Boşanmada Mal Kaçırma ve Muvazaalı Tapu Devri: Katılma Alacağınızı Nasıl Korursunuz? (2026)

Boşanmada Muvazaalı Mal Devri: Katılma Alacağı İçin Tapu İptali Davası Açmak Şart mı? (2026)

Muvazaalı Tapu Devrinde İİK m. 283/1 mi, İhtiyati Tedbir mi? | HGK 2021/65 K. – 4. HD 2025/10501 K. Çatışması
Sanal Hukuk
sanalhukuk.org
Anasayfa Aile Hukuku Yargıtay İçtihat Analizi
Yargıtay İçtihat Gerilimi Analizi — 2026
Muvazaalı Tapu Devrinde İİK m. 283/1 mi, İhtiyati Tedbir mi? HGK ile 4. HD Arasındaki Çatışma
Karar 1 — HGK (İİK m. 283/1 kıyasen uygulanmalı)
Esas
2017/4-1446 E.
Karar
2021/65 K.
Daire
Hukuk Genel Kurulu
⚠ Karar 2 — 4. HD UYUŞMAZLIK GİDERME (İİK m. 283/1 talepsiz uygulanamaz; doğrusu ihtiyati tedbir)
Esas
2025/2340 E.
Karar
2025/10501 K.
Daire — Tarih
4. Hukuk Dairesi — 02.07.2025
Makalenin Odağındaki Hukuki Gerilim
TBK m. 19’a dayalı muvazaa davalarında geçici hukuki koruma için doğru araç ihtiyati tedbir midir; yoksa esas hüküm de İİK m. 283/1 kıyasen uygulanarak mı kurulmalıdır? Yargıtay HGK (2021) ile 4. HD (2025) bu soruda birbirinden ayrılmaktadır.
⚖ HGK Hükmü — Özet
Katılma alacağını ödememek için yapılan muvazaalı devir nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açan diğer eşin, tapu iptali gerekmeksizin İİK m. 283/1’e göre alacağın tahsili için taşınmazın haciz ve satışını isteyebilmesi yönünde hüküm kurulmalıdır.
⚠ 4. HD 2025/10501 K. — Güncel Ayrışan Görüş
Alacağın tahsili amacıyla TBK m. 19’a dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptaline yönelik davalarda istenmesi ve verilmesi gereken hukuki tedbirin ihtiyati tedbir olması gerekir. Talep olmaksızın İİK m. 283/1 hükmü kıyasen uygulanmak suretiyle haciz ve satış isteme yetkisinin verilmesi doğru değildir.
1. İçtihat Geriliminin Arka Planı
Türk aile hukukunda boşanma sürecinin en sancılı boyutlarından biri mal rejiminin tasfiyesidir. Edinilmiş mallara katılma rejimi altında evliliği boyunca edinilen mallar üzerinde her iki eşin katılma alacağı hakkı doğar (TMK m. 231). Uygulamada bir eş bu alacağı ödememek için boşanma davası açılmadan veya açıldıktan sonra taşınmazlarını üçüncü kişilere devredebilmektedir.
Bu durumda mağdur eşin başvurabileceği iki temel araç bulunmaktadır: TBK m. 19 kapsamında muvazaa davası ve İİK m. 277 vd. kapsamında tasarrufun iptali davası. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2021/65 K. sayılı kararında muvazaa davasının da İİK m. 283/1’i kıyasen ürettiğini ve tapu iptaline hükmedilmeksizin doğrudan haciz ve satış yetkisi kurulması gerektiğini benimsemiştir. Ancak Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 02.07.2025 tarihli kararında bu yaklaşımdan ayrılmıştır: söz konusu davalarda talep olmaksızın İİK m. 283/1 uygulanmasını hatalı bulmuş; geçici hukuki koruma için doğru aracın ihtiyati tedbir olduğunu hükme bağlamıştır.
