Sigorta Hukuku · İçtihat Analizi
Maddi Hasarlı Kazada Olay Yerini Terk:
ZMSS B.4/f Rücu Hakkına İlişkin Yargıtay İçtihatı
ZMSS B.4/f Rücu Hakkına İlişkin Yargıtay İçtihatı
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2024/11202, K. 2025/2473 · 13 Şubat 2025
Kararın Özeti
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 13 Şubat 2025 tarihinde verdiği bölge adliye mahkemeleri arasındaki uyuşmazlık giderme kararıyla şu ilkeyi bağlayıcı hale getirdi: ZMSS Genel Şartları B.4/f bendi, salt maddi hasarlı trafik kazalarında da uygulanır; haklı neden olmaksızın olay yerini terk eden sigortalıya, bedensel zarar doğmamış olsa bile sigortacı içe rücu edebilir.
Giriş: Çözüme Kavuşan Dört Yıllık Tartışma
01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Genel Şartları, B.4/f bendi ile sigortacının sigortalıya rücu edebileceği yeni bir hal öngördü. Fakat madde metni, uygulamada uzun süre tartışmaya yol açtı: Bu hüküm yalnızca bedensel zararlı kazalarda mı geçerliydi, yoksa sırf araç hasarıyla sonuçlanan kazalarda da uygulanabilir miydi?
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, hükmü yalnızca bedensel zararlı kazalara özgü sayarak maddi hasarlı davalarda rücu taleplerini reddederken; İstanbul, Antalya, Ankara ve Sakarya bölge adliye mahkemeleri tam karşı yönde kararlar verdi. Mahkeme içtihatları arasındaki bu köklü çelişki, 5235 sayılı Kanun’un 35/3. maddesi kapsamında uyuşmazlık giderme yolunu açtı.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 13.02.2025 tarihli ve E. 2024/11202, K. 2025/2473 sayılı kararıyla uyuşmazlığı oy birliğiyle giderdi: Maddi hasarlı trafik kazalarında dahi olay yerini terk, ZMSS B.4/f kapsamında içe rücu sebebidir. Bu makale, kararın hukuki temelini, BAM uygulamalarının neden ayrıştığını ve kararın pratik sonuçlarını 40 yıllık hukukçu gözüyle ortaya koymaktadır.
Yasal Çerçeve: KTK m. 95/2 ve ZMSS Genel Şartları
İçe Rücunun Hukuki Dayanağı
Karayolları Trafik Kanunu’nun 95/2. maddesi uyarınca sigortacı, tazminat yükümlülüğünü azaltan ya da ortadan kaldıran halleri zarar görene karşı ileri süremez; ancak zarar görene yaptığı ödemenin ardından sigorta sözleşmesi ve ilgili kanun hükümleri çerçevesinde sigorta ettirenine rücu edebilir. Sigortacının bu içe rücu hakkı, kaynağını sigorta sözleşmesinden almaktadır: Sigortacı, sözleşmede öngörülen sınırlar dahilinde kendi âkidine dönmektedir.
01.06.2015 Öncesi ve Sonrası: Belirleyici Fark
01.06.2015 tarihinden önce düzenlenen poliçelere ilişkin ZMSS Genel Şartlarının B.4. maddesi, rücu nedenleri arasında olay yerinin terk edilmesini saymıyordu. Bu nedenle eski tarihli poliçeler kapsamındaki kazalarda sigortacı, yalnızca bu gerekçeyle sigortalısına rücu edemeyecektir; kararın uygulama alanı 01.06.2015 sonrası poliçelerle sınırlıdır.
01.06.2015 sonrasında yürürlüğe giren Genel Şartların B.4/f bendi şöyle düzenlenmiştir:
ZMSS Genel Şartları B.4/f Maddesi
“Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde”
sigortacı, üçüncü kişiye yaptığı ödeme nedeniyle sigortalısına rücu edebilir.
Metnin Neden Tartışmalı Olduğu
Yargıtay’ın da kararında açıkça belirttiği üzere, B.4/f “çok iyi kaleme alınmamış” bir maddedir. İstisna hükmünün (“tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme…”) madde metninin başına yazılması, sanki tüm hükmün yalnızca bedensel zararlı kazalara özgü olduğu izlenimini yaratmıştır. Oysa istisnalar asıl kuralın kapsamını değil, yalnızca kuralsız terk halini dışarıda bırakacak mazeretleri tanımlamaktadır.
