ÖZET :

  • Somut olayda sözleşmenin tarafı olan … Otomotiv İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi davada taraf olarak yer almamaktadır.
  • Yargıtay uygulamalarında da benimsenen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi çerçevesinde sözleşme tarafı olan şirket ile sorumlu olduğu ileri sürülen şahsi ya da şirketin hukuki durumları ve diğer hususların inceleneceği, verilecek özellikle, davanın kabulü hakkındaki karar sözleşmenin tarafı olan şirket ile taraf olmamakla birlikte perdenin aralanması teorisi gereğince sorumlu tutulacak şirket veya şahsın hukuki durumunu da etkileyeceğinden, davada perdenin aralanması teorisi sonucu sorumlu tutulmak istenen şirket ya da şahıslarında davada yer almaları zorunlu olup, mahkemece dava dışı sözleşmenin tarafı olan … Otomotiv İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi hakkında bu davayla birleştirilmek üzere dava açması için süre verilip, açılan dava birleştirilip varsa o şirkete savunma hakkı tanınıp ibraz ettiği takdirde delilleri toplandıktan sonra sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekir…

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi

2019/2590 E. , 2020/408 K.

“İçtihat Metni”
Mahkemesi:… Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’nce verilen kararın temyizen tetkiki davacı vekili tarafından duruşmalı olarak istenmiş, duruşma talebi kabul edilerek 04.02.2020 tarihinde yapılan duruşmaya davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat … geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
K A R A R –
Dava, eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanan alacağın dava dışı şirketten tahsil edilememesi nedeniyle bu şirketin devamı niteliğinde olduğu iddia edilen davalıdan tahsili talebinden ibarettir. Davacı iş sahibi, dava dışı şirket yüklenici, davalı ise yüklenicinin devamı olduğu iddia edilen şirkettir.Davacı iş sahibi vekili, müvekkili ile dava dışı …Otomotiv İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi arasında 05.03.2007, 10.04.2007 ve 07.06.2007 tarihlerinde sözleşmeler yapıldığını, yüklenici firmanın iki anlaşmadan doğan bir kısım yükümlülüklerini yerine getirse de 07.06.2007 tarihli sözleşmeden doğan yükümlülüğünü hiç yerine getirmediğini, bu durum karşısında 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanun’un 22. maddesi uyarınca her üç sözleşmenin de fesh edilip, kurum zararının tahsili için hakkında … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/254 Esas 2009/157 Karar sayılı dosyasında dava açıldığını, yapılan yargılama neticesinde 641.000,00 TL alacaklarının olduğunun belirlendiğini, hükmün kesinleştiğini; yine …3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/124 Esas 2009/88 Karar sayılı dosyasında da dava açtıklarını, yapılan yargılama neticesinde bu dosyada 48.454,00 TL alacaklarının olduğunun belirlendiğini, bu hükmün de kesinleştiğini, alacaklarının tahsili için … 2. İcra Müdürlüğü’nün 2009/7821 Esas sayılı dosyasında ilamlı icra takibi başlatıldığını, borçlunun mal varlığına rastlanamaması nedeniyle alacağın tahsil edilemediğini, şirketin sicil kayıtlarında faal olduğu gözükmekle birlikte herhangi bir ticari faaliyetine rastlanmadığını, davalı şirketin, aleyhinde hüküm kurulan … Otomotiv İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin devamı olduğunu, alacaklarının tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmasından sonra kurulduğunu, aralarında organik bağ bulunduğunu, yerleşik Yargıtay içtihatları nazara alındığında kendilerine borçlu … Otomotiv İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin borçlarından bu şirketin devamı niteliğinde olduğu anlaşılan davalı şirketin de sorumlu olduğunu, yapılacak yargılama neticesinde; mahkeme ilamlarına konu edilen 641.000,00 TL asıl alacağın 04.09.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 68.827,60 TL yargılama giderinin 09.06.