Erkeğin kusurlu davranışı sonrasında evlilik birliği uzun sayılabilecek süreyle devam ettirildiğinden, bu davranışların kadın tarafindan affedilmiş veya en azından hoşgörü ile karşılanmış olduğu…
Davacı tanığı Uğur Çelik’in beyanlarına dayanılarak davalı erkeğin eşine karşı güven sarsıcı hareketlerde bulunduğunun sabit olduğu ve tam kusurlu olduğu gerekçesiyle boşanmaya karar verilmişse de, bahsedilen davranış, evlilikten 6-7 ay sonra olmuş ve sonrasında evlilik birliği uzun sayılabilecek süreyle devam ettirildiğinden, bu davranışların kadın tarafından affedilmiş veya en azından hoşgörüyle karşılanmış olduğu ve böylece erkeğin belirtilen davranışlarının boşanma sebebi olarak kabul edilemeyecek nitelikte bulunduğu anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi uyarınca; boşanma kararı verilebilmesi için davalının kusurlu davranışları sonucu evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Kısaca davalının az da olsa kusurlu olduğunun kanıtlanması gerekir. Dinlenen diğer davacı tanıklarının sözlerinin bir kısmı Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Davalının kusurlu bir davranışı kanıtlanamamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2015/21716 E. , 2017/328 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı tanığı Uğur Çelik’in beyanlarına dayanılarak davalı erkeğin eşine karşı güven sarsıcı hareketlerde bulunduğunun sabit olduğu ve tam kusurlu olduğu gerekçesiyle boşanmaya karar verilmişse de, bahsedilen davranış, evlilikten 6-7 ay sonra olmuş ve sonrasında evlilik birliği uzun sayılabilecek süreyle devam ettirildiğinden, bu davranışların kadın tarafından affedilmiş veya en azından hoşgörüyle karşılanmış olduğu ve böylece erkeğin belirtilen davranışlarının boşanma sebebi olarak kabul edilemeyecek nitelikte bulunduğu anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi uyarınca; boşanma kararı verilebilmesi için davalının kusurlu davranışları sonucu evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Kısaca davalının az da olsa kusurlu olduğunun kanıtlanması gerekir. Dinlenen diğer davacı tanıklarının sözlerinin bir kısmı Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Davalının kusurlu bir davranışı kanıtlanamamıştır. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 12.01.2017 (Per.)
SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



