• Türk Medeni Kanununun 1007. maddesinde öngörülen sorumluluk kusursuz sorumluluk olup, Hazinenin sorumlu tutulabilmesi bakımından;
  • a)-Tapu sicilinin tutulmasından dolayı bir zararın doğmuş bulunması,
  • b)-Memurun hukuka aykırı eyleminin olması,
  • c)-Zarar ile eylem arasında illiyet bağı bulunması, yani illiyet bağının kesilmemiş olması koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir.
  • Hazine’nin sorumluluğu TMK’nın 1007. maddesi gereğince kusursuz sorumluluk olup, zarar görenin davalının kusurunun bulunduğunu kanıtlamak zorunda olmadığı gibi davalı da kusursuz olduğunu değil uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması veya üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülemeyen bir halin bulunması gerekmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2007/4-422 E.-2007/536 ve 2007/4-212 E.- 2007/536 K. ve 2007/4-212 E.- 2007/261 K.)
  • İpoteğin tesis tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 18.05.1994 tarihinde yürürlüğe giren Tapu Sicil Tüzüğünün “Hak Sahibinin Belirlenmesi” başlıklı 13. maddesine göre istem vekaleten yapılmışsa vekilden Noterlik Kanununa göre düzenlenmiş ve istem konusu işleri yapmaya yetkili olduğunu içerir vekaletname istenir. Vekil, tevkil yetkisine dayalı olarak bir başkasını vekil tayin etmiş ise, ayrıca dayanağı olan vekaletname de aranır. Vekilin kimliği saptandıktan sonra tapu sicilindeki hak sahibi ile vekaletnamedeki müvekkilin kimliği karşılaştırılır.

