarına aykırılık durumunda; kanun koyucu bazı usul hatalarını mutlak istinaf sebebi; bazı usul hatalarını da nispi istinaf sebebi olarak belirlemiştir.
  • ➡️ Mutlak İstinaf Sebepleri
  • ➡️ Usul kurallarına aykırı mutlak istinaf sebepleri; mahkemeye ilişkin temel kurallar ile taraflara veya dava konusuna ilişkin usul kurallarının ihlal edilmesi ve adil yargılanma hakkını ihlal eden usul hatalarının bulunması iken; nispi istinaf sebepleri ise bu belirtilen sebepler dışında kalan ve mahkemenin yanlış veya hatalı karar vermesine neden olan tüm usul hatalarıdır.
  • ➡️ Usul hukukuna ilişkin nispi istinaf sebepleri ve mahkemece vakıa tespitinin hatalı yapılarak yanlış sonuca varılması durumları kural olarak istinaf dilekçesinde ileri sürülmesi hâlinde incelenebilecektir. Hâkim tarafların talepleri ile bağlı olup taraflarca ileri sürülmeyen vakıaları dikkate alamaz.
  • ➡️ Buna karşılık maddi hukuk kurallarına aykırılık ve usul hukukuna ilişkin mutlak istinaf sebepleri istinaf dilekçesinde ileri sürülmese de mahkemece re’sen incelenebilmektedir. Re’sen inceleme noktasında HMK’nın “kamu düzenine aykırılık” ölçütü getirmiştir. Özellikle kamu düzeninin gerektirdiği hâller dışında istinaf dilekçesinde ileri sürülmeyen bir husus Bölge Adliye Mahkemesince inceleme konusu yapılamamaktadır.
  • ➡️ Bir kuralın kamu düzeni ile ilgisi, ülkenin sosyal, ekonomik, kültürel ve tarihsel gerçeklerine göre belirlenmektedir. Diğer bir anlatımla, sözü edilen gerçekler kuralın vazgeçilmezliğini; toplumsal yararını ve hukuk düzeninin korunmasına yönelik amacını ortaya koyuyorsa, kuralın kamu düzeni ile ilgisi olduğu kabul edilmelidir. Bilimsel içtihatlarda kamu düzeninin zamana ve mekâna göre değişiklik gösterdiği kabul edilmekte devletlerin vazgeçemeyeceği temel ilkelerde kamu düzenine ilişkin olarak değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır. Kamu düzenine ilişkin hükümler, toplumun veya genel bir grubun menfaatlerini sağlamaya ve korumaya yönelik kurallar olmakla bu kuralların temelinde kamu yararının, genel ahlak ve adabın ve zayıfların korunması düşüncesi bulunmaktadır. Örneğin, iş hukukundaki hizmet tespit davaları kamu düzenine ilişkin davalar olup re’sen araştırma kuralına tabidir.
  • ➡️ Nitekim Hukuk Genel Kurulunun (HGK) 12.12.1990 tarihli 1990/3-527 E., 1990/627 K. ile 17.02.2010 tarihli ve 2010/9-52 E., 2010/89 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
  • ➡️ Temyiz incelemesinde ise Yargıtay tarafından bozma sebeplerinin tespit edilmesi hâlinde hükmün kısmen veya tamamen bozulacağı bozma sebebi nispi nitelikte ise tespit edilen bozma sebebinin hükmü etkilemesi gerektiği aranmakta iken mutlak bozma sebebi bulunması hâlinde ise hükmün sonucunu etkileyip etkilemediğinin araştırılması gerekli değildir.
  • ➡️ Sonuç itibariyle inceleme alanları bakımından yasal düzenlemeler de dikkate alındığında; istinaf mahkemelerinin hukuki denetim yapma yetki ve görevi yanında maddi vakıa inceleme yetkisi olan hem denetim hem de vakıa mahkemesi olduğu, Yargıtay’ın ise maddi vakıa denetimi yapma yetkisi olmayan sadece denetim yetkisi olan üst mahkeme niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
  • ➡️ Temyiz incelemesinde istinaf incelemesinden farklı olarak kanuna aykırılık maddi hukuk ve usul hukuku yönünden incelenecek, maddi vakıaların denetimi ile delil değerlendirilmesine girilmeyecektir. İstinaf mahkemelerinin hukuk sistemimize girmesi ile Yargıtay bir hukuki denetim ve içtihat mercii olmuştur. Yargıtay artık denetim mahkemesi olduğundan vakıaları (istisnalar dışında) inceleyemez. Mahkemenin vakıayı tespit ederken kanuna aykırı davranması, delillerle çelişik vakıa tespitinde bulunulması, maddi vakıa tespitinin akla aykırı bir konuya ilişkin bulunması durumlarında bu durumları inceleyip bozma sebebi yapabilecektir. Ancak bu maddi vakıa incelemesi sınırlı durumlarda ve bu öngörülen hâller dâhilinde yapılabilecektir.
  • ➡️ Tüm yasal düzenlemeler ışığında her ne kadar Yargıtay’ın temyiz sebepleri ile bağlı olmaksızın kanunun açık hükmüne aykırılık hâllerini inceleyebileceği öngörülmüşse de, istinaf incelemesinde ileri sürülmediği için istinaf dairesince incelenmeyen bir konunun temyizde ileri sürülmesi durumunda Yargıtay’ın bu temyiz sebebini incelemesi mümkün değildir. Diğer bir ifadeyle temyiz incelemesinin sınırlarından biri ve en önemlisi ileri sürülen temyiz sebebinin istinafta ileri sürülüp sürülmediği ve ileri sürülen sebebin istinaf mahkemesince hukuka aykırı olarak değerlendirilip değerlendirilmediği hususudur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2020/6 E.  ,  2021/342 K.