Bölge Adliye Mahkemeleri Arasındaki Derin Çelişki
Uyuşmazlık giderme başvurusuna konu kararlar incelendiğinde, ülke genelindeki istinaf yargısının ikiye bölündüğü görülmektedir.
❌ Rücuyu Reddeden Görüş
İzmir BAM 11. HD (2023/1896 K.)
B.4/f hükmünün işlerlik kazanabilmesi için kazanın bedensel zarara yol açması zorunludur. Maddi hasarlı kazalarda olay yeri terki, sigortacı lehine rücu hakkı doğurmaz; teminat kapsamını ortadan kaldırmaz.
✅ Rücuya Cevaz Veren Görüş
Ankara, İstanbul, Antalya, Sakarya BAM
B.4/f, hem maddi hem bedensel zararlı kazalarda uygulanır. İstisna hükmü yalnızca bedensel zararlı kazalara özgü mazeretleri düzenler; maddi hasarlı kazalarda ise terk doğrudan rücu sebebidir; mazeret kabul edilmez.
Bu ayrışma, aynı kaza koşulları altında farklı BAM çevresindeki sigortalılar arasında köklü hak eşitsizliğine yol açıyordu. Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu, durumu 5235 sayılı Kanun’un 35/3. maddesi kapsamında Yargıtay’a taşıdı.
Yargıtay’ın Hukuki Çözümlemesi
1. Madde Metninin Doğru Yorumu
Yargıtay’a göre B.4/f’nin doğru okunuşu şudur: Madde, maddi ya da bedensel hasara neden olan tüm trafik kazalarında olay yeri terkini ve gerekli belge düzenleme yükümlülüğüne aykırılığı rücu sebebi saymaktadır. Bedensel zarara ilişkin ifade, yalnızca bu türdeki kazalarda tanınan ek mazeret gerekçelerini (sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği) düzenlemek amacıyla madde metnine girmiştir. Maddi hasarlı kazalarda bu mazeretlerin madde metninde açıkça zikredilmemiş olması, olay yeri terkinin rücu sebebi olmadığı anlamına gelmez; aksine maddi hasarlı kazalarda geçerli mazeret alanı daha dardır.
2. Sigortacının Durumunu Ağırlaştırma Gerekçesi
Kaza yerinin terk edilmesi, sigortacının durumunu nesnel olarak ağırlaştırmaktadır. Sürücü olay yerinde olmadığında kaza tespit tutanağı polis tarafından resen düzenlenebilir; ancak alkol raporu artık hiçbir surette alınamaz. B.4/f’nin (b) ve (c) bentleri, ehliyetsiz ve alkollü sürücü hallerini ayrıca rücu sebebi sayar. Olay yerini terk eden sürücü, bu hallerin tespitini fiilen imkânsız kılmakta; sigortacının olası rücu haklarını kullanmasının önünü kapatmaktadır. Makul bir sürücünün kaza sonrası olay yerinde kalması bu nedenle meşru bir beklentidir.
3. Hükmün Bağlayıcılığı ve Kapsamı
5235 sayılı Kanun’un 35. maddesi çerçevesinde verilen uyuşmazlık giderme kararları, Yargıtay’ın iç hiyerarşisinde bağlayıcı nitelik taşır. Bölge adliye mahkemelerinin bu ilkeye aykırı kararları, bölge içi uyuşmazlık mekanizmaları veya temyiz yoluyla denetlenebilecektir.
İspat Yükü: Kim Ne İspat Edecek?
Kararın en kritik pratik boyutu ispat yükünün dağılımına ilişkindir. Yargıtay bu konuda net bir çerçeve çizmiştir:
1
Sigortacı Ne İspat Eder?
Kaza sonrası olay yerinin terk edildiğini. Kaza tespit tutanağında “firar”, “kaçtı”, “yok” gibi tespitler bu konuda güçlü bir delil oluşturur.
2
Sigortalı Ne İspat Eder?
Ayrılmanın zorunlu bir hal nedeniyle gerçekleştiğini: tedavi amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği endişesi veya benzer meşru gerekçe.
!
Sonuç
Sigortalı zorunlu hal ispatını başaramazsa rücu koşulları oluşmuş sayılır. Mazeret öne sürülmemiş olması tek başına rücu talebini kabul ettirmez.
