Dilekçe Örnekleri Kira Artışı 2026 Kıdem Tazminatı Ceza Davaları Boşanma İcra Takibi Tüketici Hakları Yargıtay Kararları
POPÜLER

Araç Kullanma Bahanesiyle Alınan Araçta Suç Vasfı: Hırsızlık mı, Dolandırıcılık mı?


Karar Künyesi
Mahkeme Yargıtay 15. Ceza Dairesi
Esas / Karar 2019/2063 E. — 2019/4326 K.
Tarih 29.04.2019
Konu Suç vasfı yanılgısı — Dolandırıcılık / Hırsızlık ayrımı
Sonuç Oybirliğiyle BOZMA
Dayanak Karar YCGK, 12.06.2012, E:2011/15-440, K:2012/229

Bir kimse, başkasının aracını kısa süreliğine kullanmak üzere alır; ancak aracı geri vermez. Bu eylemi hangi suç kapsamında değerlendirmek gerekir? Uygulamada sıklıkla karşılaşılan bu soruda mahkemeler zaman zaman “dolandırıcılık” nitelendirmesine başvurmaktadır. Oysa Yargıtay’ın yerleşik içtihadı farklı bir sonuca işaret etmektedir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 29.04.2019 tarihli, 2019/2063 E. ve 2019/4326 K. sayılı kararı, bu soruyu zilyetlik devri kavramı ekseninde yanıtlayan ve suç vasfı yanılgısından kaynaklanan mahkûmiyet hükmünü bozan önemli bir içtihattır. Karar aynı zamanda, nitelendirmenin sanık açısından usul hukukuna yansıyan kritik bir sonucuna — uzlaşma kapsamına girip girmeme meselesine — de ışık tutmaktadır.

İçindekiler
1. Olayın Özeti
2. Yerel Mahkemenin Kararı
3. Yargıtay’ın Değerlendirmesi
4. Dolandırıcılık ve Hırsızlık Suçları Arasındaki Temel Ayrım
5. Zilyetlik Devri: Anahtar Kavram
6. Kullanma Hırsızlığı ve TCK m.146
7. Uzlaşma Kapsamı: Suç Vasfının Usul Hukukuna Yansıması
8. Kararın Önemi ve Pratik Sonuçları
9. Sık Sorulan Sorular

1. Olayın Özeti
Sanık ile müştekin “Beyaz Balina” adlı işyerinde tanıştığı ve birlikte alkol aldığı, akabinde birlikte işyerinden ayrıldıkları anlaşılmaktadır. Sanık, müştekinin aracını kendisinin kullanmak istediğini söyleyerek anahtarı aldı. Seyir halindeyken sanık, müştekiye “cola alır mısın” diyerek aracı durdurdu; müşteki araçtan inerek markete gitti. Müşteki marketteyken sanık araçla birlikte uzaklaştı. Araç, daha sonra sanığın kullanımında tespit edildi.

2. Yerel Mahkemenin Kararı
Asliye Ceza Mahkemesi, eylemi TCK m.157/1 kapsamında dolandırıcılık suçu olarak nitelendirdi ve sanığı aynı madde ile TCK m.62 (takdiri indirim), m.52 (adli para cezası hesabı) ve m.53 (hak yoksunlukları), m.58 (tekerrür) hükümleri uyarınca mahkûm etti. Mahkemenin bu nitelendirmesinin arkasında sanığın müştekiyi belirli bir bahaneyle araçtan uzaklaştırması, yani hileli bir davranış sergilemesi yatmaktadır. Mahkemeye göre müşteki kandırılmış ve bu kandırma sonucunda zarar doğmuştu.

3. Yargıtay’ın Değerlendirmesi
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, hükmü bozdu. Daire, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 12.06.2012 tarihli, 2011/15-440 E. ve 2012/229 K. sayılı emsal kararına dayandı.

Yargıtay 15. CD’nin Gerekçesi (Özet)
Sanığın müştekinin aracını kısa süreliğine kullanmak üzere alıp iade etmemesi şeklindeki eyleminde aracın zilyetliği devredilmemiştir. Zilyetlik devri gerçekleşmediğinden eylem, TCK m.141/1’de tanımlanan hırsızlık suçunu oluşturmaktadır. Suç vasfında yanılgıya düşülerek dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması kanuna aykırıdır.
Bozmaya ek olarak Daire, TCK m.141’deki basit hırsızlık suçunun 6763 sayılı Kanun’la değişik CMK m.253 ve 254 kapsamında uzlaşmaya tabi olduğunu, bu nedenle uzlaştırma işleminin öncelikle yerine getirilmesi gerektiğini de vurguladı.

4. Dolandırıcılık ve Hırsızlık Suçları Arasındaki Temel Ayrım
Her iki suç da malvarlığına karşı işlenen suçlardır; ancak maddi unsur bakımından kritik bir farklılık taşırlar.

