Araç Mahrumiyet Bedeli Hesaplama: Bilirkişi Raporu ve Yargıtay İçtihatları

Araç Mahrumiyet Bedeli – Makul Süre

Araç mahrumiyet bedeli belirlenirken onarım için gereken makul sürenin tespiti gerekir. Aracın onarıma geç verilmesi veya servis yoğunluğu nedeniyle aracın geç teslim edilmesi gibi hususlar davalıya yüklenemez.

Trafik kazalarında araç mahrumiyeti nedeniyle zarar belirlenirken aracın hasar durumuna göre onarımı için gereken makul sürenin belirlenmesi ve belirlenen bu süre üzerinden zarar hesabının yapılması gerekir.

Bilirkişi Raporu Gerekli mi?

Bu hesaplama ise çözümü hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir husus olup mahkemece bilirkişi görüşüne başvurulmalıdır. Mahkemece alınan 04/07/2018 tarihli bilirkişi raporunda davacının aracının onarımı için gereken makul süre 20 iş günü olarak belirlenmiştir.

Geç onarıma verilmesi – Servis yoğunluğu

Davacıdan kaynaklanan sebeplerle aracın geç onarıma verilmesi, servis yoğunluğu nedeniyle onarımda geçen süre, aracın kiralayana geç teslim edilmesi vb. hususlar davalıya yüklenemez.

Pert Farkı-Araç Mahrumiyet Bedeli Tazminatı Dava Dilekçe Örneği

davacı aracının modeli, yaşı, kaza sonucu meydana gelen hasar durumu, km’si, kullanım tarzı vs de gözönünde bulundurularak aracın onarımının mı, pertinin mi uygun (ekonomik) olduğu, pertinin ekonomik olması halinde aracın olay tarihindeki 2.el piyasa rayiç değeri ile sovtaj değerinin (hasarlı hali ile ederinin) ve davacı tarafın aynı model ve özellikle yeni bir araç alması için gerekli makul sürenin tespit edilmesi ve bu süre içinde davacının yapması gerekli zorunlu giderler (yakıt masrafı v.s.) tenzil edilerek araç mahrumiyetinin belirlenmesi hususlarında, hasar konusunda uzman bilirkişiden açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli bir rapor alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.

Kural olarak haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50’nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı tarafından araç kiraladığına dair belge veya ödeme belgeleri sunulmasa da hakim zararı belirleyebilir. Bu durumda mahkemece, davacı aracında oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin belirlenmesi, ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan ve bu süre içinde davacının (ikame araç) ödemesi gereken bedelin ne olacağı konularında alınan bilirkişi raporuna göre davacının araç mahrumiyet bedeli talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

Davacı tarafından araç kiraladığına dair belge veya ödeme belgeleri sunulmasa da hakim araç mahrumiyet bedelini belirleyebilir.

Kaza sonucu aracında hasar oluşan kişi, araçtan mahrum kaldığı süre boyunca ikame araç kiralamamış veya ödeme belgesi sunmamış olsa bile, araç mahrumiyet bedelini davalıdan talep edebilir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
2020/1587 E., 2020/4597 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … Operasyonel Taşıt Kiralama ve Turizm Anonim Şirketi vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 03/07/2015 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 09/07/2019 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2)Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davacı şirketin araç kiralama işi ile iştigal eden bir şirket olduğunu, davalının sevk ve idaresindeki araç ile davacı şirkete ait olup dava dışı kişiye kiralanan araca çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, meydana gelen olayda davalının asli ve tam kusurlu olduğunu, bu kaza nedeniyle davacı şirkete ait araçta değer kaybı ve şirket nezdinde de kazanç kaybı meydana geldiğini, davacı şirket tarafından kiralayana kazaya uğrayan aracın yerine muadil bir araç vermek zorunda kaldığını, oluşan değer kaybı ve kazanç kaybının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, yetki itirazında bulunarak davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, olay tarihinde davalının davacıya ait araca tam kusurlu şekilde çarpması sonucu aracın hasara uğradığı, davacının ticari defter kayıtlarının incelenmesi sonucunda icra takibinde haklı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafından kazaya karışan aracın yerine muadil bir aracın 81 günlüğüne kiralayana verildiği, icra takibinde de 81 gün üzerinden kazanç kaybı ve dolayısıyla araç mahrumiyet zararı talep edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeline ilişkin olarak alınan 04/07/2018 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; araçtaki hasar seviyesi dikkate alındığında aracın 20 iş günü içerisinde tamir edilebileceği, muadil bir aracın günlük kira bedelinin 256 TL olduğu
yönünde görüş bildirilmiş ve 20 gün için araç mahrumiyet zararı 5.120,00 TL olarak hesaplanmıştır. Bilirkişi raporuna itiraz edilmesi üzerine mahkemece davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yetkisi verilerek aynı bilirkişi kurulundan ek rapor alınmıştır. Bilirkişi kurulu 11/12/2018 tarihli ek raporunda; davacının ticari defterlerinde araç mahrumiyet zararının 81 gün ve günlüğü 260 TL üzerinden hesaplandığı, defter kayıtlarına göre hesaplama yapılması halinde davacının talep edebileceği araç mahrumiyet zararı miktarının 21.060,00 TL olduğunu, ancak kök raporda 20 iş günü olarak belirlenen tamir süresinin makul olduğu ve kök raporda belirlenen araç mahrumiyet zararı yönünden görüşlerinde değişiklik olmadığını, takdirin mahkemeye ait olduğunu bildirmişlerdir. Mahkemece de 11/12/2018 tarihli ek bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Trafik kazalarında araç mahrumiyeti nedeniyle zarar belirlenirken aracın hasar durumuna göre onarımı için gereken makul sürenin belirlenmesi ve belirlenen bu süre üzerinden zarar hesabının yapılması gerekir. Bu hesaplama ise çözümü hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir husus olup mahkemece bilirkişi görüşüne başvurulmalıdır. Mahkemece alınan 04/07/2018 tarihli bilirkişi raporunda davacının aracının onarımı için gereken makul süre 20 iş günü olarak belirlenmiştir. Davacıdan kaynaklanan sebeplerle aracın geç onarıma verilmesi, servis yoğunluğu nedeniyle onarımda geçen süre, aracın kiralayana geç teslim edilmesi vb. hususlar davalıya yüklenemez.
Şu durumda mahkemece, davacının araç mahrumiyet zararına yönelik olarak zararın hesaplanması yöntemi itibarıyla Yargıtay içtihatlarına uygun, gerekçeli ve denetime elverişli olan 04/07/2018 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınması ve bu rapora istinaden hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalının diğer temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 23/12/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.


SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top