Antalya BAM’ın somut örneği bu ilkeyi net biçimde sergiliyor: Araçta hasta yolcu olduğunu öne süren sigortalının, bu gerekçeyle kendisinin sağlık kuruluşuna gitmediği ve kaza yerini bırakırken tanıkların da polikliniğe kendiliğiyle gittiği tespit edilince rücu koşulları gerçekleşmiş kabul edildi (Antalya BAM 11. HD, 2021/742 E., 2023/372 K.).
Mazeret Olabilecek Zorunlu Haller: Neler Sayılır?
Yargıtay, zorunlu hallerin madde metninde sayılan örneklerle sınırlı olmadığını, sınırlı sayı (numerus clausus) ilkesinin geçerli olmadığını açıkça vurgulamıştır. Bununla birlikte kabul görmesi en olası durumlar şöyle sıralanabilir:
Tedavi veya Yardım Amaçlı Hastane
Sürücünün ya da araçtaki birinin acil tıbbi müdahale gerektiren durumu. Hastane kaydı ile belgelenmelidir.
Can Güvenliği Tehlikesi
Kavga, linç girişimi, tehdit gibi somut ve ciddi tehlike. Soyut endişe yeterli değildir; tanıklık veya güvenlik kamerası kaydı aranacaktır.
Benzer Zorunlu Nedenler
Doğal afet, başka bir aracın tutum yolu kapatması gibi olağanüstü haller. Her somut olay ayrı değerlendirilir.
⚠️ Mazeret Sayılmayan Durumlar
Poliçe sahibi ile sürücünün farklı kişiler olması tek başına mazeret değildir. Şok veya panik gibi subjektif psikolojik haller, somut ve nesnel bir tehlikeyle desteklenmedikçe kabul edilmez. Sürücünün olay yeri yerine doğrudan polise ya da savcılığa gitmesi de yeterli bir mazeret oluşturmayabilir; tutanak düzenleme yükümlülüğü kural olarak olay yerinde yerine getirilmelidir.
Kararın Yargısal Uygulama Çerçevesi
| Durum | Poliçe Tarihi | Rücu Mümkün mü? |
|---|---|---|
| Maddi hasarlı kaza + olay yeri terk | 01.06.2015 sonrası | ✅ Evet |
| Bedensel zararlı kaza + olay yeri terk (zorunlu hal yok) | 01.06.2015 sonrası | ✅ Evet |
| Bedensel zararlı kaza + terk (zorunlu hal: hastane kaydı var) | 01.06.2015 sonrası | ❌ Hayır |
| Maddi hasarlı kaza + olay yeri terk | 01.06.2015 öncesi | ❌ Hayır |
| Maddi hasarlı kaza, sürücü olay yerinde kaldı | Herhangi | ❌ Bu gerekçeyle hayır |
Pratik Sonuçlar: Sigortalı, Sürücü ve Sigorta Şirketi Ne Yapmalı?
Sürücüler İçin
Bu karar, Karayolları Trafik Kanunu’nun zaten öngördüğü kaza sonrası bekleme ve tutanak yükümlülüğünü pekiştirmektedir. Artık yalnızca cezai yaptırım değil, doğrudan mali sorumluluk da gündeme gelebilmektedir: Sigorta şirketi, kazayı tazmin ettikten sonra sürücüye ya da araç işletenine dönebilir. Sürücünün olay yerinden zorunlu olarak ayrılması gerekiyorsa durumu kaza tutanağına derhal işletmesi, hastane kaydı veya güvenlik kayıtlarını titizlikle saklaması ve sigorta şirketine en kısa sürede bildirimde bulunması hayati önem taşır.
Sigorta Şirketleri İçin
Kaza tespit tutanağında “firar”, “olay yerinde bulunmadı” gibi tespitler artık yalnızca cezai şikâyet malzemesi değil, aynı zamanda doğrudan rücu davasının hukuki gerekçesidir. Hasar dosyasının oluşturulması aşamasında bu tespitin belgelenmesi ve sigortalıya tebligat yapılarak savunması alınması rücu davasını güçlendirecektir.
Avukatlar İçin
Rücu davasına muhatap sigortalıyı temsil eden avukat için birincil savunma hattı zorunlu hal ispatıdır. Buna ek olarak poliçe tarihinin tespiti (01.06.2015 öncesi/sonrası), kaza tutanağındaki terk tespitinin doğruluğunun sorgulanması ve rücu miktarının hesabının denetlenmesi kritik aşamalar olacaktır.
Sıkça Sorulan Sorular
Maddi hasarlı kazada olay yerini terk ettim; sigorta şirketi benden rücu talebinde bulunabilir mi?
