ÖZET :

  • 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinde; “Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek” disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
  • Bakılan olayda; öğretmen olan davacının üyesi bulunduğu sendikanın yetkili kurullarınca alınan karar uyarınca, bir gün göreve gelmeme eylemine katıldığı ve bu eylemi sonucunda 657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendinin (b) alt bendi uyarınca disiplin cezası ile cezalandırıldığı görülmektedir.
  • Anayasa’nın 51. maddesinde; “Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.” hükmüne yer verilmiş olup, 657 sayılı Kanun’un 22. maddesinde “Devlet memurları, Anayasada ve özel kanununda belirtilen hükümler uyarınca sendikalar ve üst kuruluşlar kurabilir ve bunlara üye olabilirler” hükmü yer almaktadır.
  • Bu duruma göre davacının, üyesi olduğu sendikanın aldığı bir karar sonucunda gerçekleşen göreve gelmeme eylemine katılması, özürsüz olarak göreve gelmemek fiili kapsamında değerlendirilemeyeceğinden ve sendikal faaliyet kapsamında bir fiil olarak kabulü gerektiğinden, disiplin suçu teşkil etmeyen eylem nedeniyle davacıya 657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendinin (b) alt bendi uyarınca disiplin cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık ve bu işleme karşı açılan davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         

2016/5722 E.  ,  2016/5443 K.

“İçtihat Metni”


T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2016/5722
Karar No : 2016/5443

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) :
Vekili :
Karşı Taraf (Davalı) :
Vekili :
İstemin Özeti :… İdare Mahkemesince verilen … tarihli ve E:…; K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hâkimi :
Düşüncesi :Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava; …Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde anestezi teknikeri olarak görev yapan davacının, 13.03.2015 tarihinde özürsüz ve izinsiz olarak göreve gelmediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/C-(b) maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin …Eğitim ve Araştırma Hastanesi Baştabipliği’nin 13.05.2015 tarih ve 7708 sayılı kararının iptali ile aylığından yapılan kesintinin yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, davacının bir günlük iş bırakma eylemine katıldığı, bu hususun ihtilaf konusu olmadığı, eylemin sabit olduğu görülmüş olup, eylemin karşılığı olarak disiplin cezası verilmesinin Uluslararası Sözleşmeler kapsamında ölçülülük ilkesini ihlal etmeyip kişilerin örgütlenme özgürlüğünün esasını etkilemeyeceği kanaatine varılmakla tesis olunan işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinde; “Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek” disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
Bakılan olayda; öğretmen olan davacının üyesi bulunduğu sendikanın yetkili kurullarınca alınan karar uyarınca, bir gün göreve gelmeme eylemine katıldığı ve bu eylemi sonucunda 657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendinin (b) alt bendi uyarınca disiplin cezası ile cezalandırıldığı görülmektedir.
Anayasa’nın 51. maddesinde; “Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.” hükmüne yer verilmiş olup, 657 sayılı Kanun’un 22. maddesinde “Devlet memurları, Anayasada ve özel kanununda belirtilen hükümler uyarınca sendikalar ve üst kuruluşlar kurabilir ve bunlara üye olabilirler” hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, Anayasanın 90.maddesinin son fıkrasında; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Dernek kurma ve toplantı özgürlüğü’nün düzenlendiği 11.maddesinde; “herkesin asayişi bozmayan toplantılar yapmak, dernek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahip olduğu, bu hakların kullanılmasının, demokratik toplumda zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin,kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlandırılabileceği, bu maddenin, bu hakların kullanılmasında silahlı kuvvetler, kolluk mensupları veya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına engel olmadığı” kuralına yer verilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 15/09/2009 tarihli, Kaya ve Seyhan – Türkiye kararında (application no. 30946/04); …. üyesi öğretmenlere, 11/12/2003 tarihinde ….’in çağrısına uyarak, parlamentoda tartışılmakta olan kamu yönetimi Kanun tasarısını protesto etmek üzere düzenlenen bir günlük ulusal eyleme katılmaları nedeniyle 11/12/2003 tarihinde göreve gelmedikleri için uyarma cezası verilmesinin, her ne kadar bu ceza çok küçük olsa da, sendika üyelerinin çıkarlarını korumak için meşru grev ya da eylem günlerine katılmaktan vazgeçirecek bir nitelik taşıdığı, öğretmenlere verilen disiplin cezasının «acil bir sosyal ihtiyaca » tekâbül etmediği ve bu nedenle « demokratik bir toplumda gerekli » olmadığı sonucuna varmış ve bunun sonucu olarak, bu davada, başvuranların AİHS’nin 11. maddesi anlamında gösteri yapma özgürlüğünü etkili bir şekilde kullanma haklarının orantısız olarak çiğnendiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11.maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Bu duruma göre davacının, üyesi olduğu sendikanın aldığı bir karar sonucunda gerçekleşen göreve gelmeme eylemine katılması, özürsüz olarak göreve gelmemek fiili kapsamında değerlendirilemeyeceğinden ve sendikal faaliyet kapsamında bir fiil olarak kabulü gerektiğinden, disiplin suçu teşkil etmeyen eylem nedeniyle davacıya 657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendinin (b) alt bendi uyarınca disiplin cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık ve bu işleme karşı açılan davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, davacının brüt maaşından kesilen tutarın yasal faiziyle birlikte tazmin edilmesi istemi hakkında da bozma kararı üzerine verilecek kararda hüküm kurulacağı açıktır.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 29/11/2016 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

(X) KARŞI OY :

Dava konusu olayda, davacı Anestezi Teknikeri olup, …. Sendikası’nın ilgili kurullarınca aldığı iş bırakma eylemi kararı uyarınca, 13/03/2015 tarihinde işe gitmediği, bu durumu (sendikal eylem kapsamında işe gitmeyeceğini) gerek kendi, gerek üyesi olduğu sendikanın yerel şubesi, gerekse Sendika yetkili kurulları tarafından …Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne bildirilmediği görülmektedir.
Davacının sendikal faaliyet kapsamında iş bırakabileceği ancak çalıştığı kurumun insan sağlığına ilişkin kamu hizmeti gören bir kurum olması, davacının Anestezi Teknikeri olması nedeniyle, sendikal faaliyet kapsamında herhangi bir zamanda iş bırakma eylemi söz konusu olduğunda, bu hususun çalıştığı kamu kurumuna bildirilmesi gerektiği, aksi halde idarenin personel koordinasyonunu sağlayamaması nedeniyle planlı operasyonların yapılamaması, acil vakalarda müdahale edilememesi, sağlık hizmeti bekleyen kişiler yönünden yaşam hakkına müdahale niteliğine varan sonuçlar ortaya çıkarabilecektir.
Davacı tarafından, iş bırakma eylemine katılacağını çalıştığı kamu kurumuna bildirmemek suretiyle sağlık hizmetleri aksatılmış olup, davacının anılan eyleminin, mazeret kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, bu nedenle temyiz isteminin reddiyle İdare Mahkemesi kararının bu gerekçe ile sonucu itibarıyla onanması görüşüyle Daire kararına katılmıyorum.