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 48.454,00 TL asıl alacağın 20.04.2008 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, zamanaşamı ve aktif husumet itirazlarında bulunduklarını, davacının dava dışı şirketten alacağından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, aralarında bağlantı bulunmadığını, dava dışı üçüncü kişiden varlığı beyan edilen alacağın müvekkili şirketin kuruluşundan evvel doğduğunu, her iki şirket arasında organik bağ bulunduğu yorumunun çok zorlama bir durum olduğunu, dava dışı şirketin devamı olmadığını, buna yönelik iddiaların soyut kaldığını, ortaklardan sadece ikisinin aynı olduğunu, müvekkil şirket tarafından işletilen işyeri/fabrikanın bulunduğu konum itibariyle aynı bölgede yaşayan insanların çalıştığı bir yer olduğunu, daha önce işçi fabrikasında çalışan ve deneyimli olan işçilerin yeni bir şirket tarafından işletilen fabrikada çalışmak için müracaatta bulunmaları ve işverenin de deneyimli bu işçileri işe almasının hayatın olağan akışına uygun olduğunu, müdürün aynı olmasının sebebinin deneyimli fabrika çalışanı olmasından kaynaklandığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece davanın kabulüne verilen kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi’nin 26.04.2017 tarih, 2017/1202 Esas, 2019/546 Karar sayılı kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş, verilen karar davacı vekili tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir. Kural olarak tüzel kişiler kendilerini oluşturan kişilerden bağımsız ayrı kişiler olup “sınırlı sorumluluk” ilkesi çerçevesinde hukuki işlemlerde taraf olurlar. Kimi zaman sözleşme ve kanundan doğan borç ve yükümlülüklerden kurtulabilmek için tüzel kişiliğin araç olarak kötüye kullanıldığı bilinen bir gerçektir. Bunun engellenebilmesi amacıyla doktrinde “perdenin aralanması “teorisi geliştirilmiş, zaman içerisinde Yargıtay uygulamalarında da bu teori benimsenmiştir (Emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 07.06.2011 tarih, 2010/11147 Esas 2011/7567 Karar, 19. Hukuk Dairesi 12.05.2006 tarih, 2005/8774 Esas, 2006/5232 Karar, 9. Hukuk Dairesi 27.06.2011 tarih, 2011/30349 Esas, 2011/19150 Karar, 23. Hukuk Dairesi 19.06.2012 tarih, 2012/3083 Esas, 2012/4296 Karar ve Dairemizin 06.03.2013 tarih, 2012/5311 Esas, 2013/1531 Karar ve 28.02.2018 tarih, 2016/4881 Esas, 2018/836 Karar ve 11. Hukuk Dairesi’nin 04.04.2019 tarih, 2017/2384 Esas, 2019/2653 Karar sayılı kararları). Perdenin aralanması ile şirket kurucusu gerçek kişilerin sorumluluğuna gidilebildiği gibi, aynı şirketler içerisinde yer alan kardeş şirketler arasında da sorumluluğun gerçekleştiğinin kabulü sağlanabilir. Somut olayda sözleşmenin tarafı olan … Otomotiv İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi davada taraf olarak yer almamaktadır. Yargıtay uygulamalarında da benimsenen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi çerçevesinde sözleşme tarafı olan şirket ile sorumlu olduğu ileri sürülen şahsi ya da şirketin hukuki durumları ve diğer hususların inceleneceği, verilecek özellikle, davanın kabulü hakkındaki karar sözleşmenin tarafı olan şirket ile taraf olmamakla birlikte perdenin aralanması teorisi gereğince sorumlu tutulacak şirket veya şahsın hukuki durumunu da etkileyeceğinden, davada perdenin aralanması teorisi sonucu sorumlu tutulmak istenen şirket ya da şahıslarında davada yer almaları zorunlu olup, mahkemece dava dışı sözleşmenin tarafı olan … Otomotiv İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi hakkında bu davayla birleştirilmek üzere dava açması için süre verilip, açılan dava birleştirilip varsa o şirkete savunma hakkı tanınıp ibraz ettiği takdirde delilleri toplandıktan sonra sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, söz konusu şirket davada taraf olmadan, bu şirketin ilerde rücu ilişkisi içerisinde hukuki durumunu ağırlaştırıcı şekilde değerlendirme yapılarak karar verilmesi doğru olmadığından kararın, diğer temyiz itirazları incelenmeksizin davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 2.540,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay’daki duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, ödenenden 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 218,50 TL Yargıtay başvurma harcının mahsup edilerek, varsa fazla alınan temyiz harcının temyiz eden davacıya iadesine, 6100 sayılı HMK 373. madde hükümleri gözetilerek dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’ne, karardan bir örneğinin ise ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2020 gününde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.