Evet, 01.06.2015 sonrası düzenlenen poliçeniz varsa ve haklı bir neden olmaksızın ayrıldıysanız sigorta şirketi ZMSS B.4/f uyarınca içe rücu davası açabilir. Bu içtihat, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından 13.02.2025 tarihinde bağlayıcı biçimde kesinleşmiştir.
Rücu davası açılmaması için ne yapmalıyım?
Zorunlu hal nedeniyle ayrıldıysanız bunu belgeleyin: hastane acil kaydı, tanık ifadesi, kameralar. Ayrılmadan önce ya da hemen ardından polisi arayın, tutanağa gerekçenizi işletin. Sigorta şirketinize derhal bildirimde bulunun. Açılmış bir rücu davasında ise mazeret ispatını yapabilecek hukuki danışmanlık alın.
Kaza tutanağında “firar etti” yazıyor ama ben ayrılmadım; ne yapabilirim?
Tutanağa itiraz hakkınız bulunmaktadır. Olay yerinde kaldığınızı gösteren tanıklık, güvenlik kamerası görüntüsü veya telefon konum verisi gibi delillerle bu tespite karşı çıkabilirsiniz. Hukuki itirazın bir avukat aracılığıyla yürütülmesi önerilir.
Araç sahibi ile sürücü farklı kişiler; rücu kime yapılır?
ZMSS, araç işletenini sigorta ettirir. Sigortacı, KTK m. 95/2 uyarınca kendi akidi olan sigorta ettirenine — yani genellikle araç sahibi ya da işletene — rücu eder. Sürücünün araç sahibinden farklı olması, işletenin rücu sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; işleten sürücüye dönme hakkını ayrıca değerlendirebilir.
Bu Yargıtay kararı temyiz yoluyla mı geldi?
Hayır. Karar, 5235 sayılı Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluşu Hakkında Kanun’un 35/3. maddesi kapsamında bölge adliye mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi yoluyla verilmiştir. Bu mekanizma temyizden bağımsız olup BAM daireleri arasındaki kararların çelişmesi üzerine Yargıtay’ın birleştirici içtihat oluşturmasını sağlar.
Alkol raporu alınamaması bu içtihatla nasıl ilişkili?
Yargıtay, bu bağlantıyı doğrudan kurmuştur. Olay yerini terk eden sürücünün alkol raporu düzenlenemez; dolayısıyla B.4/f(b-c) kapsamındaki alkollü-ehliyetsiz sürücü rücu hakları da fiilen kullanılamaz hale gelir. Bu durum, terk eyleminin sigortacının hukuki pozisyonunu nesnel olarak ağırlaştırdığının en somut göstergesidir.
Sonuç: Madde Metninin Yorumunu Kökten Değiştiren Bir İçtihat
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2025/2473 sayılı kararı, dört yılı aşkın bir istinaf uyuşmazlığını sona erdirerek ZMSS hukukuna önemli bir yorum ilkesi kazandırdı. Artık B.4/f bendinin uygulama alanının yalnızca bedensel zararlı kazalarla sınırlı olduğu savunulamaz; bedensel zarar doğmasa dahi sigortalının olay yerini haklı neden olmaksızın terk etmesi içe rücu için yeterlidir.
Kararın dikkat çeken bir diğer boyutu, ispat yükünü sigortalı üzerinde bırakmasıdır. Terk eyleminin belgelenmesi sigortacı için yeterlidir; karşı tarafın savunma yükümlülüğü başlamaktadır. Bu durum, kaza sonrasını titizlikle belgeleyen sigortalıyı koruyan, ihmalkar ya da kötü niyetli terki ise ciddi mali riske sokan dengeli bir yapı ortaya çıkarmaktadır.
Madde metninin iyi kaleme alınmamış olduğu Yargıtay tarafından da kabul edilmiştir. Bu yapısal sorun, ileride genel şartlarda yapılacak bir revizyonu zorunlu kılmaktadır. O güne kadar uygulamanın pusulanın bu içtihada göre çizileceği kesindir.
Kararın Künyesi
Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/11202
Karar No
2025/2473
Tarih
13 Şubat 2025
Karar Türü
BAM Uyuşmazlık Giderme (5235 s.K. m.35/3)
Oylama
Oy birliğiyle
Bu makale sanalhukuk.org tarafından bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.
© 2026 sanalhukuk.org · Herkes İçin Adalet
SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



