Dilekçe Örnekleri Kira Artışı 2026 Kıdem Tazminatı Ceza Davaları Boşanma İcra Takibi İcra Takip Programı Tüketici Hakları Yargıtay Kararları
POPÜLER

Tahliye taahhüdünün geçerliliğine dair mahkemece yapılan değerlendirme

Tahliye taahhüdünün geçerliliğine dair mahkemece yapılan değerlendirme

Tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde; davanın … İcra Müdürlüğünün 2024/.. Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile dava konusu taşınmazın tahliyesi talepli dava olduğu;
6098 saylı TBK’nun 352. maddesi; “Kiracı, kiralananın teslim cdilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa kiraya veren,
kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir.” hükmünü içermektedir.

6098 sayılı TBK’nun 352. maddesine göre; Taahhüt nedenine dayalı tahliye davasının mutlaka kiraya veren tarafindan açılması gerekir. Kiraya veren durumunda olmayan malikin dava hakkı yoktur.
Ancak, yeni malik önceki malikin ve kiraya verenin halefi olarak eski malik zamanında verilmiş taahhüde dayanarak dava açabilir.

Tahliye taahhüdünün geçerliliğinin birinci şartı alıntılanan yasa maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere yazılı olmasıdır.

Bu şart ayrı bir tutanakla gerçekleştirilebileceği gibi duruşma zaptına veya haciz zaptına geçirilecek bir beyan ile de ikmal olunabilir.
İkinci şart ise kiralananın kiracıya tesliminden sonraki bir tarihte düzenlenmiş olmasıdır ki, yine
alıntılanan yasa maddesi karşısında bu şartın da bir emredici kural olarak kabulü zorunludur. Kiralananın tesliminden önce veya kira sözleşmesi ile aynı tarihte verilen tahliye taahhüdünün geçersiz olduğu Yargıtayın müstakar içtihatları ile sabittir.
Üçüncü şart ise tahliye tarihinin belirli veya belirlenebilir olmasıdır. Yine bu sart da kanuni düzenlemenin lafzından anlaşılabilmektedir.
Son olarak doktrinde beyaza imza olarak adlandırılan durumun tahliye taahhüdüne etkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kural olarak beyaza imza atan kişi, beyaza attiığı imzanın neticelerine de katlanmak zorundadır.

Yargıtay’n tahliye taahhüdüne yönelik görüşü de bu yöndedir. Eş söyleyişle kanunun emredici kuralı
olan kiralananın teslimi şartının özüne aykırı bir husus olsa da, tahliye taahhüdünün sonradan doldurulması geçerlilik şartını etkilemez, taahhüt kural olarak geçerli olur. Yüksek mahkeme kiracının beyaza imza atmakla belge münderecatını peşinen kabul etmiş sayılacağına hükmetmiştir.

Bu durumda TBK’nun 39. maddesi kapsamında 1 yıllık süre içerisinde kiracı taahhütnamenin iptalini talep etmediği takdirde artik düzenleme tarihi olmadan imzaladnğı tahliye taahhütnamesinin
geçersiz olduğu yönündeki iddiası, hukuken bir mana ifade etmeyecektir. (Y.HGK, 12.12. 1990, E.1990/6,
K.1990/628; Y.HGK, 01.07. 1992, E.1992/357, K. 1992/422; Y.HGK, 17.09,1999, E.1999/6 – 28/10.)

Kiracı boş olarak imzaladığı belgenin tahliye taahhüdü olarak verilmediğini veya tahliye taahhüdü olarak verilmekle beraber tahliye tarihi ve diğer hususların kiraya veren ile aralarındaki anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ispatlayamadığı sürece bunlar geçerli olacaktır.

Nitekim Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 08.03.1991 tarih ve 1991/2856 Esas, 1991/3289 Karar sayılı ilamında “Türk hukuk sisteminde müşterek maksada uygun doldurulmak suretiyle beyaza imza
geçerlidir. Ancak, maksat dışı doldurulmuşsa bunun ispatlaması gerekir.” dediği görülmektedir.
Taahhüt nedeniyle açılacak tahliye davasının taahhüt edilen tarihten başlayarak bir (1) ay içinde açılması veya bu süre içinde taahhüde dayalı olarak icra takibi yapılmış olması gerekir. Bu süre içerisinde yapılan icra takibi süreyi koruyacağından bir ay geçtikten sonra da dava açılabilir. Kira sözleşmesinin
herhangi bir zamanda sona erdirilmesi amacı ile taahhütname verilmesine yasal bir engel yoktur.

Dava açan veya aleyhine dava açılan kişiler o davada davacı veya davalı olarak taraf sıfatına sahip değillerse, mahkemece dava konusu hakkın esası (var olup olmadığı) hakkında inceleme yapılmadan
dava sıfat yokluğundan reddedilir. Taraf sıfatı (husumet) ve sıfat yokluğu, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itiraz niteliğindedir ve yargılamanın her
aşamasında, isteme gerek kalmaksızın Mahkemece kendiliğinden gözetilmesi zorunludur.

Husumet konusu, 6100 sayılh Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114 üncü ve 115 inci maddesinde yer alan dava şartı olduğundan davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtayca tarafların bu yönde bir savunmasının olup
olmadığna bakılmaksızın kendiliğinden gözetilir.

Yankı Büyüksezer

https://x.com/yankibuyuksezer/status/1894438626722738248?t=qD4F4gEo0Be2BRMhW6BmDQ&s=09


SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Sanal Hukuk – Footer
HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com
Yukarı Çık