Çok Okunanlar
Anasayfa » CEZA HUKUKU » “Seni öldüreceğim” sözü tehdit midir?

“Seni öldüreceğim” sözü tehdit midir?

  • ÖZET:
  • Tehdit suçu TCK’nın 106. maddesinde;
  • “(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
  • (2) Tehdidin;
  • a) Silahla,
  • b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
  • c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
  • d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
  • İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
  • (3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
  • Türk Dil Kurumunun Büyük Türkçe Sözlüğü’ne göre, “Gözdağı verme” anlamına gelen tehdit, bir kimsenin bir zarara veya kötülüğe uğratılacağının bildirilmesidir. Bu bildirimin sözlü olması mümkün olduğu gibi başka yollarla ve bu bağlamda davranışlar yoluyla da yapılması mümkündür. Bu nedenle tehdit suçu; söz, yazı, resim, şekil veya işaret ile de işlenebilecek bir suç olup önemli olan gerçekleştirileceği belirtilen haksızlığın mağdurun bilgisine ulaştırılmasıdır (M. Emin Artuk, A. Gökcen, A. Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Turhan Kitabevi, Ankara, 6. Bası, s. 100).
  • Tehdidin, mağdurun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya objektif olarak elverişli olması yeterli olup, saldırının kişinin veya başkasının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına, belirli bir ağırlıkta olmak kaydıyla malvarlığına veya bunlar dışındaki sair bir kötülüğe yönelik olması gereklidir. Suçun oluşabilmesi için mağdurun iç huzurunun bozulup bozulmadığının veya korkup korkmadığının ayrıca araştırılmasına gerek yoktur. Önemli olan failin tehdidi oluşturan fiili “Korkutmak amacıyla” yapmış olmasıdır (Majno, Ceza Kanunu Şerhi, Sevinç Matbaası, Ankara 1978, C. II, s. 127; A. Pulat Gözübüyük, Mukayeseli Türk Ceza Kanunu, 5. Bası, C. II, s. 517 ve 873).
  • Tehdit suçuyla korunan hukuki yarar TCK’nın 106. maddesinin gerekçesinde; “Tehdidin koruduğu hukukî değer, kişilerin huzur ve sükûnudur; böylece kişilerde bir güvensizlik duygusunun meydana gelmesi engellenmektedir. Bu nedenle, söz konusu madde ile insanın kendisine özgü sulh ve sükûnuna karşı işlenen saldırılar cezalandırılmış olmaktadır. Fakat, tehdidin bu maddeyle korumak istediği esas değer, kişinin karar verme ve hareket etme hürriyetidir.” şeklinde açıklanmıştır.
  • Uyuşmazlıkla ilgili olarak ele alınması gereken diğer suç olan hakaret, TCK’nın 125. maddesinde;
  • “(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir.
  • (2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.
  • (3) Hakaret suçunun;
  • a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
  • b) Dinî, siyasî, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
  • c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,
  • İşlenmesi hâlinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
  • (4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.
  • (5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.” şeklinde düzenlenmiştir.
  • Maddenin birinci fıkrasında hakaret suçunun temel şekli, üçüncü ve dördüncü fıkralarında ise nitelikli hâlleri düzenlenmiş, madde gerekçesinde de; “Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığıdır.” açıklaması yapılmıştır. Buna göre, suçun konusu kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup somut bir fiil veya olgu isnat etme ya da sövme suretiyle kişilerin onur, şeref ve saygınlığına saldırma eylemi hakaret suçunu oluşturacaktır.
  • Ceza Genel Kurulunun birçok kararında da belirtildiği üzere; 5237 sayılı TCK’da, 765 sayılı Kanun’daki hakaret ve sövme suçu ayrımı kaldırılmıştır. Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olduğundan, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövmek şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır.
  • Sanığın katılana yönelik ‘Seni öldüreceğim’ şeklindeki sözlerinin tehdit suçunda korunan hukuki değer kapsamında, katılanın ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden, katılanın huzur ve sükûnunu bozan ve sonuç olarak, katılanda güvensizlik duygusu ve korku oluşturan sözler olduğu açıktır. Bu anlamda sanığın üzerine atılı TCK’nın 106/1. maddesindeki tehdit suçu unsurları itibarıyla oluşmuştur.