Bu makale, her iki kararın gerekçelerini, dayandıkları hukuki temelleri ve pratik sonuçlarını karşılaştırmalı biçimde ele almaktadır. HGK kararı hâlâ bağlayıcı niteliğini korumakla birlikte, 4. HD’nin 2025 tarihli ayrışan görüşü dikkat çeken bir içtihat gerilimini gün yüzüne çıkarmıştır.
2. Yasal Çerçeve — İlgili Maddeler
TMK m. 229 — Mal Rejiminin Tasfiyesinde Ekleme
Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası alınmadan olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar, artık değere katılma alacağının hesabında edinilmiş mal olarak dikkate alınır. Bu madde, mal kaçırma girişimlerini doğrudan değerleme düzeyinde engeller; ancak bir yıllık sürenin aşılması ya da devrin karşılıklı görünmesi halinde tek başına yeterli koruma sağlamaz.
TBK m. 19 — Genel Muvazaa Hükmü
Sözleşmenin nitelendirilmesinde tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere değil, gerçek ve ortak iradelerine bakılır. Tapu devri görünümünde ancak katılma alacağını bertaraf etme kastıyla yapılan işlem bu madde kapsamında muvazaalıdır ve geçersizdir. Üçüncü kişi konumundaki eş, muvazaa iddiasını tanık dahil her türlü delille ispat edebilir (HMK m. 203/d).
İİK m. 283/1 — İptal Davasının Sonuçları (Kıyasen Uygulama)
İptal davası sabit olduğu takdirde davacı, davaya konu mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını almak yetkisini elde eder. Davanın konusu taşınmaz ise davalı üçüncü kişi üzerindeki kaydın tashihine gerek olmaksızın o taşınmazın haciz ve satışı istenebilir. Yargıtay bu hükmü, muvazaa davalarında kıyasen uygulamaktadır: muvazaalı devrin ayni sonuç değil şahsi sonuç doğurması nedeniyle tapu iptali yerine doğrudan haciz ve satış yetkisi tanınmaktadır.
HMK m. 33 — Hukuki Nitelendirme Hakimin Görevidir
Olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme ise hakime aittir. Bu kural, mahkemenin dilekçede tapu iptali talep edilmiş olmasına karşın davayı muvazaa hukuku çerçevesinde değerlendirerek İİK m. 283/1 sonucunu kurabilmesinin usul hukuku zeminini oluşturur.
HMK m. 389 — İhtiyati Tedbir
Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden endişe duyulması hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbire karar verilebilir. 4. HD’nin 2025/10501 K. kararına göre TBK m. 19’a dayalı muvazaa davalarında geçici hukuki koruma bu madde kapsamında ihtiyati tedbir olarak talep edilmeli ve verilmelidir; zira talep, davalı borçlunun genel malvarlığına değil dava konusu taşınmazın bizzat kendisine yöneliktir.
İİK m. 281/2 — Tasarrufun İptali Davalarında İhtiyati Haciz
Hâkim, iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında alacaklının talebi üzerine ihtiyati haciz kararı verebilir. 4. HD’ye göre bu açık hüküm yalnızca İİK m. 277 vd. kapsamındaki tasarrufun iptali davalarına özgüdür; TBK m. 19’a dayalı muvazaa davalarında bu madde doğrudan uygulanmaz ve geçici koruma İİK m. 281 değil HMK m. 389 çerçevesinde ihtiyati tedbir olarak kurulmalıdır.
3. HGK Kararının Hukuki Analizi
3.1 Davanın Gerçek Amacı: Tahsil, Tapu Değil
Hukuk Genel Kurulu’nun bu karardaki temel çıkış noktası, dilekçedeki kelime seçiminin değil davacının gerçek hukuki yararının belirleyici olduğudur. Katılma alacağı sahibi eş, tapu iptal ve tescil talep etmiş olsa dahi asıl isteği tapuyu değiştirmek değil, alacağına kavuşmaktır. Bu gerçek, davacının alacağının ayni nitelik değil şahsi nitelik taşıdığına işaret eder. Ayni nitelikte bir alacak muvazaa davasının doğal sonucu olan tapu tesciline yol açarken, şahsi nitelikteki alacak İİK m. 283/1 çerçevesinde haciz ve satış yetkisine dönüşür.
