Tesadüfen Elde Edilen Delillerle İlgili Yargıtay Karar Özetleri
Maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması, rüşvet anlaşmasına konu olduğu iddia edilen kaçakçılık fiillerinin somut olarak tespiti ve bu kapsamda suçun asli faillerinin belirlenebilmesi açısından öncelikle sanıklar hakkında kaçakçılık suçundan açılan kamu davasının akıbetinin araştırılarak ilgili dava dosyanın getirtilip incelenmesinden, buna göre rüşvet suçuna ilişkin olay tarihleri ile uyumlu kaçakçılık eylemlerinin tespit edilip bunlara dair elde edilen tüm bilgi ve belgelerin … veya onaylı suretinin dosya içerisine alınmasından, 25.04.2013 tarihli kolluk raporuna göre mahkumiyete esas alınan olaylara dair suç tarihlerinden önce rüşvet anlaşmasına konu iş için sanık … ile görüştüğü ve esasen rüşvet alma suçunun faili olmayıp rüşvet verme fiilinin ortaya çıkarılabilmesi maksadıyla hareket ettiği anlaşılan polis memuru … …’ın tanık sıfatıyla bilgisine başvurulmasından, görüşme içeriklerine dair iletişimin tespiti kararlarının kaçakçılık suçundan alınmış olduğu gözetilerek sanıklar hakkında rüşvet suçundan alınmış iletişimin tespiti kararları bulunup bulunmadığı araştırılıp varsa dava dosyasına eklenmesinden yok ise 5271 sayılı Kanun’un 138. maddesi kapsamında tesadüfi delil için aranan şartları taşıyıp taşımadığı irdelenerek şayet taşımıyorsa anılan tape kayıtlarının rüşvet suçu için kullanılamayacağı, sübutu kabul edilecek fiil ya da fiiller yönünden anlaşmanın tarafı gibi görünen polis memuru … Kürşad’ın gerçekte rüşvet anlaşması yapma iradesi bulunmadığı ancak rüşvet verme eylemi yönünden teklifte bulunulduğunun kabulü durumunda icra hareketleri başlamış olacağından eylemin teşebbüs aşamasında kalacağı hususları da dikkate alınarak her bir olaya ilişkin rüşvet anlaşmasının konusu, varlığı ile faillerinin kimler olduğuna dair delillerin karar yerinde tartışılmasından sonra sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun ayrı ayrı takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde kararlar verilmesi,
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2022/2413 E. , 2024/2649 K.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 24.12.2019 tarihli, 2016/5-1440 Esas ve 2019/719 … Kararında da belirtildiği üzere, 5271 … Kanun’un 138 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki açık düzenleme uyarınca katalog suçlardan birinin, katalog olmayan bir suça dönüşmesi halinde “iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması” tedbiri uygulanmak suretiyle elde edilen delillerin suçun ispatında kullanılmasına ve kurulan hükme dayanak yapılmasına yasal olanak bulunmadığı, bu anlamda kamu davasının katalog suçlardan birinden açılmış olup olmaması veya dönüştürmenin soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı veya kovuşturma evresinde mahkeme tarafından yapılması arasında herhangi bir fark bulunmadığı, aksi düşüncenin kabulünün, kanunda yer alan katalog kısıtlamasını dolanmak niyetiyle katalog suç görüntüsü altında tedbire başlanıp deliller elde edildikten sonra bu delillerin katalog dışı bir suç için kullanılması sonucunu doğuracağı hususları birlikte değerlendirildiğinde; dosya kapsamında alınan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararının “Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama” suçundan verildiği, gerçekleştirilen iletişimin denetlenmesi sırasında elde edilen delillerin, alındığı tarihler itibarıyla 5237 … Kanun’un 188 inci maddesi kapsamındaki suç yönünden delil olarak kullanılması mümkün ise de katalog suçlar arasında yer verilmeyen görevi kötüye kullanma ve göreve ilişkin sırrın açıklanması suçlarının ispatında kullanılmasına yasal olanak bulunmadığı, bu itibarla iletişim tespitlerinin ve fiziki takiplerin hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu ve 5271 … Kanun’un 217 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre hükme esas alınamayacağı gözetilerek, söz konusu iletişimin tespiti tutanaklarının dışlanması suretiyle dosya kapsamındaki diğer delillerin değerlendirilmesi sonrasında hasıl olacak sonuca göre suçun sübutu ve niteliğine dair bir karar verilmesi gerektiği…
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2022/4752 E. , 2024/2 K.