  • Yine sanığın katılana yönelik olarak ‘Senin ananı, avradını sinkaf edeceğim’ şeklindeki sözlerinin hakaret suçunda korunan hukuki değer kapsamında, katılanın onur, şeref ve saygınlığını, itibarını, namusunu, annesi hakkında sinkaflı kelimeler kullanılmasından dolayı rencide olmasına sebep olan sözler de olduğu açıktır. Bu anlamda sanığın üzerine atılı TCK’nın 125/1-4. maddesinde yazılı hakaret suçu da unsurları itibarıyla oluşmuştur. Sanığın sarfettiği sinkaflı kelimelerin geleceğe yönelik olması, bu sinkaflı kelimelerden katılanın korktuğu, huzur ve güven duygusunun zedelendiği anlamına gelmeyeceği; bu sinkaflı sözlerle katılanın onur, şeref, saygınlık ve itibarının zedelendiği anlaşılmalıdır.

Karar İçeriği

Ceza Genel Kurulu        

 2018/46 E.  ,  2021/38 K.


“İçtihat Metni”


Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 4. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Sulh Ceza
Sayısı : 388-684


Sanık …’ın tehdit suçundan TCK’nın 106/1-1. cümlesi, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine; hakaret suçundan ise aynı Kanun’un 125/1-4, 53 ve 58. maddeleri gereğince 3 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin hükümlerin sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 20.09.2017 tarihli ve 51864-20357 sayı ile;
“1- Sanığın müştekiye hitaben ‘Seni öldüreceğim, senin … sinkaf edeceğim’ biçiminde sözler söylediğinin iddia ve kabul edilmesi karşısında, belirtilen sözlerin geleceğe yönelik TCK’nın 106/1-1. madde ve cümlesinde düzenlenen hayata ve cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında hakaret suçundan ayrıca mahkûmiyet hükmü kurularak fazla ceza verilmesi,
2- Kabule göre ise,
02.12.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümlerinin yeniden düzenlenmesi, sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alınması, hakaret suçu yönünden de 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle, 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 24 ve 25. fıkralarındaki uzlaştırma bürosuna ilişkin düzenleme dikkate alınıp, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması” isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 09.11.2017 tarih ve 510 sayı ile;
“…Maddi olayda, Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/100 esas sayılı dava dosyasının şikâyetçisinin …, sanığının … olduğu, yaralama suçundan yargılamanın yapıldığı, 14.05.2013 tarihli duruşmada, sanık …’ın duruşma salonuna girdiği sırada katılana yönelik ‘Seni öldüreceğim. Senin ananı avradını sinkaf edeceğim!’ şeklinde tehdit ve hakaret etmesi üzerine mahkeme heyeti tarafından tutanağa geçirildiği şeklinde gerçekleşen eylemde, sanığın sarf ettiği ‘Seni öldüreceğim!’ şeklindeki sözlerin, bir kimsenin hayatına yönelik olduğu ve yaşamını sürdürme hakkını ortadan kaldıracağına yönelik bir açıklamayı içerdiği ve sanığın bu sözlerinin TCK’nın 106/1 maddesinde yazılı tehdit suçunu oluşturduğu;
Sanığın sarf ettiği ‘Senin ananı, avradını sinkaf edeceğim!’ şeklindeki sözlerinin, katılanın onur, şeref ve saygınlığını zedeleyici nitelikte olup hakaret suçunu oluşturduğu konusunda bir kuşku bulunmamaktadır. Yargıtay 4. Ceza Dairesince verilen (1) No.lu bozma kararında yazılı, sanığın sarf ettiği sözlerin, geleceğe yönelik TCK’nın 106/1-1. madde ve cümlesinde düzenlenen hayata ve cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit suçunu oluşturduğunun kabulüne olanak bulunmamaktadır.
Sanığın sarf ettiği ‘Ananı avradını sinkaf ederim!’ şeklindeki sözlerin, katılana ya da eşi ve annesine yönelik cinsel dokunulmazlığa yönelik bulunmayıp, sanığın katılan ile aralarında bulunan husumetin etkisiyle duruşma sırasında mahkeme heyeti huzurunda, kızgınlık ve öfke sonucunda katılana küfürlü sözler sarf etmesidir.
