• Dava, İİK’ın 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davalar, elinde geçici (İİK.m.105) veya kat’i (İİK.m.143) aciz belgesi bulunan alacaklılar tarafından açılabilir. Bu husus davanın görülebilme koşulu olmakla birlikte aciz belgesinin dava açılmadan, dava açıldıktan sonra veya temyiz aşamasında ve hatta hükmün Yargıtay’ca onanmasından (veya bozulmasından) sonra bile sunulma olanağı vardır.
  • Somut olayda davacının dava dilekçesi ekinde delil olarak ibraz ettiği, İzmir 5. İcra Müdürlüğü’nün 2013/2398 sayılı dosyandan dava dışı şirket aleyhine haciz tutanağı düzenlendiği, davamız davalısı borçlu … aleyhine aciz vesikası alınmadığı gibi aciz vesikası yerine geçen İİK 105 kapsamında da haciz tutanağının düzenlenmediği, davacı tarafından davalı borçlu … yönünden dosyaya geçerli bir aciz vesikası ibraz edilmediği anlaşılmıştır
  • Bu durumda, davanın aciz hali ispatlanmamış olduğundan davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi, dosyada dava şartı olan geçerli bir aciz vesikasının bulunmaması gerekçesi davanın reddine ve sonucu itibari ile de maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru değil ise de bu yanılgının giderilmesi, yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK’nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HMUK’nun 438 maddesi uyarınca gerekçesinin ve fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilerek, düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi         

2018/4340 E.  ,  2020/4499 K.

“İçtihat Metni”


MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı …’dan alacaklı olduğunu, davalı aleyhine icra takibi yapıldığını, davalı borçlunun adına kayıtlı … İli, … İlçesi, … Mahallesi, 166 ada, 8 parselin 8/111 arsa paylı 4. kat 8 nolu bağımsız bölümün 135.000 TL bedel ile 16.11.2012 de davalı …’a devrettiğini, taşınmaz üzerine … ve … Bankası AŞ lehine 16.11.2012 de ipotek de konulduğunu beyan ile davalılar arasındaki tasarrufların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili ve davalı … Bankası AŞ vekili davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, tasarrufa konu taşınmazın tapudaki satış bedeli ile tasarruf tarihindeki gerçek değerinin aynı olduğu , davalı …’ın borçlunun mal kaçırma kastını bilen ya da bilebilecek durumda olan kişilerden olmadığı, taşınmazları satın alan davalı ile borçlu arasında yapılan alım satım işleminin gerçek olduğu sonuç ve kanaatine varılmış olmakla davanın kanıtlanamadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresi içerisinde, temyiz edilmiştir.
1- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, göre; davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, İİK’ın 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davalar, elinde geçici (İİK.m.105) veya kat’i (İİK.m.143) aciz belgesi bulunan alacaklılar tarafından açılabilir. Bu husus davanın görülebilme koşulu olmakla birlikte aciz belgesinin dava açılmadan, dava açıldıktan sonra veya temyiz aşamasında ve hatta hükmün Yargıtay’ca onanmasından (veya bozulmasından) sonra bile sunulma olanağı vardır.
Somut olayda davacının dava dilekçesi ekinde delil olarak ibraz ettiği, İzmir 5. İcra Müdürlüğü’nün 2013/2398 sayılı dosyandan dava dışı şirket aleyhine haciz tutanağı düzenlendiği, davamız davalısı borçlu … aleyhine aciz vesikası alınmadığı gibi aciz vesikası yerine geçen İİK 105 kapsamında da haciz tutanağının düzenlenmediği, davacı tarafından davalı borçlu … yönünden dosyaya geçerli bir aciz vesikası ibraz edilmediği anlaşılmıştır
Bu durumda, davanın aciz hali ispatlanmamış olduğundan davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi, dosyada dava şartı olan geçerli bir aciz vesikasının bulunmaması gerekçesi davanın reddine ve sonucu itibari ile de maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru değil ise de bu yanılgının giderilmesi, yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK’nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HMUK’nun 438 maddesi uyarınca gerekçesinin ve fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilerek, düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün 4.bendindeki “16.400,00 TL” ibaresinin çıkarılarak yerine 1500,00 TL maktu “ibaresinin yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 08/07/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir Cevap Yazın