3.2 Muvazaa Davasının Ayni mi, Şahsi mi Sonuç Doğurduğu Sorunu
Klasik öğretide muvazaa davası ayni nitelikte kabul edilir: muvazaa ispatlanınca işlem baştan geçersiz sayılır, taşınmaz borçlunun malvarlığından hiç çıkmamış hale gelir ve tapu borçlu adına düzeltilir. Ancak Yargıtay’ın güncel içtihadı bu yaklaşımı, alacak tahsiline yönelik davalarda kırarak ikili bir ayrım ortaya koymuştur. Katılma alacağına dayalı muvazaa davalarında istemin özü mülkiyetin iadesi değil, alacağın tahsilidir; bu nedenle ayni sonuç değil şahsi sonuç doğması gerekir ve İİK m. 283/1’in kıyasen uygulanması bu mantığın zorunlu uzantısıdır.
3.3 Taleple Bağlılık İlkesiyle Çelişki Var Mı?
Dilekçede tapu iptali talep edilmişken mahkemenin İİK m. 283/1 hükmüne göre haciz ve satış yetkisi kurması, taleple bağlılık ilkesini (HMK m. 26) ihlal eder mi? HGK bu soruya olumsuz yanıt verir. Davanın açılma amacı, dilekçenin sonuç kısmı ve davacının iradesi birlikte değerlendirildiğinde muvazaa iddiasının araştırılarak alacağın tahsilini sağlayan bir hüküm kurulmasının taleple bağlılık ilkesini zedelemediği sonucuna ulaşılmaktadır. Aksine, tapu iptal ve tesciline hükmetmek aşırı bir sonuç doğuracağından ve davacının gerçek yararını aşacağından taleple bağlılık bu durumda İİK m. 283/1 yolunu kapamaz.
3.4 Hükmün Doğru Kurulma Biçimi
Hüküm Unsuru Hatalı Kurulum HGK’nın Benimsediği Doğru Kurulum
Tapu kaydı Borçlu adına tescil kararı Üçüncü kişi üzerindeki kayıt düzeltilmez
İcra yetkisi Tapu iptalinden sonra ayrı icra takibi Doğrudan haciz ve satış yetkisi tanınır
Sınır Taşınmazın tamamı üzerinde ayni etki Davacının alacak ve feri’leriyle sınırlı
Hukuki dayanak TBK m. 19 → tapu tescili TBK m. 19 + İİK m. 283/1 kıyasen
3.5 İcra Takibine Geçilmesi ve Aciz Belgesi Zorunlu Değil
TBK m. 19’a dayalı muvazaa davalarında davacının daha önce icra takibine geçmesi ya da aciz belgesi alması aranmamaktadır. Bu durum, tasarrufun iptali davası (İİK m. 277 vd.) ile temel bir ayrım noktası oluşturur. Boşanma sürecinde katılma alacağını henüz icraya koymamış olan eş, doğrudan muvazaa davası açarak İİK m. 283/1’deki haciz ve satış yetkisinden yararlanabilir.
3.6 Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süre Yok
Tasarrufun iptali davası 5 yıllık hak düşürücü süreye tabidir (İİK m. 284). Muvazaa davasında ise böyle bir süre söz konusu değildir; dava her zaman açılabilir. Bu avantaj, özellikle mal kaçırmanın boşanma davasından yıllar önce planlanmış olduğu durumlarda kritik önem taşır.
