ÖZET;

✏️ Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de; takibe dayanak yapılan senet zamanaşımına uğramış olduğundan yazılı delil başlangıcı niteliğini taşır ve asıl borç ilişkisi tanık dahil her türlü delille ispat edilebilir.
✏️ Davacı tarafından tek tanık olarak abisi bildirilmiş olup mahkemece de tanık dinlenmiştir. Dinlenen tanık beyanında; davalının iş yeri komşusu olduğunu, kendisinin davacı ile birlikte aynı iş yerinde çalıştığını, 7-8 yıl kadar önce davalının davacıdan borç para aldığını, karşılığında da icra takibine konu senedi verdiğini, borç miktarının 2.700,00 TL olduğunu, davacı ile davalının arasında ticari ilişki olduğunu ancak icra takibine konu senedin ticari ilişki nedeniyle verilmediğini beyan etmiştir.
✏️ Mahkeme gerekçesinde; tanığın borç nedeniyle bonoyu verdiğini iddia ettiği ve bu iddiasını yazılı herhangi bir delil ile ispatlanamadığı belirtilmiş olmasına rağmen tanığın beyanına neden itibar edilmediği tartışılmamıştır. Hal böyle olunca; mahkemece tüm deliller bir arada değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

Karar İçeriği

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi         

2018/1461 E.  ,  2020/4901 K.


“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalının kendisinden borç aldığını ve karşılığında 30/09/2006 vade tarihli, 2.700,00 TL bedelli senedi düzenleyerek verdiğini, borcun ödenmemesi üzerine senedin tahsili amacıyla … 11. İcra Müdürlüğünün 2015/7039 esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine başlanıldığını, davalı tarafından, yapılan takibe itiraz edildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, 30/09/2006 vade tarihli, 2.700,00 TL bedelli zamanaşımına uğramış senede dayanarak ilamsız icra takibinde bulunmuş, davalı ise takibe konu bononun zamanaşımına uğradığını, davacıya bir borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de; takibe dayanak yapılan senet zamanaşımına uğramış olduğundan yazılı delil başlangıcı niteliğini taşır ve asıl borç ilişkisi tanık dahil her türlü delille ispat edilebilir. Davacı tarafından tek tanık olarak abisi bildirilmiş olup mahkemece de tanık dinlenmiştir. Dinlenen tanık beyanında; davalının iş yeri komşusu olduğunu, kendisinin davacı ile birlikte aynı iş yerinde çalıştığını, 7-8 yıl kadar önce davalının davacıdan borç para aldığını, karşılığında da icra takibine konu senedi verdiğini, borç miktarının 2.700,00 TL olduğunu, davacı ile davalının arasında ticari ilişki olduğunu ancak icra takibine konu senedin ticari ilişki nedeniyle verilmediğini beyan etmiştir. Mahkeme gerekçesinde; tanığın borç nedeniyle bonoyu verdiğini iddia ettiği ve bu iddiasını yazılı herhangi bir delil ile ispatlanamadığı belirtilmiş olmasına rağmen tanığın beyanına neden itibar edilmediği tartışılmamıştır. Hal böyle olunca; mahkemece tüm deliller bir arada değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 18/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi