ÖZET :

  • Konut dokunulmazlığının ihlâli suçu TCK’nun “Kişilere Karşı Suçlar” kısmının “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümündeki 116. maddesinde;
  • “1) Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • 2) Birinci fıkra kapsamına giren fiillerin, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri hakkında işlenmesi hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
  • 3) Evlilik birliğinde aile bireylerinden ya da konutun veya işyerinin birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması durumunda, bu kişilerden birinin rızası varsa, yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Ancak bunun için rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir.
  • 4) Fiilin, cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti işlenmesi hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur” şeklinde düzenlenmiştir
  • Depo amacıyla kullanılan ve katılanın ikamet ettiği ev ile aynı bahçe içerisinde bulunan, başkalarının buraya girmesine engel olacak şekilde giriş ve çıkışı demir kapı ile sağlanan, etrafı dış bir engel olan duvarla çevrili suça konu yerin “konut eklentisi” vasfında olduğunun ve etrafı duvar ile çevrili söz konusu bahçe içine girilmekle dahi konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun oluşacağının kabulü gerekmektedir.

Karar İçeriği


Ceza Genel Kurulu

2014/418 E. , 2017/517 K.

“İçtihat Metni”

Kararı veren
Yargıtay Dairesi : 6. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Günü : 22.05.2008
Sayısı : 391-327