4. Muvazaa Davası (TBK m. 19) ve Tasarrufun İptali Davası (İİK m. 277) — Karşılaştırma
Kriter TBK m. 19 Muvazaa İİK m. 277 vd. Tasarrufun İptali
İşlemin niteliği Başından geçersiz (muvazaalı) Kural olarak geçerli, alacaklıya karşı hükümsüz
İcra takibi şartı Gerekmez Gerekir (kesinleşmiş takip)
Aciz belgesi Aranmaz Gerekebilir
Hak düşürücü süre Yok — her zaman açılabilir 5 yıl (İİK m. 284)
İspat Üçüncü kişi: her türlü delil Her türlü delil
Sonuç (taşınmaz) İİK m. 283/1 kıyasen → haciz ve satış İİK m. 283/1 → haciz ve satış
Bedele dönüşme HGK: dönüşmez (283/II uygulanmaz) İİK m. 283/II kapsamında dönüşür
4-B. HGK 2021 — 4. HD 2025: İçtihat Gerilimi ve Değerlendirme
HGK — 2021/65 K.
TBK m. 19’a dayalı muvazaa davalarında muvazaa ispatlanırsa, talep olmaksızın dahi İİK m. 283/1 kıyasen uygulanmalı; tapu iptali gerekmeksizin haciz ve satış yetkisi hükme bağlanmalıdır.
Dayanak: HMK m. 33 (hukuki nitelendirme hakime ait)
4. HD UYUŞMAZLIK GİDERME — 2025/10501 K.
Bu davalarda istenmesi ve verilmesi gereken geçici hukuki koruma ihtiyati tedbirdir. Talep olmaksızın İİK m. 283/1 kıyasen uygulanarak haciz ve satış yetkisi verilmesi doğru değildir.
Dayanak: HMK m. 26 (taleple bağlılık) + HMK m. 389 (ihtiyati tedbir) + İİK m. 281/2 yalnızca tasarrufun iptali davalarına özgüdür
⚠ Önemli Nitelendirme: Uyuşmazlık Giderme Kararı
4. HD’nin 2025/10501 K. kararı, sıradan bir temyiz bozma kararı değildir. İzmir BAM’ın iki dairesi (1. HD ve 24. HD) arasındaki birbiriyle çelişen uygulamayı gidermek için 5235 sayılı Kanun m. 35/3 uyarınca Yargıtay’a taşınan ve uyuşmazlığı bölge adliye mahkemeleri bakımından bağlayıcı biçimde çözen bir içtihat birleştirme niteliğindedir. Bu durum, kararın ağırlığını sıradan bir daire kararının çok ötesine taşımaktadır. Söz konusu karar Bölge Adliye Mahkemelerinin tüm hukuk dairelerine bildirilmek üzere HSK Genel Sekreterliğine de gönderilmiştir.
Gerilimin Hukuki Özü: Farklı Sorular mı, Yoksa Doğrudan Çelişki mi?
İki karar ilk bakışta farklı soruları yanıtlıyor gibi görünebilir: HGK esas hükmün nasıl kurulacağını, 4. HD ise geçici hukuki korumanın niteliğini ele almıştır. Ancak özde birbirleriyle bağlantılıdır. 4. HD, TBK m. 19 davalarında İİK m. 281/2’nin (tasarrufun iptali davalarına özgü ihtiyati haciz) doğrudan uygulanamayacağını, geçici korumanın HMK m. 389 kapsamında ihtiyati tedbir olması gerektiğini hükme bağlarken; dolaylı olarak bu davalarda İİK m. 283/1’in kıyasen uygulanmasının da — en azından talepsiz olarak — mümkün olmadığı sonucuna işaret etmektedir.
HGK ise aynı soruya tam tersi yönde yanıt vermiştir: davacının gerçek amacı alacağın tahsili olduğundan, hâkim HMK m. 33 gereğince hukuki nitelendirmeyi kendisi yapmalı ve İİK m. 283/1’i talep olmaksızın kıyasen uygulamalıdır. Bu yaklaşım, taleple bağlılık ilkesinin (HMK m. 26) talepten azına karar verme kuralıyla aşıldığını kabul eder; zira davacı tapu iptali isterken mahkeme daha sınırlı bir hukuki sonuç olan haciz ve satış yetkisini hükme bağlamaktadır.