Bu itibarla sanığın duruşma salonuna girdiği sırada katılana yönelik ‘Seni öldüreceğim! Senin ananı avradını sinkaf edeceğim!’ şeklindeki sözlerinin, tehdit ve hakaret suçlarını oluşturduğu.
..” görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
CMK’nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 4. Ceza Dairesince 06.12.2017 tarih ve 19493-27036 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın şikâyetçiye yönelik “Seni öldüreceğim, senin ananı avradını sinkaf edeceğim!” şeklindeki sözlerinin tehdit ve hakaret suçlarını mı, yoksa bir bütün olarak tehdit suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/100 esas sayılı dosyası kapsamında yapılan 14.05.2013 tarihli duruşma tutanağında aynen; “Sanık …’ın duruşma salonuna girdiği sırada katılan …’e yönelik ‘Seni öldüreceğim, senin ananı avradını sinkaf edeceğim’ şeklinde hakaretler ettiği görüldü.” hususlarına yer verildiği,
Şikâyetçi …; olay tarihinde Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşma sırasında sanığın, öldüreceğini söyleyerek kendisini tehdit ettiğini, ayrıca küfür de ettiğini, bu nedenle sanık hakkında şikâyetçi olduğunu beyan etmiştir.
Sanık …; atılı suçlamayı kabul etmediğini, şikâyetçi yüzünden Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanarak 13 yıl hapis cezası aldığını, duruşma günü şikâyetçiyi görünce birden sinirlendiğini, şikâyetçinin, işlerinin bozulmasına ve dükkânının kapanmasına yol açması ve evlenmesine engel olması nedeniyle ağzından bazı kötü sözler çıkmış olabileceğini, ancak tam olarak ne söylediğini hatırlamadığını savunmuştur.
Tehdit suçu TCK’nın 106. maddesinde;
“(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
(2) Tehdidin;
a) Silahla,
b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Türk Dil Kurumunun Büyük Türkçe Sözlüğü’ne göre, “Gözdağı verme” anlamına gelen tehdit, bir kimsenin bir zarara veya kötülüğe uğratılacağının bildirilmesidir. Bu bildirimin sözlü olması mümkün olduğu gibi başka yollarla ve bu bağlamda davranışlar yoluyla da yapılması mümkündür. Bu nedenle tehdit suçu; söz, yazı, resim, şekil veya işaret ile de işlenebilecek bir suç olup önemli olan gerçekleştirileceği belirtilen haksızlığın mağdurun bilgisine ulaştırılmasıdır (M. Emin Artuk, A. Gökcen, A. Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Turhan Kitabevi, Ankara, 6. Bası, s. 100).
Tehdidin, mağdurun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya objektif olarak elverişli olması yeterli olup, saldırının kişinin veya başkasının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına, belirli bir ağırlıkta olmak kaydıyla malvarlığına veya bunlar dışındaki sair bir kötülüğe yönelik olması gereklidir. Suçun oluşabilmesi için mağdurun iç huzurunun bozulup bozulmadığının veya korkup korkmadığının ayrıca araştırılmasına gerek yoktur. Önemli olan failin tehdidi oluşturan fiili “Korkutmak amacıyla” yapmış olmasıdır (Majno, Ceza Kanunu Şerhi, Sevinç Matbaası, Ankara 1978, C. II, s. 127; A. Pulat Gözübüyük, Mukayeseli Türk Ceza Kanunu, 5. Bası, C. II, s. 517 ve 873).
Tehdit suçuyla korunan hukuki yarar TCK’nın 106. maddesinin gerekçesinde; “Tehdidin koruduğu hukukî değer, kişilerin huzur ve sükûnudur; böylece kişilerde bir güvensizlik duygusunun meydana gelmesi engellenmektedir. Bu nedenle, söz konusu madde ile insanın kendisine özgü sulh ve sükûnuna karşı işlenen saldırılar cezalandırılmış olmaktadır. Fakat, tehdidin bu maddeyle korumak istediği esas değer, kişinin karar verme ve hareket etme hürriyetidir.” şeklinde açıklanmıştır.
