Süresinde cevap dilekçesi vermeyen davalı zamanaşımı def’inde bulunabilir mi?
Süresinde cevap dilekçesi vermeyen davalı zamanaşımı def’inde bulunabilir mi?
Süresinde cevap dilekçesi vermeyen davalı zamanaşımı def’inde bulunabilir mi? Devamını Oku »
Süresinde cevap dilekçesi vermeyen davalı zamanaşımı def’inde bulunabilir mi?
Süresinde cevap dilekçesi vermeyen davalı zamanaşımı def’inde bulunabilir mi? Devamını Oku »
Her ne kadar yerel mahkemece dava itibariyle 1 yıllık zamanaşımı süresinin ve 2 yıllık garanti süresinin geçmiş bulunduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımından reddine karar verilmişse de, tarafların da kabulünde olduğu üzere davacının 2 yıllık garanti süresi içerisinde aynı arıza ile davalıya ait servise 2 kez müracaat etmek suretiyle ayıp ortaya çıktıktan sonra derhal ayıp ihbarında bulunma külfetini yerine getirdiği…
Kanuni süre içinde verilmeyen cevap dilekçesinin ıslahı suretiyle zamanaşımı definin ileri sürülemeyeceği kabul edilmiştir.
Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2017 tarihli ve 2017/17-1093 E., 2017/1090 K. sayılı kararında da aynı ilkelere yer verilmiştir.
Zamanaşımı def’inin cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla ileri sürülmesi de mümkündür.
Zamanaşımı def’i cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla ileri sürülebilir mi? Devamını Oku »
Bilindiği üzere davalı, davaya cevap vermek zorunda değildir. Davanın cevapsız bırakılması ya da süresi içinde cevap dilekçesi verilmemesi hâlinde davalının, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılacağı 6100 sayılı HMK’nın 128. maddesinde düzenleme altına alınmıştır. Bu kural, HUMK’nın yürürlükte olduğu dönemde de öğretide ve yargı kararları ile kabul edilmiştir. Ancak, süresinde cevap dilekçesi vermemek suretiyle davanın inkârı ileri sürülen vakıaların inkârı niteliğinde olup bu inkarın zamanaşımı def’ini de kapsadığı söylenemez.
Davalı vekilinin zamanaşımı savunmasını içermeyen ve yasal süresi geçtikten sonra verildiğinden hiç verilmemiş kabul edilen (davayı inkar etmiş sayılan) cevap dilekçesi sunduğu, davacının işçilik alacaklarını miktar itibarıyla artırmak suretiyle ıslah etmesi üzerine bu ıslah işlemine karşı da davalı vekilince süresi içinde ibraz edilmeyen ancak cevap dilekçesinin zamanaşımı defi yönünden HMK’nın 176. maddesi gereği ıslah edildiğini belirten dilekçe verildiği ancak bu dilekçeye karşı davacı vekilince açıkça itiraz edildiği görülmüştür. Dolayısıyla yasal süresi geçtikten sonra verilen ve davacı tarafın itirazı ile karşılaştığı için hiç verilmemiş sayılan cevap dilekçesinin ıslahı suretiyle zamanaşımı def’inin ileri sürülemeyeceği kurul çoğunluğunca kabul edilmiştir.
Zamanaşamı def’inin, yukarıda belirtilen aşama geçildikten sonra ileri sürülmesi, savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi anlamına gelir. Bu durum ise, karşı tarafın izni(açık veya zımni) olmaksızın yada ıslah yoluna gidilmezse geçerli değildir.
Zamanaşımı def’i, unutma veya benzeri nedenlerle, davanın başında ileri sürülmemiş olabilir. Daha sonra bu durumun farkına varılırsa, ıslah yoluyla ileri sürülebilmesi gerekir
Öte yandan, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda ve 27/11/2014 tarihli ve 29188 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliğinde, tüketici hakem heyetinde ileri sürülmeyen delil ve defi’lerin mahkemede ileri sürülemeyeceğine dair bir düzenleme de bulunmamaktadır.
Def’i ; borçlunun ifadan kaçınmasına imkan sağlayan özel sebeplere denir.