4. HD’nin uyuşmazlık giderme kararı ise ihtiyati tedbir ile ihtiyati haciz arasındaki sınırı netleştirirken şu kritik tespiti de ortaya koymuştur: TBK m. 19 davası, dava konusu şeye yönelik bir talep içerdiğinden geçici hukuki koruma borçlunun genel malvarlığını hedef alan ihtiyati haciz değil, dava konusu taşınmazı muhafaza altına alan ihtiyati tedbirdir. İİK m. 281/2’deki ihtiyati haciz yetkisi ise ancak İİK m. 277 vd. kapsamındaki tasarrufun iptali davalarına özgüdür; kesinleşmiş takip ve aciz belgesi şartı da bu ayrımı pekiştirmektedir.
⚖ Pratik Sonuç — Avukat için Ne Değişti?
HGK kararı bağlayıcılığını korumaktadır; ancak 4. HD’nin uyuşmazlık giderme kararı BAM düzeyinde bağlayıcı hale gelmiş ve tüm hukuk dairelerine bildirilmiştir. İlk derece mahkemelerinde HGK kararı geçerliliğini sürdürürken, istinaf aşamasında 4. HD’nin bu kararı belirleyici olabilir. Risk almamak için dilekçenin sonuç kısmında açıkça şu iki talep sıralanmalıdır:
Esas talep: Muvazaalı devrin iptali; taşınmazın davacının katılma alacağı ve feri’leriyle sınırlı olmak üzere İİK m. 283/1 kıyasen uygulanmak suretiyle haciz ve satışının istenmesi yetkisinin tanınması.
Geçici hukuki koruma talebi: Yargılama süresince ve öncesinde dava konusu taşınmaz üzerinde HMK m. 389 kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmesi. (4. HD’nin uyuşmazlık giderme kararı uyarınca bu talep ihtiyati haciz değil ihtiyati tedbir olarak açıkça nitelendirilmelidir.)
Bu iki talepli kurgu hem HGK’nın benimsediği İİK m. 283/1 yolunu açık tutar, hem de 4. HD’nin uyuşmazlık giderme kararının işaret ettiği ihtiyati tedbir güvencesini eksiksiz karşılar. İçtihat tam anlamıyla birleşene kadar — ki bunun için yeni bir HGK kararı ya da Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu kararı gerekmektedir — bu ikili talep stratejisi en güvenli yol olmaya devam edecektir.
5. Muvazaanın İspatı — Yargıtay Kriterleri
Üçüncü kişi sıfatıyla dava açan eş, muvazaayı HMK m. 203/d uyarınca tanık dahil her türlü delille ispat edebilir. HGK kararında da somut olarak tescillendiği üzere; boşanma kararından bir hafta sonra çok düşük bedelle ve hiçbir işi olmayan yeğene yapılan devir muvazaanın kanıtı sayılmıştır. Yargıtay’ın yerleşik kriterleri şu şekilde sıralanabilir:
1
Devre İlişkin Zamanlama
Tapu devri boşanma davası açılmadan kısa süre önce ya da açıldıktan sonra yapılmışsa güçlü bir muvazaa emaresi oluşur. HGK kararında devir boşanma kararından yalnızca bir hafta sonra gerçekleşmiş ve bu durum muvazaanın ispatında belirleyici rol oynamıştır.
2
Bedel Uyumsuzluğu
Tapuda gösterilen satış bedeli taşınmazın gerçek piyasa değerinin belirgin biçimde altındaysa muvazaa ihtimali yükselir. HGK kararında devir bedeli 12.000 TL olarak gösterilmiş; bu rakamın da muvazaayı desteklediği tespit edilmiştir. Bilirkişi keşfi bu noktada belirleyici rol oynar.
3
Alıcının Ödeme Gücü
Taşınmazı devir alan üçüncü kişinin bu alımı gerçekleştirecek ekonomik gücü bulunmuyorsa devrin gerçek bir satış olmadığına işaret eder.
4
Taraflar Arası Yakın İlişki
Devralan kişinin borçlunun birinci veya ikinci derece yakını ya da iş ortağı olması, üçüncü kişinin mal kaçırma kastından haberdar olduğuna delalet edebilir.
