ÖZET:

✏️ Senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti, senet elinde olup takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir (HGK. nun 26.04.2006 tarih ve 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı). 
✏️ Bu durumda eldeki davanın niteliği itibariyle "imzanın borçluya ait olduğunu" kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu gözardı edilmemeli ve ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya da gidilmemelidir.
✏️ Aldırılan bilirkişi raporu ile bonodaki imzanın borçluya ait olduğu hususu ispat yükü kendisinde olan alacaklı tarafından ispatlanamadığı gibi, alacaklı tarafından yeni bir bilirkişi incelemesi de talep edilmemiştir
O halde mahkemece, yukarıdaki ilke ve bilirkişi raporları gözönüne alınarak, imzanın borçluya ait olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanamaması nedeniyle itirazın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı yerinde olup Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle itirazın reddine karar verilmesi isabetsizdir.

Karar İçeriği

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi        

 2020/2828 E.  ,  2020/10203 K.


“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 2



Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine iki adet bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan iki ayrı icra takibinde; borçlunun örnek (10) numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine yasal sürede icra mahkemesine başvurarak imzaya, borca, faize itiraz ettiği, ilk derece mahkemesince, alınan raporun kesin kanaat içermediği, ispat yükünün alacaklıya ait olduğu, alacaklı tarafından da rapora itiraz edilmediği nedeniyle itirazın kabulü ile takibin durdurulmasına karar verildiği, kararın alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; raporda, imzalar arasında belirgin ve ayrıcalıklı bir farklılığın izlenmediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve itirazın reddine karar verildiği, kararın borçlu tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, mahkemece alınan 24/10/2018 tarihli bilirkişi raporunda, “borçlu imzaları ile mukayese imzaları kıyaslandığında; tersim tarzı, başlangıç, başlangıç çizgisinden sola ve yukarı kurdele figüründen ara gramalara geçiş hareketi, imza bölümleri arasında birbirine bağlanış ve örgüleniş özellikleri gövde ve bitiş formları, ebatı, eğimi, hızı, seyri, işlekliği, baskı derecesi, kalem tutuş alışkanlığına bağlı hat kalınlığı ve alışkanlık vasıfları itibarıyla uyumlululuk bulunduğu görülmüş, belirgin veya ayırıcı bir farklılık izlenmemiştir….senet aslında … Tüfekçi adına atfen atılı borçlu imzalarının … Tüfekçi eli ürünü olduğunun kabulü yakın olasılık seviyesinde değerlendirildiğinin” belirtildiği görülmüştür.
Bu durumda, 24/10/2018 tarihli bilirkişi raporunun ihtimale dayalı olup imzanın borçlunun eli ürünü olup olmadığı hususunda net bir görüş bildirilmediği, bu hali ile kesin kanaat içermediği ve dolayısıyla hüküm kurmaya elverişli olmadığı görülmektedir.
Senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti, senet elinde olup takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir (HGK. nun 26.04.2006 tarih ve 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı). Bu durumda eldeki davanın niteliği itibariyle “imzanın borçluya ait olduğunu” kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu gözardı edilmemeli ve ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya da gidilmemelidir.
Aldırılan bilirkişi raporu ile bonodaki imzanın borçluya ait olduğu hususu ispat yükü kendisinde olan alacaklı tarafından ispatlanamadığı gibi, alacaklı tarafından yeni bir bilirkişi incelemesi de talep edilmemiştir
O halde mahkemece, yukarıdaki ilke ve bilirkişi raporları gözönüne alınarak, imzanın borçluya ait olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanamaması nedeniyle itirazın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı yerinde olup Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle itirazın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile, … Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 05/12/2019 tarih ve 2019/764 E.- 2019/2442 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07/12/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi