Tapu sicili, Devletin sorumluluğu altında, tescil ve açıklık ilkelerine göre taşınmazlar ile üzerindeki hakların durumlarını göstermek üzere tutulan sicildir.


4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) öngördüğü tapu sicillerinin düzenli bir biçimde tutulmasını sağlamak amacıyla 2013/5150 sayılı yeni Tapu Sicili Tüzüğü, 17.08.2013 tarihli ve 28738 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Tapu Sicili Tüzüğü’nün 28. maddesinde mülkiyet hakkının tapu kütüğüne ne şekilde tescil edileceği düzenlenmiş ve kütük sayfası malik sütununda malikin adı ve soyadı, baba adı ile edinme nedeni, tarih ve yevmiye numarası ile tüzel kişilerin unvanlarının tam olarak yazılacağı ve paylı mülkiyette pay miktarı; paydaşların adı, soyadı ve baba adından sonraki kısımda, kesirli olarak gösterileceği ifade edilmiştir.

Taşınmazların kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı, cinsiyeti, doğum tarihleri gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturmaktadır. Tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesine veya tespitine ilişkin olarak açılan davalardaki amaç da kayıt malikinin tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin nüfus kaydı ile uyumlu hâle getirilmesidir.

TMK’nın 1027. maddesine göre ilgililerin yazılı rızaları olmadıkça, tapu memuru, Tapu Sicili Tüzüğü kuralları uyarınca resen düzeltilmesi mümkün olan basit yazı yanlışlıkları (adi yazım hataları) dışında, tapu sicilindeki yanlışlığı ancak mahkeme kararı ile düzeltebilir.

Ancak, yeni Tapu Sicil Tüzüğünün 75. maddesinin son fıkrasında yer alan “Bu madde hükümleri uyarınca kayıt düzeltmeleri için müdürlüklere başvuru yapılması zorunludur” hükmü uyarınca 17.08.2013 tarihinden sonra, tapu sicilindeki yanlışlığın düzeltilmesini isteyen kişinin mahkemeye müracaat etmeden önce ilgili tapu müdürlüğüne Tüzükteki prosedüre uygun şekilde başvurması, yapacağı başvuruda istediği sonucu alamazsa ondan sonra mahkemeden düzeltme isteminde bulunması gerekir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 382/ç-1. maddesinde “Taşınmaz üzerinde taraf oluşturulmasına ve hak ihlaline sebebiyet vermeyecek düzeltmelerin yapılması” çekişmesiz yargı işi olarak sayılmış olup, niteliği itibariyle tapu kaydında malik kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemleri de bu tanıma uymaktadır. Bu nedenle kayıt düzeltme istemleri çekişmesiz yargı işi olarak sulh hukuk mahkemelerinde görülür.

Çekişmeli yargı ile çekişmesiz yargı arasındaki en belirgin farkı gösteren ölçüt ise “çekişme yokluğu” kıstasıdır. Diğer bir ifade ile çekişmeli yargıda, taraflar arasında iddia ve savunma çerçevesinde mahkemece çözümlenmesi gereken bir uyuşmazlık bulunmaktadır. Çekişmesiz yargı işlerinde ise ilgililer arasında kural olarak bir uyuşmazlık yoktur. Çekişmeli yargının konusunu tarafların sübjektif hakları oluşturduğu hâlde, çekişmesiz yargıda talepte bulunan kişinin ilgili tarafa karşı ileri sürebileceği hiçbir sübjektif hakkı bulunmamaktadır.
Kayıt düzeltme işlerinde ilgili tapu müdürlüğüne husumet yöneltilerek dava açılmakta ise de gerçekte tapu müdürlüğü ile davacı arasında bir uyuşmazlık yoktur. Tapu sicilini tutmakla görevli ve sorumlu olan tapu müdürlüğü davada sadece yasal hasım olarak yer almaktadır.

Yargılamada taraf değil, ilgilidir. Davacı ile tapu müdürlüğünün uzlaşması ile uyuşmazlığın sona erdiğinden söz edilemeyeceği gibi ilgili tapu müdürlüğünün davayı kabul etmesi de sonuç doğurmaz.


Çekişmesiz yargıdaki “ilgili” kavramı, mahkemeye yapılan müracaat üzerine, talebin kabulü hâlinde verilen karardan hukuki durumları etkilenecek olan kişileri ifade etmektedir. Çekişmesiz yargı işi nedeniyle mahkemeye başvuran kişinin dilekçesinde hukuki durumu etkilenecek olan kişiyi “ilgili” olarak göstermesi sonucunda ise bu kişi “şekli anlamda ilgili” sıfatını da kazanır. Bu durumda yargılama faaliyetinin bir süjesi durumuna gelerek, usul işlemlerini kendi adına yapabilir ve bu kapsamda mahkeme huzurunda kendisini vekil ile temsil ettirebilir.