Ölçüt Hırsızlık (TCK m.141) Dolandırıcılık (TCK m.157)
Mağdurun iradesi Rıza yoktur Hile ile yanıltılmış rıza vardır
Zilyetlik devri Devredilmez; fail fiilen hakimiyet kurar Devredilir; mağdur aldatılarak teslim eder
Hareket biçimi Alma eylemi (rızasız) Hileli davranış → aldatma → zarara yol açma
Temel ceza 1 yıldan 3 yıla kadar hapis 1 yıldan 5 yıla kadar hapis + adli para cezası
Uzlaşma (basit hal) Evet (CMK m.253) Evet (CMK m.253)
Dolandırıcılık suçunun ayırt edici unsuru hileli davranıştır. Yargıtay içtihadı, her yalanın veya numaranın “hile” sayılamayacağını; hilenin, basit bir yalanı aşan, mağduru yanıltacak yoğunluk ve güçteki bir davranış olması gerektiğini tutarlı biçimde vurgulamaktadır. Öte yandan hileli bir davranışın varlığı tek başına dolandırıcılık suçu için yeterli değildir; bu hile sonucunda zilyetliğin devredilmesi de gerekmektedir.

5. Zilyetlik Devri: Anahtar Kavram
TCK m.141/1, hırsızlık suçunu “zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alma” olarak tanımlamaktadır. Medeni Kanun m.973 uyarınca zilyet, bir şey üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimsedir.
Somut olayda müşteki, aracı sanığa satmamış, kiraya vermemiş ya da uzun süreli bırakmamıştır; salt “kısa süreliğine kullanması” için vermiştir. Üstelik aracın müştekinin yanında bulunduğu sırada, yani müştekin araç üzerindeki fiilî hâkimiyetini henüz yitirmediği bir anda, sanık araçla birlikte uzaklaşmıştır.
Yargıtay’ın tutumuna göre bu olgular, zilyetliğin devredilmediğini ortaya koymaktadır. Müşteki aracı markete giderken bile fiilen araçta ve yakınında olduğundan, araç üzerindeki zilyetliği devam etmekteydi; sanık müştekinin geçici yokluğundan yararlanarak aracı almıştır. Bu durum dolandırıcılıkta aranan rızai zilyetlik devri unsurunu sağlamamaktadır.

Hileli davranışlar geçici de olsa rızai bir teslimi doğurmamış; mal, failin maddi eylemiyle bulunduğu yerden alınmışsa eylem dolandırıcılık değil hırsızlık suçunu oluşturur. Zilyetlik devredilmeden gerçekleşen her “alma” eylemi, hile içerse dahi, hırsızlık çatısı altında değerlendirilmektedir.

6. Kullanma Hırsızlığı ve TCK m.146
TCK m.146, “kullanma hırsızlığı” olarak adlandırılan özel bir düzenleme içermektedir: Hırsızlık suçunun malın geçici bir süre kullanılıp zilyedine iade edilmek üzere işlenmesi halinde, şikayet üzerine, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilebilir.
Söz konusu karardaki eylemde sanık aracı iade etmemiştir. Bu nedenle m.146 uygulamasının ön koşulu olan “iade etmek üzere alma” kastı mevcut değildir. Kararda m.146’ya atıfta bulunulmamış olması bu bakımdan anlaşılır bir seçimdir.
Bununla birlikte m.146, benzer fakat iade kastıyla gerçekleşen eylemlerde devreye girer. Örneğin bir kişi komşusunun aracını habersizce “birkaç saatliğine” kullanıp geri getirirse, hırsızlık suçu teknik olarak oluşmuş olmakla birlikte cezada önemli bir indirime kapı aralanmaktadır. Öte yandan mal suç işlemek için kullanılmışsa bu indirimden yararlanılamaz.

7. Uzlaşma Kapsamı: Suç Vasfının Usul Hukukuna Yansıması
Bu karar, maddi ceza hukukunun ötesinde usul hukukuna da doğrudan etki eden bir boyut taşımaktadır. Suç vasfının doğru belirlenmesi, sanığın uzlaşma hakkından yararlanıp yararlanamayacağını belirlemektedir.
6763 sayılı Kanun ile değişik CMK m.253 uyarınca TCK m.141’deki basit hırsızlık suçu uzlaştırma kapsamına alınmıştır. Bu düzenleme hem basit dolandırıcılık (TCK m.157) hem de basit hırsızlığı (TCK m.141) kapsamına almaktadır. Dolayısıyla her iki suç bakımından da uzlaştırma yoluna gidilebilmektedir.
Ancak suç vasfının yanlış belirlenmesi aşağıdaki sonuçları doğurabilir:
Yanlış Nitelendirmenin Pratik Sonuçları
Daha ağır ceza
Dolandırıcılık suçunun temel ceza üst sınırı 5 yıl iken hırsızlıkta 3 yıldır. Nitelendirme hatası sanık aleyhine sonuç doğurur.

Uzlaşma prosedürünün atlanması
Suç doğru nitelendirildikten sonra uzlaştırma bürosuna gönderilmesi zorunludur; uzlaştırma sağlanmadan hüküm kurulamaz.

