Anlaşmalı boşanma protokolünde, tarafların her ne suretle olursa olsun nafaka talebinde bulunamayacaklarının kararlaştırılması – Daha sonra iştirak nafakası talep etmeye engel teşkil etmeyeceği…

Anlaşmalı Boşanma – İştirak Nafakası

Anlaşmalı boşanma protokolünde, tarafların her ne suretle olursa olsun nafaka talebinde bulunamayacaklarının kararlaştırılması – Koşulların değişmesi, çocuğun ihtiyacı ve üstün yararı gözetilerek daha sonra iştirak nafakası talep etmeye engel teşkil etmeyeceği…

  • HUKUK GENEL KURULU KARARI
  • Dava, iştirak nafakası istemine ilişkindir.
  • Yerel mahkemece, anlaşmalı olarak boşanan tarafların, düzenledikleri protokolde birbirlerinden her ne suretle olursa olsun nafaka talebinde bulunmayacakları ve davalının küçüğün eğitim ve öğretim masrafları için davacıya 156.000TL tutarında para vereceğinin kararlaştırıldığı, miktarın davalı tarafından velayeti kendisine verilen davacıya ödendiği, davacının ekonomik durumunda da olağanüstü bir kötüleşme ve davalının ekonomik durumunda olağanüstü bir artış olmadığı, boşanma protokolünün 4. maddesindeki ödemenin iştirak nafakasının toplu ödemesi olarak değerlendirilmesi gerektiği, hâkim tarafından onaylanan anlaşma protokolündeki diğer hükümler ile müşterek çocuğun dava tarihinde henüz ilkokul çağında olması, davalı tarafından protokolün 4. maddesi gereğince toplu olarak yatırılan nafaka miktarının faiz getirisinin enflasyonun götürüsünü karşılayacak miktarda olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
  • Davacı vekilinin temyizi üzerine karar, yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle bozulmuştur.
  • Mahkemece, önceki gerekçelere yanında, davacı tarafından verilen dava dilekçesinde çocuğun yıllık masrafının ortalama 20.000TL olarak belirtildiği, boşanma davasında iştirak nafakası talep edilmemiş olsa dahi ilerleyen dönemde dava açılmasına engel bir düzenleme bulunmamakla birlikte boşanma davasından altı yıl sonra nafaka artırım davası açıldığı, ancak davacı kabulüne göre çocuğun yıllık giderinin 20.000TL olduğu buna göre dava tarihi itibariyle çocuğun toplam giderinin 120.000TL civarında olduğu, giderlere davacı annenin de katılma yükümlülüğü bulunması karşısında toplu olarak verilen 156.000TL’lik nafakanın dava tarihi itibariyle tükenmediği, bu hususta daha sonra dava açılabilir ise de dava tarihi itibariyle nafaka artırım davası açılmasının yapılan sözleşmeye ve hakkaniyete uygun düşmediği, davacı kabulünde olduğu üzere 20.000TL giderin toplu nafakadan karşılanabilecek durumda olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
  • Direnme kararı davacı vekilince temyiz edilmiştir.
  • Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, boşanma protokolünde, küçüğün şahsî ve eğitim giderleri için peşin ödenen paraya ve tarafların her ne suretle olursa olsun nafaka talebinde bulunamayacaklarının kararlaştırılmış olmasına rağmen, aradan geçen altı yıllık süre sonrasında müşterek çocuk yararına iştirak nafakası talep edilmesinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
  • Uyuşmazlığın çözümü için konu ile ilgili yasal düzenleme ve kavramların kısaca açıklanmasında yarar vardır.
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 182/2. maddesi ile velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılması esası kabul edilmiş; 327. maddesinde de çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderlerin ana ve baba tarafından karşılanacağı öngörülmüştür.
  • Anılan Kanun’un 328. maddesinde ise ana ve babanın bakım borcunun, çocuğun ergin olmasına kadar devam edeceği, çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve babanın durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlü oldukları düzenlemesine yer verilmiştir.
  • Hakim Re’sen İştirak Nafakasına Hükmedebilir mi?
  • Ana babanın bakım yükümünün doğal sonucu olan iştirak nafakası ise, çocuğun korunmasına yönelik olup, kamu düzenine ilişkindir ve hâkim talep bulunmasa dahi kendiliğinden iştirak nafakasına hükmetmelidir.
  • İştirak Nafakası Miktarı Nasıl Belirlenir?