5
Devreden Eşin Fiili Kullanımı
Tapu devri yapıldıktan sonra taşınmazın devreden eş tarafından kullanılmaya devam edilmesi, devrin görünüşte gerçekleştiğine önemli bir kanıt oluşturur.
6. Yargılama Öncesi Tedbir: İhtiyati Haciz
Muvazaa nedenine dayalı iptal davasının kabulü halinde davacı haciz ve satış yetkisi kazanacağından, dava açılmadan önce veya yargılama süresince dava konusu taşınmaz üzerinde ihtiyati haciz talep edilebilmektedir. Bu yol, olası başkaca haciz ya da rehinden yargılama sonunda tesis edilecek haczin önüne geçilmesini sağlar.
⚠ Dikkat Edilmesi Gereken Nokta
İhtiyati haciz kararı mal rejiminin tasfiyesi davasından bağımsız olarak istenebilir. Ancak talebin kabulü için muvazaa iddiasının başlangıçta inandırıcı delillerle desteklenmesi şarttır. Soyut iddia mahkemeyi ihtiyati hacze ikna etmez.
İhtiyati haciz kararının ardından icra müdürlüğüne başvurularak taşınmaz üzerine haciz şerhi işlenir. Böylece devir zinciri kesilir ve yargılama süresince taşınmazın bir kez daha el değiştirmesi önlenir.
7. Pratik Uygulama Rehberi — Adım Adım
1
Devri Tespit Edin
Tapu müdürlüğünden eşin adına kayıtlı taşınmazların listesini alın. Boşanma davası açıldıktan sonra ya da hemen öncesinde yapılan devirler öncelikli araştırma kapsamına girer.
2
Muvazaa Delillerini Toplayın
Satış bedeli, alıcının ekonomik durumu, taraflar arasındaki ilişki ve devir sonrası fiili kullanım bilgilerini belgelerin. Tanıklık yapabilecek kişileri saptayın.
3
İhtiyati Haciz Talebi
Dava dilekçesiyle birlikte ya da dava açılmadan önce ihtiyati haciz talebinde bulunun. Teminat yatırılması gerekebilir.
4
Davayı Doğru Nitelendirin
Dilekçede TBK m. 19 ve İİK m. 283/1’e kıyasen atıf yaparak; tapu iptali yanı sıra veya yerine taşınmazın davacının katılma alacağı ve feri’leriyle sınırlı olarak haciz ve satışına karar verilmesini talep edin.
5
Yetkili Mahkeme
Dava aile mahkemesinde görülür. Boşanma davası ile birleştirilmesi ya da aynı anda açılması süreç açısından avantaj sağlayabilir.
6
Kesinleşme Beklenmeden İcra
Tasarrufun iptali davasının aksine, İİK m. 283/1 kıyasen uygulanan muvazaa davalarında kararın haciz ve satış için kesinleşmesi şart değildir.
8. HGK Kararını Destekleyen Emsal İçtihatlar
2021/65 K. sayılı HGK kararı, aşağıdaki Yargıtay içtihatlarının doğal devamı niteliğindedir. Bu kararlar, hem muvazaa davalarında İİK m. 283/1’in kıyasen uygulanması hem de taleple bağlılık ilkesinin davanın özüne göre yorumlanması bakımından tutarlı bir bütün oluşturmaktadır.
Yargıtay HGK — 2017/17-1507 E., 2020/525 K.
Muvazaa davalarında icra takibine geçilmesi ve aciz belgesi alınmasına gerek olmadığı; iddianın kanıtlanması halinde İİK m. 283/1’in kıyasen uygulanması gerektiği.
Yargıtay HGK — 2014/17-2389 E., 2016/129 K.
TBK m. 19’a dayalı muvazaa nedenine dayalı tasarrufun iptali davası ne tasarrufun iptali ne de ticari dava niteliği taşır; görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.
Yargıtay 17. HD — 2016/8310 E., 2019/5716 K.
İddianın taşınmazın aynına ilişkin olmayıp alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK m. 283/1 kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın taşınmazın haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerektiği.