Sanıklar … ve …’ın konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan TCK’nun 116/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 22.05.2008 gün ve 391-327 sayılı hükümlerin, sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 16.01.2014 gün ve 14540-507 sayı ile;
“Konut dokunulmazlığını bozma suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesine karşın sanıklar hakkında TCK’nın 119/1-c maddesinin uygulanmaması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır” eleştirisiyle yargılama giderleri ve TCK’nun 53. maddesinin uygulanması yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 22.05.2014 gün ve 164668 sayı ile;
“…olay yeri tespit tutanağında, evin metruk halde olduğu, içinde hurda eşyanın bulunduğu, evde kimsenin ikamet etmediğinin belirtildiği, katılanın da, hırsızlığın meydana geldiği ev ile ikamet ettiği ev arasında 90 metre mesafe olduğu ve burayı depo gibi kullandığını beyan etmesi karşısında; hırsızlık suçunun işlendiği binanın konut sayılamayacağı, konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun unsurları yönünden oluşmayacağı, bu nedenle sanıkların beraatlerine karar verilmesi gerektiği” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK’nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece, 30.05.2014 gün ve 8734-10870 sayı ile itirazın yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Direce inceleme dışı sanık … hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri bozulmuş, sanıklar … ve … ile inceleme dışı sanık … hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ise düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme, sanıklar … ve … hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklara yüklenen konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
12.10.2006 tarihli tutanakta; sanık … ile inceleme dışı sanık …’in katılana ait iki katlı müstakil evin bahçe kısmında, sanık …’ın ise biraz ilerideki sokakta katılanın evinden aldığı ve içinde hoparlör, elektrik kablosu ve bir takım elektrik malzemeleri bulunan minyatür at arabası ile yakalandığı, katılana ait eve kapı kilidi kırılarak girildiği, girişte bulunan derin dondurucunun motorunun sökülerek bakırlarının alındığı ve evin tüm elektrik tesisatının söküldüğü bilgilerine yer verildiği,
13.10.2006 tarihli tespit tutanağında; söz konusu evin bahçe içerisinde kullanılmayan bir bina niteliğinde olduğu, bahçe kapısının asma kilidinin yerinde olmadığı, kapının açık olduğu, evin zemin kat giriş kapısının zorlanarak açıldığı, içerideki kabloların söküldüğü, metruk halde olan evde hurda eşyaların bulunduğu ve burada kimsenin ikamet etmediği tespitlerinin yapıldığı,
Dosya içinde mevcut olan ve suçun işlendiği yerde daha önce meydana gelen hırsızlık olayı nedeniyle düzenlenen 06.03.2004 tarihli olay yeri görgü ve tespit tutanağında; suça konu yerin etrafının duvar ile çevrilmiş olduğunun belirtildiği,
Anlaşılmaktadır.
Katılan; aynı bahçe içinde iki adet müstakil evinin bulunduğunu, iki farklı girişi olan bahçede sokak ile irtibatı kesen bir kapı olduğunu, hırsızlık olayının, bahçenin ön tarafındaki evinde gerçekleştiğini, ikamet ettiği evin elektrik sisteminin hırsızlığın yapıldığı ve depo olarak kullandığı eve bağlı olduğunu, konutunda bulunduğu sırada elektriklerin kesilmesi üzerine dışarı çıktığında bir takım sesler duyduğunu, yanına köpeğini alarak ön taraftaki eve geldiğinde iki şahsı evden çıkarken, üçüncü şahsı da evin dışına çıkardığı minyatür at arabasına eşya yüklerken gördüğünü, bahçede yakaladığı iki şahsın köpekten korkarak kaçamadıklarını, diğer şahsın ise polisler tarafından yakalandığını, hırsızlık olayının meydana geldiği evde buzdolabı ve çeşitli iş yeri malzemelerini muhafaza ettiğini ve buraya her gün girip çıktığını,
İnceleme dışı sanık … müdafii 24.11.2006 tarihli oturumda; suça konu yerde bahçe duvarı olduğunu, bu yerin daha gerisinde de lüks bir evin bulunduğunu,
Beyan etmişlerdir.
İnceleme dışı sanık …; olay günü sanık … ile birlikte Narlıdere sahilinde gezdikleri sırada yanlarına gelen katılanın kendilerini hırsızlıkla suçladığını, kimsenin evine girmediğini, sanık …’ı da tanımadığını,
Sanık …; atılı suçlamayı kabul etmediğini,
Sanık …; Sahilevleri civarında gezerken bir bahçe içinde hurda teller ve minyatür at arabası gördüğünü, bahçenin açık olan kapısından içeri girerek arabayı aldığını, üstüne de telleri koyarak oradan uzaklaştığı sırada polisler tarafından yakalandığını, diğer sanıklarla birlikte olmadığını,
Savunmuşlardır.
Konut dokunulmazlığının ihlâli suçu TCK’nun “Kişilere Karşı Suçlar” kısmının “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümündeki 116. maddesinde;
“1) Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
2) Birinci fıkra kapsamına giren fiillerin, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri hakkında işlenmesi hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
3) Evlilik birliğinde aile bireylerinden ya da konutun veya işyerinin birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması durumunda, bu kişilerden birinin rızası varsa, yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Ancak bunun için rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir.
4) Fiilin, cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti işlenmesi hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur” şeklinde düzenlenmiş,
Madde gerekçesinde; “Madde, Anayasanın 21. maddesinde güvence altına alınan konut dokunulmazlığını ihlâl fiillerini suç olarak tanımlamaktadır. Konut dokunulmazlığının ihlâli, kişinin kendisine özgü barış ve sükûnunu ve yuvasındaki yaşamının sulh ve selametle cereyanı için var olması gerekli güvenlik duygusunun sarsılmasını ifade etmektedir.
Bireylere karşı işlenen ve aynı zamanda onların muhtaç oldukları güvenlik ve sükûnu ihlâl eyleyen bu fiillerin, hürriyete karşı işlenen suçlar arasında bir suç olarak tanımlanması uygun görülmüştür” biçiminde açıklamalara yer verilmiştir.
Madde gerekçesinde de özenle vurgulandığı üzere konut dokunulmazlığının ihlâli ile mülkiyet ve zilyetlik hakkı değil kişi hürriyeti korunmaktadır. Kanunda mülkiyet ve zilyetliği koruyan başka hükümler bulunmakta olup, bu suçla kişilerin konutlarındaki güvenlik duygusu, sükûn ve huzurlarının korunması amaçlanmaktadır.
Ceza Genel Kurulunun 11.03.1993 gün ve 25-67, 21.06.1993 gün ve 155-184 ile 27.12.1993 gün ve 169-354 sayılı kararlarında da konut; “kişilerin, devamlı veya geçici olarak yerleşmek ve barınmak amacıyla oturmalarına elverişli yerlerdir” şeklinde tanımlanmış,
Öğretide, uyuşmazlık konusu olan “eklenti” kavramı ile ilgili olarak “doğrudan doğruya veya dolaylı olarak konuta bağlı olup fiilen konutun kullanılmasına özgülenen veya onu tamamlayan, o yerin başkasına aidiyetini simgeleyen, engellerle dış dünyadan ayrı tutulmuş yer” (Durmuş Tezcan, Mustafa Ruhan Erdem, Murat R. Önok, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, 15. Baskı, Ankara, 2017, s. 528); “binaya doğrudan veya dolayısıyla bağlı olan ve binanın hizmetine tahsis edilen, onu tamamlayan mahaller” (Nur Centel, Hamide Zafer, Özlem Yenerer Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Cilt 1, 3. Baskı, İstanbul, 2016, s. 321); “konuta bitişik veya yakın olması şart olmayan, dış dünyadan belirli işaretlerle ayrılan ve rıza hilâfına girildiğinde konuttakilerin huzur ve sükûnunun bozulduğu yerler” (Veli Özer Özbek, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 12. Baskı, Ankara, 2017, s. 432) şeklindeki tanımlamalara yer verilmiştir.
Bir yerin eklenti sayılabilmesi için etrafının mutlaka çevrili olması veya kapı ile kapalı ve kilitli olması şart değildir. Önemli olan o yerin başkasının hâkimiyetinde bulunduğunu ve başkalarının buraya girmesine rıza gösterilmeyeceğini belirtecek şekilde çit, tel örgü, ağaç dalları vb. gibi dış bir engelle ayrılmış olmasıdır. (Mahmut Koca, İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 2. Baskı, Ankara, 2015, s. 560)
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Katılanın depo olarak kullandığı bahçe içinde bulunan müstakil binanın giriş kapısını zorlayarak içeri giren sanıkların, buradaki bir takım eşyayı alıp uzaklaştıkları sırada katılan tarafından görülerek yakalandıkları olayda; katılanın ikamet ettiği ev ile suça konu yerin aynı bahçe içerisinde bulunması, bahçede sokak ile irtibatı kesen bir bahçe kapısının olması, inceleme dışı sanık … müdafiin suça konu yerde bahçe duvarı olduğuna ilişkin beyanı ile daha önceden aynı yerde meydana gelen başka bir hırsızlık olayı nedeniyle düzenlenen tutanaktaki, müstakil evlerin bulunduğu bahçenin duvar ile çevrilmiş olduğuna dair tespit işlemi birlikte değerlendirildiğinde; depo amacıyla kullanılan ve katılanın ikamet ettiği ev ile aynı bahçe içerisinde bulunan, başkalarının buraya girmesine engel olacak şekilde giriş ve çıkışı demir kapı ile sağlanan, etrafı dış bir engel olan duvarla çevrili suça konu yerin “konut eklentisi” vasfında olduğunun ve etrafı duvar ile çevrili söz konusu bahçe içine girilmekle dahi konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun oluşacağının kabulü gerekmektedir.
Bu nedenle sanıkların konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan mahkûmiyetlerine ilişkin yerel mahkeme hükmü ile bu hükmün düzeltilerek onanmasına dair Özel Daire kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bu itibarla, haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle,
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2-Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.12.2017 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.