• ÖZET :
  • Kural olarak; dava açıldıktan sonra sebebinde, konusunda, delillerde ve diğer hususlarda usulüne ilişkin işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi mümkün olduğu gibi davanın konusunda da ıslah mümkündür.
  • Ne var ki; ıslahla kastedilen dava konusu edilen hususların genişletilmesi veya değiştirilmesidir. Dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. (HGK’nin 26.09.2011 tarihli ve 2011/1-364 Esas, 2011/453 Karar sayılı ilamı). Yani Islah yoluyla dava dilekçesindeki talep edilen miktar artırılabilir ise de dava dilekçesinde ileri sürülmeyen yeni bir talebin ıslah yoluyla dava konusu yapılması mümkün değildir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi         

2019/3473 E.  ,  2021/3023 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kiralananın Tahliyesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece görevsizlik kararı verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili; vekil edeninin,… Caddesi 76 Sokak … Apartmanı No: 10/4 adresinde bulanan taşınmazı 12/06/2012 tarihinde satın aldığını, satın aldıktan sonra davalıya ihtiyaç nedeniyle taşınmazı tahliye etmesi için ihtarname gönderildiğini, ancak davalının tahliye ihtarına rağmen davaya konu taşınmazı tahliye etmediğini ve belirtilen nedenlerle yeni iktisap nedeniyle davalının davaya konu taşınmazdan tahliyesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; vekil edeni ile davacı arasında kira sözleşmesi bulunmadığı, dava konusu tahliyesi talep edilen taşınmazın davalıya miras yolu ile intikal ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, görevsizlik kararı verilmiş, verilen hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira aktine dayalı satın alma ve ihtiyaç nedeniyle tahliye istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK‘nin 4. maddesinde sulh hukuk mahkemelerinin görevi belirlenmiş olup buna göre dava konusunun değer ve tutarına bakılmaksızın kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar, taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davalar, taşınır ve taşınmaz mallarda salt zilyetliğin korunmasına yönelik olan davalar ve bu kanun ile diğer kanunların sulh hukuk mahkemesi ve sulh hukuk hakimini görevlendirdiği davalardır. Yine Kanun’un 383. maddesinde çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkemenin aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesi olduğu düzenlenmiştir.
Somut olaya gelince; davacı satın almak suretiyle iktisap ettiği taşınmaza ihtiyacı olduğundan bahisle 6570 Sayılı Yasanın 7/d maddesindeki koşullardan yararlanmak suretiyle tahliye isteminde bulunmuştur. Bu husus, gerek dava dilekçesinden gerekse davacı tarafından davalıya gönderilen … 2. Noterliği’nin 13.06.2012 tarihli ve 5809 yevmiye numaralı ihtarnamesindeki ‘’muhatabın kiracı olarak bulunduğu’’ ifadesinden de açıkça anlaşılmaktadır.
Islah kurumu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 176. ve devamı maddelerinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
Islah, davacı veya davalının, iddianın ve savunmanın değiştirilmesi yasağı kapsamındaki usul işlemlerini, karşı tarafın iznine ve hâkimin onayına bağlı olmaksızın belli kurallar çerçevesinde bir defaya mahsus olmak üzere düzeltmesini sağlayan bir usul hukuku kurumudur.
Kural olarak; dava açıldıktan sonra sebebinde, konusunda, delillerde ve diğer hususlarda usulüne ilişkin işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi mümkün olduğu gibi davanın konusunda da ıslah mümkündür.
Ne var ki; ıslahla kastedilen dava konusu edilen hususların genişletilmesi veya değiştirilmesidir. Dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. (HGK’nin 26.09.2011 tarihli ve 2011/1-364 Esas, 2011/453 Karar sayılı ilamı). Yani Islah yoluyla dava dilekçesindeki talep edilen miktar artırılabilir ise de dava dilekçesinde ileri sürülmeyen yeni bir talebin ıslah yoluyla dava konusu yapılması mümkün değildir.v
Somut olayda; davacı, dava dilekçesinde satın almak suretiyle iktisap ettiği taşınmaza ihtiyacı olduğundan bahisle 6570 Sayılı Yasanın 7/d maddesindeki koşullardan yararlanmak suretiyle tahliye isteminde bulunmuş olup davacı taraf sonradan da talebini ıslahla değiştirmemiştir. 13.02.2014 tarihli celsede davacı vekilinin ‘’davalı … ile taşınmazı satın aldığımız kişi arasında kira akdi bulunmamaktadır’’ şeklindeki beyanı ıslah sayılmaz.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, mahkemece gerekli yargılama yapılarak davanın esası hakkında bir karar vermek yerine yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 31.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bir Cevap Yazın