⚠ Yargıtay 4. HD UYUŞMAZLIK GİDERME — 2025/2340 E., 2025/10501 K. (02.07.2025)
TBK m. 19’a dayalı davalarda geçici hukuki koruma ihtiyati tedbirdir; İİK m. 281/2’deki ihtiyati haciz yetkisi bu davalara uygulanmaz. Talep olmaksızın İİK m. 283/1 kıyasen uygulanarak haciz ve satış yetkisi verilmesi doğru değildir. İzmir BAM 1. HD ile 24. HD arasındaki uyuşmazlığı gideren bu karar, 5235 sayılı Kanun m. 35/3 uyarınca tüm BAM hukuk dairelerine bildirilmiştir. HGK kararıyla özsel çelişki içindedir; içtihat birliği henüz sağlanmamıştır.
Sık Sorulan Sorular
Katılma alacağını ödememek için muvazaalı tapu devri yapılırsa ne olur?
Muvazaalı devir TBK m. 19 gereğince başından geçersizdir. Yargıtay HGK 2021/65 K. kararına göre mahkeme, tapu iptali ve tescile gerek kalmaksızın İİK m. 283/1’i kıyasen uygulayarak taşınmazın haciz ve satışına hükmedebilir. Ancak Yargıtay 4. HD, 02.07.2025 tarihli kararında talep olmaksızın bu yetkinin verilmesini hatalı bulmuş; doğru geçici hukuki korumanın ihtiyati tedbir olduğunu hükme bağlamıştır. Her iki kararı karşılayan güvenli yol: dilekçede hem İİK m. 283/1 yetkisi hem de ihtiyati tedbir açıkça talep edilmelidir.
Tapu iptali talep edilmeden doğrudan haciz ve satış mümkün müdür?
HGK 2021/65 K.’ya göre evet: açıkça tapu iptali talep edilmiş olsa dahi mahkeme, davanın gerçek amacı olan alacağın tahsilini sağlamak için İİK m. 283/1’i kıyasen uygulayarak haciz ve satış yetkisi kurmalıdır. Buna karşın 4. HD 2025/10501 K., talepsiz olarak bu yetkinin kurulamayacağını benimsemiştir. İçtihat birliği sağlanana kadar dilekçede açık talep şarttır.
Muvazaa davasında aciz belgesi şart mı?
Hayır. TBK m. 19’a dayalı muvazaa davalarında icra takibine geçilmesi ya da aciz belgesi alınması gerekmez. Bu durum, tasarrufun iptali davasından (İİK m. 277 vd.) temel ayrım noktasıdır.
Muvazaa davası için zamanaşımı var mı?
Hayır. Muvazaa davasında herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre uygulanmaz. Tasarrufun iptali davasındaki 5 yıllık hak düşürücü süre (İİK m. 284) geçmiş olsa dahi muvazaa davası her zaman açılabilir.
TMK m. 229 ile muvazaa davası arasındaki ilişki nedir?
TMK m. 229, mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde yapılan karşılıksız devirleri katılma alacağı hesabında dikkate alır. Ancak bir yıllık süre geçmişse ya da devir karşılıklı görünüyorsa bu hüküm yeterli koruma sağlamaz; bu durumda TBK m. 19 kapsamında muvazaa davası devreye girerek daha geniş bir koruma sunar.
Üçüncü kişi iyiniyetli ise ne olur?
İyiniyetli üçüncü kişiler TMK m. 1023 kapsamında korunur; tapu kaydı iptal edilemez. Bu durumda davacı, muvazaalı devri gerçekleştiren borçlu eşten tazminat talep etme yoluna gidebilir. Kötüniyetli üçüncü kişi söz konusuysa İİK m. 283/1 kıyasen uygulanarak haciz ve satış yetkisi tanınabilir.
Muvazaalı devir iddiası nasıl ispat edilir?
