Anlaşmalı boşanma kararının on yıl geçtikten sonra tebliğe çıkartılması dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir.

Anlaşmalı Boşanma kararının on yıl geçtikten sonra tebliğe çıkartılması dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir.

  • ÖZET :
  • Tarafların anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verilmiş, mahkemenin gerekçeli kararı, aradan on yıl geçtikten sonra davacı tarafından tebliğe çıkartılmış, kararın 25.05.2023 tarihinde davalı erkeğe tebliğ edilmesi üzerine, davalı erkek süresi içerisinde kararı temyiz etmiştir. Davalı erkek temyiz dilekçesinde karar tarihinden sonra davacı kadın ile bir arada yaşadıklarını, boşanma kararının bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Kararın on yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra tebliğe çıkarılması, 4721 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. 4721 sayılı Kanunu’nun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında belirtildiği gibi bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Gerçekleşen bu durum karşısında, boşanma iradesinin samimi olmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi         

2023/6270 E.  ,  2023/4616 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
SAYISI : 2013/160 E., 2013/203 K.
KARAR : Davanın kabulü

Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı erkek tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı kadın dava dilekçesinde özetle; davalı ile boşanmaya karar verdiklerini, boşanmanın tüm sonuçlarında anlaştıklarını belirterek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu`nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca boşanmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı erkek duruşmada açılan davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, boşanmanın mali sonuçları hususunda taraflarca kabul edilen düzenlemenin mahkemece de uygun bulunduğu, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı gerekçesi ile davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun`un 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocuk Aysu Demirel`in velâyetinin davalı babaya, ortak çocuk …`in velâyetinin davacı anneye verilmesine, kişisel ilişki kurulmasına, tarafların tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakası, maddî ve manevî tazminat, alacak, edinilmiş mal, ziynet eşyası talebi bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı erkek; eşinin baskısı ile boşanma protokolünü imzaladığını, karar tarihinden sonra eşi ile bir arada yaşadıklarını, davacının asıl amacının boşanma kararını tehdit olarak kullanmak olduğunu, boşanmaktan vazgeçtiğini, davanın reddine karar verilmesini istediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Mahkeme tarafından anlaşmalı boşanmaya dair verilen kararın uzun bir süre sonra tebliğe çıkartılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığı, tarafların evilik birliğinin devam ettiği iddialarının değerlendirilmesi gerekip gerekmediği, anlaşmalı boşanma iddiasından vazgeçilmiş sayılıp sayılmayacakları noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 4721 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi, 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrası.

3. Değerlendirme
Davalı kadın tarafından açılan davanın yapılan yargılaması sonucunda 08.04.2013 tarihli kararla tarafların anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verilmiş, mahkemenin gerekçeli kararı, aradan on yıl geçtikten sonra davacı tarafından tebliğe çıkartılmış, kararın 25.05.2023 tarihinde davalı erkeğe tebliğ edilmesi üzerine, davalı erkek süresi içerisinde kararı temyiz etmiştir. Davalı erkek temyiz dilekçesinde karar tarihinden sonra davacı kadın ile bir arada yaşadıklarını, boşanma kararının bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Kararın on yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra tebliğe çıkarılması, 4721 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. 4721 sayılı Kanunu’nun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında belirtildiği gibi bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Gerçekleşen bu durum karşısında, boşanma iradesinin samimi olmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Mahkeme kararının yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

İşbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,10.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İLGİLİ;

➡️ Anlaşmalı boşanma davasından feragat, dava tarihinden önceki olayların affedildiği anlamına gelir mi?

➡️ Feragat edilen dava münhasıran TMK’nın 166/3. maddesine dayalı olarak açılmışsa, anlaşmalı boşanma davasından feragat, dava tarihinden önceki olayların affedildiği sonucunu doğurmaz.

➡️ O halde, taraflardan biri feragatle sonuçlanan anlaşmalı boşanma davasının dava tarihinden önceki vakıalara dayanarak herhangi bir boşanma sebebine dayalı olarak boşanma davası açabilir. Açılan davada anlaşmalı boşanma davasının dava tarihinden önceki vakıaların da kusur belirlemesinde dikkate alınması gerekir.Yargıtay 2. Hukuk Dairesi     2020/548 E.  ,  2020/1743 K.

➡️ Anlaşmalı boşanma protokolünde “Tarafların birbirlerinden başkaca maddi ve manevi tazminat talepleri bulunmamaktadır.” şeklindeki ifade boşanmanın fer’i niteliğindeki alacaklar için geçerli olup sonradan mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı talepte bulunulmasına engel midir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2019/8-335E, 2022/850K, 07.06.2022T.

➡️ Anlaşmalı Boşanma Davası Dilekçe Örneği

➡️ Anlaşmalı Boşanma Protokol Örneği

➡️ Boşanma protokolünde kararlaştırılan iştirak nafakasının her yıl %20 oranında artırılmasına ilişkin maddeye rağmen nafaka artış oranı mahkemece değiştirilebilir mi?

➡️ Anlaşmalı boşanma davasından feragat, dava tarihinden önceki olayların affedildiği sonucunu doğurmaz.

➡️ Anlaşmalı boşanma davasında müşterek çocuk için nafaka istenmemiş olması daha sonra iştirak nafakası talep etmeye engel teşkil eder mi?

➡️ Taraf vekillerince imzalanmış anlaşma protokolü esas alınarak taraflar dinlenmeden anlaşmalı boşanma kararı verilmesi bozma sebebidir.

➡️ Anlaşmalı boşanma protokolünde, tarafların her ne suretle olursa olsun nafaka talebinde bulunamayacaklarının kararlaştırılması –  Daha sonra iştirak nafakası talep etmeye engel teşkil etmeyeceği…


SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top