5607 sayılı Yasa’ya muhalefet suçundan verilen iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararlarına istinaden gerçekleştirilen telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında tespiti yapılan katalog suçlardan rüşvet suçuna ilişkin görüşme içeriklerinin 5271 sayılı CMK’nın 138. maddesi uyarınca tesadüfen elde edilen delil niteliğinde olduğunun anlaşılması karşısında, ilgili maddenin ikinci fıkrasında yer alan “Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135 inci maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına derhal bildirilir” şeklindeki düzenleme uyarınca, söz konusu görüşmelerin Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilme şekli ve zamanı araştırılıp kanıt değerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, söz konusu iletişimin tespiti tutanaklarının hukuka aykırı delil niteliğinde olduğunun anlaşılması halinde bu deliller dışlanmak suretiyle dosya kapsamındaki diğer delillerin değerlendirilmesi sonrasında hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
İddianamenin sevklere ilişkin son bölümünde sanıklardan …, … ve … hakkında 12, … hakkında 9, … hakkında 14 numaralı kaçakçılık olaylarına yer verilmediğinden, bu olaylar yönünden usulüne uygun şekilde kamu davası açılmadığı halde hükümler kurularak CMK’nın 225/1. maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2022/5417 E. , 2023/526 K.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24/12/2019 tarihli, 2016/5-1440 Esas ve 2019/719 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, CMK’nın 138. maddesinin ikinci fıkrasındaki açık düzenleme uyarınca katalog suçlardan birinin katalog olmayan bir suça dönüşmesi halinde “iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması” tedbiri uygulanmak suretiyle elde edilen delillerin suçun ispatında kullanılmasına ve kurulan hükme dayanak yapılmasına yasal olanak bulunmadığı, bu anlamda kamu davasının katalog suçlardan birinden açılmış olup olmaması veya dönüştürmenin soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı veya kovuşturma evresinde mahkeme tarafından yapılması arasında herhangi bir fark bulunmadığı, aksi düşüncenin kabulünün, kanunda yer alan katalog kısıtlamasını dolanmak niyetiyle katalog suç görüntüsü altında tedbire başlanıp deliller elde edildikten sonra bu delillerin katalog dışı bir suç için kullanılması sonucunu doğuracağı hususları birlikte değerlendirildiğinde; 5271 sayılı CMK’nın 135/8-(a-13) ile 140/1-(a-10) madde-fıkra ve bentlerinde yer verilen rüşvet (5237 sayılı TCK madde 252) suçu yönünden iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması ile teknik araçlarla izleme tedbirleri uygulanmasına ilişkin mahkeme kararlarına istinaden gerçekleştirilen iletişimin denetlenmesi ve fiziki takip sırasında elde edilen delillerin, alındığı tarihler itibarıyla TCK’nın 252. maddesi kapsamındaki suç yönünden delil olarak kullanılması mümkün ise de katalog suçlar arasında yer verilmeyen görevi kötüye kullanma suçunun ispatında kullanılmasına yasal olanak bulunmadığı, söz konusu kararlarda görevi kötüye kullanma suçuna da yer verilmesinin sonucu değiştirmeyeceği, bu itibarla iletişim tespitlerinin ve fiziki takiplerin hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu ve 5271 sayılı CMK’nın 217. maddesinin ikinci fıkrasına göre hükme esas alınamayacağı…
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2021/6080 E. , 2022/14556 K.
Tesadüfen elde edilen deliller” başlıklı CMK’nın 138. maddesi teknik araçlarla izlemeyi kapsamadığı gibi Kanunda teknik araçlarla izlemeye ilişkin olarak 138. maddedeki düzenlemeye benzer bir hükme yer verilmediğinden, teknik araçlarla izleme sırasında tesadüfen elde edilen delillerin soruşturma veya kovuşturma sırasında CMK’nın 217. maddesi kapsamında delil olarak kullanılmasının olanaklı olmadığı. . .
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2021/5889 E. , 2022/10165 K.
Sanıkların kullandıkları GSM hatları hakkında alınan iletişimin denetlenmesi kararlarının CMK’nin 135/8. madde ve fıkrasındaki katalog suçlardan olan ihaleye fesat karıştırma suçuna ilişkin olduğu, edimin ifasına fesat karıştırma suçları yönünden telefon görüşmelerinin tesadüfen elde edilen delil niteliğinde olduğu, telefon dinlemesi sırasında tesadüfen elde edilen kanıtların dikkate alınabilmesi için söz konusu suçun da 135. maddede sayılan katalog suçlardan birisine uygun olmasının gerektiği, edimin ifasına fesat karıştırma suçu söz konusu madde ve fıkrada sayılan suçlardan olmadığından aynı Kanun’un 138/2. madde ve fıkrası gereğince iletişimin tespiti tutanaklarının bu suç yönünden yasal delil olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmakla, hukuka aykırı deliller dışlandığında dosya kapsamında sanıkların mahkumiyetlerine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince yüklenen suçtan beraatleri yerine yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi…
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2021/6676 E. , 2022/794 K.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24/12/2019 tarihli, 2016/5-1440 Esas ve 2019/719 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı CMK’nin 138. maddesinin ikinci fıkrasındaki açık düzenleme uyarınca katalog suçlardan birinin katalog olmayan bir suça dönüşmesi halinde “iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması” tedbiri uygulanmak suretiyle elde edilen delillerin suçun ispatında kullanılmasına ve kurulan hükme dayanak yapılmasına yasal olanak bulunmadığı, bu anlamda kamu davasının katalog suçlardan birinden açılmış olup olmaması veya dönüştürmenin soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı veya kovuşturma evresinde mahkeme tarafından yapılması arasında herhangi bir fark bulunmadığı, aksi düşüncenin kabulünün, kanunda yer alan katalog kısıtlamasını dolanmak niyetiyle katalog suç görüntüsü altında tedbire başlanıp deliller elde edildikten sonra bu delillerin katalog dışı bir suç için kullanılması sonucunu doğuracağı hususları birlikte değerlendirildiğinde; 5271 sayılı CMK’nin madde 135/8-a-9 ile 140/1-a-6 fıkra ve bentlerinde yer verilen suç işlemek amacıyla örgüt kurma (5237 sayılı TCK madde 220) suçu yönünden iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması ile teknik araçlarla izleme tedbirleri uygulanmasına ilişkin mahkeme kararlarına istinaden gerçekleştirilen iletişimin denetlenmesi ve fiziki takip sırasında elde edilen delillerin, alındığı tarihler itibarıyla TCK’nin 220/1. maddesi kapsamındaki suç yönünden delil olarak kullanılması mümkün ise de katalog suçlar arasında yer verilmeyen şike ve teşvik primi suçlarının ispatında kullanılmasına yasal olanak bulunmadığı, bu itibarla iletişim tespitlerinin ve fiziki takiplerin hukuka aykırı delil niteliğinde olduğunun ve 5271 sayılı CMK’nin 217. maddesinin ikinci fıkrasına göre hükme esas alınamayacağının, yine Ceza Genel Kurulu’nun 26/01/2016 tarihli, 2015/9-669 Esas ve 2016/38 sayılı Kararında işaret edildiği üzere, ikrarın hangi aşamada gerçekleştiği ve özgür iradeye dayalı olup olmadığı, ikrarda bulunanın beyanın ciddiyetini ve bundan doğacak sonuçları bilip bilmediği, ikrarın başkaca deliller veya emarelerle desteklenip desteklenmediği, hayatın olağan akışına uygun düşüp düşmediği, şüpheden arınmışlığını ve belirliliğini zayıflatacak biçimde ikrardan dönülüp dönülmediği gibi hususlar da göz önünde bulundurulmak suretiyle, somut olaydaki tevil yollu ikrara havi beyanların delil değerinin ortaya konulması ve ispat sorununun bu şekilde çözümlenmesinin gerektiği
dikkate alındığında, iletişimin tespiti ve fiziki takip tutanaklarına istinaden alınan ikrarın da kanunda gösterilen hukuka uygun yöntemlerle tespit edilmediğinden suçun sübutunda delil olarak değerlendirilemeyeceği nazara alınarak, hukuka aykırı nitelikteki bu deliller dışlanarak mevcut delillerin değerlendirilmesi suretiyle sanıkların atılı şike ve teşvik primi suçlarından beraatlerine ilişkin yerel mahkeme kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2021/3068 E. , 2021/6915 K.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 138. maddesinin 2. fıkrasında “Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135 inci maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilir.” hükmünün yer aldığı,
➡️ Dosya kapsamında alınan dinleme kararları incelendiğinde kararlarda yüklenen suçun “5607 sayılı Kanuna Muhalefet” suçu olarak gösterildiği, böylece sanıkların tapelere yansıyan görüşmelerinin tesadüfen elde edilen delil olarak değerlendirilmesi gerektiği, sanıklara atılı eylemin suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre, 5752 sayılı Yasa ile değişik 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesine aykırılık suçunu oluşturduğu, sanıkların suç tarihinde yürürlükte bulunan 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesi uyarınca mahkumiyetlerine karar verildiği, bu suçun da katalog suçlar arasında da bulunmaması karşısında tapelerin tesadüfen elde edilen delil olarak da kabul edilmesinin mümkün olmadığı, bu suretle adı geçen sanıklar yönüyle iletişimin tespiti tutanaklarının delil olarak kabul edilemeyeceği anlaşıldığından, sanıkların aşamalardaki üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmediği yönündeki savunmalarının aksine suça iştirak ettiklerine ilişkin cezalandırılmalarına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilerek beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi…
Yargıtay 7. Ceza Dairesi
2021/22219 E. , 2021/13533 K.
- suretiyle, somut olaydaki ikrarın delil değerinin ortaya konulması ve ispat sorununun bu şekilde çözümlenmesinin gerektiği nazara alındığında, iletişimin tespiti tutanaklarına istinaden alınan ikrarın da, kanunda gösterilen hukuka uygun yöntemlerle tespit edilmediğinden suçun sübutunda delil olarak değerlendirilemeyeceği gözetilerek, hukuka aykırı deliller dışlandıktan sonra, iddiaya konu edilen soruşturma ve yargılama dosyaları içerikleri ve diğer deliller değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiği…
Yargıtay 5. Ceza Dairesi
Av. Murat Yımaz
https://www.linkedin.com/posts
SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.