  • İştirak nafakasının miktarının nasıl belirleneceği ise 4721 sayılı Kanun’un “Nafaka miktarının takdiri” başlıklı 330. maddesinde;
  • “Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur.
  • Nafaka her ay peşin olarak ödenir.
  • Hakim istem halinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir ”
  • Şeklinde düzenlenmiştir.
  • Bunun yanında iştirak nafakası miktarının yeniden belirlenmesi de mümkündür.
  • Nitekim TMK’nın “Durumun değişmesi” başlıklı 331. maddesi;
  • “Durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır”.
  • Buna göre hâkim ana baba veya çocuğun durumlarının değişmesine bağlı olarak iştirak nafakasının miktarını artırabilir, azaltabilir veya kaldırabilir.
  • Görüldüğü üzere, iştirak nafakası miktarının çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri; diğer bir ifade ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları gözetilerek belirlenmesi gerekmektedir.
  • Yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde somut olaya gelindiğinde, davacı emekli olup, aylık 1.290TL maaş aldığı, ayrıca bir yazılım şirketinde çalışarak aylık 890TL gelir elde ettiği , kendisine ait evde yaşadığı; davalının ise emekli olup, 2.100TL emekli maaşı aldığı, ayrıca çalıştığı özel şirketten 1.000TL gelir elde ettiği, kendisine ait evde yaşadığı, evli olduğu, bu evliliğinden de ilköğretime giden bir çocuğunun bulunduğu, müşterek çocuğun ise dava tarihi itibariyle 9 yaşında olup, özel okulda eğitim gördüğü anlaşılmaktadır.
  • Buradan hareketle, mahkemece tarafların boşanmalarına esas alınan 10.07.2007 tarihli protokolün 4. maddesinde düzenlenen ve bankada bulunan 156.000TL tutarındaki meblağın müşterek çocuğun eğitim ve öğretim masrafları için davacı anneye davalı tarafından bırakıldığı, bu nedenle iştirak nafakasının toplu olarak ödendiği kabul edilmiş ise de, öncelikle bahsi geçen paranın tarafların ortak hesabında bulunduğu sabit olup; paranın tamamının davalıya ait olduğu, çocuk yararına harcanmak üzere anneye bırakıldığına yönelik mahkemenin kabulü gerçeği yansıtmamaktadır. İştirak nafakası özelliği gereği, 4721 sayılı TMK’nın 330. maddesine göre “irat” şeklinde karar verilmesi gerektiğinden, bu paranın iştirak nafakası olarak kararlaştırılmadığı da açıktır.
  • Öte yandan, 4721 sayılı TMK’nın 182/2. maddesi gereği velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, müşterek çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğundan, anlaşmalı boşanma davasında davacının müşterek çocuk için nafaka istememiş olmasının koşulların değişmesi, çocuğun ihtiyacı ve üstün yararı gözetilerek daha sonra iştirak nafakası talep etmeye engel teşkil etmeyeceği gibi, diğer taraftan müşterek çocuk için protokolle tazminat ödenmesinin davalı babayı iştirak nafakası ödemesi yükümlülüğünden kurtarmayacak ancak bu husus nafaka miktarının tayininde göz önüne alınabilecektir.
  • Ayrıca, anlaşmalı boşanma protokolü düzenlendiğinde karşılıklı edimler arasındaki denge sonradan, şartların olağanüstü değişmesiyle taraflardan biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulmuşsa, taraflar artık o akitle bağlı tutulamazlar, değişen bu koşullar karşısında 4721 sayılı TMK’nın 2. maddesinden yararlanarak sözleşmenin yeniden düzenlenmesini mahkemeden isteyebileceklerdir. İşte davacı anne bu zorunluluk nedeniyle davalı babadan müşterek çocuk yararına nafaka talep etmektedir.
  • Önemle vurgulamak gerekir ki, boşanma kararının kesinleştiği tarih olan 12.07.2007 tarihinden dava tarihi 07.10.2013 tarihine kadar 6 yılı aşkın bir sürenin geçmiş olması, boşanma tarihinde 3 yaşında olan müşterek çocuk … Kasım’ın dava tarihi itibariyle 9 yaşında olması, değişen ve gelişen durumlar ile çocuğun ihtiyaçları ve üstün yararı da gözetilip, şahsî ve eğitim giderlerinin doğal olarak artmış olacağı dikkate alınarak, tarafların sosyal ve ekonomik durumları da göz önünde bulundurularak müşterek çocuk yararına 4721 sayılı TMK’nın 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre uygun bir iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekir.

Hukuk Genel Kurulu          2017/2613 E.  ,  2019/1191 K.


SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top