Karar İçeriği

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi

2017/697 E. , 2019/6431 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : ….. 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili 02.08.2012 havale tarihli dilekçesinde, müvekkili banka ile ….. Şirketi arasında imzalanan 24/07/2007 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden firmaya kredi verildiğini, kredi tutarına teminat olarak dava dışı…. maliki olduğu …..mahallesi 922 ada 34 parsel sayılı 1.110,25 m²’lik taşınmaz üzerine taşınmaz malikinin vekili sıfatıyla….. tarafından….. lehine 1. derece 1. sırada 666.156,00 TL bedelli 23/07/2007 tarihli ….. yevmiye nolu ipoteğin tesis edildiğini, ipoteğin tesisinden 4 ay sonra kayıt maliki…..kardeşlerinin bir işlem nedeniyle… Tapu Sicil Müdürlüğüne müracaatı üzerine taşınmaz malikinin ipotekten haberdar olduğunu, ipoteğin tapu malikinin kimlik bilgileri ve üçüncü bir şahsın fotoğrafı kullanılarak düzenlenmiş nüfus cüzdanı talep belgesine istinaden çıkarılan nüfus cüzdanın kullanılması suretiyle düzenlenen vekaletname ile oluşturulduğu iddiası ile …. Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından … Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyusunda bulunulduğunu, ipoteğin terkini için …. 3. Asliye Hukuk Mahkemesine açılan dava sonucunda ipoteğin terkin edildiğini, …. 1. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda da bir kısım sanıkların cezalandırılmasına karar verildiğini, kredinin ödenmemesi nedeniyle bankanın başlattığı takipte aciz belgesi düzenlendiğini ve müvekkili bankanın zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ipotek miktarı olan 666.156,00 TL zararlarının 23/07/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili, 17.08.2012 havale tarihli cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazları olduğunu, işlem ile zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını, borcun ödenme ihtimali olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile 666.156,00 TL’nin ipoteğin terkin tarihi olan 23/07/2007 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, kurulan hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK’nın 1007. maddesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından, dava dışı…..Şirketi adına ….. Bankasından çekeceği krediye teminat olarak ….’de yaşayan amcasının ….’da bulunan taşınmazı üzerine vekaleten ipotek tesis ettirdiği, ipoteğin tesis edilmesini sağlamak için yaşlı bir kimseyi muhtarlığa göndererek bu yaşlı kişinin fotoğrafı ve amcasının kimlik bilgileri ile nüfus cüzdanı talep belgesi düzenlettirdiği, bu belgeyi kullanarak nüfus müdürlüğünden yaşlı kişinin fotoğrafı ve amcasının kimlik bilgileri ile düzenlenmiş nüfus cüzdanını aldığı, bu nüfus cüzdanını kullanarak ….. 3. Noterince tapu malikinin ….. mahallesi 922 ada 34 parsel sayılı taşınmazı üzerine …. Bankası lehine ipotek koydurabilmek için ….. ….vekil tayin ettiğine ilişkin düzenleme şeklinde vekaletname düzenlendiği, sonuç olarak taşınmazın tapu kütüğüne 23.07.2007 tarih ve 6440 yevmiye numaralı işlem ile ipotek konulduğu, tapu malikinin durumdan haberdar olması üzerine açılan …… 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/100 Esas – 2011/427 Karar sayılı davası ile ipoteğin terkinine karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin 13.09.2011 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 02.08.2012 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 1007. maddesinde öngörülen sorumluluk kusursuz sorumluluk olup, Hazinenin sorumlu tutulabilmesi bakımından;
a)-Tapu sicilinin tutulmasından dolayı bir zararın doğmuş bulunması,
b)-Memurun hukuka aykırı eyleminin olması,
c)-Zarar ile eylem arasında illiyet bağı bulunması, yani illiyet bağının kesilmemiş olması koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir.
Hazine’nin sorumluluğu TMK’nın 1007. maddesi gereğince kusursuz sorumluluk olup, zarar görenin davalının kusurunun bulunduğunu kanıtlamak zorunda olmadığı gibi davalı da kusursuz olduğunu değil uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması veya üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülemeyen bir halin bulunması gerekmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2007/4-422 E.-2007/536 ve 2007/4-212 E.- 2007/536 K. ve 2007/4-212 E.- 2007/261 K.)
İpoteğin tesis tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 18.05.1994 tarihinde yürürlüğe giren Tapu Sicil Tüzüğünün “Hak Sahibinin Belirlenmesi” başlıklı 13. maddesine göre istem vekaleten yapılmışsa vekilden Noterlik Kanununa göre düzenlenmiş ve istem konusu işleri yapmaya yetkili olduğunu içerir vekaletname istenir. Vekil, tevkil yetkisine dayalı olarak bir başkasını vekil tayin etmiş ise, ayrıca dayanağı olan vekaletname de aranır. Vekilin kimliği saptandıktan sonra tapu sicilindeki hak sahibi ile vekaletnamedeki müvekkilin kimliği karşılaştırılır.
…. Mahkemesinin 2013/80 Esas – 2015/54 Karar sayılı dosyasında ….. ile tapu maliki …..’in şikayeti üzerine tapu malikinin yeğeni sanık….. tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak amacıyla dolandırıcılık suçundan neticeten 3 yıl 4 ay hapis cezası ile 550.000,00 TL adli para cezası; resmi belgede sahtecilik suçundan neticeten 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası almış, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2015/6799 Esas – 2017/3344 Karar sayılı ilamı ile sanığın cezaları onanarak kesinleşmiştir. Dava dışı sanık ….. ceza davasında “…işlerimin bozulması nedeni ile savcılıkta belirttiğim hususlar nedeni ile borçları ödemek için amcam olan ….. adına….isimli bir şahsı sahte olarak göstererek nüfus cüzdanı çıkarıp, daha sonra da vekâletname aldım. Daha sonra da bankadan alınan krediyi arkadaşım …..’in …. hesabına …. yaptırdım ve arkadaşım …. de bu parayı bana çekerek verdi. …..’ya sadece amcamın kimlik bilgilerini verdim, muhtarlıktan nüfus cüzdanı talep belgesi almaya kendisi gitti, ancak notere vekâletname çıkarırken beraber gittik….. amcam olur, 30 yıldır …..de yaşamaktadır. 4–5 senede bir gelirse gelir. Bunun dışında ….n’a gelip gitmez.” savunmasında bulunmuştur.
Açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, ipotek tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre vekaleten yapılan istemlerde tapu memurunun sorumluluğu tapu sicilindeki hak sahibi ile vekaletnamedeki müvekkilin kimliğini karşılaştırmak olduğundan memurun hukuka aykırı bir eylemi olmadığı gibi ipotek konulan …. mahallesi 922 ada 34 parsel sayılı taşınmazın tapu malikinin yeğeni olan dava dışı …..’in yargılandığı ceza davasındaki savunmasına ve dosya kapsamına göre dava dışı . …..’in ağır kusuru ile zarar ile eylem arasındaki illiyet bağı da kesilmiştir. Bu nedenle, davacının zararından TMK’nın 1007. maddesine göre Hazinenin sorumlu tutulabilmesi mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, ipoteğin fekkine ilişkin ilamın kesinleştiği tarih itibarıyla taşınmazın değerinin belirlenmesi, konulan ipotek miktarıyla sınırlı kalmak kaydıyla, ipotek tesis edilen taşınmazın değeri için davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken taşınmazın değeri tespit edilmeksizin ipotek miktarının tamamı kadar tazminata karar verilmesi, faiz başlangıç tarihi olarak da ipoteğin fekkine ilişkin ilamın kesinleştiği tarihin belirlenmemesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 07/11/2019 günü oy birliği ile karar verildi.