Üçüncü kişi sıfatıyla dava açan eş, muvazaayı tanık dahil her türlü delille ispat edebilir. Devrin boşanma davası ile zamansal yakınlığı, satış bedelinin gerçek değerin altında olması, alıcının ödeme gücünden yoksunluğu ve taraflar arasındaki organik ilişki ispat bakımından temel emareler sayılır.
Hüküm nasıl kurulmalıdır?
HGK 2021/65 K. kararına göre mahkeme; tapu iptali ve tescile hükmetmemeli, bunun yerine davacının katılma alacağı ve feri’leriyle sınırlı olmak üzere davalı üçüncü kişi üzerindeki tapu kaydı düzeltilmeksizin taşınmazın haciz ve satışını isteyebileceği yönünde hüküm kurmalıdır.
Görevli mahkeme hangisidir?
Muvazaa (TBK m. 19) nedenine dayalı tasarrufun iptali davaları ticari dava niteliği taşımaz. Yargıtay HGK 2016/129 K. kararı uyarınca görevli mahkeme aile mahkemesi ya da genel görevli asliye hukuk mahkemesidir.
Boşanmada mal kaçıran eşe karşı ihtiyati haciz talep edilebilir mi?
Evet. Muvazaa nedenine dayalı davada taşınmaz üzerinde ihtiyati haciz talep edilebilir. Bu yol, icra takibi şartı ya da aciz belgesi aramaz ve yargılama süresince başkaca haciz veya rehinden önce güvence sağlar.
Kararın kesinleşmesi beklenmeden icra yapılabilir mi?
Tasarrufun iptali davasının aksine, İİK m. 283/1 kıyasen uygulanan muvazaa davalarında genel kurala göre kararın kesinleşmesi beklenmeden haciz ve satış sürecinin başlatılması mümkündür. Somut dosyanın koşulları her zaman ayrıca değerlendirilmelidir.
İİK m. 283/2 (bedele dönüşme) muvazaa davasında uygulanır mı?
Hayır. Yargıtay HGK’nın yerleşik yaklaşımına göre muvazaa nedenine dayalı davalarda İİK m. 283/2 uygulanmaz; bu davalar bedele dönüşmez. Taşınmazın üçüncü kişi elinden çıkmış olması halinde dava sonuçsuz kalabilir; bu risk ihtiyati hacizle bertaraf edilmelidir.
Sonuç ve Pratik Değerlendirme
Yargıtay HGK 2021/65 K. kararı hâlâ bağlayıcıdır ve TBK m. 19’a dayalı muvazaa davalarında İİK m. 283/1’in kıyasen uygulanarak tapu iptali gerekmeksizin haciz ve satış yetkisinin kurulması gerektiği yönündeki ilke korunmaktadır.
Ancak Yargıtay 4. HD’nin 02.07.2025 tarihli uyuşmazlık giderme kararı (2025/2340 E., 2025/10501 K.) bu davalarda talepsiz İİK m. 283/1 uygulamasını hatalı bulmuş; geçici hukuki korumada doğru aracın HMK m. 389 kapsamında ihtiyati tedbir olduğunu hükme bağlamış ve tüm BAM hukuk dairelerine bildirmiştir. 4. HD’nin bu kararı sıradan bir temyiz bozma kararı değil; BAM düzeyinde bağlayıcı bir içtihat birleştirme niteliği taşımaktadır. HGK ile olan çelişki henüz çözüme kavuşturulmamıştır.
Bu koşullarda uygulamacı için en güvenli strateji: dava dilekçesinde açıkça hem İİK m. 283/1 kıyasen uygulanarak haciz ve satış yetkisi talep etmek, hem de HMK m. 389 kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemektir. Bu ikili talep, hangi görüş benimsenirse benimsensin alacaklı eşin hukuki güvencesini korur ve içtihat belirsizliğinin riskini minimize eder.
Yasal Uyarı: Bu makale bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dava kendi özel koşullarında değerlendirilmelidir. Somut durumunuz için aile hukuku ve icra hukuku alanında uzman bir avukattan destek almanızı öneririz.
Sanal Hukuk
© 2026 sanalhukuk.org — Herkes İçin Adalet

SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Scroll to Top