Bozma nedeni
Somut davada olduğu gibi Yargıtay, hem suç vasfı yanılgısını hem de uzlaştırma eksikliğini bozma gerekçesi olarak ele almaktadır.

CMK m.254 uyarınca, kamu davası açıldıktan sonra suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde kovuşturma dosyası uzlaştırma bürosuna gönderilir. Bu kural, kanun yolu aşamasında suç vasfının değişmesi durumunda da uygulanmaktadır; Yargıtay bozma kararlarında uzlaştırma yolunun açıldığını ve yerel mahkemenin bu işlemi tamamlaması gerektiğini açıkça belirtmektedir.

8. Kararın Önemi ve Pratik Sonuçları
Bu karar, uygulamada sıkça karşılaşılan bir yanılgıyı somutlaştırmaktadır: Bir eylemde “hile” ya da “bahane” unsuru tespit edildiğinde reflexif biçimde dolandırıcılık suçuna başvurma eğilimi. Yargıtay ise bu eğilimi tutarlı biçimde düzeltmekte; hileli davranışın varlığının, zilyetlik devri gerçekleşmeksizin, başlı başına dolandırıcılık suçunu oluşturmadığını vurgulamaktadır.
Karar aynı zamanda Ceza Genel Kurulu’nun 2012/229 sayılı kararına dayanan yerleşik ilkenin istikrarını da teyit etmektedir. Nitekim benzer olgusal senaryolarda — örneğin cep telefonunu “bir telefon yapayım” bahanesiyle alıp iade etmeme — Yargıtay çeşitli daireleri aynı yönde kararlar vermektedir.
Savunma avukatı açısından bu içtihat, dolandırıcılık suçlamasıyla yargılanan müvekkili için lehe suç vasfı tartışması açısından güçlü bir emsal işlevi görmektedir. Öte yandan kamu davası aşamasında uzlaştırma yolunun kaçırılmış olması, Yargıtay aşamasında bozma gerekçesi olarak ileri sürülebilir.

9. Sık Sorulan Sorular
Araç kullanmak için alınıp iade edilmediğinde hangi suç oluşur?
Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre bu eylem hırsızlık suçunu oluşturur (TCK m.141). Aracın zilyetliği devredilmediğinden —yani mağdur araç üzerindeki fiilî hâkimiyetini rızasıyla terk etmediğinden— dolandırıcılık suçunun unsurları oluşmamaktadır.
Dolandırıcılık ile hırsızlık arasındaki fark nedir?
Temel fark zilyetlik devrinde yatmaktadır. Dolandırıcılıkta mağdur, hileyle yanıltılmış olsa da rızasıyla malı teslim eder; zilyetlik devredilir. Hırsızlıkta ise failin eylemi zilyetlik devri olmaksızın malın bulunduğu yerden alınması biçiminde gerçekleşir.
Kullanma hırsızlığı nedir?
TCK m.146 uyarınca, malın geçici süreyle kullanılıp zilyedine iade edilmek üzere alınması halinde hırsızlık suçu için öngörülen ceza yarı oranında indirilebilir. Bu indirimin uygulanabilmesi için başından itibaren iade kastının varlığı aranır; mal suç işlemek için kullanılmışsa indirim yapılamaz.
Basit hırsızlık suçunda uzlaşma mümkün müdür?
Evet. 6763 sayılı Kanun ile değişik CMK m.253 uyarınca TCK m.141’deki basit hırsızlık suçu uzlaştırma kapsamına alınmıştır. Uzlaştırma, kural olarak soruşturma aşamasında başlatılmakla birlikte kovuşturma ve kanun yolu aşamalarında da uygulanabilmektedir.
Suç vasfı yanlış belirlenirse ne olur?
Temyiz aşamasında Yargıtay tarafından bozma sebebi sayılır. Yanlış nitelendirme, hem daha yüksek ceza uygulanması hem de uzlaştırma yolunun kapanması gibi somut zararlar doğurabilir.

Sonuç
Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2019/4326 sayılı kararı, suç vasfı tespitinde zilyetlik devri kavramının belirleyiciliğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Eylemin dış görünüşündeki hileli unsur, suçu otomatik olarak dolandırıcılık kalıbına sokmaz; asıl soru, malın zilyetliğinin mağdurun iradesiyle devredilip devredilmediğidir.
Hem maddi ceza hukukundaki ceza sınırları hem de CMK’daki uzlaştırma prosedürü bakımından bu ayrımın doğru yapılması, sanığın hukuki durumu üzerinde somut ve belirleyici etkiler doğurmaktadır.

Ceza Hukuku Kararları
Yargıtay kararlarının güncel analizleri ve ceza hukuku rehber içerikleri için sanalhukuk.org’u takip edin.

Sanalhukuk.org

Bu makale genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Bireysel hukuki durumlar için avukatınıza danışınız. Son güncellenme: Haziran 2026.

sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Sanal Hukuk – Footer
Scroll to Top