Uyuşmazlıkla ilgili olarak ele alınması gereken diğer suç olan hakaret, TCK’nın 125. maddesinde;
“(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.
(3) Hakaret suçunun;
a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
b) Dinî, siyasî, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,
İşlenmesi hâlinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
(4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.
(5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Maddenin birinci fıkrasında hakaret suçunun temel şekli, üçüncü ve dördüncü fıkralarında ise nitelikli hâlleri düzenlenmiş, madde gerekçesinde de; “Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığıdır.” açıklaması yapılmıştır. Buna göre, suçun konusu kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup somut bir fiil veya olgu isnat etme ya da sövme suretiyle kişilerin onur, şeref ve saygınlığına saldırma eylemi hakaret suçunu oluşturacaktır.
Ceza Genel Kurulunun birçok kararında da belirtildiği üzere; 5237 sayılı TCK’da, 765 sayılı Kanun’daki hakaret ve sövme suçu ayrımı kaldırılmıştır. Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olduğundan, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövmek şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
14.05.2013 tarihinde Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/100 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılamanın duruşması sırasında sanık …’ın, işlerinin bozulmasından, dükkânının kapanmasından ve evlenmesine engel olmasından sorumlu tuttuğu şikâyetçi …’e yönelik olarak “Seni öldüreceğim! Senin ananı avradını sinkaf edeceğim!” şeklinde sözler söylediği, bu hususun Mahkeme heyeti tarafından tutanağa geçirildiği ve Yerel Mahkemece sanığın eylemi sabit görülerek hakaret ve tehdit suçlarından ayrı ayrı mahkûmiyet hükümleri kurulduğu anlaşılmış ise de;
Sanık ile şikayetçi arasında Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yürütülen kamu davasından dolayı husumet bulunması, sanığın savunmasında sinirlendiği için suça konu sözleri söylemiş olabileceğini beyan eylemiş olması, sanık tarafından şikayetçiye söylenen “Senin ananı avradını sinkaf edeceğim!” şeklindeki sözlerin “Seni öldüreceğim!” şeklindeki tehdit içerikli sözlerden hemen sonra söylenmiş olması karşısında; eylemin gerçekleştirildiği sırada sergilenen davranışlar dikkate alındığında, tehdit kastı ile hareket ettiği konusunda kuşku bulunmayan sanık tarafından söylenen sözlerin olayın bütünlüğü içerisinde kül halinde geleceğe yönelik olarak hayata ve cinsel dokunulmazlığa karşı tehdit suçunu oluştuğu kabul edilmelidir.
Öte yandan Yerel Mahkemece gerekçeli kararın “Olay Ve Kanıtların Değerlendirilmesi” bölümünde yargılama konusu olayla ilgisi bulunmayan “sanık hakkında yaralama suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de; sanığın eyleminin yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru olduğundan sanık hakkında yaralama suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar verildiği,” ibaresine yer verilmiş ise de bu husus sonuca etkili görülmemiştir.
Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi …;
“Somut davada, sayın çoğunluğun sanık …’ın katılan …’e yönelik söylediği ‘Seni öldüreceğim. Senin ananı avradını sinkaf edeceğim.’ şeklindeki sözlerin bir bütün olarak tehdit suçunu oluşturacağı, hakaret suçunun oluşmayacağı yönündeki kabulünden saygılarımla ayrılıyorum.
Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/100 E. sayılı dava dosyasının şikâyetçisinin …, sanığının … olduğu, yaralama suçundan yargılamanın yapıldığı 14.05.2013 tarihli duruşmasında, sanık …’ın duruşma salonuna girdiği sırada katılana yönelik ‘Seni öldüreceğim. Senin ananı avradını sinkaf edeceğim.’ şeklinde tehdit ve hakaret etmesi üzerine mahkeme heyeti tarafından tutanağa geçirildiği, sanığın sarf ettiği ‘seni öldüreceğim’ şeklindeki sözlerin, bir kimsenin hayatına yönelik olduğu ve yaşamını sürdürme hakkını ortadan kaldıracağına yönelik bir açıklamayı içerdiği ve sanığın bu sözlerinin TCK’nın 106/1 maddesinde yazılı tehdit suçunu oluşturduğu, sanığın sarf ettiği ‘Senin ananı, avradını sinkaf edeceğim.’ şeklindeki sözlerinin ise katılanın onur, şeref ve saygınlığını zedeleyici nitelikte olup hakaret suçunu oluşturduğu, bu hâliyle sanığın fiilinin hukuki anlamda tek bir fiil oluşturmadığı, gerçek içtima hükümleri uyarınca hem tehdit, hem de hakaret suçunun oluştuğu ve sanığın her iki suçtan ayrı ayrı mâhkumiyetine hükmedilmesi gerektiği, bu nedenle itirazın haklı nedene dayandığı kanaatindeyim.
