Kamulaştırmasız El Atma Dolayısıyla Açılan Tazminat Davası-Aleyhte Yargılama Giderlerine Hükmedilmesi-Mülkiyet Hakkının İhlali

➡️ Anayasa Mahkemesi 28.07.2022 tarihinde, Kübra Yıldız ve diğerleri (B. No: 2018/32734) başvurusunda; Kamulaştırmasız El Atma Dolayısıyla Açılan Tazminat Davasında Aleyhte Yargılama Giderlerine Hükmedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Başvurucu, maliki olduğu taşınmazın üzerinden 1983 yılı öncesi ve sonrasında olmak üzere iki defa kamulaştırma yapılmaksızın veya idari irtifak tesis edilmeksizin enerji nakil hattı geçirilmesi üzerine asliye hukuk mahkemesinde Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketine (TEDAŞ) karşı kamulaştırmasız el atma sebebiyle tazminat davası açmıştır.

Aleyhe Yargılama Giderlerine Hükmedilmesi

Anayasa Mahkemesi Sadettin Ekiz kararında açıklandığı üzere kamulaştırılan taşınmazın değerinin belirlenmesi ilke olarak kamu makamlarının yükümlülüğündedir. Bu yükümlülük çerçevesinde yürütülen idari ve yargısal süreçlerdeki masrafların ise ancak haklı gösterilebilecek belirli koşulların varlığı hâlinde mülk sahibine yükletilmesi mümkün görülebilir. Bu masrafların her durumda taşınmazı kamulaştırıldığı hâlde mülk sahibine yükletilmesi başvurucuya aşırı bir külfet yüklenmesine yol açabileceği gibi kamulaştırma bedelinin gerçek değeri üzerinden ödenmesini de engellemiş olur.

➡️ 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 29. maddesinde kamulaştırma bedelinin tespiti davalarındaki yargılama giderlerinin kamulaştırmayı yapan idarece ödeneceği hükme bağlanmıştır. Söz konusu hüküm Anayasa’nın 46. maddesindeki gerçek bedelin ödenmesi güvencesi gözetilerek malike ödenecek kamulaştırma bedelinin malik aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmek suretiyle azaltılmasının önlenmesi amacıyla getirilmiştir.

Mahkemeleri kamulaştırmasız el atma davalarında vekâlet ücretini ve yargılama giderlerini başvurucuya yüklemeye mecbur tutan açık bir kanun hükmü de bulunmadığına göre mahkemelerin Anayasa’nın 46. maddesindeki özel güvenceleri gözeterek yorum yapması ve 2942 sayılı Kanun’un 29. maddesinin kapsamına bu çerçevede tespit etmesi Anayasa’nın üstünlüğü ilkesiyle uyumlu olacaktır.

Kamulaştırmasız el atma sebebiyle açılan tazminat davasını inceleyen mahkemelerin idare tarafından 2942 sayılı Kanun’daki olağan kamulaştırma usulünün işletilmemesinin veya buna bağlı olarak kamulaştırma bedelinin tespiti davası açılmamasının basit bir tercih meselesi olmadığını gözönünde tutarak değerlendirme yapması gerekir. İdarenin 2942 sayılı Kanun’da öngörülen prosedürü uygulaması anayasal ve kanuni bir mecburiyettir. İdarenin bu ihmali anayasal bir yükümlülüğün savsaklanmasıdır. Dolayısıyla normal şartlarda idare tarafından açılması gereken davanın idarenin Anayasa’yı açıkça ihlal eden tutumu sebebiyle malikler tarafından açılmış olmasından hareketle idarenin olağan kamulaştırma usulündekinden daha avantajlı bir konuma getirilmemesine özen gösterilmelidir. Ayrıca kamulaştırmasız el atma Anayasa’nın 46. maddesine açıkça aykırı olan bir uygulama olup bu suretle mülkiyet hakkına müdahalede bulunulan hâllerde kamu idarelerinin haksız fiillerinden lehlerine haklar çıkaracak ve bu uygulamaları idareler yönünden daha avantajlı hâle getirecek değerlendirme ve yorumların hukuk devleti ilkesiyle bağdaştırılmasının mümkün olmayacağı da hatırda tutulmalıdır.

Bunun yanında söz konusu davada her iki taraf yararına da vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmiş ise de başvurucuların kendi yararına hükmedilen vekâlet ücretini 1136 sayılı Avukatlık Kanun’un 164. maddesi uyarınca avukatına ödemekle yükümlü olduğu dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla başvurucuların ödemek durumunda kaldığı vekâlet ücreti kendi yararına ödenen vekâlet ücretinin doğrudan bir karşılığı olarak görülemez.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.