Asliye Ticaret Mahkemesi İkinci Cevap Dilekçesi Örneği-İtirazın İptali
Asliye Ticaret Mahkemesi İkinci Cevap Dilekçesi Örneği-İtirazın İptali
Asliye Ticaret Mahkemesi İkinci Cevap Dilekçesi Örneği-İtirazın İptali Devamını Oku »
Asliye Ticaret Mahkemesi İkinci Cevap Dilekçesi Örneği-İtirazın İptali
Asliye Ticaret Mahkemesi İkinci Cevap Dilekçesi Örneği-İtirazın İptali Devamını Oku »
İtirazın İptali Davası Dilekçe Örneği
İtirazın İptali Davası Dilekçe Örneği Devamını Oku »
İtirazın İptali Davası Cevap Dilekçesi Örneği- Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’unun Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar başlıklı 5. Maddesi
İtirazın İptali Davası Dilekçe Örneği-1-
İtirazın İptali Davası Dilekçe Örneği -1- (Vekalet Ücreti Alacağı) Devamını Oku »
Somut olayda davacının bir bölümünü itirazın iptali davasına konu ettiği kıdem tazminatı alacağının kalan kısmını ‘ıslah’ yolu ile talep etmesinde hukuken bir engel bulunmamaktadır. Dava açılmadan önce kıdem tazminatı ile ilgili olarak arabuluculuğa başvuran davacının, ıslaha konu kısım için ayrıca bu yola başvurması zorunlu değildir.
İtirazın iptali davası süresinde açılmamış ise veya başka bir nedenle alacaklı davaya alacak davası olarak devam etmek istediği takdirde itirazın iptali davasını ıslah suretiyle alacak davasına dönüştürebileceği…
Ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuğu öngören 7155 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle eklenen Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinin para alacağının tahsilini amaçlayan uyuşmazlıklar hakkında tarafların serbestce tasarruf etme imkanına sahip olduğu gözetilerek bu uyuşmazlıkları bir alternatif çözüm yöntemi olarak arabuluculuk yoluyla çözmeyi amaçladığı, bu şekilde daha az zaman, daha az emek ve masrafla alacağın tahsili amacına ve tarafların alacak miktarı üzerinde serbestce anlaşabilmelerine ve tasarrufta bulunabilmelerine imkân sağlamak istediği gözetildiğinde, ticari dava niteliğindeki itirazın iptali davalarının zorunlu arabuluculuğa tâbi olduğu ve bu nedenle başvuru konusu Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri arasındaki içtihat farklılığının ticari nitelikteki itirazın iptali davalarının zorunlu arabuluculuğa tâbi olduğu ve davadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğu yönünde birleştirilmesi gerekmiştir.
Ticari Nitelikteki İtirazın İptali Davalarında Arabuluculuğa Başvuru Zorunlu mudur? Devamını Oku »
HMK’nun 323. maddesi kapsamındaki yargılama giderlerinden olan vekalet ücreti ve icra masrafları, HMK’nun 326 ncı maddesine göre, asıl dava konusundaki tarafların, haklılık durumuna göre belirlenir ve hükmedilir. Asıl alacak bakımından haklılık durumu belirlenmeden, buna bağlı olan fer’i talepler hakkında karar verilemez. İtirazın iptali davasında, asıl alacağın varlığının tespiti ve buna göre itirazın iptalinin talep edilmesi gerekir.
İtirazın İptali Dava Açma Süresi
Diğer taraftan, İİK’nin 67.maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açamamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır.
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur.
12.10.2017 tarihli 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun “Dava Şartı Olarak Arabuluculuk” başlığını taşıyan 3 maddesinin birinci fıkrasına göre, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
Asgari Ücret Tarifesi’nin 9. maddesinde, ”tahliye ve kiracılık sıfatının tespiti davalarında bir yıllık kira bedeli tutarı, kira tespiti ve nafaka davalarında tespit olunan kira bedeli farkının veya hükmolunan nafakanın bir yıllık tutarı üzerinden Tarifenin üçüncü kısmı gereğince hesaplanacak miktarın tamamı, avukatlık ücreti olarak hükmolunur.
HMK 109. maddesinde ise, birinci fıkrasında; talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmının da dava yoluyla ileri sürülebileceği; ikinci fıkrasında ise; talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamayacağı belirtilmiştir. İkinci fıkra hükmü 20.05.2015 tarihinde iptal edilmiştir.
itirazın iptali talebini kabul ettiğinde aynı dava konusu ile ilgili olarak borçlu menfi tespit isteyemeyeceği gibi, davanın reddi hâlinde de alacaklı aynı alacak için aynı dava sebebine dayanarak yeni bir alacak davası açamayacaktır.