TCK’nın 106 ncı maddesinde düzenlenen tehdit suçu, kanuni tarifinde neticeye unsur olarak ayrıca yer verilmediği için sırf hareket suçları arasında yer almaktadır. Buna göre, objektif olarak muhatabını korkutmaya uygun ve elverişli hareketlerin icrasıyla birlikte suç tamamlanır. Özellikle tehdidin sözle işlendiği somut olayımızda tehdidi oluşturan ‘Seni öldüreceğim.’ sözünün ifadesiyle birlikte suç tamamlanmıştır.
Sanık bu aşamada eylemine son vermemiş, veya eylemini benzer şekilde anlaşılabilecek tehdit niteliğinde ifadelerde bulunmamıştır. Aksine, katılanın onur, şeref ve saygınlığını zedeleyici nitelikte bir içeriğe sahip olduğu bilinciyle katılana ‘Senin ananı, avradını sinkaf edeceğim.’ demiştir. Sanığın, kullandığı sözlerin objektif olarak hakaretamiz içeriğe sahip olduğunun bilincinde olduğu konusunda kuşku bulunmamaktadır.
‘Senin ananı, avradını sinkaf edeceğim.’ sözünün sırf geleceğe yönelik olmasından bahisle TCK’nın 106/1-1. madde ve cümlesinde düzenlenen hayata ve cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit suçunu oluşturacağı değerlendirilemez. Bu sözün söylendiği olayın özelikleri ve şartları nazara alınmalıdır.
Hukuki anlamda sanık, katılana yönelik ‘Seni öldüreceğim.’ sözünü söylediği anda tehdit suçunu oluşturan fiilini tamamlamış ve katılanın onur, şeref ve saygınlığını zedeleyici nitelikte bir içeriğe sahip olduğu bilinciyle katılana ‘Senin ananı, avradını sinkaf edeceğim.’ demek suretiyle TCK’nda hakaret suçu olarak tanımlanan fiili gerçekleştirmiştir. Hukuki anlamda tek bir fiilin varlığından söz edilemez. Bu nedenle sorunun çözümünde TCK’nın 44/1 nci maddesinde düzenlenen farklı neviden fikri içtima hükümlerinin uygulanması da söz konusu değildir.
Bu itibarla, sanığın duruşma salonuna girdiği sırada katılana yönelik ‘Seni öldüreceğim. Senin ananı avradını sinkaf edeceğim.’ şeklindeki sözlerinin, tehdit ve hakaret suçlarını oluşturduğu gözetilmeden, ‘sarf ettiği sözlerin geleceğe yönelik TCK’nın 106/1-1. madde ve cümlesinde düzenlenen hayata ve cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında hakaret suçundan ayrıca mahkumiyet hükmü kurularak fazla ceza verilmesine ilişkin bir nolu bozma kararının kaldırılarak hüküm fıkrasından çıkartılması istemi’ ne yönelik Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının kabul edilerek hükmün bozulması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluk görüşüne muhalifim.” görüşüyle,
Ceza Genel Kurulu Üyesi …; “Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2018/46 esas sayılı dosyasındaki sayın Genel Kurul çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum. Şöyle ki;
TCK’nın 106/1. maddesine göre; ‘Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikâyeti üzerine altı aya kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.’
