Ceza Yargılamasında Basit Yargılama Usulü
Ceza Yargılamasında Basit Yargılama Usulü
Ceza Yargılamasında Basit Yargılama Usulü Devamını Oku »
Ceza Yargılamasında Basit Yargılama Usulü
Ceza Yargılamasında Basit Yargılama Usulü Devamını Oku »
AYM, CMK’nun “basit yargılama usulünde itiraz” başlıklı 252. maddesinin 2, 3, 4, 5 ve 6 numaralı fıkralarının iptaline karar verdi.
Basit yargılama usulünde iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı, yazılı yargılama usulünden farklı olarak dava açılmasıyla ve cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar.
Yalan Tanıklık Suçu-Basit Yargılama Usulü-Hükme Bağlanmış Dosyalarda” Uygulanması
Yalan Tanıklık Suçu-Basit Yargılama Usulü-Hükme Bağlanmış Dosyalarda Uygulanması Devamını Oku »
İİK’nın 164. maddesi hükmüne göre temyiz süresi on gün olduğu halde bu süre geçtikten sonra, ve basit yargılama usulüne tabi işbu davalarda adli tatilde sürelerin işlemeye devam ettiği…
Basit yargılama usulüne tabi davalarda adli tatilde süreler işlemeye devam eder. Devamını Oku »
Adli tatilde görülecek dava ve işler başlıklı 103. maddesi,
“(1)Adli tatilde, ancak aşağıdaki dava ve işler görülür:…
ç) Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar…
h) Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler…
(3) Adli tatilde, yukarıdaki fıkralarda gösterilenler dışında kalan dava ve işlerle ilgili olarak verilen dava, karşı dava, istinaf ve temyiz dilekçeleri ile bunlara karşı verilen cevap dilekçelerinin ve dosyası işlemden kaldırılan davaları yenileme dilekçelerinin alınması, ilam verilmesi, her türlü tebligat, dosyanın başka bir Mahkemeye, Bölge Adliye Mahkemesine veya Yargıtay’a gönderilmesi işlemleri de yapılır….”
İİK’nın 18/1 maddesi ‘İcra mahkemesine arzedilen hususlar ivedi işlerden sayılır ve bu işlerde basit yargılama usulü uygulanır”, HMK’nın adli tatilde görülecek dava ve işler başlıklı 103/1-h maddesi ‘Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler.’ hükümlerini içermektedir.
Kanuni süre içinde verilmeyen cevap dilekçesinin ıslahı suretiyle zamanaşımı definin ileri sürülemeyeceği kabul edilmiştir.
Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2017 tarihli ve 2017/17-1093 E., 2017/1090 K. sayılı kararında da aynı ilkelere yer verilmiştir.
Zamanaşımı def’inin cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla ileri sürülmesi de mümkündür.
Zamanaşımı def’i cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla ileri sürülebilir mi? Devamını Oku »
ÖZET: Hak arama özgürlüğünün tam olarak yerine getirilmesi, iddia ve savunma haklarının fiilen kullanılabilmesini gerektirir. Bu da, davacı ve davalıya
İspat yükünün belirlenmesi ve mahkemelerce delil toplanması usulü. Devamını Oku »
Facebook mesaj çıktılarından, sanığın müştekiye karşı hakaret içeren mesajları kısa aralıklarla gönderdiğinin anlaşılması karşısında, araya belli bir zaman aralığı girmeksizin aynı eylemin devamı niteliğindeki sözlerden dolayı sanık hakkında hakaret suçundan kurulan hükümde zincirleme suç hükümleri uygulanarak fazla ceza tayin edilemez.
Her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan TCK’nin 7. ve CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
BASİT YARGILAMA USULÜ UYGULANAN DOSYALARDA SONUÇ CEZA DÖRTTE BİR ORANINDA İNDİRİLİR. Devamını Oku »
CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK’nın 7. maddesi ile CMK’nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi