DEVLET, KAZANDIĞI DAVADAKİ VEKALET ÜCRETİ İÇİN VATANDAŞI ALEYHİNE DOĞRUDAN İCRA TAKİBİ BAŞLATABİLİR Mİ?

DEVLET, KAZANDIĞI DAVADAKİ VEKALET ÜCRETİ İÇİN VATANDAŞI ALEYHİNE DOĞRUDAN İCRA TAKİBİ BAŞLATABİLİR Mİ?

Özet: Hayır. Devlet, önce ifaya davet yazısı tebliğ etmek ve en az 30 gün süre tanımak zorundadır. Bu aşamayı atlayarak başlatılan icra takibi hukuka aykırı olur. Ayrıca, vekalet ücreti için faiz de ancak bu yazının tebliğ edilmesiyle işlemeye başlayabilir.

659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin “Adli uyuşmazlıklarda sulh” başlıklı 9. maddesinde; “(1) İdarelerin adli yargıda dava açmadan veya icra takibine başlamadan önce karşı tarafı sulhe davet etmesi esastır. İdareler, kendi aleyhlerine dava açılacağını veya icra takibine başlanılacağını öğrenmeleri durumunda da karşı tarafı sulhe davet edebilirler. Sulhe davet, uyuşmazlığın tarafı olan gerçek veya tüzel kişilerce de yapılabilir. İlgili mevzuatında daha uzun bir süre öngörülmediği takdirde, sulhe davette karşı tarafa, ifa (..için..), itiraz veya sulh teklifinde bulunmak üzere otuz güne kadar süre verilir... (2) Gecikmesinde sakınca bulunan veya işin mahiyeti gereği süre verilmesinde fayda görülmeyen hallerde doğrudan dava ve icra yoluna başvurulabilir…” hükmü yer almaktadır. Buna göre; herhangi bir kamu idaresince -hangi sebeple olursa olsun- icra takibine başlanmadan önce karşı tarafı (borçluyu) sulhe (ifaya/ödemeye) davet etmek yasal bir zorunluluk olup bu konuda İdare ve idare hukuk birimlerinin (icra takibinde gecikilmesinde sakınca görülen acil durumlar ile işin mahiyeti gereği süre verilmesinde herhangi bir kamusal yarar olmaması halleri dışında) herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Bu itibarla ifaya/ödemeye davet yoluna gidilerek 30 günlük süre verilmeden başlatılacak bir icra takibi, Yasanın emredici hükmüne aykırı olacaktır. Bu anlamda “ifaya davet” bir takip şartı mahiyetindedir.

659 sayılı KHK’nın 9’uncu maddesine göre tüm Kamu İdarelerinin, bir icra takibi açmadan önce karşı tarafa; alacağın hukuki sebebini ve dayanağını detaylarıyla izah eden, yazının KHK’nın 9. maddesi uyarınca gönderildiğini ve buna ilişkin hakları belirten, yazının tebellüğünden itibaren 30 gün içinde ödeme yapılmasının, bir itiraz ileri sürülmesinin veya karşı sulh teklifinde bulunulmasının beklendiğini, verilen süre içinde ödeme yapılmaması halinde icra takibi yoluna gidileceğini ihtar eden, eğer ödeme yapılması tercih edilirse ödemenin nereye ve ne şekilde yapılacağını bildiren bir yazı tebliğ etmesi gerekmektedir.

VERİLECEK SÜRE 30 GÜNDEN AZ OLAMAZ

659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 9. maddesinde yer alan “İlgili mevzuatında daha uzun bir süre öngörülmediği takdirde” ifadesi, düzenlemenin süre tayini noktasında “minimum” bir sınır belirlediğini açıkça göstermektedir. Eğer yasa koyucunun amacı, maksimum bir sınır belirlemek olsaydı, cümlenin başında “ilgili mevzuatında daha kısa bir süre öngörülmediği takdirde” şeklinde bir ifade yer alır ve bu durum idareye daha kısa süreler belirleme imkânı tanırdı. Ancak, kullanılan ifade, borçluya tanınan sürenin ilgili mevzuatın öngördüğü sürelerden daha kısa olamayacağını vurgulamakta ve süre belirleme yetkisinde bir alt sınır getirmektedir. Kaldı ki “…güne kadar” ifade şeklinin seçilmesinin sebebi; bu süre zarfında borçlunun ifa, itiraz veya sulh teklifinde bulunabileceğini, yani borçluya tanınan sürenin bitimine kadar bu hakların kullanılabileceğini ifade etmektir. Bu hüküm, yalnızca sürenin son gününe değil, verilen tüm süre boyunca muhatabın haklarını kullanabileceğine işaret eder. Diğer bir deyişle söz konusu ibarenin “otuz günün sonuna kadar” şeklinde ifade edilmesi de mümkündür. İfaya davet, idarenin icra takibi veya dava yoluna başvurmadan önce taraflar arasındaki uyuşmazlığın barışçıl yollarla çözülmesi için başvurulan bir araçtır. Bu düzenleme, borçlunun hakkaniyete uygun şekilde ödeme veya itiraz imkânı tanınması suretiyle hukuki uyuşmazlıkların azaltılmasını ve gereksiz yargılama yükünün önlenmesini amaçlar. Eğer idare, borçluya keyfi şekilde 1 veya 3 gün gibi süreler verirse, bu, sulh ve ifaya davetin doğasına aykırı olacaktır. Kısa sürelerin belirlenmesi, borçlunun sulh/ifa yoluna başvurma hakkını etkili bir şekilde kullanmasına engel olacak ve düzenlemenin asıl amacını ortadan kaldıracaktır.

Bakırköy 8. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 7.3.2022 tarih ve E:2022/84, K:2022/149 sayılı kararı

https://x.com/MKemalGoze/status

Av. M. Kemal Göze


SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Scroll to Top