Madde gerekçesinde belirtildiği gibi, tehdit suçunda korunan hukuki değer, kişilerin huzur ve sükûnudur. Böylece kişilerde bir güvensizlik duygusunun meydana gelmesi de engellenmektedir. Bu maddeyle korunmak istenen bir diğer değer ise, kişinin karar verme ve hareket etme hürriyetidir. Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre ise; tehdit fiili kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir.
TCK’nın 125/1. maddesine göre; ‘Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.’
Madde gerekçesi ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olduğundan bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Ceza Genel Kurulunun gündemine gelen itiraz konusu; Sanığın müştekiye hitaben ‘Seni öldüreceğim, senin ananı, avradını sinkaf edeceğim’ biçiminde söylediği sözlerin TCK’nın 106/1. maddesinde yazılı tehdit suçunun yanında ayrıca TCK’nın 125/1. maddesinde yazılı hakaret suçunu birlikte oluşturup oluşturmadığı, ya da söylenen sözlerin tamamının sadece TCK’nın 106/1. maddesinde yazılı tehdit suçunu oluşturup oluşturmadığıdır. Maddi olayda, 14.05.2013 tarihli duruşmasında, sanık …’ın duruşma salonuna girdiği sırada katılana yönelik ‘Seni öldüreceğim. Senin ananı avradını sinkaf edeceğim’ şeklinde tehdit ve hakaret etmesi üzerine mahkeme heyeti tarafından tutanağa geçirildiği şeklinde gerçekleşen eylemde, sanığın sarf ettiği ‘seni öldüreceğim’ şeklindeki sözlerinin, bir kimsenin hayatına yönelik olduğu ve yaşamını sürdürme hakkını ortadan kaldıracağına yönelik bir açıklamayı içerdiği ve sanığın bu sözlerinin TCK 106/1 maddesinde yazılı tehdit suçunu oluşturduğu; sanığın sarf ettiği ‘senin ananı, avradını sinkaf edeceğim’ şeklindeki sözlerinin, katılanın onur, şeref ve saygınlığını zedeleyici nitelikte olup hakaret suçunu oluşturduğu konusunda bir kuşku bulunmamaktadır.
Sanığın katılana yönelik ‘Seni öldüreceğim’ şeklindeki sözlerinin tehdit suçunda korunan hukuki değer kapsamında, katılanın ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden, katılanın huzur ve sükûnunu bozan ve sonuç olarak, katılanda güvensizlik duygusu ve korku oluşturan sözler olduğu açıktır. Bu anlamda sanığın üzerine atılı TCK’nın 106/1. maddesindeki tehdit suçu unsurları itibarıyla oluşmuştur. Yine sanığın katılana yönelik olarak ‘Senin ananı, avradını sinkaf edeceğim’ şeklindeki sözlerinin hakaret suçunda korunan hukuki değer kapsamında, katılanın onur, şeref ve saygınlığını, itibarını, namusunu, annesi hakkında sinkaflı kelimeler kullanılmasından dolayı rencide olmasına sebep olan sözler de olduğu açıktır. Bu anlamda sanığın üzerine atılı TCK’nın 125/1-4. maddesinde yazılı hakaret suçu da unsurları itibarıyla oluşmuştur. Sanığın sarfettiği sinkaflı kelimelerin geleceğe yönelik olması, bu sinkaflı kelimelerden katılanın korktuğu, huzur ve güven duygusunun zedelendiği anlamına gelmeyeceği; bu sinkaflı sözlerle katılanın onur, şeref, saygınlık ve itibarının zedelendiği anlaşılmalıdır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabul edilmesi gerektiği, dolayısıyla sanığın katılana hitaben söylediği “Seni öldüreceğim”, “Senin ananı, avradını sinkaf edeceğim” şeklindeki sözlerle hem TCK’nın 106/1. maddesinde yazılı tehdit suçundan hem de 125/1. maddesinde yazılı hakaret suçundan ayrı ayrı cezalandırılması gerekirken, sanığın bu sözlerinden dolayı sadece TCK’nın 106/1. maddesinde yazılı tehdit suçundan cezalandırılmasının uygun görüldüğüne ilişkin Ceza Genel Kurulu’nun sayın çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum.” savıyla,
Üç Ceza Genel Kurulu Üyesi de; “İtirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği” düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
SONUÇ:
1) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 16.02.2021 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir